2. Hukuk Dairesi 2013/26153 E. , 2014/10975 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Şanlıurfa 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :26.09.2013
NUMARASI :Esas no:2012/159 Karar no:2013/861
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (koca) tarafından; manevi tazminatın miktarı yönünden, davalı (kadın) tarafından ise; kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kocanın manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı kadının temyizlerine yönelik incelemeye gelince;
a-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
b-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı koca yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple manevi tazminatın miktarı yönünden kadın lehine BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin 1. bentte ve 2/a bendinde gösterilen sebeplerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere manevi tazminatla ilgili bozmanın gerekçesinde oyçokluğuyla sonucunda ve diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.12.05.2014(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Mahalli mahkeme; “davalının kendisine verilen kesin süre zarfında, davacının kendisinden olmadığını iddia ettiği evliliğin devamı sırasında 5.5.2009"da doğan çocuğun soybağının belirlenmesi için zorunlu olan tıbbi ve genetik araştırmaya rıza göstermediğini” gerekçe göstererek bundan beklenen sonucu davalının aleyhine doğmuş saymış ve “davalının haysiyetsiz hayat sürdüğünü” kabul ederek, bu durumu davacı yararına manevi tazminata hükmederken tazminat miktarını tayinde göz önünde bulundurmuştur. Oysa, taraflar ve üçüncü kişilerin, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemeye rıza gösterme yükümlülüğü, soybağına ilişkin davalarda söz konusudur. (TMK. m. 284/2) Boşanma davasında, davalının böyle bir araştırmaya rıza gösterme yükümlülüğü yasal olarak mevcut değildir. Dolayısıyla hakimin, rıza göstermeme şeklindeki bir tutumu davalının aleyhine doğmuş sayması ve bu durumu manevi tazminat miktarının tayininde etkili görmesi yasal değildir. Bu husus nazara alınmadan, toplanan diğer deliller esas alınarak manevi tazminat miktarı belirlenmelidir. Bu sebeple, manevi tazminatla ilgili bozmaya sonucu bakımından katılmakla birlikte, bozmanın gerekçesine katılmıyorum.