13. Hukuk Dairesi 2016/16737 E. , 2019/12842 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisine ... 3. Noterliğince düzenlenen 03/02/2010 tarih ve 000572 yevmiye nolu vekaletname verdiğini, davalının icra ve dava dosyalarında vekillik görevini özenle yerine getirdiğini, dosyalarla ilgili bilgileri e-posta ve iadeli taahhütlü posta yoluyla davalıya bildirdiğini, davalının azil tarihine kadar takip edilen işlerle ilgili olarak çok cüzi miktarda ödeme yaptığını, bu durum üzerine 19/09/2012 tarihli taahhütlü mektupla dosyalarla ilgili bilgileri özetleyerek ödenmesi gereken vekalet ücretlerinin ödenmesini talep ettiğini, ... Anadolu 9.İcra Müdürlüğü’nün 2009/9805 esas sayılı dosyasında Eylül 2012 tarihinde 2.220,00-TL ve ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/20576 esas sayılı dosyasında 25/06/2010 tarihinde 2.702,00-TL çektiğini, ancak bu ödemelerin karşı taraf vekalet ücretinden mahsup edildiğini ve icra dosyası borçlusu Serdar Suer adına serbest meslek makbuzu düzenlediğini, 05.12.2013 tarihinde haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretlerinin ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalı tarafından ... 18.İcra Müdürlüğünün 2014/5368 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/20576 esas sayılı dosyasında 04/05/2010 tarihinde 1.000,00-TL, 25/06/2010 tarihinde 2.702,40-TL, ... Anadolu 9.İcra Müdürlüğü’nün 2009/9805 esas sayılı dosyasından 05/09/2012 tarihinde 2.220,20-TL ve ... 2. İcra Müdürlüğünün 2009/20577 esas sayılı dosyasından 27/01/2012 tarihinde 162,20-TL ve yine aynı gün 176,40-TL tahsil etmesine rağmen tarafına ödemediğini ve bunun yanında icra dosyalarından tahsil ettiği paraları dosya borçlusu Serdar Suer"den olan vekalet ücreti alacağına mahsup ettiğini beyan etmesinin davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davacının haklı olarak vekaletten azledildiğini belirterek davanın reddine ve haksız icra takibi nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ... 18. İcra Müdürlüğü’nün 2014/5368 esas sayılı icra takibine davalının yaptığı itirazın 25.675,28-TL asıl alacak ve 24,98-TL takibe kadar birikmiş faizi için iptaline, asıl alacağa takipten itibaren yasal faiz yürütüleceğine, bu şekilde takibin devamına, inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet ücretlerinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Avukatın vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu’nun 505. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 389) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanun’nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. (Mülga Borçlar Kanununun 390.) maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.
Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir.
Somut olayda davalının davacıyı azil sebebi olarak bildirdiği hususlar içinde vekil olarak tahsil ettiği bedelleri tarafına ödememesi ve bu konuda kendisine bilgi verilmemesi yer almakta ve davacı ise, ücret alacağına mahsuben yedinde tuttuğunu, hukuki tanımıyla Avukatlık Kanununun 166. maddesi gereğince “hapis hakkı”nı kullandığını savunduğuna göre, davada öncelikle hapis hakkının, nasıl ve hangi şartlarda kullanılması gerektiği üzerinde durularak, daha sonra ise somut olay itibariyle bu hakkın, kanunun öngördüğü amaca uygun şekilde ve gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanununun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükmü bulunmaktadır.
Hapis hakkı ile ilgili bu açıklamalardan sonra davacının; masraf ve ücret ödemesi için 19.09.2012 tarihli ihtarnameyi davalıya gönderdiği, icra dosyalarında ise 04/05/2010 tarihinde 1.000,00-TL, 25/06/2010 tarihinde 2.702,40-TL, 05/09/2012 tarihinde 2.220,20-TL, 27/01/2012 tarihinde 162,20-TL ve yine aynı gün 176,40-TL tahsilat yaptığı nazara alınarak davacının azlinin haklı olup olmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.