
Esas No: 2017/113
Karar No: 2020/319
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/113 Esas 2020/319 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 21. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 589-251
Mühür bozma suçundan sanık ..."un TCK"nın 203/1, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.11.2013 tarihli ve 213-395 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 17.09.2015 tarih ve 10837-3169 sayı ile;
"1-Sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmasında suça konu işyerinin işletmecisinin İhsan Aksoy olduğunu, kendisinin ise orada çalıştığını beyan etmesi karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, suç tarihinde suça konu işyerini sanığın işletip işletmediği tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanık hakkında suça konu aynı işyerine ilişkin mühür bozma suçundan Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/155 Esas numarasında dava bulunduğunun anlaşılması karşısında, eylemlerin bir bütün halinde zincirleme olarak işlenen mühür bozma suçunu oluşturup oluşturmayacağının tespiti bakımından; belirtilen yargılamanın akıbeti araştırılıp mevcut dava ile birleştirilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde, özetinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren onaylı örneklerinin intikal ettirilmesi, toplanan tüm belgelerle birlikte değerlendirilip sonucuna göre hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 10.05.2016 tarih ve 589-251 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mühür bozma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2016 tarihli ve 309035 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1256-1064 sayıyla 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen Geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 21.02.2017 tarih ve 11316-852 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı mühür bozma suçunun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin ve sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Dosya içerisinde yer alan Edirne Belediyesi Meclisinin 01.06.2011 tarihli ve 2011/210 sayılı kararına göre; Edirne Belediyesi Oto Terminal Yönetmeliği’nin 45. maddesinin “Terminalde Belediyemizde bilet satış yazıhanesi kiralayan taşımacı ve acente sahipleri şehir merkezinde Belediye Encümeninin izin vermesi hâlinde bilet satış yeri irtibat bürosu açabilirler. Ancak, terminalde bilet satış yazıhanesi kiralamayan taşımacı ve acente sahipleri şehir merkezinde bilet satış yeri irtibat bürosu açamazlar.” şeklinde düzenlenmesine oy birliği ile karar verildiği,
Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/155 esas sayılı dosyasının konusunu oluşturan ve incelemeye konu dosya içerisinde de bir örneği bulunan ... Zabıta Müdürlüğünün Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 05.02.2013 tarihli yazıda; Edirne Belediye Meclisinin 01.06.2011 tarihli ve 2011/210 sayılı kararı uyarınca yapılan düzenlemeye göre Edirne Belediye Encümeninin 31.01.2013 tarihli ve 2013/124 sayılı kararıyla Edirne Metro Arda Turizm adı altında faaliyet gösteren iş yerinin, amacı dışında terminalde yazıhanesi bulunmayan Nilüfer Turizm adına Mithatpaşa Mahallesi, Alipaşa ... adresinde bilet satış yazıhanesi olarak faaliyette bulunması nedeniyle iş yerinin ticaret ve sanattan men edilmesine karar verildiğinin, bu karar doğrultusunda Belediye Zabıta Müdürlüğü ekiplerince 01.02.2013 tarihli ve 10.25 saatli mühürleme, 01.02.2013 tarihli ve 13.25 saatli mühür bozma tespit ve yeniden mühürleme ile 02.02.2013 tarihli mühür bozma tespit tutanaklarının düzenlendiğinin, son mühür bozma tespiti akabinde direniş gösterilmesi nedeniyle mühürleme işlemi yapılamadığının belirtildiği,
UYAP sisteminden yapılan araştırmaya göre bu yazıya istinaden Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda 19.03.2013 tarihli ve 1215-472 sayılı iddianame ile aynı iş yerine ilişkin olarak 02.02.2013 suç tarihli mühür bozma suçundan Şevket Çevik ve İhsan Aksoy hakkında Özel Dairenin bozma kararına da konu edilen Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/155 esas sayılı dosyası üzerinden görülen kamu davasının açıldığı, bu dosyada sanığın herhangi bir sıfatla yer almadığı, belirtilen dosyada yapılan yargılama sonucunda İhsan Aksoy hakkında kurulan beraat hükmünün temyiz aşamasında Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleştiği,
Yine Edirne Belediye Meclisinin 01.06.2011 tarihli ve 2011/210 sayılı kararıyla yapılan düzenleme uyarınca alınan Edirne Belediye Encümeninin 31.01.2013 tarihli ve 2013/124 sayılı kararına istinaden 25.03.2013 tarihinde aynı iş yerine gittiği anlaşılan ... Zabıta Müdürlüğü görevlilerince saat 13.50’de düzenlenen dava konusu mühürleme tutanağına göre; Edirne Metro Arda Turizm adı altında faaliyet gösteren iş yerinin amacı dışında terminalde yazıhanesi bulunmayan Nilüfer Turizm adına Mithatpaşa Mahallesi, Alipaşa ... adresinde bilet satış yazıhanesi olarak faaliyete devam ettiğinin tespitiyle iş yerinin giriş kapısı mühürlenmek suretiyle ticaret ve sanattan men edildiği, ... Zabıta Müdürlüğü görevlilerince yine aynı gün saat 19.15’te düzenlenen tutanağa göre ise bahse konu iş yerinde yapılan kontrolde iş yeri kapısındaki mührün sökülerek mühür fekki yapıldığının ve işletmenin faaliyetine devam ettiğinin tespit edildiği, ancak tekrar mühürleme işlemi yapılamadığı, sanığın 25.03.2013 tarihli mühür bozma eylemi nedeniyle ... Zabıta Müdürlüğünce Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben 01.04.2013 tarihli ve mühür fekki konulu yazının yazıldığı, incelemeye konu dosyada 25.03.2013 tarihli mühür bozma eylemi yönünden sanık hakkındaki soruşturmanın bu şekilde başladığı,
Dosya içerisinde Mithatpaşa Mahallesi, Alipaşa ... adresinde Edirne Metro Arda Turizm adı altında faaliyet gösteren suça konu iş yerinin kimin adına kayıtlı olduğuna dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, Yerel Mahkemece bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Tanıklar ... ve ...; 25.03.2013 tarihli tutanak içeriğinin doğru olduğunu, olay günü bilet satış yazıhanesi olarak faaliyet gösteren yere giderek mühürleme işlemi yaptıklarını,
İfade etmişlerdir.
Sanık soruşturma evresinde; Edirne ilinde faaliyet gösteren Nilüfer Turizm işletmesinin sorumlusu olduğunu, olay günü ... Zabıta Müdürlüğü görevlilerinin Mithatpaşa Mahallesi, Alipaşa ... adresinde bulunan ve daha önceden mühür fekki yönünden işlem yapılmış olan iş yerine geldiklerini, içeride yolcuların beklediğini, gelen görevliler iş yerini mühürlemeyeceklerini, sadece daha önce mühürlenen yer ile ilgili fotoğraf çekeceklerini belirttiklerinde kendisinin de görevlilere müsaade ettiğini, zabıta görevlilerinin fotoğraf çekip gittiklerini, iş yerini mühürlemediklerini, mühür bozma olayının sadece Şubat ayı içerisinde meydana geldiğini, bu olay ile ilgili görevlilerin ifade verdiğini, iş yerinin kesinlikle ikinci kez mühürlenmediğini, bu olayların Edirne Belediye Başkanlığının firmanın faaliyetlerini engellemek amaçlı bir oyunu olduğunu,
Kovuşturma evresinde farklı olarak; bahsi geçen iş yerinin işletmecisi olan İhsan Aksoy’un yeğeni olduğunu, olay tarihinde ve hâlen orada çalıştığını, zabıta görevlilerinin olay günü bir mühürleme yapmadıklarını, sadece mühür asıp fotoğraf çektiklerini, bu nedenle iş yerinin faaliyetine devam ettiğini, akşam geldiklerinde görevlilerin yeniden tutanak tuttuklarını, mühür bozma suçu işlemediğini,
Savunmuştur.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır." şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır. Bu kuralın istisnalarına ise TCK’nın "Suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
TCK"nın 43. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” biçiminde zincirleme suç, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü fıkrasında da zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanmayacağı suçlar belirtilmiştir.
TCK"nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, "değişik zamanlarda" ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki, bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir.
TCK"nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında öğretide de zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.
Öte yandan, kanunumuz zaman konusunda olduğu gibi, suçların işlendikleri yer bakımından da bir sınır koymamıştır. Ancak, suçların aynı yerde işlenmeleri, suç işleme kararındaki birliğin bir işareti olarak kabul edilebilir.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Zincirleme suça ilişkin bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın çözümüne katkısı bakımından "hukuki kesinti" kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında CMK"nın 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır. Başka bir anlatımla sanık hakkında iddianame düzenlendikten sonra, sanık tarafından aynı suçun tekrar işlenmesi durumunda, yeni ve ayrı bir suç söz konusu olacaktır.
Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasından artırım yapılacaktır.
Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması hâlinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
Diğer taraftan ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkanı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Edirne Belediye Meclisinin 01.06.2011 tarihli ve 2011/210 sayılı kararı uyarınca yapılan düzenlemeye göre Edirne Belediye Encümeninin 31.01.2013 tarihli ve 2013/124 sayılı kararıyla Edirne Metro Arda Turizm adı altında faaliyet gösteren iş yerinin, amacı dışında terminalde yazıhanesi bulunmayan Nilüfer Turizm adına Mithatpaşa Mahallesi, Alipaşa ... adresinde bilet satış yazıhanesi olarak faaliyette bulunması nedeniyle ticaret ve sanattan men edilmesine karar verilmesi üzerine ... Zabıta Müdürlüğü görevlilerince 25.03.2013 tarihinde saat 13.50’de iş yerinin giriş kapısı mühürlenmek suretiyle ticaret ve sanattan men edildiği, ... Zabıta Müdürlüğü görevlilerince yine aynı gün saat 19.15’te yapılan kontrolde ise bahse konu iş yeri kapısındaki mührün sökülerek mühür fekki yapıldığının ve işletmenin faaliyetine devam ettiğinin tespit edildiği olayda, Yerel Mahkemece yapılan yargılamada sanığın mühür bozma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hükmü temyizen inceleyen Özel Dairece maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından suç tarihinde suça konu iş yerini sanığın işletip işletmediğinin belirlenmesi ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti bakımından Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/155 esas sayılı dosyasının, dosya içerisine getirtilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle sanık hakkında kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de;
Sanık kovuşturma evresinde; Edirne ilinde faaliyet gösteren Nilüfer Turizm isimli iş yerinin işletmecisi olan İhsan Aksoy’un yeğeni olduğunu, olay tarihinde ve hâlen orada çalıştığını ifade etmesine karşın soruşturma evresinde; bahsi geçen iş yerinin Edirne sorumlusunun kendisi olduğunu beyan etmek suretiyle sanığın, davaya konu iş yerinde yetkili olduğunu açıkça belirtmiş olması, yine sanığın savunmalarına ve tüm dosya kapsamına göre; belediye görevlilerince mühürleme işlemi ve mührün bozulduğunun tespiti için iş yerine gelindiğinde iş yeri çalışanı veya sorumlusu olarak sanık dışında bir başka kimsenin orada olmadığının, iş yerinde sanığın bulunduğunun anlaşılması karşısında, ... Zabıta Müdürlüğü görevlilerince 25.03.2013 tarihinde saat 13.50’de yapılan mühürleme işleminden yaklaşık 5-6 saat gibi kısa bir süre sonra aynı gün saat 19.15’te tespit edilen davaya konu mühür bozma eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olduğu,
Ayrıca, UYAP sisteminden yapılan araştırmaya göre Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/155 esas sayılı dosyasında; suç mühür bozma olup mühürlemeye konu iş yeri incelemeye konu dosyadaki iş yeri ile aynı olsa da bu dosyada sanığın herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığı gibi suç tarihinin 02.02.2013, iddianame tarihinin ise 19.03.2013 olduğu gözetildiğinde sanığın 25.03.2013 tarihli mühür bozma eylemiyle anılan dosyadaki mühür bozma eylemi arasında hukuki kesinti nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimalinin bulunmadığı, bu suretle belirtilen dosyanın getirtilmesinin gerekli olmadığı,
Yerel Mahkemece sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün eksik araştırmayla kurulmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 589-251 sayılı, sanık hakkında mühür bozma suçu yönünden kurulan mahkûmiyet hükmünde araştırılması gereken herhangi bir husus bulunmadığına ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.12.2016 tarihli ve 398 sayılı kararı ile Yargıtay 21. Ceza Dairesinin kapatılması nedeniyle aynı karar uyarınca bu Daireye ait işlerin devredildiği Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.