Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/9142
Karar No: 2014/1972

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2013/9142 Esas 2014/1972 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2013/9142 E.  ,  2014/1972 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve müdahil davacı Hazine vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Yörede 1956 yılında yapılan kadastro sırasında Günlükabaşı Köyü 384 parsel sayılı 26100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Temmuz 1931 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak F.... adına tarla niteliğiyle tesbit edilmiş, Orman Yönetimi ile .... isimli bir kişinin bu tesbite itirazı üzerine ....i Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 08/09/1961 tarih ve 1958/70 – 1961/114 sayılı kararıyla; İbrahim Güden’in davasının feragat nedeniyle reddine, davacı Orman Yönetiminin davası yönünden ise, taşınmazın 6000,00 m² yüzölçümündeki bölümünün orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle, 6000,00 m² yüzölçümündeki yerin orman olarak tapulama dışı bırakılmasına, geriye kalan 20100,00 m² yüzölçümündeki bölümün ise davalı Maden Şirketi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
    Dava konusu taşınmaz, tapuda halen 20100,00 m² yüzölçümüyle davalı ...Ş. Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olup, beyanlar hanesinde "taşınmazın 4453,43 m² yüzölçümündeki bölümünün 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan sahada, 13700,00 m² yüzölçümündeki bölümün ise orman sınırları içinde kaldığı" yönünde şerh bulunmaktadır. Ayrıca, yine beyanlar hanesine lehdar olarak ... ve Mihrişah Sultan Vakfı gösterilerek “İstimlak mevzuu vardır” ve “Mihrişah Valide Sultan Vakfı” şeklinde şerhler bulunmaktadır.
    Davacı Orman Yönetimi vekili, 10/02/2006 havale tarihli dilekçesiyle, dava konusu Günlükbaşı Mahallesi 384 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını iddia ederek, dava konusu taşınmazın orman olan bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına tescili ve müdahalenin önlenmesi istemleriyle dava açmıştır.
    Hazine vekili ise, 14/05/2010 havale tarihli dilekçesiyle, dava konusu taşınmazın 4453,53 m² yüzölçümündeki bölümünün 1744 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan sahada kaldığı iddiasıyla, 384 parsel sayılı taşınmazın 4453,43 m² yüzölçümündeki bölümünün tapusunun iptali ile bu bölümün Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
    Mahkemece, taraflar arasında .... Kadastro Mahkemesinin 1958/70 E ve 1961/114 sayılı kararının kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve müdahil davacı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    -2-
    2013/9142-2014/1972

    Dava dilekçelerindeki açıklamalara göre davalar, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapusunun iptal ve tescili ile müdahalenin önlenmesi istemlerine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 31/08/1947 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1976 yılında yapılıp ekip çalışması 08.12.1976 tarihinde, komisyon çalışması da 09.02.1982 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 16.08.1991 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
    1) Davacı Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazları yönünden;
    İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve Orman Yönetiminin 1956 yılında yapılan tesbite karşı kesinleşmiş tahdide dayanarak açtığı dava sonunda,.... Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 08/09/1961 tarih ve 1958/70 – 1961/114 sayılı kararıyla; taşınmazın 6000,00 m² yüzölçümündeki bölümünün tahdit içinde kaldığı gerekçesiyle 6000,00 m² yüzölçümündeki yerin orman olarak tapulama dışı bırakılmasına, geriye kalan 20100,00 m² yüzölçümündeki bölümün ise davalı Maden Şirketi adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Yani, mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi tahdit hattı konusunda Orman Yönetimi ile davalı şirket arasında kesin hüküm bulunmaktadır.
    Kural olarak; kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re"sen gözetilmesi zorunludur. Kesin hüküm, davanın taraflarını ve halefiyet yolu ile davanın taraflarının akdî ve irsî haleflerini de bağlar. Kesin hükmün varlığı halinde, başkaca delil aranmaksızın aynı taşınmaz ya da taşınmazlara ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Bu nedenle; mahkemece Orman Yönetiminin kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davasının HMK"nın 303. maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı Orman Yönetimi vekilinin aksi görüşü iddia eden temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2) Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
    Mahkemece, .... Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 08/09/1961 tarih ve 1958/70 – 1961/114 sayılı kararının Hazine yönünden de kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, anılan davada Hazine taraf değildir. 6100 sayılı HMK"nın 303. maddesi hükmüne göre kesin hükümden sözedilebilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Davada Hazine taraf olmadığından, Hazine yönünden kesin hükmün varlığından sözedilemez. Ayrıca, dava açıldıktan sonra 6292 sayılı Kanun yürürlüğe girdiği halde, mahkemece 6292 sayılı Kanunun davaya etkisi de değerlendirilmemiştir.
    Hal böyle olunca, Hazinenin davası yönünden davanın esasına girilmesi ve dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
    Yukarıda belirtildiği gibi dava tarihinden sonra, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun” 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.
    6292 sayılı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir.
    -3-
    2013/9142-2014/1972

    Bu durum karşısında uyuşmazlığın çözümü bakımından dava tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6292 sayılı Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Bu bağlamda anılan kanun incelendiğinde, 6292 sayılı Kanunun “2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir…” hükmüne yer verildiği görülmektedir.
    6292 sayılı Kanunun 7/1-a maddesinde yer alan bu düzenlemenin re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Zira, sözü edilen kanun maddesinde, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan ve 6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B madde kapsamında kalan taşınmazlar yönünden, “…bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir…” şeklinde âmir hüküm getirilmiştir. Yani söz konusu düzenlenme ile tapuda gerçek kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlara yönelik 2/A veya 2/B madde iddiasıyla dava açılıp açılmaması veya bu iddiayla açılmış davalardan vazgeçilip vazgeçilmeyeceği konusunda Hazineye herhangi bir takdir hakkı tanınmamış, bu tür bir davanın açılamayacağı veya açılmış ise vazgeçileceği yönünde emredici hüküm ihdas edilmiştir.
    6292 sayılı Kanunun 7/1-a maddesinde düzenlenen bu vazgeçme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde düzenlenen ve “davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi” olarak tanımlanan "davadan feragat" niteliğindeki vazgeçmeyle karıştırılmamalıdır. Burada kanundan kaynaklanan ve davalının rıza ve muvafakatının da aranmadığı, kendine özgü (davanın geri alınması niteliğinde) bir vazgeçme sözkonusudur.
    Ayrıca, 6292 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sonuçlandırılacak davada, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve taraflar leh ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir.
    O halde; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, mahkemece, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanunun ve somut davada uygulanması gereken emredici hükmü gereğince davacı Hazinenin taşınmazın kısmen 2/B madde kapsamında kalan yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı davadan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
    2-) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/02/2014 günü oy birliği ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi