13. Hukuk Dairesi 2018/1595 E. , 2020/3269 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davacının davalıya ait pamukların toplanması hususunda davalı ile anlaştığını, davacının anlaşılan işi bitirmesi nedeniyle 26.11.2011 tarihli 5.600,00 TL bedelli faturayı davalıya teslim ettğini, ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine ... 15. İcra Müdürlüğü"nün 2014/13449 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz sonucu icra takibinin durduğunu, davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın % 20"sinden az olmamak üzere inca inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu fatura bedelinin davacıya elden ödendiğini, ancak güven ilişkisine dayalı olarak kendisinden yazılı belge almadığını belirterek, davanın redddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, dava konusu ... 15. İcra Müdürlüğü"nün 2014/13449 Esas sayılı takip dosyasında 5.600,00 TL asıl alacak yönünden davalının borca ve takibe itirazının iptaline, asıl alacak yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin faiz ve icra tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece, takibe itirazın kabulüne, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu"nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Olayımızda; takip konusu alacak, davalı borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumdadır. Bu nedenle alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü ile İİK"nun 67. maddesi gereğince kabul edilen alacak talebi yönünden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK"nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "icra tazminat talebinin reddine“ ibaresinin çıkarılarak "Hükmolunan 5.600,00 TL asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 286,84 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 35,90 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi