Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2019/561
Karar No: 2020/315

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/561 Esas 2020/315 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2019/561 E.  ,  2020/315 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 154-451


    Sanıklar ..., ..., ... ve ...’nun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 109/2, 109/3-b ve 53. maddeleri uyarınca üçer kez 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanık ...’nun ayrıca aynı Kanun’un 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.12.2015 tarihli ve 154-451 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.05.2019 tarih ve 6501-3279 sayı ile TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.10.2019 tarih ve 79340 sayı ile;
    "Olayımızda müştekilerden ..."ın, internet üzerinden nakış makinasının satışı için Manisa ilinden ... ile anlaştığı, bu anlaşmanın içeriğinde 20.000 TL. nakit para, 45 gün vadeli senet ve bu senedin teminatı olarak da Manisa ilinde gösterilecek villa tipi bir eve rehin koyma konularının bulunduğu, 20.03.2015 tarihinde saat 10:00"da anlaşma konularını görüşmek üzere müşteki ..."ın kendi aracıyla yanında diğer müştekiler de olduğu hâlde Manisa iline geldiği, daha sonra sanık ..."nu telefonla arayarak, pastanede bekledikleri, sanık ..."nun diğer sanıklarla birlikte pastaneye geldiği, sanık ..."nun yanında diğer sanıklar da olduğu hâlde müşteki ... ve diğer müştekilere hitaben "Sen Denizli ilini ara, makinaları yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli"de benden telefon ile talimat bekliyor." dediği, daha sonra başka bir yere götüreceklerini söyleyerek müştekilerin arabalarına binmelerini istedikleri, müştekilerin "Kendi arabamızla geldik, kendi arabamızla gideriz." diyerek birlikte arabalarına bindikleri, müştekilere ait aracın arka kısmına sanıklar ... ve ..."un da bindiği, daha sonra sanık ..."nun kullandığı ve ..."nın da içinde olduğu öndeki aracı takip etmelerini söyledikleri, müşteki ..."ın yolda giderken polis ekiplerini görmesi üzerine aracını telaşla polis ekip aracının önüne kırdığı, bu araçta bulunan sanıklar ... ve ..."un müşteki ..."ın yakasına yapışarak engel olmaya çalıştıkları, araç içerisinde bulunan sanık ..."in polisleri görünce yanında bulundurduğu kuru sıkı silahı araca bıraktığı, polis ekibinin müdahalesi üzerine olayın ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
    Görüldüğü gibi olayda, sanık ..."nun tehditle müştekilere "Arabanıza binin" talimatı üzerine, üç müşteki arabalarına binmişler ve sanık ..."ın kullandığı aracı takip etmek durumunda kalmışlardır.
    ...5237 sayılı TCK’nın 43/3. maddesinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar arasında aynı Kanun"un 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna yer verilmemiş olduğundan, koşulları bulunduğunda, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden 5237 sayılı TCK"nın 43/1-2 maddelerinin uygulanmasına yasal engel bulunmamaktadır.
    Aynı mağdurun, değişik zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla hürriyetinden yoksun bırakılması hâlinde 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin 1. fıkrası, failin aynı suç işleme kararının icrası düşüncesiyle, tek bir fiille birden fazla kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakması hâlinde ise aynı maddenin 2. fıkrası uygulama olanağı bulunacaktır. Örnek olarak, Yargıtay 14. Ceza Dairesi 26.06.2018 tarihli, 2018/4627 karar sayılı ilamında, "Mağdureleri alıkoyma eyleminin tek fiille birden fazla mağdureye yönelik işlenmesi nedeniyle zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilerek sanığın TCK"nın 109/2-3-a, 43/2. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mağdure sayısınca hükümler kurulması" gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
    Olayımızda da, sanık ..."nun talimatı üzerine müştekiler araçlarına binmişler ve ..."ın kullandığı aracı takip zorunluluğuna girmişlerdir. Sanık ..."ın tek eylemiyle üç müştekinin hürriyetten yoksun bırakması nedeniyle, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında TCK"nın 109/2-3-b ve 43/2. maddeleri uyarınca uygulama yapılması gerekirken, üç kez cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetsizdir." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 23.10.2019 tarih ve 2223-5041 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan ..."ın, nakış makinesinin satışı için internet üzerinden verdiği ilan sonucu Manisa ilinde yaşayan sanık ... ile 20.000 TL nakit, 45 gün vadeli senet ve bu senedin teminatı olarak da Manisa ilinde gösterilecek villa tipi bir eve rehin konulması karşılığında anlaştığı, 20.03.2015 tarihinde saat 10.00 sıralarında koşulları görüşmek üzere kendi arabasıyla yanında mağdur ... ve şikâyetçi ... olduğu hâlde Manisa iline geldiği, daha sonra sanık ...’ı arayarak pastanede beklediklerini söylediği, diğer sanıklar ile pastaneye gelen sanık ...’ın "Sen Denizli ilini ara makineleri yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli"de benden telefon ile talimat bekliyor." dedikten sonra onları başka bir yere götüreceklerini söylediği, katılana ait aracın arka kısmına sanıklar ... ve ..."ın bindikleri, sanıklar ... ve ...’ın katılana sanık ..."ın kullandığı ve sanık ..."in de içinde olduğu öndeki aracı takip etmesini söyledikleri, katılanın yolda giderken polis ekiplerini görmesi üzerine aracını telaşla polis ekip aracının önüne kırdığı, bu araçta bulunan sanıklar ... ve ...’ın katılanın yakasına yapışarak engel olmaya çalıştıkları, araç içerisinde bulunan sanık ..."in polisleri görünce yanında bulundurduğu kuru sıkı silahı araca bıraktığı, sanıkların aynı amacı gerçekleştirmek için birlikte hareket ederek hâl, hareket ve sözleriyle katılan, mağdur ve şikâyetçi ile onların yakınlarına yönelik kötülük yapacakları ve Manisa"dan göndermeyecekleri konusunda davranışlarda bulundukları, bu şekilde aracı belli bir istikamette gitmesi için zorladıkları, katılan, mağdur ve şikâyetçinin sanıklar ... ve ...’ın tehdit ve baskılarına maruz kaldıkları iddiası ile kamu davası açıldığı,
    20.03.2015 tarihli tutanaktan; 20.03.2015 tarihinde saat 11.15 sıralarında devriye görevini ifa ettikleri esnada 20 BKU ... plakalı, beyaz renkli, Fiat Albea marka bir aracın süratle karşı istikametten gelerek ekip otosunun önünde bir anda durduğu, şoför koltuğunda oturan katılanın "Abi ne olur beni kurtarın, can güvenliğimiz tehlikede" diyerek panik içinde yanlarına geldiği, bu esnada katılanın indiği aracın ön sağ koltuğundan şikâyetçi ...’ın; arka koltuktan ise mağdur ... ile sanıklar ... ve ...’un indikleri, bu sırada aynı istikametten gelen 45 EA ... plaka sayılı, siyah renkli, Kia Sorenta marka aracın durduğu, arabanın şoför koltuğundan sanık ...’nun; ön yolcu koltuğundan ise sanık ...’nın inerek yanlarına geldikleri, katılanın aralarında alacak verecek davası olduğunu söylediği, 20 BKU ... plakalı aracın ön yolcu koltuğunun arka kısmındaki bir cep içerisinde şarjör kısmı görünen bir silah bulunduğu, sanık ...’in silahın kendisine ait olduğunu söylediği ve bu silahın muhafaza altına alındığı, katılan ile Akif’in sanıklardan şikâyetçi olduklarını söyledikleri, mağdur ...’in ise şikâyetçi olmadığını beyan ettiği,
    20.03.2015 tarihli adli raporlardan; katılan ...’ın boyun sol kısmında yüzeysel sıyrık tespit edildiğinin ve bu bulgunun basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun; şikayetçi ... ile mağdur ...’te ise travmatik bulguya rastlanılmadığının belirtildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... Kollukta; Denizli ilinde tekstil işi ile uğraştığını, maddi yönden sıkıntıya düştüğü için elindeki iki adet fazla nakış makinesini internet üzerinden satışa çıkardığını, kendisini Almeda Mobilyanın sahibi olarak tanıtan sanık ... ile makinelerin satışı için Manisa ilinde görüştüklerini ve fiyatta anlaştıklarını, anlaşma gereği 20.000 TL nakit ve 45 gün vadeli senet, bu senede karşılık olarak da Manisa ilinde sanığın göstereceği villa tipi bir eve rehin koymak için 20.03.2015 tarihinde saat 10.00 sıralarında yanına arkadaşları Akif ve Muhammed’i de alarak Manisa iline geldiklerini, bunun üzerine aradığı sanık ...’ın “Laleli mevkisinde Venev Pastanesi"nde oturun ben geliyorum.” dediğini, sanık ...’ın saat 10.15 sıralarında yanında daha önceden tanımadığı diğer sanıklar ile beraber geldiğini, sanık ...’ın kendisine “Sen Denizli ilini ara makineleri yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli’de benden telefon ile talimat bekliyor.” dediğini, daha sonra da kendilerini başka bir yere götüreceğini söylediğini, bunun üzerine sanığa “Kendi aracım ile geldim, kendi aracım ile giderim.” diye cevap verdiğini, Akif ve Muhammed ile kendi aracına bindiği esnada isimlerini polis merkezinde öğrendiği sanıklar ... ve ...’ın da arabanın arka koltuğuna oturarak “Öndeki aracı takip et.” dediklerini, öndeki arabayı takip ederken yolda polis ekibi görünce polisin önüne direksiyonu kırdığını, araçtaki sanıklardan ikisinin kendisine engel olmaya çalıştığını, sanık ...’in direksiyonda iken arkadan yakasına sarılarak “Durma devam et.” dediğini, ancak polislerin önünde durduğunu ve polislere durumu anlattığını, silahı arabaya kimin bıraktığını görmediğini, sanıklardan şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede; sanıklar ... ve ...’ın kendilerinin bulunduğu arabaya binerek arka koltuğa oturduklarını, diğer arabada da sanıklar ... ve Adem’in bulunduğunu, sanıklar ... ve ...’ın öndeki arabayı takip etmesini söylediklerini, sürekli olarak da “Makineleri birisine söyle sarsın göndersin, yoksa seni buradan göndermeyiz.” dediklerini, arabayla sürekli dağa doğru gittiklerini, çok korkarak başlarına kötü bir şey geleceğinden endişe ettiğini, o sırada sanıkların elinde silah görmediğini, yolda devriye aracı görerek arabayı polislerin üzerine hızlı bir şekilde sürdüğünü, öndeki arabada bulunan sanıkların polisleri görünce ara sokağa girip kaçtıklarını, kendi arabasında bulunan sanıkların “Sakın polisin yanına gitme, öndeki aracı takip et.” dediklerini, fakat onları dinlemeyerek polislerin yanına gittiğini ve olayı anlattığını, sanıklardan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini,
    Şikayetçi ... Kollukta; arkadaşı katılan ...’ın Manisa iline alışveriş yapmak için gideceğini söyleyerek yanında yol arkadaşlığı yapmasını istediğini, beraber Denizli’den ortak arkadaşları olan mağdur ...’i de alarak Manisa iline geldiklerini, katılanın telefon ile sanık ...’ı aradığını, Venev Pastanesi"ne gittiklerini, saat 10.15 sıralarında sanık ...’ın yanında diğer sanıklar ile beraber geldiğini, sanık ...’ın katılana “Sen Denizli ilini ara makineleri yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli’de benden telefon ile talimat bekliyor.” dediğini, daha sonra kafeden çıkıp kendilerini başka bir yere götüreceğini söylediğini, bu arada cebinden bir tomar para ve çek gösterdiğini, bunun üzerine katılanın “Kendi aracım ile geldim, kendi aracım ile giderim.” dediğini, katılan ve mağdur ile kendi araçlarına bindikleri esnada isimlerini polis merkezinde öğrendiği sanıklar ... ve ...’ın da arabanın arka koltuğuna oturarak “Öndeki aracı takip et.” dediklerini, katılan öndeki arabayı takip ederken yolda gördüğü polis ekibinin önüne direksiyonu kırdığını, arabadaki sanıkların katılana engel olmak istediklerini, sanık ...’in katılanın yakasına arkadan sarılarak “Durma devam et.” dediğini, ancak katılanın polislerin önünde durduğunu, durumu polislere anlattıklarını, silahı kimin bıraktığını görmediğini, sanıklardan şikâyetçi olduğunu,
    Mağdur ... Kollukta; arkadaşı katılan ...’ın Manisa iline alışveriş yapmaya gideceğini söyleyip yanında yol arkadaşlığı yapmasını istediğini, beraber Denizli’den ortak arkadaşları olan şikâyetçi Akif"i de alarak Manisa iline geldiklerini, katılanın telefon ile sanık ...’ı aradığını ve Venev Pastanesi"ne gittiklerini, saat 10.15 sıralarında sanık ...’ın yanında diğer sanıklar ile beraber pastaneye geldiğini, sanık ...’ın katılana “Sen Denizli ilini ara makineleri yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli’de benden telefon ile talimat bekliyor.” dediğini, daha sonra kafeden çıkarak kendilerini başka bir yere götüreceğini söylediğini, bu arada cebindeki bir tomar para ve çeki gösterdiğini, bunun üzerine katılanın “Kendi arabam ile geldim, kendi arabam ile giderim.” diye cevap verdiğini, katılan ve şikâyetçi ile kendi araçlarına bindikleri esnada isimlerini polis merkezinde öğrendiği sanıklar ... ve ...’ın da arabanın arka koltuğuna oturarak “Öndeki aracı takip et” dediklerini, katılan öndeki arabayı takip ederken yolda gördüğü polis ekibinin önüne direksiyonu kırdığını, arabadaki sanıkların katılana engel olmak istediklerini, sanık ...’in katılan direksiyonda iken arkadan yakasına sarılarak “Durma devam et” dediğini, ancak katılanın polislerin önünde durduğunu, durumu polislere anlattıklarını, kendisi arka koltukta oturduğu için sanık ...’in arka koltuğun cep kısmına silah bıraktığını gördüğünü, sanıklardan şikâyetçi olmadığını,
    Tanık Yademin Ülger Mahkemede; tekstil işi ile uğraştığını, Ali Kömür ve Salih Güneş isimli kişilere iki nakış makinesi sattığını, karşılığında Ali Kömür’ün kendisine 32.500 TL"lik iki adet çek ve 10.000 TL"lik senet verdiğini, ancak bu çek bedellerinin ödenmediğini ve Ali’nin telefonlara çıkmadığını, bu konuyu aynı işi yapan arkadaşı tanık Serkan"a anlattığını, önceden tanımadığı sanık ..."ın da makineye ihtiyacı olduğundan dolayı bu durumu tanık Serkan"a anlatınca beraber Denizli"ye gittiklerinde kendisinin verdiği makineleri tespit etmiş olduklarını, bu makinelerin Ali ve başka bir kişi tarafından katılana devredilmiş olduğunu, aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, bu konuyla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğunu, çekler ödenmeyince Denizli"ye gittiğinde bu şahısları Kumyapı adlı paravan şirket kurarak çok kişiyi dolandırdıklarını etraftan sorarak öğrendiğini,
    Tanık Serkan Sevgilik Mahkemede: sanıklardan sadece ..."ı tanıdığını, koltuk kılıflarına nakış yaptırmak için gittikleri sırada sanık ...’ın bu işleri kendisinin yapmak istediğini ve makine bulduğunu söyleyerek makine ilanının internet çıktısını kendisine gösterdiğini, sanık ...’ın Yunus adlı bir kişi ile makineye bakmaya gittiklerini ve pazarlığın yapılmış olduğunu, resimlerini gördükten sonra makinelerin arkadaşı tanık Yademin"in makineleri olduğunu anladığını ve durumu tanık Yademin"e anlattığını, tanık Yademin"in bu makineleri devrettiğini, karşılığında çek aldığını, peşinat vermediklerini, çeklerin karşılıksız çıktığını ve mahkemeye verdiğini öğrendiğini, tanık Yademin ile birlikte çekleri sanık ..."ın tanıdığı avukata verdiklerini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... Kollukta; mobilyacılık yaptığını, katılanı sahibinden.com adresinden vermiş olduğu nakış makinesi ilanı için aradığını ve bu şekilde tanıştıklarını, Denizli iline makineyi görmek için gittiğini, katılan ile pazarlık yaptıklarını ve şartları sonra görüşürüz diyerek Denizli"den ayrıldıklarını, 20.03.2015 tarihinde Manisa iline gelen katılan ile Venev Pastanesi"nde buluştuklarını, daha önceden katılanın geleceğinden haberinin olmadığını, İzmir iline gideceği sırada katılan arayınca İzmir"e gitmeyi iptal ettiğini ve katılan ile yanında arkadaşları sanıklar ..., Adem ve...bulunduğu hâlde buluştuğunu, fiyat konusunda anlaşamamaları üzerine katılana İzmir’e gideceğini söylediğinde, katılanın “Aracımız arızalı, bize sanayiye gidene kadar yardımcı olun.” dediğini, bunun üzerine kendisinin önden gittiğini, arkasından gelen katılanın arabasının arka koltuğuna sanıklar ... ve ...’ın da bindiklerini, daha sonra polislerin katılanın arabasını durdurduklarını gördüğünü ve kendisinin de biraz ileriden dönüp yanlarına geldiğini, katılanın yanında olan Akif ve Muhammed’i tanımadığını, ilk defa olay günü gördüğünü, katılan’a “Denizli ilini ara makineleri yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve adresini biliyoruz, şu an adamımız Denizli"de benden telefon ile talimat bekliyor." demediğini, suçlamayı kabul etmediğini, sanık ...’in silahından haberinin olmadığını,
    Mahkemede; mobilyacılık işi ile uğraştığını, nakış işine girmek isteyince makine aramaya başladığını, internette suça konu makineleri görüp İzmir"deki arkadaşı tanık Serkan"a gösterdiğinde tanık Serkan’ın fiyatları uygun olan bu makinelerin iş göreceğini, hatta bu makinelerin sahibini tanıyor olabileceğini, bu makinelerin dolandırıcılık sureti ile katılana geçtiğini, bu konuda daha önceden davaların olduğunu söylediğini, bu aşamadan sonra katılanın makineye verdiği paraları iade ettikten sonra makineyi alıp tanık Yademin"e vermek niyetiyle hareket ettiğini, tanık Serkan’ın parayı kendisinin ödemesini ve daha sonra bu parayı vereceğini söylediğini, bunun üzerine katılan ile Denizli ilinde iki makinenin pazarlığını yaptıklarını, iki makine için 70.000 TL karşılığında anlaştıklarını, diğer sanıklarla birlikte İzmir"e gitmeye hazırlanırken katılandan telefon geldiğini, Manisa"ya gelip konuşmak istediğini söyleyince pastanede buluştuklarını, katılana çek ve 10.000 TL teklif ettiğini, katılanın ise makineyi Ali Kömürcü isimli şahıstan aldığını, 15.000 TL masraf yaptığını, verilen paranın az olduğunu söyleyince kendisinin de “Makineyi getir, çekleri vereyim.” dediğini, tanık Serkan"ın ortağı olan tanık Yademin’e ait olan bu makineleri Ali Kömürcü ile birlikte aldıklarını, tanık Yademin"e 32.500 TL"lik iki adet çek, 1 adet 10.000 TL bedelinde senet ve 6.000 TL"lik de havale yapılmış olduğunu, tanık Serkan’ın kendisini tanıdığı için bu çekleri gönderdiğini, katılana vermeyi teklif ettiği çeklerin bu çekler olduğunu, konuşmaları sırasında katılana "Denizli"ye haber gönder, makineleri yüklesinler, sizleri buradan göndermem, adresinizi ailenizi biliyorum, yaşatmayız." şeklinde sözler sarf etmediğini, katılan, 2-3 gün sonra makine işini hâlledeceğini, araçlarının arızalı olduğunu söyleyince sanık ..."e “Biz gidelim, arkadaşlar müştekilere yardımcı olsun.” diyerek gittiklerini, dikiz aynasından katılanın aracının yanında polisleri görünce geri döndüğünü, çelişki nedeniyle sorulduğunda: karakolda ifade verirken polislerin çek işlerini karıştırma demeleri üzerine çekleri kendilerine ısrarla göstermesine rağmen “Ali Kömürcü"yü bulun, bu işi yapan o, kapatın gitsin.” dedikleri için şimdiki anlattığı ayrıntıların karakoldaki ifadesine yansımadığını,
    Sanık ... Kollukta; diğer sanıklar ile beraber İzmir iline gitmekte iken yolda sanık ...’a telefon geldiğini ve sanık ...’ın “Bir alışveriş meselesi var, onu halledelim oradan İzmir"e gideriz.” dediğini ve buluşma yeri olan Laleli Mahallesindeki Venev Pastanesi"ne gittiklerini, daha önceden tanımadığı mağdur, şikâyetçi ve katılan ile sanık ...’ın 15-20 dakika kadar görüştüklerini, kendisinin ise o sırada dışarıda telefon görüşmesi yaptığını, bu nedenle ne konuştuklarını duymadığını, daha sonra hep beraber dışarı çıktıklarını ve sanık ...’ın “Sen ve...misafirlerin aracına binin, beni takip edin, araçları arızalı, sanayideki tamirciye kadar eşlik edelim, orada tamiri yaptırın, biz İzmir’e geçeriz, Bornova’da buluşuruz.” dediğini, ... ile pastaneden çıkıp aracın arka koltuğuna oturduklarını, biraz ileride polislerin arabayı durdurduklarını, polisler arabayı durdururken katılanın yakasından tutmadığını, ancak üzerinde bulunan kurusıkı tabancanın faturası olmadığı için tedirgin olduğunu ve silahı arka koltuğun cebine bıraktığını, daha sonra polislerin kendisine ait olan silahı bulduğunu, alışverişten haberinin olmadığını,
    Mahkemede; konuşulanların bir kısmını duyduğunu, konuşmaların makine ile ilgili olduğunu, miktarı tam olarak hatırlamadığını ancak 5.000-10.000 TL gibi bir miktardan bahsedildiğini, bel fıtığı nedeniyle devamlı oturamadığı için konuşulanların tamamına şahit olamadığını, konuşma bittikten sonra kalktıklarını, katılan, mağdur ve şikâyetçinin arabalarının gazında arıza olduğunu, tamir ettirmeleri gerektiğini, Bornova tarafından Kemalpaşa ve Turgutlu"ya geçeceklerini söylediklerini, sanık ... ile birlikte katılanın arabasına bindiklerini, sanıklar ... ve Adem’in ise İzmir"e doğru devam ettiklerini, sanayiye giderken polisleri gören katılanın sakin bir şekilde onların yanında durduğunu, daha sonra kendilerinin de arabadan indiklerini, katılanın polislere ne dediğini bilmediğini, polislere bir şey sorduğunu zannettiklerini, sanık ..."ın “Sizi buradan göndermem, makine Denizli"den yüklensin.” şeklinde sözler sarf ettiğini duymadığını, arabada bulunan kurusıkı tabancanın kendisine ait olduğunu, sorulması üzerine; arabayı kullanan katılanın yakasından tutmadığını, bir sıkıntı olursa yardımcı olalım diye katılanın arabasına bindiklerini,
    Sanık ... Kollukta; diğer sanıklar ile beraber İzmir iline gitmekte iken yolda sanık ...’a telefon geldiğini ve sanık ...’ın “Bir alışveriş meselesi var, onu halledelim oradan İzmir"e gideriz.” dediğini ve buluşma yeri olan Laleli Mahallesindeki Venev Pastanesi"ne gittiklerini, daha önceden tanımadığı katılan, mağdur ve şikâyetçi ile sanık ...’ın 15-20 dakika kadar görüştüklerini, bu arada kendisi ve sanık ...’ın yan masada oturduklarını, sanık ... ile bu şahısların ne konuştuklarını duymadığını, daha sonra hep beraber dışarı çıktıklarını ve sanık ...’ın kendisini yanına alıp “Bunları sanayiye bırakalım, oradan İzmir iline geçeriz.” dediğini, sanık ...’ın arabası ile giderken arkalarından gelen katılanın arabasının polisler tarafından durdurulduğunu görünce yardımcı olmak için biraz ileriden döndüklerini ve polislerin yanına geldiklerini, silahın kime ait olduğunu bilmediğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini,
    Mahkemede; olay günü sanık ... ile beraber olduklarını, katılan, mağdur ve şikâyetçi ile sanık ...’ın 15-20 dakika kadar sohbet ettiklerini, konuşulanları duyduğunu, hararetli bir tartışmaya şahit olmadığını, daha sonra "Kalkalım." denilerek arabalara binildiğini, kendisinin sanık ...’ın arabasına bindiğini, katılanın arabası sanayiye gideceği için yola beraber çıktıklarını, kendilerinin önden gittiklerini, katılanın arabasını göremeyince geri döndüklerinde polislerin arabayı durdurduğunu gördüklerini, katılanın arabasında diğer sanıklar...ve ...’in olduğunu, sanık ...’ın katılan, mağdur ve şikâyetçi ile olan konuşmasının dikiş makinesiyle ilgili olduğunu, onları tehdit ettiğini duymadığını, kendilerinin olaya fazla dahil olmadıklarını, diğer sanıklarla beraber İzmir iline gideceklerini, katılanın arabasının arızası giderildikten sonra katılanın sanıklar...ve ...’i Bornova"ya bırakacağını, kendilerinin de onları Bornova’dan alacaklarını kararlaştırdıklarını, sorulması üzerine; yardımcı olmak amacıyla iki araç hâlinde gittiklerini, karakolda her ne kadar konuşulanları duymadığını söylemiş ise de konuşulanları ayrıntılı olarak duymadığını,
    Sanık ... Kollukta; diğer sanıklar ile beraber İzmir iline gitmekte iken yolda sanık ...’a telefon geldiğini ve sanık ...’ın “Bir alışveriş meselesi var, onu halledelim oradan İzmir"e gideriz.” dediğini ve buluşma yeri olan Laleli Mahallesindeki Venev Pastanesi"ne gittiklerini, daha önceden tanımadığı katılan, mağdur ve şikâyetçi ile sanık ...’ın 15-20 dakika kadar görüştüklerini, bu arada sanık ... ile yan masada oturduklarını, sanık ...’ın bu şahıslar ile ne konuştuğunu duymadığını, daha sonra hep beraber dışarı çıktıklarını, sanık ...’ın “Sen ve ... misafirlerin aracına binin, beni takip edin, araçları arızalı, sanayideki tamirciye kadar eşlik edelim, oradan tamiri yaptırın, biz İzmir"e geçeriz, Bornova "da buluşuruz.” dediğini, pastaneden çıkıp arabanın arka koltuğuna oturduklarını, biraz ileride polislerin arabayı durdurduklarını, polisler kendilerini durdururken sanık ...’in şoför olan katılanın arkasına hafiften dokunarak, “Ne oldu, niye korktun?” diye sorduğunu, polislerin arabada bulduğu silahın kime ait olduğunu bilmediğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini,
    Mahkemede; İzmir iline gidecekleri sırada sanık ..."a telefon geldiğini, beraber Laleli Venev Pastanesi"nde oturduklarını, sanık ...’ın katılan, şikâyetçi ve mağdur ile dikiş makinesiyle ilgili olarak normal bir şekilde konuştuğunu, konuşmada herhangi bir tehditvari söz geçmediğini, daha sonra "Kalkalım" denildiğini ve arabalara binildiğini, katılan, şikâyetçi ve mağdur araçlarında sıkıntı olduğunu ve yardımcı olmalarını söyleyince sanık ... ile birlikte onların arabasına bindiklerini, sanayiye giderken polisleri gören katılanın, polislerin olduğu yerde durarak polislere gidip kendisinin korktuğunu söylediğini, polisleri görünce paniklemediğini, normal olarak aracı polislerin yanına doğru sürdüğünü, sanık ..."ın “Makineleri yüklesinler, sizi buradan göndermeyiz.” gibi bir söz söylediğini duymadığını, makineler ile ilgili konuşmalar duyduğunu, sorulduğunda; tanıdıkları dükkânı göstermek için katılanın arabasına bindiklerini, karakolda konuşulanları duymadığını söylemiş ise de konuşulanların tamamını duymadığını, ancak makine ile ilgili konuşmaları duyduğunu,
    Savunmuşlardır.
    5237 sayılı TCK’nın “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109. maddesi;
    “(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Bu suçun;
    a) Silahla,
    b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
    d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
    e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
    f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
    İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır.
    (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
    (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
    (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
    Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
    Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir" şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise, mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir.
    Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirebilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.
    Suçun manevi unsuru; failin, mağduru şahsi özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metni ve ruhundan anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Nitekim bu görüş öğretide (Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Çetin Özek-Sahir Erman, İstanbul 1994, s. 130; Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ayhan Önder, 4. Bası, İstanbul 1994, s. 31; Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-... Önok, Ankara 2008, s. 363; Ceza Hukuku Özel Hükümler, Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen, Ankara 2009, Cilt 3, s. 2830) ve yargısal kararlarda da (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 110-161, 23.01.2007 tarihli ve 275-9, 03.12.2002 tarihli ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir. Suçun oluşabilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yönündeki ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması, diğer bir deyişle eylemde hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması zorunludur. Hukuka aykırılık, öğretide genel olarak hukuk düzeninin izin vermediği hâlleri ifade etmektedir.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, TCK’nın "Suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
    5237 sayılı Kanun"un 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, ... ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.
    TCK"nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
    a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
    b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
    c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
    TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, "değişik zamanlarda" ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki, bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir.
    Burada "aynı zaman" ve "değişik zaman" kavramları üzerinde durulmalıdır. Kanunda bu konuda bir açıklık bulunmadığından ve önceden kesin belirlemelerin yapılması mümkün olmadığından, bu husus her somut olayın ve suçun özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmeli ve eylemlerin "değişik zamanlarda" işlenip işlenmediği tespit edilmelidir. Bu bağlamda "aynı zamanda" kavramı dar yorumlanmayarak, çok kısa zaman aralıkları aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2010 tarihli ve 98-143 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da bu hususlar vurgulanmıştır.
    TCK"nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında öğretide de zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.
    Öte yandan, kanunumuz zaman konusunda olduğu gibi, suçların işlendikleri yer bakımından da bir sınır koymamıştır. Ancak, suçların aynı yerde işlenmeleri, suç işleme kararındaki birliğin bir işareti olarak kabul edilebilir.
    Aynı suç işleme kararının varlığının olaysal olarak suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, mağdurların farklı olup olmadıkları, ihlâl edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, olayların oluşum ve gelişimi ile tüm özellikleri değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir.
    TCK"nın 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır.
    Zincirleme suça ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, öğretide aynı neviden fikri içtima olarak tanımlanan TCK"nın 43. maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan düzenleme; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil, yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun’un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür.
    Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı üzere, bir fiilin hukuki anlamda tekliği ile doğal anlamda tekliği kavramlarının aynı olmadığı göz ardı edilmemelidir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de hukuki manada hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar, suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki tek bir fiili oluşturmaktadır (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2016, s. 492.). Örneğin; failin mağduru birden fazla yumruk ve tekme vurmak suretiyle yaralaması, yalan tanıklık yapan failin birden fazla beyanda bulunması, kasten öldürme fiilinin her biri tek başına öldürücü nitelikte beş bıçak darbesi ile işlenmesi vb. gibi.
    TCK’da bazı suçlarda özel olarak aynı neviden fikri içtima hükmüne de yer verilmiştir. Örneğin; belirsiz sayıda kişilerin sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak surette, radyasyona tabi tutulması hâlinde, radyasyon yayma suçunun temel şekline nazaran daha ağır ceza öngörülmüştür (TCK’nın 172/2. maddesi). Bu suçlar için özel bir aynı neviden fikri içtima kuralı öngörülmüş olduğundan, ayrıca TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca cezanın arttırılması yoluna gidilmeyecektir.
    Aynı neviden fikri içtimadan söz edilebilmesi için;
    1- Fiilin hukuki anlamda tek olması,
    2- Birden fazla suçun işlenmiş olması,
    3- İşlenen birden fazla suçun "aynı suç" olması,
    4- Bu suçların mağdurlarının farklı olması gerekmektedir.
    Bu dört şart birlikte gerçekleştiğinde, faile tek ceza verilecek, ancak bu ceza artırılacaktır. Örneğin; bir sözle birden çok kişiye karşı cinsel tacizde bulunulması, bir mektupla birden çok kişiye hakaret edilmesi, bir odada bulunan çok sayıda kişinin üzerine kapının kilitlenmesi suretiyle hürriyetlerinden yoksun kılınmaları, içerisinde beş kişiye ait cüzdanların bulunduğu çantanın çalınması hâllerinde aynı neviden fikri içtima söz konusu olup, TCK"nın 43/2. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerekmektedir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Denizli ilinde yaşayan katılanın, sahip olduğu nakış makinelerini satmak için internet ilanı verdiği, Manisa ilinde yaşayan sanık ..."ın bu makinelere talip olduğu ve bu makinelerin alınması konusunda katılan ile anlaştığı, bunun üzerine katılanın, 20.03.2015 tarihinde saat 10.00 sıralarında sanık ile görüşmek üzere yanında şikâyetçi ve mağdur olduğu hâlde Manisa iline geldiği, daha sonra sanık ...’ı arayarak, pastanede beklediklerini söylemesi üzerine sanık ...’ın da diğer sanıklarla birlikte pastaneye geldikleri, sanık ...’ın katılana yönelik "Denizli ilini ara, makineleri yüklesinler, aksi hâlde sizi buradan göndermeyeceğiz, eşini ve ev adresini biliyoruz, şu an bir adamımız Denizli"de benden telefon ile talimat bekliyor." dediği ve kendilerini pastaneden başka bir yere götüreceğini söylediği, pastaneden çıkarak arabalara binildiği, katılanın sürdüğü ve içinde şikâyetçi ile mağdurun da bulunduğu arabanın arka kısmına sanıklar ..."le ...’ın binerek, katılana sanık ...’ın kullandığı ve içinde sanık ...’in de bulunduğu arabayı takip etmesini söyledikleri, polis ekiplerini gören katılanın aracını telaşla onların önüne kırdığı, bu sırada sanıklar ... ve ...’ın katılana engel olmaya çalıştıkları, buna rağmen katılanın polislerin yanında durarak durumu anlattığı olayda; 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabilmesi için tek bir fiille aynı suçun birden fazla mağdura karşı işlenmesinin gerektiği, sanıkların eylemlerini gerçekleştirme şekilleri göz önünde bulundurulduğunda da baştan beri katılanın nakış makinelerini ele geçirmek isteyen sanıkların, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hukuki anlamda tek bir fiile katılan, mağdur ve şikâyetçiyi hürriyetlerinden yoksun kıldıkları ve sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca uygulama yapılması gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemece sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanıklar hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeksizin ayrı ayrı üç kez mahkûmiyet hükümleri kurulması isabetsizliğinden bozulmasına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle cezaların infazının durdurulmasına ve sanıkların tahliyelerine, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadıkları takdirde derhal salıverilmeleri için yazı yazılmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; "İtirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 6501-3279 sayılı kişiyi hürriyetinde yoksun kılma suçu yönünden düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 154-451 sayılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelik hükümlerinin, sanıklar hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeksizin ayrı ayrı üç kez mahkûmiyet hükümleri kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Dairenin düzelterek onama kararının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden kaldırılıp Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle bu suç yönünden sanıklar hakkındaki cezaların İNFAZININ DURDURULMASINA ve sanıkların TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadıkları takdirde derhal salıverilmeleri için YAZI YAZILMASINA,
    5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 23.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla, ulaşılan bu sonuç karşısında infazların durdurulması ve tahliyelerine oy birliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi