
Esas No: 2017/706
Karar No: 2020/274
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/706 Esas 2020/274 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 602-656
Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık ..."un TCK"nın 85/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye ilişkin Karacabey Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.06.2013 tarihli ve 541-396 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.09.2014 tarih ve 28510-18093 sayı ile;
“...Sanığın ortağı ve işletme müdürü olduğu şirkette temizlik elemanı olarak çalışan ölenin, olay günü tanık ..."in yönetimindeki çöp kamyonuna beraber çalıştıkları... ile birlikte 308. Sokak üzerindeki çöp konteynırlarının yanına geldikleri, ölen ile tanık..."in konteynırları araca bağlayarak çöplerin araca boşaltılması için ölenin kumanda kolunu çalıştırdığı, bu sırada başının konteynır ile araç arasına sıkışması sonucunda ölmesi şeklindeki olayda, ölenin eşinin beyanına göre 13 yıldır, sanık ve tanıkların beyanlarına göre ise 10 yıldan fazla bir süredir aynı iş yerinde çalışan tecrübeli bir işçi olduğu hususları dikkate alındığında, sanığa kusur izafe edilemeyeceği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 25.12.2014 tarih ve 602-656 sayı ile;
“...İşverenlerin iş yerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamını tesis etmeleri ve gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu, bu amaçla işverenlerin çalışanların karşı karşıya bulundukları mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gereken tedbirler hususunda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi programı hazırlayarak bu eğitime katılmalarını sağlamakla yükümlü oldukları, işveren sanığın, yargılama aşamasında ölene eğitim verildiğine ve iş sağlığı ve güvenliği hususunda eğitim programı hazırladığına ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediği, bu nedenle işverenin kusurlu olduğu, yine işverenin iş yerinde çalışan işçiye koruyucu elbise, eldiven, kask, gözlük, çizme gibi kişisel koruyucu donanımları sağlamadığı, bu nedenle de işveren sanığın kusurlu olduğu, Yargıtay bozma ilâmında belirtilen ölenin tecrübeli işçi olduğu yönündeki değerlendirmenin kabul edilmesi hâlinde belirtilen kusurlar nedeniyle önlem almayan ve gerekli yükümlülükleri yerine getirmeyen işverenlerin sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı sonucuna varılarak sanığın ölüm olayında kusurunun bulunduğu,” şeklindeki gerekçeyle önceki hükmünde direnilmesine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2016 tarihli ve 84053 sayılı “Onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 524-920 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 12.04.2017 tarih ve 121-3153 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık ... hakkında verilen beraat kararı Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bir kişinin ölümüyle neticelenen olayda sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık Maksut Batur"un Karacabey ilçe merkezinde faaliyet gösteren... Temizlik isimli şirketin ortağı ve işletme müdürü olduğu, adı geçen şirketin Karacabey Belediyesinden ilçedeki çöplerin toplanması işini ihale yoluyla üstlendiği, 28.10.2011 tarihinde saat 09.00 sıralarında bu şirkette şoför olarak çalışan ..."in, belediyeye ait çöp toplama aracı ile Karacabey İlçe Merkezi Gazi Mahallesi 308. Sokak üzerindeki çöp konteynırlarının yanında durduğu sırada aynı iş yerinde temizlik görevlisi olarak çalışan ve çöp toplama aracının arkasında bulunan tanık... ile ..."in konteynırlardan birini araca yükledikleri, yüklenen konteynırı aracın içerisine boşaltmakla görevli ..."in çöp kamyonunun yanında bulunan kumanda kolunu çalıştırdıktan sonra konteynırdan uzakta durarak çöplerin kamyona boşalmasını beklemesi gerekirken kafasını hareket hâlindeki hidrolik kol ile araç arasına soktuğu ve bu sebeple kafasını konteynır ile araç arasına sıkıştırdığı, bu sırada süpürge ile yerdeki çöpleri toplayan tanık..."in durumu fark ederek kumanda kolunu aşağıya indirdiği, ağır şekilde yaralanan ..."in olay yerinde vefat ettiği,
28.10.2011 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; ölenin çöp kamyonunun arka sağ tarafında kamyonun arka köşesine 90 cm mesafede yerde sırt üstü yatar vaziyette olduğu, bulunduğu yerde yoğun bir şekilde kan birikintisinin oluştuğu, çöp kamyonunun arka sağ kısmında çöp konteynırlarını boşaltmak için kumanda kollarının olduğu, kamyonun sağ köşesinde ölenin başının sıkıştığı yerde de kan lekelerinin bulunduğu,
28.10.2011 tarihli ölü muayene tutanağına göre; ölen ..."in ölümünün, baş bölgesinden maruz kaldığı travma sonucu çökme kırığı ve buna bağlı beyin içerisindeki kanama nedeniyle solunum ve dolaşım durması sonucu meydana gelmiş olduğu,
Dosya içerisindeki fotoğraflara göre; ölenin üzerinde iş kıyafetinin ve eldivenin bulunduğu,
Tarafların kusur durumuna ilişkin olarak aldırılan raporlardan;
1- İş güvenliği uzmanı ve yüksek makine mühendisi tarafından düzenlenen 25.04.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre; İş Kanunu"nun 77. maddesi uyarınca iş verenlerin iş yerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının tesis edilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, bu amaçla iş verenlerin, çalışanların karşı karşıya bulunduğu mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gereken tedbirler konusunda iş sağlığı ve güvenliği eğitim programı hazırlamak, çalışanların bu eğitime katılmalarını sağlamakla yükümlü oldukları, yine aynı Kanun"un 78. maddesi uyarınca iş verenin iş yerinde çalışan işçilere koruyucu elbise, eldiven, kask ve bunun gibi işçilerin sağlık ve güvenlikleri için gerekli olanları işçilere vereceklerini, işçilerinde kendilerine verilen kişisel koruyucu donanımları aldıkları eğitim ve talimatlara uygun olarak kullanmakla yükümlü oldukları, somut olayda iş veren konumunda bulunan sanık ..."un sayılan yükümlülükleri yerine getirmediğinden ağır kusurlu, ölen ..."in ise çalışma esnasında tedbirsiz ve dikkatsiz davranması nedeniyle hafif kusurlu olduğu,
2- İş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 15.10.2012 tarihli raporuna göre; ölenin, hidrolik kolları kullanmak suretiyle çöp konteynırını kamyona doğru kaldırmak üzere hidrolik kolları harekete geçirdiği, bu sırada konteynırdan uzakta durarak çöplerin kamyona boşalmasını beklemesi gerekirken bilinmeyen bir sebeple araca yaklaşıp kafasını aracın içine doğru soktuğu ve bu sebeple kafasının konteynır ile araç arasına sıkıştığı, ölenin 10 yılı aşkındır bu işte çalışan yetişkin ve tecrübeli bir işçi olduğu, tanık beyanına göre araç arkasındaki hidrolik kolları idare etme işini yaptığı, hiç gereği olmadığı hâlde kendi istek ve iradesi ile kafasını hareket hâlindeki hidrolik kol ile araç arasına sokan, dikkatsiz, tedbirsiz, yanlış ve hatalı hareketi ile olaya sebep olan ölenin olayda asli kusurlu olduğu, olay yerinde bulunmayan sanığın ise dosyadaki bilgilere göre çöp kamyonunda ve hidrolik sistemde bir arıza olmadığından ve öleni tehlikeli hareketini konusunda uyarma imkânı da bulunmadığından kusursuz olduğu,
3- İstanbul Teknik Üniversitesinden öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik heyet tarafından düzenlenen 20.03.2013 tarihli rapora göre; iş verenler tarafından kazaya karışan işçiye yapacağı işle ilgili herhangi bir eğitim verildiğine, çalışması sırasında karşılaşabileceği risklerin neler olabileceğinin anlatıldığına, risk ve olağan dışı durumlarla karşılaşma hâlinde nasıl davranılacağına dair eğitim verildiğine ilişkin belge ve bilgi bulunmadığı, İş Kanunu"nun 77. maddesi gereğince, bu eğitimin, açıklanan tarzda çalışan işçilere verilmiş olması, işçinin bu yönden bilgilerinin güncel tutulması ve konuyla ilgili şuurunun sürekliliğinin sağlanması bakımından periyodik hatırlatmaların yapılması gerektiği, bununla da yetinilmeyip, çalışma sırasında işçiye verilen eğitimin gereklerinin uygulamaya yansıyıp yansımadığının da sağlıklı olarak denetlenmesi gerektiği, somut olayda, sanığın bu yönde üzerine düşeni yerine getirmediği ve yaptığı iş "ağır ve tehlikeli işler" sınıfında yer alan işçinin güvenle çalışacağı ortamın düzen ve tesisini ve bunun sürekliliğini sağlamadığından dikkatsiz ve tedbirsizce davranmak suretiyle kendi can güvenliğini kollamayan sanık ile eşit derecede kusurlu oldukları,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ...; ölenin eşi olduğunu, yaklaşık 13 yıldır ölenin sanığın sahibi olduğu temizlik şirketinde çalıştığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Tanık ...; sanığın sahibi olduğu temizlik şirketinde şoför olarak çalıştığını, olay günü ölen ve tanık... ile birlikte göreve çıktıkları, kendisinin çöp aracını kullandığını, ölenin de araca çöpleri yüklediğini, iki yıldır birlikte çalıştığı ölenin işini ustalıkla yerine getirdiğini, olayın gerçekleştiği sırada aracın içinde bulunduğunu, ölenle birlikte tanık..."in çöp kamyonunun arkasında bulunduğunu, olayı görmediğini, tanık..."nın ölene yardım etmeye çalıştığı sırada olayı gördüğünü,
Tanık...; ölen ile yaklaşık 10 yıldır sanığın sahibi olduğu temizlik şirketinde temizlik görevlisi olarak çalıştıklarını, ölenle çöp aracının arkasında çöp konteynırlarının içerisindeki çöpleri araba içerisine dökme işini yaptıklarını, kumanda kolunun bulunduğu tarafta sürekli olarak ölenin çalıştığını, bu kumanda kolunu hareket ettirme görevinin ona ait olduğunu, konteynırları boşalttıktan sonra çevrede bulunan çöpleri süpürge ile toplama işini de kendisinin yaptığını, olay sırasında çöp konteynırlarından birini boşaltıp araca koyduklarını daha sonra diğer konteynırı aracın arka kısmındaki kola taktıklarını, bu işlemden sonra elinde süpürge ile çöpleri süpürmeye başladığı sırada bağırma sesi duyduğunu, arkasına baktığında ölenin kafasının aracın sağ tarafına sıkıştığını gördüğünü, hemen kumanda koluyla çöp konteynırını yere indirdiğini, bu kolu indirmeden önce ölenin elinin kumanda kolunda tutulu vaziyette olduğunu, ardından çöp aracının şoförü olan tanık..."in yanlarına geldiğini,
İnceleme dışı sanık ...; sanığın sahibi olduğu şirkette temizlik onbaşısı olarak çalıştığını, olayı görmediğini, kusurunun bulunmadığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ...; Karacabey ilçesinde faaliyet gösteren Özhilal isimli temizlik şirketinin ortağı ve müdürü olduğunu, ölenin sahibi olduğu şirkette yaklaşık 10 yıldır sigortalı olarak çalıştığını, en tecrübeli elemanları olduğunu, kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle taksir ve unsurlarına kısaca değinilmesinde fayda vardır.
5237 sayılı TCK"nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde taksir; “Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama mecburiyetinden doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç, bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirmekte, fail; dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide de benimsendiği üzere taksirli suçlarda aranması gereken hususlar;
1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
2- Hareketin iradi olması,
3- Sonucun istenmemesi,
4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,
5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,
Şeklinde kabul edilmektedir.
Taksirle gerçekleştirilen bazı eylemlerin suç olarak tanımlanıp cezai yaptırıma bağlanmasıyla, insanların gittikçe yoğunlaşan ve karmaşık hâle gelen toplum hayatı içinde daha dikkatli davranmalarının temin edilmesi amaçlanmaktadır. Kanun ve ortak hayat tecrübesinin sonucu olarak kendisine toplum tarafından yüklenen dikkat ve özen görevini ihlal eden ve bu hareketiyle öngörülebilir zararlı neticeye sebep olan kişinin taksirle işlenen suçlara ilişkin cezai sorumluluğu benimsenmiş, fakat taksirden söz edebilmek için de kanuni tarife uygun fiilin işlenebileceğinin öngörülme imkânının mevcut olması aranmıştır.
Bilindiği üzere, failin iradesi kasten işlenen suçlarda neticeye, taksirli suçlarda ise harekete yöneliktir. Gerek kanun tarafından konulan, gerekse ortak deneyimler ürünü olan kurallara iradi olarak riayetsizlik suretiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı takdirde, bir takım zararlı neticelerin doğabileceği öngörülebiliyorsa taksir söz konusu olacaktır. Yapılan hareketin neticesi ortak tecrübeye göre öngörülemiyorsa ve hukuken de böyle bir yükümlülük getirilmemişse, taksirli hareketten söz edilemeyecek, "kaza" ya da "tesadüf" olarak adlandırılan bu hâl nedeniyle cezai sorumluluk gündeme gelmeyecektir. Ancak uygulamada “trafik kazası” ya da “iş kazası” olarak adlandırılan olaylardaki “kaza” tabirinin cezai sorumluluğun gündeme gelmeyeceği “kaza” ya da “tesadüf” hâlleriyle bir ilgisinin olmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır.
Öğretide, sonucun öngörülebilirliğinin, failin içinde bulunduğu sosyal çevre, mensup olduğu meslek, eğitim durumu, ortak tecrübe, bilgi düzeyi ve failin kişisel özellikleri dikkate alınarak saptanması gerektiği, öngörülebilir sonucun, fiilen meydana gelen sonuç olmayıp failin yaptığı iradi hareketin neden olabileceği benzer sonuçlar olduğu, fiilen oluşan sonucun sadece genel olarak öngörülebilir olması taksirin varlığı için yeterli olup sonucun bütün inceliklerinin öngörülmesine gerek bulunmadığı yönünde görüşler ileri sürülmüştür. (Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, 8. Bası, İstanbul, 2012, s. 358 vd.; Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 3. Bası, İstanbul, 2013, s. 277; Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, 6. Bası, Ankara, 2013, s.219.)
Bu genel açıklamalardan sonra, iş sağlığı ve güvenliği konusuyla ilgili düzenlemelerin de gözden geçirilmesi gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu"nun, 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu"nun 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılan, fakat suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 77. maddesi; "İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir...",
Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in “İşverenin Yükümlülükleri” başlıklı 4. maddesi;
“İşverenler, işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının tesis edilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu amaçla, işverenler, çalışanları, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek, onların karşı karşıya bulundukları mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gerekli tedbirler konusunda işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitim programlarını hazırlamak, eğitimlerin düzenlenmesini, çalışanların bu programlara katılmasını sağlamak ve verilecek eğitim için uygun yer, araç ve gereç temin etmekle yükümlüdürler.”, şeklinde düzenlenmiştir.
Bu hükümlere göre işverenin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri alma, bu önlemlere uyulup uyulmadığını denetleme, işçileri yapmakta oldukları işlerinde karşı karşıya bulundukları mesleki riskler ile uyulması gerekli sağlık ve güvenlik tedbirleri hususunda eğitime tabi tutma, yasal hak ve sorumlulukları noktasında bilgilendirme konularında yükümlülükleri bulunmaktadır. İşverenin işyerinden sorumlu bir vekil görevlendirdiği durumda, işveren vekilinin bu yükümlülüklerden sorumlu olacağı izahtan varestedir.
Yine suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği"nin 2. maddesince atıf yapılan EK-1 deki çizelgede, her türlü çöp ve atık maddelerin toplanması, taşınması ve depolanması işi ağır ve tehlikeli işler arasında sayılmış;
Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği ile 31.05.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacak İşçilerin Mesleki Eğitimlerine Dair Tebliğ"in "Mesleki eğitim zorunluluğu" başlıklı maddesi;
"(1) Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçilerin işe alınmadan önce, mesleki eğitime tabi tutulmaları zorunludur.
..." şeklindedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, Karacabey ilçe merkezinde faaliyet gösteren... Temizlik isimli şirketin ortağı ve işletme müdürü olduğu, adı geçen şirketin Karacabey Belediyesinden ilçedeki çöplerin toplanması işini ihale yoluyla üstlendiği, 28.10.2011 tarihinde saat 09.00 sıralarında bu şirkette şoför olarak çalışan tanık..."in, Belediye"ye ait çöp toplama aracı ile Karacabey İlçe Merkezi Gazi Mahallesi 308. Sokak üzerindeki çöp konteynırlarının yanında durduğu, bu sırada aynı iş yerinde temizlik görevlisi olarak çalışan ve çöp toplama aracının arkasında bulunan tanık... ile ölenin çöp konteynırlardan birini araca yükledikleri, yüklenen konteynırı aracın içerisine boşaltmakla görevli ölenin çöp kamyonunun yanında bulunan kumanda kolunu çalıştırdıktan sonra konteynırdan uzakta durarak çöplerin kamyona boşalmasını beklemesi gerekirken kafasını hareket hâlindeki hidrolik kol ile araç arasına soktuğu, kafasının konteynır ile araç arasına sıkışması sonucunda vefat ettiği olayda;
İş Kanunu"nun 77. maddesi uyarınca iş verenlerin maddede sayılan diğer önlemlerin yanı sıra çalışanların karşı karşıya bulunduğu mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gereken tedbirler konusunda iş sağlığı ve güvenliği eğitim programı hazırlamak, çalışanların bu eğitime katılmalarını sağlamakla yükümlü oldukları, ancak sanığın yetkilisi olduğu şirket tarafından ölene bu konuda herhangi bir eğitim verildiğine, çalışırken karşılaşabileceği risklerin neler olabileceğinin anlatıldığına, risk ve olağan dışı durumlarla karşılaşma hâlinde nasıl davranılacağına dair eğitim verildiğine ilişkin belge ve bilgi bulunmadığı dikkate alındığında, işveren sıfatı bulunan sanığın iş sağlığı ve güvenliğine yönelik mevzuatta öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemek suretiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörülebilecek neticeyi öngörmediği ve söz konusu olayın meydana geldiği, bu nedenle sanığın meydana gelen ölüm olayında kusurunun bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi isabetli olduğundan dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın kusurunun bulunmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli ve 602-656 sayılı mahkûmiyet hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.