Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/449
Karar No: 2012/6496
Karar Tarihi: 28.06.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/449 Esas 2012/6496 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2012/449 E.  ,  2012/6496 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tescil

    ... ile Hazine, Şanlıurfa Belediye Başkanlığı ve Çamurlu Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ....Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.10.2011 gün ve 207/980 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

    KARAR

    Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak tapulama çalışmalarında tespit dışı bırakılan, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı Hazine vekili, davacı yararına imar-ihya ile birlikte kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Ayrıca TMK.nun 713/6.maddesi uyarınca dava konusu yerin Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. Dava konusu taşınmazın Adalet Bakanlığı Eğitim Tesisi olarak tahsis edildiğini açıklamış bu hususun mahkemece araştırılmasını istemiştir.
    Davalı köy tüzel kişiliği yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
    Mahkemece, davacının imar-ihyası ile birlikte taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 04.05.2011 tarihli krokili raporunda A ile gösterilen 3.297,14 m² ve B ile gösterilen 17.635,30 m²"lik taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı raporda C ve D harfleriyle gösterilen bölümler yönünden açılan davanın atiye terkine ve bu yerlerle ilgili olarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir. Hükmün kabule ilişkin bölümleri, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından: Şanlıurfa Kadastro Müdürlüğünün 13.06.2011 tarih ve 1840 sayılı karşılık yazılarında; dava konusu taşınmazın 25.07.1963 tarihinde kesinleşen tapulama çalışmalarında "taşlık" vasfı ile tespit harici bırakıldığı bildirilmiştir. Böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle kazanılması mümkündür.
    Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit dışı bırakılma tarihi olan 1963 yılından sonra dava tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait (1978– 1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde, arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin olacağı görülecektir. Mahkemece, uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
    Öte yandan 28.04.2011 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı İbrahim Aslan taşınmazın "öncesi mera hayvan otlar yer" olduğunu ifade etmiştir. Bu halde taşınmaz tahsisli ve kadim mera araştırmasına muhtaçtır. Dava konusu yerin öncesinin veya hâlihazır durumunun tahsisli veya kadim meralardan olup olmadığı ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabidir. Zira tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli meralar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu halde, kadim meralar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar.
    HGK’nun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 3.5.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması halinde ise hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; taşınmazın tahsisli veya kadim mera niteliğinde olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılması olmalıdır.
    Taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının İl Özel İdare Genel Sekreterliğinden sorulması, varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4342 sayılı Kanunun 5.maddesine belirtilen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir.
    Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş; dosya içerisinde bulunmayan ve dava konusu taşınmazın çevresinde yer alan 112 ve 3 nolu parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı ve okunaklı suretleriyle varsa kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirilip dosya arasına konulması; ayrıca, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait dava tarihi olan 07.03.2008 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arasında) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosyasına konulması, yeniden yapılacak keşifte kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotoğrametri mühendisi ve daha önce götürülmeyen ziraat mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda üç boyutlu olarak incelemesi yaptırılarak taşınmazın niteliği, meradan elde edilen yerlerden olup olmadığı, kullanım süresinin, ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılması,varsa komşu parsellere revizyon gören kayıt ve belgelerin zemine uygulanması, komşu parsellere ait kayıt ve belgelerin nizalı taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması gerekir. Şahit ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmelidir. Taşınmazın öncesinin kadim mera niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıkların HMK. nun 243 ve 244.maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, aynı kanunun 259 ve 290/2.maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazın kim tarafından ne şekilde imar-ihya çalışmalarına başlandığı, imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin, zilyetliğin dava tarihine kadar ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğünün yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK. nun 261.maddesi gereğince giderilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
    Bundan ayrı, dosya içerisindeki hükmün davalı köy tüzel kişiliğine tebliğine dair tebligat parçasında ve köy muhtarlığınca yapılan ilana ilişkin 13.07.2011 hakim havaleli yazıda köy muhtarı olarak Şıho Kaya"nın ismi yeralmaktadır. Anılan kişinin davacı olup olmadığı yönünde duraksama bulunmaktadır. 442 sayılı Köy Kanununun 34-35. maddelerine göre, köy tüzel kişiliğine karşı açılan davalarda, davalı durumunda bulunan köyü köy muhtarı temsil eder. Aynı davada köy muhtarı hem davacı, hem davalı olamaz. Bu durumda 442 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince köy derneği tarafından davada köyü temsil etmek üzere bir temsilci seçilmesi ve bu işlemin yapılması için durumun ilçe Kaymakamlığına bildirilmesi, köyü temsil etmek için seçilen temsilcinin huzuru ile davaya devam edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, davacının aynı zamanda davalı ... muhtarı olup olmadığının tespiti için Kaymakamlık Mahalli İdareler Bürosundan soruşturulması, muhtar olduğunun anlaşılması halinde yukarıda açıklanan usule göre köyün davada temsili zorunludur.
    Öte yandan, davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davaya konu taşınmazın Adalet Bakanlığı eğitim tesislerine tahsis edildiğini açıklamıştır. Ne var ki; bu hususta yargılama aşamalarında herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece, taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilip edilmediğinin ilgili mercilerden soruşturulup saptanarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi de doğru olmamıştır.
    Davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde 223,00 TL peşin harcın temyiz eden belediye başkanlığına iadesine 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi