13. Hukuk Dairesi 2012/15382 E. , 2013/3580 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalının başkanı olduğu Konut Yapı Kooperatifindeki daire hissesini, bütün hak ve vecibeleriyle ... 3. Noterliğinin 27.05.2004 tarihli sözleşmesi ile kendisine devrettiğini, devraldığı daireye yaklaşık 20.000,00 TL masraf yaptığını, daha sonra davalının kooperatif yönetimindeki görevinden ayrıldığını, yeni yönetimin kendisinin kooperatif üyesi olmadığını bildirdiğini, davalı tarafından hile ve desise ile kandırılarak zarara uğratıldığını, dairenin şu andaki değeri kadar zararı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 12.10.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini kooperatif hissesinin rayiç değeri olan 25.000,00 TL ye yükseltmiştir.
Davalı; cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.224,41 TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bu bedelin 7.000,00 TL sine 05.11.2007 tarihinden, 1.224,41 TL sine 12.10.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının fazla taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki davasında davalıdan satın aldığı kooperatif hissesi nedeni ile uğradığı zarara karşılık rayiç değer karşılığı 25.000 TL nin davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece kooperatif hissesinin satışına ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu bu nedenle, davacının ödediği bedeli ancak denkleştirici adalet prensibine göre talep edebileceği gerekçesi ile ödenen paranın dava tarihinde ulaştığı değer olan 4.224,41 TL ile davacı tarafından dava konusu daire içerisine yapılan masrafların dava tarihindeki rayiç değeri olan 4.000 TL nin toplamı olan 8.224 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın davalı tarafından noter satış işlemi ile davacıya satıldığı ve bedelinin davacı tarafından kısmen peşin bakiye kısmının ise dava dışı kooperatif lehine düzenlenen bonolar ile ödendiği anlaşılmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun devirle ilgili hükmü 14/2. maddesi ile düzenlenmiştir. Devralan kişinin aynı yasanın 8. maddesindeki koşulları taşıması halinde üyeliği iktisapta herhangi bir mahsur olmadığı için kooperatif yönetiminin bu devri reddetme hakkı yoktur. Davaya konu payın bulunduğu kooperatif özel statülü bir kooperatif olmadığına, herhangi bir kısıtlılık hali ileri sürülmediğine göre yine davacı tarafından dava konusu kooperatif hissesinin devrine ilişkin sözleşme kapsamında keşide edilen bonolarda lehdar olarak dava dışı kooperatifin yer almış bulunmasına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalanmasının kooperatif payının devri için yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, dava konusu kooperatif hissesinin noter aracılığı ile satışına ilişkin sözleşmenin geçerli bir satım sözleşmesi olduğunun kabulü zorunlu olup, davacı da, geçerli olan bu satış sonrası davalı satıcının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan BK"nun 189 maddesinin birinci bendinde, "satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes"ul ve zamindir." yazılıdır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcının, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın mevcut olmaması halinde sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumluluk da alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş olup, davalı zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda, dava konusu taşınmazın raiç değerine hükmetmesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.