10. Hukuk Dairesi 2014/13595 E. , 2015/33 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ...sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
...sigortalısı olarak 25.7.1985 tarihinde tescil edilen davacı, iptal edilen süreler kadar ... sigortalılığının tespitini istemiştir. Davacının 01.04.1985 tarihinde terzi işinden dolayı vergi kaydı vardır. Dosyadan; davacının, oda ve sicil kaydının başka biri adına kayıtlı olduğu, 1985-1986 yıllarında terzi olarak götürü usulle vergi mükellefi olduğuna dair mal müdürlüğü onaylı vergi levhasının bulunduğu, Bağ-Kur primlerinin davacı tarafından yatırıldığı anlaşılmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddelerinde, kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, Kanunun 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 24. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden muaf olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usûlüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan
madde 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar, zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur.
Davaya konu, somut olayda; 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği tarihte, yukarıda açıklanan şekli ile kanunun 3165 sayılı Yasa ile değişik şekli yürürlükte olup, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu, anılan düzenleme doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse, anılan düzenlemelerin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli olarak “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusu ve gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olmak veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunmak, ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olmak zorunlu ve asli unsurlar olup, bu çerçevede; uyuşmazlık konusu 01.04.1985-31.12.1985 tarihleri arasında kalan dönemde, oda kaydı başkasının üzerine olmakla birlikte, 01.04.1985 tarihinden itibaren vergi kaydı bulunan ve primlerin davacı tarafından ödendiği dikkate alındığında; davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekir. Yargıtay HGK’nun 03.12.2008 gün ve 2008/10-732 E., 2008/736 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primlerin alındığı dönemde, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeli, davacının istemleri bu kapsamda değerlendirilerek, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem hâlinde davacıya iadesine, 12.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.