Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/730
Karar No: 2020/300

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/730 Esas 2020/300 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/730 E.  ,  2020/300 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 497-972


    Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık ..."in, TCK"nın 155/2, 43, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 37.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.09.2009 tarihli ve 711-968 sayılı hükmün sanık ve müdafisi ile katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 21.01.2013 tarih ve 21106-713 sayı ile;
    "...Doğalgazı almaya giden görevliye ödenen yol gideri için düzenlenen gider makbuzlarından 25 adedinde sanığın isim ve imzası bulunduğu gerekçesiyle bu makbuzlar dışında yapılan alımlar esas alınmaksızın, oluşan 27.510 TL zarar ile ilgili olarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmişse de, sanığın savunmasında kendisine verilen para kadar doğalgaz aldığını savunması ve doğalgaz alımı ile ilişkilendirilen gider makbuzlarının, alımı yapan görevlinin yol giderlerine ilişkin olup, doğalgaz alımı için ne kadar para teslim edildiğini belirtmemesi karşısında; sanığa doğalgaz alımı için verilen paranın muhasebeden ne şekilde çıktığı, sanığa ne kadar para teslim edildiğine dair ilgili görevli ve sanık imzasını taşıyan bir belge olup olmadığı hususu sitenin muhasebe işlerini yürüten tanık ... ve dönemin yöneticileri olan katılanlar ..., ..., Suay Karaman ve ..."a sorulup araştırıldıktan sonra, sanığa verilen para miktarının belgelenmesi durumunda, geri kalan 54 doğalgaz faturasından 33 adedi ile ilgili gider makbuzunun düzenlenmemesi ve diğer gider makbuzlarından bir kısmında isim ve imzanın bulunmaması, bir kısmında da sitenin muhasabe işlerinden sorumlu tanık ..."nın ismi ve imzasının bulunmasına rağmen ödenen para, site kayıtlarındaki fatura ile gerçekte alınan gaz miktarını gösteren EGO, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. ve Oyakbank kayıtları arasında da fark bulunduğu, hatta EGO, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. ve Oyakbank kayıtlarında olmayıp, site kayıtlarında yer alan faturaların bulunduğu anlaşıldığından, gerçeğin kuşkuya mahal vermeksizin tespiti açısından, iddianameye konu tüm alımlarla ilgili inceleme yapılması, katılan ..."ın 06.11.2008 tarihli duruşmada alınan doğalgaz miktarının yazıldığı defteri sanığın tuttuğunu belirtmesi, aynı duruşmada ifadesi alınan katılan ..."in ise kaydın sanık, muhasip üye veya görevli muhasebe elemanı tarafından tutulduğunu beyan etmesi karşısında, bu hususun adı geçen ilgililere sorularak tespit edilmesi ve gerektiğinde uzman bilirkişi vasıtasıyla defterdeki yazıların kime ait olduğunun tespit edilerek, davaya konu tüm faturalar ile ilgili sorumlular hakkında hakkında kamu davası açılması sağlanarak, dosyaların birleştirilip delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine dosyanın devredildiği Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesi ise 16.07.2013 tarih ve 497-972 sayı ile;
    "...Yargıtay ilamında bozma konusu yapılan, paranın muhasebeden ne şekilde çıktığı, ne şekilde ödeme yapıldığı, katılanlar ve şahit ..."dan sorulmuştur.
    Yargıtay ilamında bozma konusu yapılan, defterdeki kayıtların kimin tarafından tutulduğunun araştırılması esasa etkili olamaz. Sanığın gider makbuzunu imzalaması, bunun işlendiği defterdeki kaydı ise sanık dışındaki kişinin tutmuş olması durumunda, sahte faturayı düzenleyen, deftere işleyenin ve parayı mal edinenin bu kişi olduğu sonucuna varılabilecek midir?
    Yargıtay ilamında bozma konusu yapılan, makbuzun yol giderine ilişkin olup, doğalgaz alımı için ne kadar para teslim edildiğinin araştırılması da yerinde değildir. Ayrı bir belge düzenlenmediği dosya içeriğinden bellidir.
    Ceza yargılaması fail ve fiil ile sınırlıdır. Kovuşturma sırasında başka faillerin tespit edilmesi hâlinde, diğerleri hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekir. Yargıtay"ın bu cihetten kararı bozması, yargılamayı sonuçsuzluğa götürecektir. Mevcut deliller yeterli değilse ve/veya araştırılması düşünülen hususlar sonuca etkili değilse, sanığın beraat etmesi yönünden bozulması gerekir düşüncesindeyim.
    Mahkememiz 25 adet belge yönünden illiyet bağı kurmuş, diğerlerinde ad-soyad, imza bulunmaması ve sahte faturaların matbu olması nedeniyle failin bulunamayacak olması nedeniyle, şüpheden sanık yararlanır kuralı gereği sanık sorumlu tutulmamıştır. 25 adet fatura dışındaki faturalarla, sanık veya bir başkasını sorumlu tutma imkanı yoktur. Deftere kaydını yapanın tespit edilmesi hâlinde, sırf bu nedenle bu kişinin mahkûm edilmesi mümkün olmayacaktır." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı, sanık müdafisi, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2015 tarihli ve 312207 sayılı "Bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 224-1545 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, Yargıtay 15. Ceza Dairesince 25.04.2017 tarih ve 3865-9896 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkin olup eksik araştırma ile karar verilmediği sonucuna ulaşılması hâlinde 7188 sayılı Kanun"un 26. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi uyarınca uzlaştırma işlemi yapılması gerekip gerekmediği de değerlendirilmelidir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    ... bulunan Dostlar Sitesinde 15.04.2007 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında; sırasıyla yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve sayman üye olan katılanlar ..., ... ve ..."ın görevlerinin sona erdiği ve katılanlar ..., ..., ..., ... ve ..."in yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri,
    Katılan ..."in doğalgaz giderlerine ilişkin yaptığı araştırma sonucunda ödenen para ile tüketilen doğalgaz miktarının birbirini tutmadığı iddiasıyla kat maliklerinden dava açmak üzere yetki talebinde bulunduğu sırada katılanlar ..., ... ve ... vekili Avukat ..."ın 24.10.2007 havale tarihli dilekçesinde; 79 adet doğalgaz fatura fotokopisini, site yönetim kayıtlarını, doğalgaz alımı için ödenen para ve alınan gaz miktarı ile aradaki farkı gösteren iki takım belge fotokopisini ibraz ederek sanığın 81.826,90 TL doğalgaz parasını uhdesinde bulundurduğundan bahisle site kalorifercisi olan sanık ... hakkında şikâyetçi olması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya başlanıldığı ve katılan ..."in de 29.01.2008 tarihinde iki takım hâlinde belge asılları, tediye fişleri, gider pusulaları fotokopileri, 2005 ve 2006 yılı işletme defteri fotokopisi ve muhasebe defterini soruşturma dosyasına ibraz ederek siteyi zarara uğratan şüphelilerin tespit edilmesini istediği ve şikâyetçi olduğu,
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2008 tarihli ve 2007/188956 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; müşteki şüpheliler ..., ..., ... ve ... ile şüpheli ... hakkında güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin itirazının Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesince 13.04.2009 tarih ve 2009/205 Değişik iş sayı ile reddedildiği,
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2008 tarihli iddianamesinde; sanık ..."in 19.01.2005 - 14.04.2007 tarihleri arasında kendisine muhasebe bölümünden verilen para ile Oyakbank Metro Şubesi"nden doğalgaz alıp sitede bulunan sayaca yükleme yaptığı, aldığı belgeyi de muhasebe görevlisine teslim ettiği, ancak bu belgelerden 79 adedinde sahtecilik yaparak toplam 86.826,90 TL"yi uhdesinde bulundurduğu iddiasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Oyakbank Kızılay Metro Şubesinin Dostlar Sitesi Yönetimine hitaben 28.07.2003 tarihli ve 577 sayılı yazısında; doğalgaz kartlarının dolumu için doğrudan ilgili şubelerden hizmet alınabileceği,
    Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünün 09.10.2007 tarihli ve 1932 sayılı yazısında; Dostlar Sitesi Yönetimine ait 10 adet doğalgaz fatura dokümanının gönderildiği,
    Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünün 23.11.2007 tarihli ve 4889 sayılı yazısında; ... aboneliğine ait doğalgaz tüketim dökümünün gönderildiği,
    Oyakbank Kızılay Metro Şubesinin 18.03.2008 tarihli ve 594 sayılı yazısında; Dostlar Sitesi Yönetimine 01.01.2005-14.04.2007 tarihleri arasında yapılan doğalgaz satışlarına ait 203 adet doğalgaz satış dekontlarının ikinci suretlerinin gönderildiği,
    Soruşturma evresinde serbest muhasebeci mali müşavir ve emekli bankacılardan oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06.05.2008 tarihli raporda; Dostlar Sitesi işletme hesap defteri, yevmiye kayıtları, kasa tediye fişleri ve fişlerin eklerinde yer alan doğalgaz alımına ilişkin faturalar ve yönetim kurulu karar defterleri ile Oyakbank ve Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünce gönderilen doğalgaz satışına dair listeler ve gaz satış faturalarının ikinci suretlerinin mukayeseli olarak yapılan incelemesi sonucunda;
    1- Oyakbank ve EGO kayıtlarında olmayan, ancak site muhasebe kayıtlarında bedelleri gider olarak kayıt edilen ve sahte olarak düzenlendiği anlaşılan 4 adet fatura ile 2005 yılında değişik tarihlerde 2.700,00 TL ve 14.04.2007 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere toplam 7.700,00 TL;
    2- Oyakbank ve EGO tarafından bildirilen doğalgaz satışlarına ait faturaların tarihleri ve saatleri birbirini teyit eden, ancak site yönetim kayıtlarındaki fatura numaraları, gaz satış miktarları ve "TL" tutarları farklı olduğu görülen sahte faturalar ile 2005 yılında değişik tarihlerde toplam 12.800,00 TL ve 20.09.2006 tarihinde 1.156,90 TL olmak üzere toplam 13.956,90 TL,
    3- Oyakbank ve EGO tarafından bildirilen doğalgaz satışlarına ait faturaların tarih, saat ve fatura numaraları birbirini teyit eden, ancak faturalardaki gaz satış miktarları ve "TL" tutarları farklı olduğu görülen sahte faturalar ile 2005 yılında değişik tarihlerde toplam 49.050,00 TL ve 2006 yılında değişik tarihlerde toplam 16.920,00 TL olmak üzere toplam 65.970,00 TL,
    Olmak üzere toplam 87.626,90 TL"nin (7.700,00 + 13.956,90 + 65.970,00 = 87.626,90 TL) haksız olarak mal edinilen miktar olduğu, ancak 05.01.2006 tarihli ve 24941361 numaralı fatura ile alındığı ve yüklendiği anlaşılan doğalgaz miktarına ilişkin 500,00 TL"lik fatura ile 17.02.2006 tarihli ve 26839992 numaralı fatura ile alındığı ve yüklendiği anlaşılan doğalgaz miktarına ilişkin 300,00 TL"lik faturanın, asıllarının ibraz edilemediği gibi site yönetim işletme muhasebe kayıtlarında mevcut olmadığı, bu itibarla belirtilen 2 adet fatura ile ilgili toplam 800,00 TL"nin 2006 yılı ile ilgili haksız olarak mal edinilen tutarlardan indirilmesi gerektiği,
    Netice itibarıyla haksız olarak mal edinildiği tespit edilen miktarın 86.826,90 TL (87.626,90 - 800,00 = 86.826,90 TL) olduğu,
    Kovuşturma evresinde aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07.07.2009 tarihli raporda; Yerel Mahkemece sanığın her ne kadar 24 adet gider pusulasında imzasının bulunduğu ve incelemenin buna göre yapılması görevi verilmiş ise de, sanığın isim ve imzasının bulunduğu gider pusulasının 25 adet olduğu tespit edilerek her bir fatura ve suret faturalar, gider pusulaları, kasa tediye fişleri ve işletme hesap defterleri yevmiye kayıtları dikkate alınmak suretiyle yapılan inceleme ve değerlendirmede; 09.01.2005 - 16.02.2006 tarihleri arasında ikinci suret fatura kayıtlarına göre Oyakbank"ın doğalgaz bedeli olarak tahsil ettiği tutarların KDV dahil 81.710,00 TL olduğu, Dostlar Sitesinde mevcut fatura asıtlarına (içerikleri farklı faturalara) göre ise ödenen miktarın KDV dahil 108.220,00 TL olduğu, banka kayıtlarına dair suret faturalarla sitede mevcut fatura kayıtları arasındaki farkın 26.510 TL olduğu görülmekte ise de 01.02.2005 tarihli ve 5535985 numaralı 1.000 TL tutarındaki faturanın banka kayıtlarında mevcut olmaması, 05.01.2006 tarihli ve 24941361 numaralı 500 TL tutarındaki faturanın banka kayıtlarında mevcut olmasına rağmen site muhasebe kayıtlarında mevcut olmaması itibarıyla kayıtlara ve mevcut faturalara göre tespit edilen toplam ve esas farkın 27.510 TL olduğu,
    15.09.2009 tarihli oturumda yapılan mahkeme gözleminde; suça konu belgelerin aldatıcılık unsurunu taşımadığı sonucuna varıldığı,
    Kolluk tarafından düzenlenen 18.08.2008 tarihli sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile ilgili raporda; sanığın Dostlar Sitesinde bina sorumlusu olarak çalıştığı, kapıcı dairesinde oturduğu ve kira vermediği, aylık 530 TL aldığı, ilkokul mezunu olduğu ve arabasının bulunmadığı,
    Yerel Mahkemece 08.01.2009 tarihli duruşmada yapılan kimlik ve adres tespitinde; sanığın kaloriferci olduğunu ve Dostlar Sitesinde oturduğunu, bozma üzerine yapılan yargılamada 16.07.2013 tarihli duruşmada da Dostlar Sitesinin bulunduğu adreste oturduğunu beyan ettiği,
    Bilgilerine yer verilmiştir.
    Oyakbank Kızılay Metro Şubesince gönderilen ve dosyada mevcut olan 203 adet fatura suretlerinin incelenmesinde; ilk doğalgaz satış faturasının 04.01.2005 tarihli ve 16028768 numaralı, 8724 m3 doğalgaz alımına ilişkin 3.500 TL tutarında, son doğalgaz faturasının ise 09.04.2007 tarihli ve 38535787 numaralı, 8196 m3 doğalgaz alımına ilişkin 5.000 TL tutarında olduğu, gönderilen 203 adet fatura arasında 14.04.2007 tarihine ilişkin her hangi bir doğalgaz satış faturasının bulunmadığı,
    Yerel Mahkemece sanığın mahkûmiyetine esas alınan 25 adet Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekindeki doğalgaz satış faturalarına ilişkin olduğu belirtilen gider pusulalarının incelenmesinde;
    1- 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda 01.02.2005 tarihli, 5535985 numaralı ve 1.000,00 TL tutarlı olan ve 18.05.2005 tarihinde işletme defterinin 297. sıra numarasına gider olarak yazılan faturanın Oyakbank ve EGO kayıtlarında olmadığının belirtildiği ve 01.02.2005 tarihli, 15 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı, ancak bu gider pusulasının imza kısmında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu,
    2- 05.02.2005 tarihli ve 68 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 05.02.2005 tarih ve 15.25.57 saatinde düzenlenmiş gözüken 17035572 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 13210.000 m3, tutarın ise 5.300,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 05.02.2005 tarih ve 15.25.57 saatinde düzenlenen 17035572 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 9970.000 m3, tutarın ise 4.000,00 TL olduğu, 05.02.2005 tarihli ve 20 sayılı Kızılay PTT"ye gidiş için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasının tanık ... tarafından imzalandığı, 05.02.2005 tarihine ilişkin doğalgaz alımı için ayrı bir gider pusulasının olmadığı, ancak 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda 07.02.2005 tarihli ve 21 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı ve bu gider pusulasının imza kısmında "...-..." isimlerinin yazılı olduğu ve tek imza bulunduğu,
    3- 02.04.2005 tarihli ve 194 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 02.04.2005 tarih ve 19.11.54 saatinde düzenlenmiş gözüken 18985565 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 7080.000 m3, tutarın ise 3.000,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 02.04.2005 tarih ve 17.11.54 saatinde düzenlenen 18985565 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 4720.000 m3, tutarın ise 2.000,00 TL olduğu, 02.04.2005 tarihli ve 66 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasının tanık ... ismi yazılarak imzalandığı, ancak 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu gider pusulasının sanık tarafından imzalandığının belirtildiği,
    4- 18.05.2005 tarihli ve 297 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 01.02.2005 tarih ve 14.48.24 saatinde düzenlenmiş gözüken 6525995 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 2492.539 m3, tutarın ise 1.000,00 TL olduğu, 01.02.2005 tarihine ilişkin olarak ilgili kurumca dosyaya gönderilen herhangi bir fatura olmadığı, 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda 01.02.2005 tarihli ve 15 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı, ancak bu gider pusulasının imza kısmında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu,
    5- 29.06.2005 tarihli ve 368 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 29.06.2005 tarih ve 12.28.53 saatinde düzenlenmiş gözüken 20410278 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 3514.000 m3, tutarın ise 1.500,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 29.06.2005 tarih ve 11.59.42 saatinde düzenlenen 20410273 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 1757.000 m3, tutarın ise 750,00 TL olduğu, 29.06.2005 tarihinde doğalgaz alımına ilişkin gider pusulasının bulunmadığı, ancak 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda sanık tarafından imzalanmış olan 01.07.2005 tarihli ve 125 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı,
    6- 05.12.2005 tarihli ve 668 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 04.12.2005 tarih ve 09.58.14 saatinde düzenlenmiş gözüken 23623406 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 7352.000 m3, tutarın ise 3.600,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 04.12.2005 tarih ve 09.58.14 saatinde düzenlenen 23623406 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 6127.000 m3, tutarın ise 3.000,00 TL olduğu, 04.12.2005 tarihinde doğalgaz alımına ilişkin gider pusulasının bulunmadığı, 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda 14.12.2005 tarihli ve 279 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı, ancak bu gider pusulasının imza kısmında "...-...-..." isimlerinin yazılı olduğu ve tek imza bulunduğu,
    7- 06.12.2005 tarihli ve 671 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 06.12.2005 tarih ve 18.04.04 saatinde düzenlenmiş gözüken 23697683 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 17770.000 m3, tutarın ise 8.700,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 06.12.2005 tarih ve 18.04.04 saatinde düzenlenen 23697683 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 14298.000 m3, tutarın ise 7.000,00 TL olduğu, 06.12.2005 tarihinde doğalgaz alımına ilişkin gider pusulasının bulunmadığı, 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda 14.12.2005 tarihli ve 279 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı, ancak bu gider pusulasının imza kısmında "...-...-..." isimlerinin yazılı olduğu ve tek imza bulunduğu,
    8- 25.01.2006 tarihli ve 52 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 25.01.2006 tarih ve 17.01.35 saatinde düzenlenmiş gözüken 25772325 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 10321.000 m3, tutarın ise 5.000,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 25.01.2006 tarih ve 17.01.35 saatinde düzenlenen 25772325 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 7225.000 m3, tutarın ise 3.500,00 TL olduğu, 25.01.2006 tarihinde doğalgaz alımına ilişkin gider pusulasının bulunmadığı, ancak 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda sanık tarafından imzalanmış olan 27.01.2006 tarihli ve 33 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı,
    9- 09.02.2006 tarihli ve 98 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 09.02.2006 tarih ve 18.17.14 saatinde düzenlenmiş gözüken 26478052 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 20730.000 m3, tutarın ise 10.000,00 TL olduğu, ancak ilgili kurumca dosyaya gönderilen ve 09.02.2006 tarih ve 18.17.14 saatinde düzenlenen 26478052 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 16584.000 m3, tutarın ise 8.000,00 TL olduğu, 09.02.2006 tarihinde doğalgaz alımına ilişkin gider pusulasının bulunmadığı, ancak 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda sanık tarafından imzalanmış olan 08.02.2006 tarihli ve 53 sayılı gider pusulasının dikkate alındığı,
    10- Diğer 16 adet gider pusulasında ise imza kısmında sanığın adı ve soyadı ile imzasının bulunduğu,
    Yerel Mahkemece sanığın mahkûmiyetine esas alınan 25 adet Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi haricindeki 54 adet Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişine ilişkin gider pusulalarının incelenmesinde;
    1- 10.02.2005 tarihli ve 23 sayılı EGO"ya gaz alımına ilişkin gider pusulasının imza kısmında sanığın isminin ve bunun altında da "Yönetim" ibaresinin yazılı olduğu, ancak sanığın imzasının bulunmadığı,
    2- 23.02.2005 tarihli ve 33 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasının imza kısmında "Yönetim" yazılı olduğu, imzanın ise sanığın imzasına benzediği,
    3- 19.03.2005 tarihli ve 52 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasının imza kısmında sanığın isminin yazılı olduğu, ancak imzasının bulunmadığı,
    4- 01.06.2005 tarihli ve 109 sayılı gaz alımına ilişkin gider pusulasında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu,
    5- 21.06.2005 tarihli ve 118 sayılı "Bankaya ve Sıhhiye Başkent Elektriğe gidiş ve dönüş dolmuş ve taksi" açıklaması ile gider pusulasının tanık ... tarafından imzalandığı, doğalgaz alımı için ayrı bir gider pusulasının olmadığı,
    6- 02.07.2005 tarihli ve 130 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında sanığın isminin bulunduğu, ancak imzasının olmadığı,
    7- 11.07.2005 tarihli ve 134 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında sanığın isminin bulunduğu, ancak imzasının olmadığı,
    8- 04.10.2005 tarihli ve 197 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında "Yönetim-Personel" yazılı olduğu ve imza bulunmadığı,
    9- 17.10.2005 tarihli ve 211 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu ve imza bulunmadığı,
    10- 18.10.2005 tarihli ve 212 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu ve imza bulunmadığı,
    11- 14.12.2005 tarihli ve 279 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında sanık ile tanıklar ... ve ... isimlerinin yazılı olduğu, ancak tek imza bulunduğu,
    12- 24.12.2005 tarihli ve 293 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu ve imza bulunmadığı,
    13- 27.12.2005 tarihli ve 295 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında "Personel-Yönetim" yazılı olduğu ve imza bulunmadığı,
    14- 03.02.2006 tarihli ve 42 sayılı gaz alımına ilişkin gider pusulasında tanık ... ile sanığın isimlerinin yazılı olduğu ve tek imzanın bulunduğu,
    15- 13.02.2006 tarihli ve59 sayılı gaz alımına ilişkin gider pusulasında "...-Yönetim" yazılı olduğu, ancak imza bulunmadığı,
    16- 17.02.2006 tarihli ve 64 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında ".../... Yönetim" yazılı olduğu, ancak imza bulunmadığı,
    17- 20.09.2006 tarihli ve 537 sayılı gaz almak için dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında tanık ... ve sanığın isimlerinin yazılı olduğu, sadece tanık ..."in imzasının bulunduğu,
    18- Diğer 36 adedine ilişkin herhangi bir gider pusulasının dosya içerisinde mevcut olmadığı,
    19- 14.04.2007 tarihli ve 271 sayılı Dostlar Sitesi Kasa Tediye Fişi ekinde bulunan ve EGO tarafından 14.04.2007 tarih ve 15.40.19 saatinde düzenlenmiş gözüken 33536601 numaralı gaz satış faturasında tüketimin 8196.000 m3, tutarın ise 5.000,00 TL olduğu, 14.04.2007 tarihine ilişkin olarak ilgili kurumca dosyaya gönderilen herhangi bir fatura olmadığı, 14.04.2007 tarihli ve 94 sayılı Kızılay"a gidiş dönüş dolmuş ücretine ilişkin gider pusulasında sanık ..."in imzasının bulunduğu, söz konusu bu gider pusulasının sanığın mahkûmiyetine esas alınan belgeler arasında sayılmadığı,
    Dosya içerisinde mevcut Dostlar Sitesi Ada Yönetim Kuruluna ait 5/5 numaralı ciltte bulunan "Yönetim Kurulu Tarafından Doğalgaz Alındığında ve Günlük Tüketimde Tutulan Defter"in incelenmesinde; 2000 yılına ait olduğu anlaşılan ajandaya 01.01.2005 - 31.04.2007 tarihleri arasında anasayaç göstergesi, kartlı sayaç göstergesi, alınan gaz ve tüketilen gaz miktarları başlıkları altında günlük olarak el yazısı ile rakamların yazıldığı, suça konu 79 adet kasa tediye fişinden 64 adedinin ekindeki doğalgaz satış faturasındaki fazla tüketim miktarların ilgili tarihler itibarıyla el defterine yazıldığı, bunlardan 20 adedinin Yerel Mahkemece sanığın mahkûmiyetine esas alınan 25 adet kasa tediye fişinin ekindeki doğalgaz satış faturasındaki fazla tüketim miktarlarına ilişkin olduğu, dosya içerisinde söz konusu deftere ilişkin olarak hazırlanmış herhangi bir bilirkişi raporunun bulunmadığı,
    Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından 2005-2007 yıllarında alınan ve tüketilen doğalgaz miktarları arasında sahtecilik yapmak suretiyle fark oluşturulmak suretiyle zarar verdiklerinden bahisle Dostlar Sitesinin önceki yönetim kurulu üyeleri olan diğer katılanlar ..., ... ve ... aleyhine Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/237 Esas sayılı dosyasında 02.02.2009 tarihinde açılan alacak davasında; davalıların 15.04.2007 tarihine kadar fiilen yöneticilik yaptıkları ve bilirkişi raporuna göre davalıların yönetici oldukları dönemde kat maliklerinin yakıt harcamaları nedeniyle 86.826,90 TL zarara uğratıldıkları gerekçesiyle 24.11.2010 tarihli ve 2010/2509 sayılı karar ile davanın kabulüne ve 86.826,90 TL"nin davalılardan alınarak Dostlar Sitesi yönetimine verilmesine karar verildiği, davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 12.07.2011 tarihli ve 5154-8543 sayılı kararı ile "Mahkemece davalıların, dava dışı site görevlisi ... ile bu eylemi gerçekleştirmeleri konusunda işbirliği içinde olmadıkları hususu dikkate alınarak ...tazminattan adalet ve hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemiş olması" gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2465-1194 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 69.461,52 TL"nin davalılardan alınarak Dostlar Sitesi yönetimine verilmesine ilişkin hükmün davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 12.07.2011 tarihli ve 5154-8543 sayılı kararı ile onandığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ...; 17.04.2007 tarihinde Dostlar Sitesinin yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, sitenin Oyakbank ile sözleşmesi olduğunu, bu nedenle başka bir bankadan ya da doğrudan EGO"dan doğalgaz alınamadığını, paranın doğalgaz alacak kişiye verildiğini, doğalgaz karşılığında Oyakbank Kızılay Şubesinden alınan EGO antetli faturanın yönetime ibraz edildiğini, kartın da apartman sayacına takıldığını, endeksin okunduğunu ve bununla ilgili olarak kaydı sanığın, muhasip üyenin veya görevli muhasebe elemanının tuttuğunu, önceki dönemde alınan doğalgazın defter üzerinde toplanarak yazıldığını, yönetime geldikten sonra aidatları düşürmek için çalışma başlattığını, ödenen paralarla bankadan alınan doğalgaz miktarlarını karşılaştırdığını, aynı tarih ve numaralı fatura yönünden daha az doğalgaz alındığını, ancak tamamen sahte fatura düzenlenerek yönetim tarafından verilen para kadar doğalgaz alındığına dair fatura ibraz edildiğini tespit ettiğini, kayıtlarda verilen para ile alınması gereken doğalgaz miktarının yazılıp az alınan gerçek doğalgaz miktarının yazılmadığını, bu şekilde 187.745 metreküp eksik doğalgaz alındığını ve o günkü fiyatlara göre yaklaşık 86.000 TL zarar bulunduğunu, bununla ilgili 79 adet fatura olduğunu, 20-25 adedinde sanığın, 5 adedinde tanık ..."in imzasının bulunduğunu, diğerlerinin ise imzasız olduğunu, bunlar dışındaki alımlarda belge de olmadığını, mevcut belgelerde katılan ..."in parafının bulunduğunu, kontrol etme görevinin tanık ... ile katılan ..."e ait olduğunu,
    Katılan ... soruşturma evresinde; 2005 yılı Ocak ayından 2007 yılı Mart ayına kadar Dostlar Sitesinde yönetim kurulu muhasip üyesi olarak görev yaptığını, bu dönemde site görevlisi olup doğalgaz alım işini bizzat yapan sanığa site muhasebecisi tanık ... aracılığı ile para verilerek doğalgaz alımının gerçekleştirildiğini, sanığın aldığı doğalgaza ait faturayı yönetime ibraz ettiğini, doğalgaz alımına ilişkin belgeyi kendisinin ya da diğer yönetim kurulu üyelerinin kontrol ettiklerini, verilen para kadar doğalgaz alındığını görüp onayladıklarını, bu uygulamanın 1990 yılından itibaren aynı şekilde devam ettiğini, faturanın sahte olabileceğini hiç düşünemediklerini, bu işin sorumlusunun gaz alım işini devamlı şekilde yapan sanığın olduğunu,
    Kovuşturma evresinde farklı olarak; sanık dışında yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve kendisinin 50.000-60 000 TL gibi meblağ büyük olduğunda iki kez doğalgaz alımı yaptıklarını, tanık ..."in de doğalgaz aldığının olduğunu, yine sanığın yönetimin bilgisi dışında başkasına doğalgaz aldırmış olabileceğini, belgeler üzerinde kontrol yaptıklarını, sayaç kontrolünün yönetimin görevi olmadığını, defteri sanığın tuttuğunu, istediklerinde getirdiğini, kendilerinden sonra seçilen yönetim döneminde de sanık tarafından doğalgaz alımı yapıldığını ve 5.000 TL tutarındaki sahte belgenin de yeni yönetim döneminde sunulduğunu, EGO"ya gittiklerinde fatura tarihlerindeki alımın, bedel ve doğalgaz tutarı olarak daha düşük olduğunu gördüklerini,
    Katılan ...; 2003 yıl Ocak ayından 2006 yılı Ocak ayına kadar Dostlar Sitesinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, toplanan aidatların tanık ..."e verildiğini, kasanın anahtarının da tanık ..."de bulunduğunu, site görevlisi olup doğalgaz alım işini bizzat yapan sanığa site muhasebecisi tanık ... aracılığı ile para verildiğini, sanığın da aldığı doğalgaza ait faturayı yönetime ibraz ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin faturayı kontrol ettiklerini, verilen para kadar doğaldaz alındığını görüp onayladıklarını, doğalgaz yüklemesini de sanığın yaptığını, faturanın sahte olabileceğini hiç düşünemediklerini, bu işin sorumlusunun doğalgaz alım işini devamlı şekilde yapan sanık olduğunu,
    Katılan ...; 2006 yılı Nisan ayından 2007 yılı Mart ayına kadar Dostlar Sitesinde yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, site görevlisi olan sanığın doğalgaz alım işini yaptığını, faturayı da yönetime ibraz ettiğini, faturayı kendilerinin kontrol edip verilen para kadar doğalgaz alındığını görüp onayladıklarını, duyumlar olması nedeniyle 04.02.2007 tarihinde belgelerin kurulan inceleme komisyonuna teslim ettiklerini, usulsüzlükler olduğu tespit edilince savcılığa şikâyette bulunduklarını,
    Tanık ...; 1994 yılından itibaren Dostlar Sitesinin muhasebe bölümünde para tahsil etme ve ödeme işini yaptığını, toplanan aidatların kendisine teslim edildiğini, yönetim kasasının anahtarının da kendisinde olduğunu, doğalgaz ihtiyacını sanığın bildirdiğini, işe başladığından beri yöneticilerin bilgisi dahilinde doğalgaz alması için sanığa parayı elden verdiğini, sanığın da doğalgaz kartı ile doğalgaz aldığını ve faturayı kendisine getirdiğini, EGO antetli doğalgaz satış faturasında yazan miktarı kontrol ettiğini ve verdiği parayla uygun olduğunu görünce kasa tediye fişini düzenlediğini, kendisine gösterilen 79 adet belgenin sanık tarafından kendisine verilen belge asıllarının fotokopileri olduğunu, imza yetkisinin olmadığını, üzerindeki imzaların kontrol imzası olduğunu, ayrıca gider belgesi tanzim edildiğini, gider belgesinde ismi yazan kişinin doğalgazı alan kişi olduğunu, sanığın doğalgazı yükledikten sonra kartın da sanıkta kaldığını, sayaçtaki endeks kayıtlarını sanığın tuttuğunu, kendisinin de ara sıra doğalgaz aldığını, bir iki kez de meblağ büyük olduğu için yönetim kurulu üyelerinin alım yaptıklarını, bunun dışında kimseye para vermediğini; tanık ..."nın tanık ..."den aldığı parayla Oyakbanktan gaz aldığının olduğunu söylemesi üzerine ise diğer apartman görevlilerine para verip doğalgaz aldırdığının da olduğunu,
    Tanık ...; Dostlar Sitesinin 3 blok olduğunu, her bloğun ayrı apartman görevlisi bulunduğunu, ısıtmanın merkezi olduğunu ve tek sayaç bulunduğunu, sayacın B blokta olduğunu, kendisinin tanık ..."den aldığı parayla Oyakbank"tan doğalgaz aldığını, sanığın verdiği para ile de doğalgaz aldığını, ancak adına gider belgesi düzenlenip düzenlenmediğini bilmediğini,
    Tanık ...; A Blok apartman görevlisi olduğunu, tanık ..."in verdiği parayla Oyakbank"tan gaz aldığını, sonrasında faturayı ibraz ettiğini, 2005 ve 2007 yılları arasında 4 kez doğalgaz aldığını,
    Tanık ...; 2005 ve 2007 yılında tanık ..."in verdiği para ile doğalgaz alıp faturayı ibraz ettiğini, verilen para kadar doğalgaz aldığını, sanığın işi olduğunda ara sıra ondan para alıp doğalgaz aldığını,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... soruşturma evresinde; 1989 yılından itibaren Dostlar Sitesinde kalorifer dairesi görevlisi olduğunu, doğalgaz satın alma işini genellikle kendisinin yaptığını ve doğalgaz alımıyla ilgili asıl işi kendisinin yürüttüğünü, kendisinden başka muhasebeci olan tanık ..., diğer kapıcı arkadaşları olan tanıklar Arslan, Mahmut ve Murat ile katılanlar Mehmet, Kemal ve Hamit"in de zaman zaman doğalgaz satın aldıklarını, muhasebeden ne kadar para verildi ise Oyakbank Metro Şubesi"ne gidip o kadar doğalgaz aldığını, belgesini tanık ..."e teslim ettiğini, doğalgazı da sayaca yüklediğini, muhasebeye teslim ettiği belgeler üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadığını, Ego Genel Müdürlüğü"nün gaz satış raporu ile Oyakbank Metro Şubesi"nin tahsil ettiği gaz satış bedelinin neden birbirini tutmadığını bilmediğini, sahte olduğu belirlenen doğalgaz alım faturalarından 33 tanesine ilişkin alımı kendisinin yaptığını, sahteciliğin nasıl yapıldığını bilmediğini, eksik doğalgaz alıp faturayı da buna göre düzenleyerek aradaki farkı almadığını,
    Kovuşturma evresinde; katılan ..."ın 17.04.2007 tarihinde başkan olarak seçildiğini, yönetime yeni geldiği için hesapları kontrol ettiğini, bankadan dökümleri istediğini, alınan dökümlerle faturalardaki doğalgaz miktarının farklı olduğunun anlaşıldığını, 24 adet gider pusulasında kendi imzasının olduğunu, tanık ..."den parayı teslim aldıktan sonra Oyakbank"a gidip parayı yatırarak doğalgaz kartına yükleme yaptırdığını, işi olduğunda diğer apartman görevlisi arkadaşları da ara sıra doğalgaz alımı için gönderdiğini, yönetim değişmeden önce faturada yazan doğalgaz miktarını ayrı bir deftere yazdıklarını, bu defterin yönetim odasında bulunduğunu, sayaç kontrolü yapmadıklarını, katılan ... makine mühendisi olduğu için doğalgazı yükledikten sonra sayaçtaki gösterge rakamını da not etmesini istediğini,
    Savunmuştur.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
    "Güveni kötüye kullanma" suçu TCK"nın 155. maddesinde;
    "(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlemiş,
    Maddenin gerekçesinde de;
    "Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır... Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gereklidir" açıklaması yapılmıştır.
    Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere kanun koyucu tarafından mülkiyetin korunması amacıyla getirilen güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkâr edilmesiyle oluşmaktadır.
    Suç, devir amacı dışında tasarrufta bulunma veya inkâr etme şeklinde icrai bir hareketle işlenebileceği gibi malı süresinde devretmeme veya malı güvenle saklamak üzere zilyetliği devralma hâlinde, bakım yükümlülüğünü bilerek yerine getirmeme gibi ihmali hareketle de işlenebilir (Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt 1, 4. Baskı, Beta Yayım, Eylül 2017, s. 472).
    TCK"nın 155. maddesinde sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanunu"muzun 973. maddesinde; "Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir." şeklinde açıklanmış, asli ve fer"i zilyetlik ise aynı Kanun"un 974. maddesinde; "Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer"î zilyettir." biçiminde tanımlanmıştır.
    Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu hukuki ilişkinin gereği olarak taraflar arasında oluşan güvenin korunması gerekmektedir. Bu amaçla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkâr kanun koyucu tarafından cezai yaptırım altına alınmıştır. Eğer mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslim olmayacağı için güveni kötüye kullanma suçu da oluşmayacaktır. Zira, hukuksal anlamda geçerli bir sözleşmeden söz edilebilmesi için tarafların iradelerinin aldatılmamış olması gerekmektedir.
    Bu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde ise, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli sözkonusu olacaktır.
    Meslek ve sanat, kişinin geçimini sağlamak için uğraştığı ve devamlılık gösteren işlerdir. Genellikle meslek ve sanat serbestçe yapılan ve bireylerin belli bir hizmeti almak veya yaptırmak için başvurdukları iş alanını ifade eder. Örneğin, televizyon tamirciliği, terzilik, dizgicilik, kuru temizlemecilik, matbaacılık, grafikerlik vs. Bu örneklerde de görüldüğü gibi, genellikle meslek ve sanatta, aralarında hizmet ilişkisi olmayan kişiler bu mesleği yapanlardan bir hizmet satın almaktadırlar.
    Ticaret, kişilerin özel ilişkilerini ilgilendiren alanlarda yapılan ve bir mal değişimini konu alan hareketlerdir. Failin ticari amaçla hareket etmesi yeterlidir. Tacir olması aranmaz. Ancak, mal sahibi olan mağdurun ticaret amacıyla hareket etmesine gerek bulunmamaktadır.
    Hizmet ise, hizmeti yapanla yaptıran arasında bir ilişkinin olmasını ifade eder. Hizmet ilişkisinin daimi olması zorunlu değildir. Ayrıca, suça konu eşya faile sürekli olarak ve tüm sorumluluğu ona ait olmak koşulu ile teslim edilmelidir.
    Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, failin işi, mesleği, eşyanın hangi amaçla faile verildiği araştırılmalıdır.
    Suçun nitelikli halleri arasında sayılan bir başka durum ise, hangi nedenden doğmuş olursa olsun "başkasının mallarını idare etmek yetkisine sahip kimselerin" güveni kötüye kullanmasıdır. Maddede de açık bir şekilde belirtildiği gibi, idare yetkisinin hangi nedenden doğmuş olduğu önemli değildir. Sözleşmeden doğmuş olabileceği gibi, yasadan veya resmî makam veya merciler tarafından verilen bir karardan da, bu yetki doğmuş olabilir (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 4. Cilt, Adalet Yayınevi, Ankara 2010, 1. Baskı, s. 4531-4532).
    Cezanın ağırlaştırılması sonucunu doğuran bu hâllerde, fail ile mağdur arasındaki hukuki ilişkiye dayanan güven ilişkisi daha yoğundur. Failin sıfatı, onun hukuki ilişkiye uyma konusunda daha özenli davranacağının bir göstergesi olmaktadır. Belli sıfata sahip kişilere karşı toplumda daha fazla güven duygusu vardır. Kişiler, meslek ve sanat icra edenlere, ticaret veya belli hizmeti görenlere, belli bir işi görüyor olmaları nedeniyle normal bir kişiye nazaran daha fazla güven beslerler ve bu güvene dayalı olarak zilyedi veya malik bulundukları malı fazlaca sorgulamadan belli bir maksatla muhataplarına teslim ederler. Suçu nitelikli hale getiren bu unsur, taraflar arasında güven ilişkisinin tesisini kolaylaştıran hâllerin kötüye kullanılmasını esas almaktadır. Bu ağırlaştırıcı nedenin uygulanması, malın teslimi ile failin sıfatı arasında nedensellik ilişkisi bulunmasına bağlıdır. Mal, faile, sadece sıfatından değil, aynı zamanda sıfatının doğurduğu bir ilişkiden dolayı teslim edilmiş olmalıdır (Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt 1, 4. Baskı, Beta Yayım, Eylül 2017, s. 478; Veli Özer Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınları, 12. Baskı, Eylül 2017, Ankara, s. 687; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınları, 4. Baskı, Eylül 2017, Ankara, s. 639-640).
    Gelinen bu aşamada Konut Kapıcıları Yönetmeliği hükümlerine de değinilmesi gerekmektedir.
    Kapıcıların hizmetlerinin kapsam ve niteliği ile çalışma süresi, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri, yıllık ücretli izin hakları ve kapıcı konutlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren Konut Kapıcıları Yönetmeliğinin 3. maddesinde konut kapıcısı, "Anataşınmazın bakımı, korunması, küçük çaptaki onarımı, ortak yerlerin ve döşemelerin bakımı, temizliği, bağımsız bölümlerde oturanların çarşı işlerinin görülmesi, güvenliklerinin sağlanması, kaloriferin yakılması ve bahçenin düzenlenmesi ve bakımı ve benzeri hizmetleri gören kişiyi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır.
    Anılan Yönetmeliğin "Kapıcının Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 5. maddesi;
    "Kapıcının görev ve sorumlulukları şunlardır.
    a) Yöneticinin talimatı doğrultusunda konutun kaloriferini zamanında yakmak ısıyı ayarlamak ve söndürmek,
    b) Hidrofor ve benzeri araçları çalıştırmak,
    c) Anataşınmazın ortak yerlerini ve tesislerini temiz bulundurmak, demirbaşlarını, araç ve gereçlerini, düzenli, bakımlı ve işler şekilde tutmak,
    d) Kendisine ayrılan konutu başka amaçlarla kullanmamak, konutu korumak, kendisi veya ailesinden birisinin konuta vereceği zarar ve hasarları karşılamak,
    e) Yöneticinin talimatı çerçevesinde konutun güvenliğini sağlayıcı önlemleri almak,
    f) Belirlenen saatlerde servis hizmetlerini görmek, çöpleri toplamak, bahçe düzenlemesi ve bakımını yapmak,
    g) Verilen eğitimlere uygun davranmak ve koruyucu malzemeyi kullanmak,
    h) İş veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen diğer görevleri yerine getirmek.",
    "İş Sözleşmesi" başlıklı 6. maddesi ise;
    "Kapıcı ile yapılan iş sözleşmesinde;
    İş sözleşmesinin türü ve çalışma biçimi ile işveren ve işyeri adı ve adresi, kapıcının kimliği, işe başlama tarihi, yapacağı işler, temel ücreti ve varsa ücret ekleri, ücret ödeme şekli ve zamanı, çalışma süresi ve ara dinlenmesi, varsa özel hükümler, düzenleme tarihi ve tarafların imzası hususlarının bulunması gerekir." şeklinde düzenlenmiştir.
    Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir değişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Dostlar Sitesinde kaloriferci olarak görev yapan sanık ..."in aynı sitenin muhasebecisi olan tanık ..."ya sitenin doğalgaz ihtiyacını bildirerek ondan aldığı para ile Kızılay"da bulunan Oyakbank Metro Şubesi"nden aldığı doğalgazı site sayacına yüklediği ve bankadan aldığı faturayı tanık ..."e teslim ettiği, ancak 79 adet doğalgaz alımında kendisine verilen paranın bir kısmı ile doğalgaz alıp paranın tamamına ilişkin olarak düzenlediği sahte faturayı muhasebeye verdiği ve aradaki 86.826,90 TL farkı uhdesinde bulundurduğu ve bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında Yerel Mahkemece sanığın 79 adet faturanın 25 adedine ilişkin yol ücreti gider pusulasında imzasının bulunması nedeniyle söz konusu 25 adet doğalgaz alımını sanığın gerçekleştirdiği ve bu suretle siteyi 27.510 TL zarara uğrattığı kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilen olayda;
    Sanığın suça konu edilen 79 adet doğalgaz faturasından 24 adedine ilişkin yol ücreti gider pusulasını kendisinin imzaladığını, ancak kendisine verilen para kadar doğalgaz aldığını savunması ve atılı suçu kabul etmemesi, doğalgaz almaya gidilirken harcanan yol ücretine ilişkin gider pusulasına sadece doğalgaz alımına gidildiğine ilişkin açıklamanın yazılması, fakat doğalgaz alımı amacıyla ne miktarda para teslim edildiğine dair bir kayıt konulmaması, Oyakbank"tan temin edilen fatura suretleri ile muhasebeye teslim edilen faturalarda da faturayı kimin teslim aldığına ve teslim ettiğine dair herhangi bir bilgi bulunmaması karşısında; site yönetiminden sanığa doğalgaz alımı için verilen paranın muhasebeden ne şekilde çıktığının, bu amaçla sanığa doğalgaz alması için ne kadar para verildiğine ve bankadan getirilen doğalgaz faturasının teslim edildiğine dair ilgili görevli ile sanığın imzasını taşıyan bir belge olup olmadığının sorulması,
    Sanığın yönetim değişmeden önce faturada yazan doğalgaz miktarını ayrı bir deftere yazdıklarını savunması, katılan ..."in alınan doğalgaz miktarının yazıldığı defteri sanığın tuttuğunu, katılan ..."ın ise defterin sanık, muhasip üye veya görevli muhasebe elemanı tarafından tutulduğunu beyan etmeleri ve dosyada mevcut doğalgaz alımına ve günlük tüketime ilişkin el yazısı ile tutulan defterde suça konu 79 adet faturanın 64 adedine, sanığın mahkûmiyetine esas alınan 25 adet faturanın ise 20 adedine ilişkin fazla gösterilen tüketim miktarlarının yazılmış olması karşısında; sözü edilen defterdeki kayıtların kim veya kimler tarafından tutulduğu tespit edilerek gerektiğinde yazı ve rakam örneklerinin alınıp defterdeki yazı ve rakamların kimin eli ürünü olduğuna dair bilirkişi raporu alınması,
    Yerel Mahkemece hükme esas alınan 25 adet kasa tediye fişinin ekindeki doğalgaz satış faturalarına ilişkin olduğu belirtilen gider pusulalarının 16 adedinde sanığın adı ve soyadı ile imzasının bulunmasına rağmen iki adedinde "Personel-Yönetim" ibarelerinin yazılı olması, bir adedinin tanık...tarafından imzalanması, bir adedinin doğalgaz alımından bir gün öncesine ve beş adedinin ise doğalgaz alımından sonraki tarihlere ait olması karşısında; 07.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda hangi kriterlere dayanılarak 25 adet gider pusulasındaki imzaların sanığa ve değişik tarihli gider pusulalarının doğalgaz alımına gidilen güne ait olduğunun belirlendiği hususunda denetime olanak verecek şekilde ek bilirkişi raporu alınması,
    Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun suç ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun"un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına alınması karşısında da sanığa atılı suç nedeniyle oluşan zararın miktarının tespit ettirilmesi,
    Sanığın kaloriferci olarak çalıştığını ifade etmesi, sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin kolluk raporunda sanığın bina sorumlusu olduğunun belirtilmesi, tanık ..."in hizmetli, katılanlar Mehmet, Kemal ve Hamit"in site görevlisi ve katılanlar vekilinin ise dilekçelerinde sanığın kapıcı olduğunu ifade etmeleri karşısında; sanığın eyleminin basit güveni kötüye kullanma suçunu mu yoksa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu mu oluşturacağının değerlendirilmesi bakımından sanığın görevi, görevinin kapsamı ve varsa aralarında suç tarihinden önce imzalanmış sözleşme olup olmadığının site yönetiminden sorularak sözleşmede sanığın doğalgaz satın alma görevinin bulunup bulunmadığının ve sanığa teslim edildiği kabul edilen paranın sanığın görevi nedeniyle verilip verilmediğinin belirlenmesi,
    Gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    Bu nedenle, sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
    Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde oy kullanan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonunda Yerel Mahkemece kurulan mahkûmiyete ilişkin direnme hükmü "sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediği" noktasında değerlendirilirken, atılı suçun bu aşamada uzlaşma kapsamına alınmasına rağmen eksik araştırma nedeniyle bozma yapılıp yapılamayacağı Ceza Genel Kurulunca ayrıca değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafından atılı suç sonrada uzlaştırma kapsamına alınsa dahi eksik araştırma nedeniyle bozma kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Aşağıda açıklanan nedenlerle yargılama sırasında kovuşturmaya konu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun görülmesi hâlinde, uzlaşma süreci işletilmeden yargılamayı sürdürmeye yasal olanak bulunmadığı için, eksik araştırma nedeniyle hüküm bozularak Yerel Mahkemenin yargılamayı sürdürmeye zorlanamayacağı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmak mümkün değildir. Şöyle ki;
    Öğreti ve uygulamaya göre uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur. Bu yolla devlet masraf ve zaman gerektiren ağır yargılama külfetinden, taraflar ise aleni duruşma ile oluşması muhtemel lekelenmeden kurtulmaktadır. Ayrıca taraflar ortak kararlarına ve isteklerine uygun bir sonuca daha çabuk ve masrafsız ulaşmaktadırlar.
    CMK"nın 253, 254 ve 255. maddelerinde uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre uzlaştırma ceza muhakemesi kurumu olmasının yanında, birey ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirmektedir.
    Suç ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı yasa ile CMK"nın 253. maddesinde gösterilen uzlaşmaya tabi suçların kapsamı genişletilmiş, bu arada sanığa yüklenen ve TCK"nın 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçları da uzlaşma kapsamına alınmıştır.
    02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 254. maddesinin birinci fıkrası yeniden düzenlenmiş ve "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklini almıştır. Bu ve 253. madde hükümleri dikkate alındığında uzlaştırmanın öncelikle soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu görülmektedir. CMK"nın 174/1-c maddesine göre de uzlaştırma işlemi yapılmadan dava açılması hâlinde iddianamenin iadesi gerekmektedir. Ancak uzlaştırma işlemi yapılmadan bir şekilde dava açılması, kovuşturma sırasında suçun uzlaşmaya tabi olduğunun anlaşılması veya olayımızda olduğu gibi dava açıldıktan sonra suçun uzlaşma kapsamına alınması durumunda, kovuşturma aşamasında da uzlaştırma işleminin öncelikle yapılması gerekmektedir.
    Yukarıda açıklanan niteliklerine göre uzlaştırma kural olarak kovuşturma şartıdır. Kovuşturma aşamasında ortaya çıkması hâlinde ise öncelikle uygulanması gereken işlemdir. Bunun yanında CMK"nın 23/8. maddesinin "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünü içermektedir. Usulün bu emredici düzenlemesi karşısında kovuşturma aşamasına geçilmiş olsa dahi, suçun uzlaşmaya tabi olduğunun ortaya çıkması hâlinde, kovuşturma şartı durumundaki uzlaştırma girişimi tamamlanmadan yargılamaya devam etmeye yasal olanak bulunmamaktadır. Çünkü uzlaşma başarıyla gerçekleştiğinde kamu davasının düşmesine karar verilecektir. Kovuşturma şartı gerçekleşmeden yargılamaya devam edilmesi hem CMK"nın 223/8, 253 ve 254. maddelerine aykırılık oluşturur, hem de uzlaşma kurumunun yukarıda açıklanan amaçlarına aykırıdır. Kanunumuz devleti ve tarafları yargılamanın külfetinden ve yıpratıcılığından kurtarmak için bu düzenlemeyi yapmıştır. Sayın çoğunluğun benimsediği gibi tüm yargılama ve araştırma işlemleri tamamlanıp, yargılama sonunda failin suçunun kanıtlanmasını takiben uzlaştırma yoluna gidilmesi anılan düzenlemelere ve uzlaştırmanın niteliğine aykırıdır. Soruşturmanın başında yapılması gereken işlem kovuşturma sonuna bırakılmış olur. Ayrıca CMK"nın 254. maddesine göre mahkemeler kovuşturmaya konu suçun uzlaşma kapsamında olduğunu görmesi hâlinde dosyayı uzlaştırma bürosuna aktarmak zorundadır. Buna rağmen Ceza Genel Kurulunun Yerel Mahkemeyi yargılamayı sürdürmeye ve araştırmaya yapmaya zorlayıcı mahiyette bozma kararı vermesi hukuka açıkça aykırıdır.
    TCK"nın 7. maddesinde öngörülen genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanunun uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren bir kanunun, yürürlük tarihinden önce işlenen suçlara uygulanması, ancak lehe sonuçlar doğurması durumunda mümkündür. Somut olayda sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu suçun işlenmesinden sonra uzlaşma kapsamına alınmış olup, uzlaştırmanın maddi ceza hukukuna ilişkin yönünün de bulunması nedeniyle sanık lehine olduğu ve hakkında öncelikle uygulanması gerektiği tartışmasızdır.
    Sonuç olarak sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçunun suç ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Yasa ile uzlaşma kapsamına alındığı, eyleminin uzlaştırma kapsamı dışında bir suça dönüşme ihtimalinin bulunmadığı, uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olduğu, uzlaşma ihtimali nedeniyle CMK"nın 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmesi ve uzlaştırmanın başarılı olması hâlinde yine aynı hüküm nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği için bu işlemin öncelikle yapılmasının zorunlu olduğu, devleti ve tarafları yargılamanın getirdiği yükten ve yıpranmadan kurtarmak için öngörülen bu usulü işlemin yargılamanın sonuna bırakılmasının ve tüm araştırmalara yapıldıktan sonra uygulanmasının düzenlemenin amacına ve uzlaşmanın niteliğine aykırı olacağı, kaldı ki CMK"nın 254. maddesine nazaran suçun kovuşturma sırasında uzlaştırmaya tabi olduğunun anlaşılması hâlinde mahkemenin dosyayı uzlaştırma bürosuna devretme zorunluluğunun bulunduğu, buna rağmen Ceza Genel Kurulunun mahkemeyi yargılamayı devam ettirmeye ve araştırma yapmaya zorlayıcı mahiyette bozma kararı vermesinin anılan düzenlemelere uymayacağı, Ceza Genel Kurulunun 14.03.2017 tarihli ve 7-137 sayılı, 02.07.2019 tarihli ve 306-519 sayılı, 07.05.2019 tarihli ve 4-383 sayılı kararlarının da bu yönde olduğu, tüm bu nedenlerle hükmün sadece "mahkemece 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca durma kararı verilerek aynı Kanun"un 253 ve 254. maddelerinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" gerekçesiyle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak etmek mümkün olmamıştır." düşüncesiyle,
    Aynı yönde oy kullanan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer şekilde değişik bozma gerekçesi açıklamışlardır.
    Ulaşılan bu sonuç karşısında, Özel Daire bozma kararından sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun"un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca "uzlaştırma" işlemi yapılması gerekip gerekmediğine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2013 tarihli ve 497-972 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün;
    a) Sanığa atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun sübutu,
    b) Sanığın eyleminin basit güveni kötüye kullanma suçunu mu yoksa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğunun tespiti,
    Bakımlarından eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi