Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2018/284
Karar No: 2020/275

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/284 Esas 2020/275 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2018/284 E.  ,  2020/275 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 74-148

    Nitelikli yağma suçundan sanık ...’ın TCK’nın 149/1-a-d-h, 168/3, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Kilis Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.06.2014 tarihli ve 74-148 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.04.2018 tarih, 5070-2906 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş,
    Daire Başkan Vekili S. Çetin;
    "Mağdur ... ile sanık ... ..."ın olay tarihinden önce duygusal yönde birliktelik yaşayıp, olay gününden üç hafta önce bu birlikteliğin sona erdiği,
    Sanık ... ..."ın zaman içinde bunu kabulde zorlandığı, bu süre içinde geçmişi bir kez daha yaşamak isteyip, sınırları bu doğrultuda zorladığı, olay günü mağdur ..."i her zaman olduğu gibi bir kez daha cep telefonu ile arayıp, telefonun başka bir yer ile görüşme yapması nedeniyle uzun süre meşgul olması nedeniyle, sanık ... ...in mağdura bir şekilde ulaşamadığı, bu hâlin üzerinde yarattığı gerginlik ile sanığın, 17.01.2014 tarihinde saat 23:30 sularında mağdur ..."in evine gidip, Cep telefonun neden meşgul olduğunu, kiminle görüştüğünü sorup sorguladığı, aldığı olumsuz yanıt üzerine mağdurun cep telefonunun içindeki arama kayıtlarına bakmak istediği, mağdurun cep telefonunu kendi rızasıyla sanığa verdiği, mağdurun cep telefonunun arama kayıtları üzerinde şifre olup, sanığın ilgilinin kişisel bilgilerine ulaşamaması ile farklı etken ve/veya duygusal gelgitler altında öfke patlaması yaşayıp mağduru darbedip, sonra da bundan etkilenen mağdurun kendisini toparlamasına yardım edip, mağdurun bağırmasıyla panikleyip, kast ve muradı doğrultusunda telefondaki şifreyi kırıp, arama kayıtlarını izleyebilmek üzere alıp olay yerinden ayrılıp, ertesi gün sabah saatlerinde bir arkadaşı vasıtasıyla mağdurun telefonda hiç bir şifre kırma işlemi yapmadan malı aynen teslimini sağladığı olayda, sanığın yağma kastından bahsedilemeyeceğinden ilk derece mahkeme kararının bozulması gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.05.2018 tarih ve 272792 sayı ile;
    "Yargılamaya ve itiraza konu somut olay incelendiğinde; sanığın, uzun zamandır kız arkadaşı olan fakat kısa bir süre önce ailesinin evlenmelerine rıza göstermemesi sebebiyle ayrıldığı müştekiyi olay gecesinde bulunduğu Gaziantep il merkezinden saat 22.00 sularında aradığı ancak cep telefonunun sürekli meşgul çalması üzerine sinirlenerek ve durumdan şüphelenerek yanına arkadaşı Mehmet"i de alarak müştekinin oturduğu Kilis"e, önceden bildiği adrese konuşmak maksadıyla geldiği, burada müşteki ile yaptığı konuşmanın tartışmaya dönüşmesiyle yumrukla darbettiği ve telefonda konuştuğu kişinin kimliğini öğrenmek gayesiyle cep telefonunu eline alıp mutfaktan aldığı ekmek bıçağını göstererek "Sesini çıkarırsan seni bununla keserim." diye tehdit ettiği, telefonun şifresini açamaması üzerine sinirlendiği ve mağdureyi tekrar darbettiği daha sonra telefonun şifresini dışarıdan yardımla kırdırmak için yanına alıp olay yerinden ayrıldığı, ertesi gün sabah saatlerinde de herhangi bir görüşme yapmadan satma veya elden çıkarma teşebbüsünde bulunmadan müştekinin evine gelerek iade ve teslim ettiği olayda, yağma suçunun yasal unsurları oluşmamıştır. Yüksek Dairenin Sayın Üyesinin muhalefet şerhinde de belirtildiği şekilde; sanık eski kız arkadaşı olan mağdure ile gönül bağını koparmamış, onun kimle görüştüğünü öğrenmek kasdıyla telefonun içerisindeki geçmiş kayıtlara bakmak istemiş, şifreyi açamayınca da telefonu yardımla açabileceği düşünücesiyle alıp götürmüştür.
    Yağma suçu araç ve amaç hareketlerden oluşan çok hareketli bir suçtur. Cebir ve tehdit araç hareket, eşyayı alma amaç harekettir.
    O hâlde cebir, şiddet veya tehdit ile malın alınmasında bir nedensellik bağı vardır. Cebir, şiddet veya tehditin yağma maksadına yönelmiş olması şarttır. Mala sahip olma yanı sıra geçici süreli yararlanma maksadı ile alınmasında yağma suçu oluşur. Olayın meydana geldiği ev içerisinden başka hiçbir eşya almayan sanığın eylem ve söylemleriyle yağma kastından bahsedilmeyeceği, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi yasaya aykırı olup olayda yağma suçu oluşmamıştır. Nitekim, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 11.10.2016 tarih, 2016/6-331 esas, 2016/352 sayılı kararında benzer olayda "... Eşi olan mağdureyi darbettiği ve boşayacağını söyleyerek parmağında takılı olan alyansı ve tektaş yüzüğü zorla çıkarıp aldığı olayda; sanığın, mağdurenin başkaca bir eşyasını almaması... Toplumda da evlilik birliğinin sembolü olarak kabul edilen alyans ve tektaş yüzüğü mağdurenin parmağından çıkarıp almasında, faydalanma amacıyla hareket ettiği sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı..." yönünde içtihat edilmiştir. Yine Yüksek 6.Ceza Dairesinin 13.11.2017 tarih, 2014/9537 esas, 2017/4681 sayılı kararında benzer olaydaki yağma suçundan mahkûmiyete dair hükmün bozulmasına ilişkin kararda, "...Mağdur..."a ait suça konu cep telefonu ile olay saatinden sonra başka bir hat ile kullanılıp kullanılmadığı, bunun sanık ile bir bağdaşının olup olmadığı resen araştırılıp, sonucuna göre delillerin bir bütün hâlinde takdiri gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile yetenilip, sanığın mal edilnme kastının hangi delillere dayanarak benimsendiği de denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilip tartışılmadan genel geçişli ifadeler kullanılarak yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması..." şeklindeki ifadelerle sanığın mal edinme kastına vurgu yapılarak mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
    Bu sebeplerle; sanığın üzerine atılı yağma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemin mevcut hâliyle silahla tehdit ve yaralama olarak kabul edilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.05.2018 tarih ve 1811-3930 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İnceleme dışı sanık ... hakkında nitelikli yağma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen beraat; sanık ... hakkında ise hakaret suçundan verilen düşme kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanığın eyleminin nitelendirilmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Mağdure ile önceden arkadaş olan sanığın, mağdurenin kendisinden ayrılması üzerine saat 22.00 sıralarında onun evine giderek rızası olmaksızın içeri girdiği, mağdureye yeniden arkadaş olmak istediğini bildirmesine rağmen mağdurenin kabul etmediği, bunun üzerine sanığın mağdureye "Fazla konuşma, senin a. koyarım, ben seni bırakmam orospu, sen benden kurtulacağını mı sanıyorsun?" diyerek tehdit ettiği, olay yerine inceleme dışı sanık ..."i de çağırdığı, ardından mağdureye "Bugün burada kalacağız, sesini çıkartma." dediği, bunu kabul etmemesi üzerine mağdureye yumrukla vurarak basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladığı ve mağdurenin General Mobile marka cep telefonunu zorla aldığı, daha sonra mutfağa giderek bıçak alıp "Sesini çıkarırsan seni bununla keserim." diyerek mağdureyi tehdit ettiği, mağdurenin bağırması üzerine de yakalanmamak amacı ile diğer şüpheli Mehmet ile birlikte kaçtıkları iddiası ile kamu davası açıldığı,
    17.01.2014 tarihli genel adli muayene raporunda; mağdurenin sol omuz supra klavikular bölgesinde, klavikula üzerinde ve infraklavikular bölgesinde ekimoz ve kızarıklık bulunduğunun, sol 1-2-3 kosta hizasında kızarıklık mevcut olduğunun, bu yaralanmasının basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği,
    18.01.2014 tarihli tutanaktan; 17.01.2014 tarihinde saat 23.00 sıralarında bir bayanın müracaatçı olduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine intikal edildiği, mağdurenin, erkek arkadaşı olan sanık ...’in çatı katından ikametine girerek kendisini dövüp telefonunu zorla aldığını anlattığı, yapılan araştırmalara rağmen sanığa ulaşılamadığının yazıldığı,
    18.01.2014 tarihli olay yeri inceleme raporunda; daire giriş kapısının ve kapı kilidinin sağlam olduğu, oturma odasındaki çekyat üzerinde siyah saplı, 24 cm uzunluğunda bir bıçak; aynı odanın kapı girişindeki beton zeminde de kırılmış cam bardağı bulunduğunun, odadaki eşyaların kısmen; diğer odalardaki eşyaların da genel olarak dağınık vaziyette görüldüğünün bildirildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdure ... Kollukta; eski erkek arkadaşı olan sanık ... ile anlaşamadıkları için olaydan üç hafta önce ayrıldıklarını, sanık ..."in bu süre zarfında kendisini arayarak arkadaşlıklarının devam etmesi yönünde telkinlerde bulunduğunu, ancak kendisinin bunu reddettiğini, 17.01.2014 tarihinde saat 22.30 sıralarında evde yalnız bulunduğu sırada kapı kapalı olmasına rağmen sanık ..."in bir anda oturduğu odaya girdiğini, yerinden kalkarak "Evimde ne işin var? Hemen burayı terk et, git!" deyince sanık ..."in "Fazla konuşma, senin a. koyarım, ben seni bırakmam, orospu, sen benden kurtulacağını mı sanıyorsun?" diyerek kendisini tehdit ettiğini, daha sonra bir yerlere telefon ederek "Hepiniz yukarı çıkın, Serpil"in evine gelin." dediğini ve telefonu kapattığını, aradan beş dakika gibi bir süre geçtikten sonra sanık ..."in arkadaşı olan inceleme dışı sanık ... ile 15-16 yaşlarında üç kişinin birlikte eve girdiklerini, onlara kapıyı sanık ..."in açtığını, sanık ..."in "Hepimiz bugün burada kalacağız, sesini çıkartma." dediğini, bunun mümkün olmadığını belirtmesi üzerine sanık ..."in bir yumruk vurduğunu ve elinde bulunan telefonu almak istediğini, vermek istememesi üzerine suratına yumruk vurarak elindeki telefonu zorla çekip aldığını, daha sonra mutfağa giderek eline bıçak alıp "Sesini çıkarırsan seni bununla keserim." diyerek tehdit ettiğini, akabinde kendisini yumruklarıyla darbettiğini, fenalaşıp yere düştüğünde kolonya alarak kendisini ayılttığını ve "Benimle yine aynı şekilde arkadaşlık yapacaksın." dediğini, kendisi bunu kabul etmeyince odada bulunan cam bardağı karnına fırlattığını, karnına değen cam bardağı yere düşerek kırıldığını, kendisinin bu yapılanlara dayanamayarak eline geçen her şeyi sağa sola fırlatmaya ve bağırmaya başladığını, bunun üzerine sanık ..."in panikleyerek telefonuyla evden ayrıldığını, kendisini tehdit ettiği bıçağı evde bıraktığını, sanık ... dışındaki kişilerin olaya karışmadığını, sanık ..."in eve nasıl girdiğini bilmediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini,
    Koluktaki ek ifadesinde; olayın ertesi sabahı sanığın telefonunu çalışır şekilde kendisine teslim ettiğini, sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini,
    Mahkemede farklı olarak; sanık ..."in ailesinin kendisini istemeye geldiklerini, ancak sanığın uyuşturucu kullanması nedeniyle ailesinin evlenmelerini kabul etmediğini, bu nedenle sanık ... ile ayrıldıklarını, olay günü yeni tanıştığı erkek arkadaşı ile telefonda görüştüklerini, saat 22.00-23.00 sıralarında kapının çalındığını, kim olduğunu sorduğunda sanık ..."in sert bir sesle "Benim, aç kapıyı!" dediğini, kapıyı açması üzerine sanık ..."in içeri girdiğini ve direkt kiminle konuştuğunu sorduğunu, "Senden ayrıldık, sana ne, erkek arkadaşım ile görüşüyorum, ilişkimiz ciddi." diye cevap vermesi üzerine aralarında tartışma yaşandığını, sanık ..."in elleriyle boğazını sıktığını ve kendisine vurduğunu, "Seni öldürürüm." deyip telefonunu zorla aldığını, hatta sanığın kırılan bardağı fırlattığını ancak bardağın kendisine değil duvara değdiğini, sanık ..."in elleriyle kendisini darbettiğini, bunun üzerine bağırıp çağırarak eşyaları dağıtmaya başladığını, ardından sanık ... ile inceleme dışı sanık ..."in evden çıktıklarını, sanık ... ile beş yıllık arkadaşlıklarının olduğunu, sanığın eve zorla girmediğini, ancak telefonunu zorla aldığını, ertesi gün sanık ..."in karakolda kendisinden özür dilemesi nedeniyle şikâyetçi olmadığını, karakola gitmeden önce inceleme dışı sanık ..."in, telefonu kapının altından bıraktığını, çünkü kapıyı açmadığını, telefon hattını da karakolda verdiğini, zararının olmadığını,
    Çelişki nedeniyle sorulduğunda; şimdiki beyanının doğru olduğunu, kapıyı sanık ..."e kendisinin açtığını, sanık ve inceleme dışı sanık ... ile birlikte 2-3 kişinin daha geldiğini, ancak onları tam olarak görmediğini, oturma odasında bulunduğu sırada onların içeri girmiş olduklarını, sanık ..."in elindeki bıçağı kendisine doğru salladığını ancak yorgana değdiğini,
    İnceleme dışı sanık ... Kollukta; sanığın, sözlüsü olan mağdurenin bir başka kişi ile konuştuğunu duyduğunu söyleyerek bu konuyu görüşmek için onun yanına gitmeyi teklif ettiğini, 17.01.2014 tarihinde akşam saatlerinde mağdurenin evine gittiklerini ve onun izni ile evine girdiklerini, sanık olayı anlatınca mağdurenin başkasıyla görüşmediğini söylediğini, sanığın ise telefonun uzun süre meşgul olduğunu söyleyerek kızdığı mağdureden telefonunu istediğini, mağdurenin kendi isteği ile telefonunu sanığa verdiğini, sanık "Bu telefon şifreli bakılmıyor." diyerek mağdureye sert bir şekilde çıkışınca aralarında tartışma yaşandığını, tartışma sırasında hakaret ve tehdit olmadığını, bu tartışma itişme boyutuna gelince onları ayırmaya çalıştığını, mağdurenin bu sırada sinirlenerek elindeki bardakları sağa sola ve sanığa fırlattığını, olay yerinde kendisi, mağdure ve sanık dışında başkasının olmadığını, sanığın mutfaktan bıçak almadığını, telefonu da "Arama kayıtlarına bakıp tekrar geri vereceğim." diyerek mağdurenin isteği ile onun elinden aldığını, telefon alınırken mağdurenin "Tamam." diyerek tepki göstermediğini, mağdurenin bağırarak "Defol, s... gidin!" demesi üzerine evden ayrıldıklarını,
    Mahkemede; mağdure ile sanık ..."in sözlü olduklarını, aralarında ufak tefek tartışmalar yaşandığını, olay günü Gaziantep"te bulundukları sırada sanık ..."in mağdureyi aradığını ancak mağdurenin telefonunun meşgul olduğunu, bu durumu öğrenmek amacıyla sanık ... ile beraber kendisine ait arabayla Kilis iline geldiklerini, arabayı park ettiği sırada sanık ..."in yukarıya çıktığını, kendisinin de onun arkasından eve girdiğini, kapıyı sanık ..."in açtığını, eve girdiğinde sanık ... ile mağdur arasında tartışma olduğunu görüp aralarına girerek "Kavga etmeyin, başkasının aranıza girmesine izin vermeyin." dediğini, daha sonra sanık ..."i alarak dışarı çıktığını, bu sırada mağdurenin telefonunun sanık ..."in elinde olduğunu,
    Kısmi çelişki nedeniyle sorulduğunda; arabayı park ettiği sırada sanığın kendisinden önce mağdurenin evine çıktığını, yaklaşık beş dakika kadar sonra da kendisinin çıktığını, eve birlikte girmediklerini, eve girdiğinde yerde kırık bardak parçaları olduğunu gördüğünü ancak mağdurenin bardak fırlattığına ve olay yerinde bıçak bulunduğuna şahit olmadığını,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... Kollukta; mağdurenin başka bir şahısla konuştuğunu duyunca bu konuyu görüşmek üzere onun evine gittiğini, kapıyı açan mağdurenin izni ile içeri girerek bu durumu sorduğunda mağdurenin başka şahıslarla konuşmadığını söylediğini, aradığında telefonunun uzun süre meşgul olması nedeniyle mağdureye kızarak telefonunu istediğini, mağdurenin kendi rızasıyla telefonunu vermesi üzerine telefondaki arama kayıtlarına bakmak istediğini ancak şifreli olması nedeniyle istediği bilgilere ulaşamadığı mağdure ile aralarında tartışma çıktığını, mağdureye tehdit ve hakaret içerikli sözler söylemediğini, mağdure kendisine saldırarak vurmaya çalışınca aralarında itişme yaşandığını, mağdureye kasıtlı olarak fiziki saldırı ya da şiddet uygulamadığını, eline kesici alet alarak mağdureye saldırmadığını, mağdurenin ise eline geçirdiği bardakları sağa sola ve kendisine fırlattığını, olay yerine gittiğinde yanında inceleme dışı sanık ..."in de olduğunu, eve zorla girmediklerini, mağdurenin kapıyı açarak kendilerini içeri aldığını, mağdureye "Eğer başkalarında gönlün varsa bunu bana açıkça söyle." ve "Ben bu telefonu götürüp şifresini kırarak arama kayıtlarına bakıp tekrar geri getireceğim." diyerek yanından ayrıldıklarını, mağdurenin "Tamam." diyerek tepki göstermediğini, kendisine "Defol, s... git" deyince evden ayrıldıklarını, ertesi gün sabah telefonu çalışır vaziyette şifresini dahi ellemeden mağdureye iade ettiğini, olay günü yanlarında inceleme dışı sanık ..."ten başka kimse olmadığını,
    Mahkemede; sevgilisi olan mağdure ile beş yıldır tanıştıklarını, olay günü mağdureyi aradığında telefonunun meşgul olduğunu, bunun üzerine saat 22.30-23.00 sıralarında mağdurenin evine gittiğini, kendisini eve alan mağdureye kiminle konuştuğunu sorunca ters cevap verdiğini, bunun üzerine aralarında tartışma yaşandığını, mağdurenin yaşadığı eve inceleme dışı sanık ... ile birlikte gittiklerini ancak Mehmet"in arabada kaldığını, kendisi eve girdikten 5-10 dakika kadar sonra Mehmet"in de eve geldiğini, Mehmet"e kapıyı kendisinin açtığını, mağdureye kiminle konuştuğunu sorduğunda "Sana ne?" diye cevap verdiğini, telefonu alıp kimin aradığını kontrol etmek istediğini, ancak telefon şifreli olduğu için kontrol edemediğini, şifresini kırıp aramaları kontrol etmek için telefonu yanına aldığını, mağdurenin telefonu alırken itiraz etmediğini ve "Git aramalara bak." dediğini, mağdurenin ağlamaya başlayarak "Evimden çık!" demesi üzerine evden çıktıklarını,
    Savunmuştur.
    Yağma suçu TCK"nın 148. maddesinde;
    "1-Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    2- Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi hâlinde de aynı ceza verilir.
    3-Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Aynı Kanun"un suç tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 149. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun nitelikli hâlleri;
    "a) Silâhla,
    b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,
    c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    d) Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde,
    e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
    f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
    g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
    h) Gece vaktinde,
    İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." biçiminde sayılmıştır.
    Anılan maddenin ikinci fıkrasında da yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.
    Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği TCK"nın 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
    Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan "zor yoluyla hırsızlık", bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
    Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
    Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir.
    Suç tarihi itibarıyla TCK"nın 149. maddesinde yağma suçunun nitelikli hâlleri arasında; silahla, konutta, gece vakti işlenmesi de sayılmış olup 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 64. maddesi ile yağma suçunun konut ve iş yerlerinin eklentilerinde işlenmesi de diğer bir nitelikli hâl olarak Kanun maddesine eklenmiştir.
    Uyuşmazlık konusu gözetildiğinde yağma suçunda yararlanma kastına ilişkin yargısal içtihatlar ve çeşitli örnekler üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu 14.12.1981 tarihli ve 345-424 sayılı kararında; adam öldürmeye eksik teşebbüs eden sanığın, olay yerinden kaçmak için mağduru silahla tehdit edip aracını ve kontak anahtarını teslime mecbur ettiği olayda, suça konu otomobilin olay yerinden uzaklaşmak için geçici olarak kullanmak maksadıyla alınmasıyla da yağma suçunun oluştuğunu kabul etmiştir.
    Benzer uyuşmazlıkla ilgili Ceza Genel Kurulunun 11.10.2016 tarihli ve 331-352 sayılı kararı ile 07.11.2019 tarihli ve 331-649 sayılı kararlarında da suça konu cep telefonlarının içerisindeki fotoğraf ve mesajlara bakmak için alınmasının kullanma kastını barındırması nedeniyle sanıkların eylemlerinin yağma suçunu oluşturacağı sonucuna varılmıştır.
    Yağma suçunda yararlanma kastının varlığı her somut olayın özellikleri gözetilerek ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Örneğin; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.10.2016 tarihli ve 331-352 sayılı kararına konu olayda; yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiş ise de bahsi geçen kararda yapılan tespitlerin mülk edinme kastı olmaksızın mağdurun evlilik birliğini temsil eden alyans ve tek taş yüzükten arındırılması nedeniyle sanığın sözle ifade ettiği boşanma isteğini açığa vurmak amacıyla, toplumda da evlilik birliğinin sembolü olarak kabul edilen alyans ve tektaş yüzüğü mağdurenin parmağından çıkarıp almasında, faydalanma amacıyla hareket ettiğinin sabit olmadığına hükmetmiştir. Buradan hareketle; bir babanın sigara içen on beş yaşındaki çocuğunun sağlığını gözetip tokat atarak sigara paketini elinden alması, psikolojik yahut sosyal gelişimi yönünden sakıncalı olabilecek video, resim ya da mesaj içeriklerini görmek amacıyla cep telefonu, bilgisayar veya taşınabilir bellek gibi eşyalarını zorla almasında ebeveynin eylemi çocuğunun menfaatini gözetmekten ibaret olup faydalanma kastı içermediğinden yağma suçu oluşmayacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ...’in, olay tarihinden üç hafta önce ayrıldığı kız arkadaşı mağdure Serpil’i aradığında telefonunun sürekli meşgul çalması nedeniyle mağdurenin bir başkasıyla görüştüğünden şüphelenerek bu konuyu konuşmak için saat 22.30 sıralarında mağdurenin evine gittiği, mağdurenin evin kapısını açması üzerine içeri girerek mağdureden cep telefonunu istediği, mağdurenin telefonunu vermek istememesine sinirlenerek yumruk vurmak suretiyle elindeki cep telefonunu zorla aldığı, ardından da mutfaktan eline geçirdiği bir bıçak ile "Sesini çıkarırsan seni bununla keserim." diyerek mağdureyi tehdit ettiği, ancak cep telefonunun şifreli olması nedeniyle arama kayıtlarına bakamadığı, mağdurenin bağırması üzerine de yakalanmamak için ikametten ayrıldığı sırada arama kayıtlarını daha sonra kontrol edebilmek amacıyla mağdurenin cep telefonunu da yanında götürdüğü olayda; sanığın, mağdurenin cep telefonunu arama kayıtlarına bakabilmek amacıyla aldığının anlaşıldığı, yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil aynı zamanda bilgi edinmeyi de kapsadığı, içinde bulunduğumuz çağda cep telefonları birer bilgisayar mahiyetinde olup içerilerindeki bilgiye ulaşma, bilginin değiştirilmesi ya da yok edilmesinin de yararlanma kastını ortaya koyduğu, somut olayda da söz konusu telefonu, arama kayıtlarını kontrol edebilmek için geçici olarak alan sanığın faydalanma kastının bulunduğu, yağma suçunun oluşumu için faydalanma kastı yeterli olup ayrıca failin fiilen faydalanmasının da gerekmediği hususları göz önünde bulundurulduğunda sanığa atılı nitelikli yağma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğunun kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi