13. Hukuk Dairesi 2012/7880 E. , 2013/3423 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 24.11.1998 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalının ... mahallesi, Kumla bayır yolu mevkiinde kain pafta 13, ada 356, parsel 37 (değişiklikle 59 parsel) de yapılacak inşaattan, davalının belirleyeceği 4 adet dairenin kendisine verileceğini, söz konusu taşınmaz üzerine bina yapılmış tamamlanmış ve iskan edilmeye başlanmış olmasına rağmen vaad edilen dairelerin teslim edilmediğini, ihtarın sonuçsuz kalması üzerine açılan davada taşınmazların adına tesciline karar verildiğini, bu kararın 31.1.2011 tarihinde kesinleştiğini ve taşınmazların anahtarlarının 4.2.2011 tarihinde verilmesi suretiyle fiili teslimin de gerçekleştiğini, ihtarname keşide ederek davalıyı temerrüde düşürdüğü tarih ile teslim tarihi arasında dava konusu taşınmazları tasarruf edemediğini, gelirlerinden mahrum kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 20.000 TL. kira tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, 24.11.1998 tarihli sözleşmenin ise sadece davalıya 4 adet taşınmazın verileceğine ilişkin olduğunu, bu sözleşmede ne inşaata başlama tarihi ne de taşınmazların teslim tarihinin belirlenmemiş olması nedeniyle bu sözleşmeye dayalı olarak geç teslim nedeni ile tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazların Aralık 2010 tarihinde tamamlandığını, bu tarihten sonra oturulmaya başlandığını, dava konusu taşınmazların ise 2011 yılı Ocak ayında davacıya teslim edildiğini, bu nedenle davacının kira kaybının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, geç teslimden dolayı kira kaybının tazmini istemine ilişkindir. Davacı, mahkeme kararı ile devrini sağladığı taşınmazlar yönünden, teslim için davalıya gönderdiği ihtardan, teslimin fiilen gerçekleştiği tarihe kadarki dönemde kira gelirinden mahrum kaldığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise sözleşmede teslim için belirli bir süre öngörülmediğini, inşaatın işleri tamamlanıp ruhsat alındıktan sonra da teslimin gerçekleştiğini, bu sebeple kira kaybının doğmadığını savunmuştur. Mahkemece iskan ruhsatlarının 2011 yılı şubat ayında alındığı, aynı zamanlarda teslimin gerçekleştiği ve dayanak sözleşmede teslim zamanı ile teslim şartları hususunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/13-592 esas, 2013/65 karar sayılı, 16.1.2013 tarihli içtihadında da benimsediği üzere; her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, temerrüde düşen borçlu, alacaklıya karşı BK 106. vd. maddeleri çerçevesinde aynen ifa ve gecikmeden dolayı uğradığı zararının veya aynen ifayı reddederek müspet zararının yahut sözleşmeyi feshederek menfi zararının tazminini seçimlik olarak isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta davacı, sözleşmeye ayakta tutarak mahkeme kararı ile taşınmazların devrini sağlamış ve eldeki dava ile geç teslimden doğan zararının karşılanması yönünde talepte bulunmuştur. Bu halde, davalı borçlunun temerrüde düşüp düşmediğinin tespiti hususu önem kazanır. Borçlunun temerrüde düştüğünden bahsedilebilmesi için, edimin ifa olanağının bulunması ve borcun muaccel olması gerekir. BK 101/1. maddesi gereğince temerrüt için borcun muaccel olması yeterli olmayıp kural olarak alacaklının da ihtarı gerekmektedir. Alacaklının aynen ifa ve gecikmeden dolayı tazminat isteyebilmesi için BK 106/1 maddesi gereğince borçluya uygun bir mehil verilmiş olması ve bu mehilden sonuç alınamaması şarttır. Ne var ki, sözleşmede ifa tarihinin tam olarak tayin edilmiş olması, borçlunun hal ve davranışlarından süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması veya temerrüdün alacaklı yönünden aynen ifayı faydasız hale getirmesi hallerinde alacaklı borçluya mehil vermeden de BK 106. maddedeki seçeneklerden birini kullanabilir. Dava konusu 1998 tarihli sözleşmede teslim için belli bir süre öngörülmemiştir. Davacının davalıya taşınmazların teslimi yönünde gönderdiği 2012/7880 2013/3423
ihtarnamenin 1.6.2009 tarihinde tebliğ edildiği, sonuç alamayınca tapu iptal ve tescil davası açtığı ve lehine kararın 31.1.2011 tarihinde kesinleştiği, fiilen teslimin ise 4.2.2011 tarihinde gerçekleştiği ihtilafsızdır. Taşınmazın teslimine yönelik edimin tamamlanması için ruhsatının alınması da zorunlu olmayıp tapu iptal tescil davasının 22.1.2010 tarihinde yapılan keşfi sırasında da dairelerde oturumun olduğu, bir kısım apartman sakinlerinin 2009 senesinden başlayan aboneliklerinin bulunduğu davacı tarafından sunulan belgeler ile de sabittir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, davacının ihtarın tebliğ edildiği tarihten sonra, ihtarda teslim için öngörülen 7 günlük sürenin bitiminden itibaren fiili teslim tarihine kadar kira kaybı alacağını isteyebileceği gözetilerek, rayice göre bilirkişi marifeti ile belirlenecek tazminat miktarı üzerinden davanın kabulü gerektiği gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.