4. Ceza Dairesi 2020/30492 E. , 2021/5951 K.
"İçtihat Metni"
K A R A R
Tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/01/2020 tarihli ve 2018/11866 soruşturma, 2020/603 esas, 2020/468 sayılı iddianamenin "gerekirse sanık hakkında yakalama kararı çıkartılarak savunmasının alınması gerektiği" gerekçesiyle iadesine dair Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2020 tarihli ve 2020/69 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/02/2020 tarihli ve 2020/164 değişik iş sayılı kararını müteakip, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/07/2020 tarihli ve 2020/5691 soruşturma, 2020/2965 esas, 2020/2124 sayılı iddianamenin, "yakalama kararı üzerinden makul bir süre geçmesinin beklenmesi gerektiği" gerekçesiyle iadesine dair Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2020 tarihli ve 2020/292 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/07/2020 tarihli ve 2020/1060 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 sayılı ilamında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,
Somut olayda, Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesince yakalama kararı üzerinden henüz 3 ay geçtiği ve yaklaşık 1 yıl gibi makul sayılacak bir süre beklenmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 19/03/2020 tarihli ve 2020/1191 değişik iş sayılı kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine rağmen şüphelinin bulunamadığı ve iddianamenin iadesi sebepleri arasında sanığın savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de CMK"nın 160 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı, CMK"nın 170/2. maddesine göre “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin iddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.
CMK"nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
CMK’nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir. CMK’nın 174/1-b maddesinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı getirilmiştir. Bu düzenlemeden hareket ederek şüpheli ifadesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delil olup olmadığı ve bu eksikliğin anılan bu madde kapsamında iade nedeni olup olmadığı hem uygulamada hem de doktrinde tartışma konusudur. Toplanması gereken mevcut bir delil, delil yasaklarıyla mahdut, hukukun izin verdiği sınır içerisinde, fiilen ele geçirilmesi de mümkün olan delil manasındadır. Cumhuriyet savcısının tüm çabalarına rağmen toplanamayan delilden dolayı iade de mümkün olmayacaktır.
CMK’nın 253/6. maddesinde: “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” hükmü yer almaktadır. Tüm soruşturma işlemlerine rağmen uzlaştırma işleminin taraflarından birisine ulaşılamaması durumunda, soruşturmanın akamete uğramaması amacıyla kanun koyucu bu düzenlemeyi ön görmüştür.
Somut olayda; şüpheli ... hakkında tehdit suçunu işlediği iddiası ile yürütülen soruşturma içerisinde kolluk tarafından düzenlenen fezlekede şüpheliye ulaşılamaması nedeni ile ifadesinin alınamadığının belirtildiği, 20/07/2018 tarihli kolluk araştırma tutanağında "şüphelinin en son 14/03/2015 tarihinde Türkiye"den çıkış yaptığı ve bir daha dönmediğinin tespit edildiğinin" belirtildiği, bu hususun Hudut Kapıları Büro Amirliği"nin 26/03/2019 tarihli cevabi yazısının ekinde bulunan "Yurda Giriş Kaydı" tablosu ile de doğrulandığı, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğince, şüpheli hakkında 19/03/2020 tarihinde, ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği, soruşturma savcısının yakalama kararının infazını makul sayılabilecek üç aydan fazla bir süre bekledikten sonra soruşturmanın akamete uğramaması amacı ile iddianame tanzim ederek uyuşmazlığı yargı makamı önüne taşıdığı, Mahkemenin ise "yakalamanın infaz edilmeksizin 30/06/2020 tarihinde resen kaldırılıp iddianame üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, şüphelinin hiç savunması alınmadan iddiananeminin tanzim edildiği, şüphelinin açık adres ve kimlik bilgileri bilindiği halde etkin soruşturma yapılıp gerekirse hakkında yakalama emri düzenlenerek savunmasının alınması yoluna gidilmesi gerekmekte olduğu" gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verdiği, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianamenin iadesine ilişkin karara süresi içerisinde itiraz edildiği, vaki itirazın bu itirazı incelemekle yetkili ve görevli Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği,
Yukarıda yapılan açıklama ışığında; Cumhuriyet savcısının soruşturma dosyası içerisinde şüpheli ifadesinin temini için gerekli araştırma ve soruşturma faaliyetlerine başvurmasına rağmen şüpheli ifadesinin temin edilemediği, Sulh Ceza Hakimliğinden şüpheli hakkında yakalama kararı aldığı ve yakalama kararının infazının da makul bir süre beklendiği, buna rağmen şüphelinin yakalanamadığından dolayı ifadesinin alınamadığı ve uzlaştırma işlemlerinin de yapılamadığı, açıklanan nedenlerle, iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın reddine dair kararın hukuka uygun olmadığı görülerek tebliğnamedeki talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 16/07/2020 tarihli ve 2020/1060 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 24/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.