
Esas No: 2017/1199
Karar No: 2020/268
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1199 Esas 2020/268 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 59-82
Sanık ... ... hakkında izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri satma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri taşıma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 6136 sayılı Kanun"un 13/1 ve TCK’nın 62/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluğuna ilişkin Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.02.2013 tarihli ve 11-38 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 27.02.2014 tarih ve 14604-4787 sayı ile;
"Oluşa ve dosya kapsamına göre; adam öldürme suçundan ceza alan tanık ...’ın kullandığı tabancayı, sanıktan satın aldığına dair soyut beyanı dışında sanığın savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 29.04.2014 tarih ve 59-82 sayı ile;
"...Ruhsatsız silah satışı eylemlerinin genelde aleni olmayacak şekilde gizli ve iki kişi arasında gerçekleştiği, normal hayat şartları dikkate alındığında bu suçun tek tanığının silahı alan şahıs olduğu, somut olayda da suça konu silahı satın alıp bu silahla bir kişiyi öldüren şahıs olan tanık ..."ın mahkememizin 2012/145 esas sayılı dosyası kapsamında şüpheli ve sanık sıfatıyla alınan aşamalardaki istikrarlı beyanları ve bu dosya kapsamındaki yer, zaman ve silahı aldığı fiyata ilişkin çelişki içermeyen beyanları ile sanık ... ... ve ... arasında suç isnat etmeyi gerektiren herhangi bir husumet olmadığının sanık ... ... tarafından da kabul edilmesi ve atılı suçun sanık tarafından işlendiği hususunda mahkememizde hiçbir şüphenin de oluşmaması" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli ve 195645 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 492-1845 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, Yargıtay 8. Ceza Dairesince 13.09.2017 tarih ve 400-9320 sayı ile Cumhuriyet savcısının temyiz istemine ilişkin ek tebliğname düzenlenmesi gerektiğine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2017 tarihli ve 195645 sayılı "bozma" istekli ek tebliğnamesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 13.12.2017 tarih ve 20810-14218 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri taşıma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Kırşehir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.05.2012 tarihli fezlekeye göre; 09.05.2012 tarihinde saat 19.45 sıralarında Kırşehir ili, ... kasabası, Gençler Kıraathanesi önünde meydana gelen ve... isimli şahsın ölümü ile sonuçlanan silahla kasten öldürme olayının faili olan tanık ...’ın olay sonrasında kendisini kovalayan şahıslardan kaçarak polis noktasına girmesi sonucunda suça konu tabanca ile birlikte yakalandığı,
Tanık ...’ın kasten öldürme olayına ilişkin olarak şüpheli sıfatıyla alınan savcılık ifadesi sırasında suça konu silahı yaklaşık 3-4 ay öncesinde Kırşehir ili, ... kasabasında ikamet eden sanık ... ...’den 450 TL karşılığında satın aldığını beyan etmesi üzerine sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçu açısından soruşturma evrakı ayrılarak 2012/2116 sırasına kaydedildiği,
Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2012 tarihli ve 2116 sayılı müzekkeresi üzerine düzenlenen 31.05.2012 tarihli kolluk araştırma tutanağında; tanık ...’ın kasten öldürme olayında kullandığı silahı kimden satın aldığına ilişkin olarak gizli bir şekilde yakın çevresinde yapılan araştırma sonucunda herhangi bir bilgiye ulaşılamadığının belirtildiği,
Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21.05.2012 tarihli ve 1208 sayılı ekspertiz raporunda; suça konu silahın 7.65x17 mm çap ve tipinde fişek atan, el yapısı, yarı otomatik bir tabanca olduğunun, deneme ve mukayese atışlarına tabi tutularak yapılan muayenesinde normal olarak çalıştığının, atışa engel mekanik bir arızasının bulunmadığının, çap ve tipine uygun fişekleri patlattığının, birlikte gönderilen üç adet fişeğin 7.65x17 mm çap ve tipinde olup çap ve tipine uygun ateşli silahlarda kullanılmak üzere imal edildiklerinin, bu fişeklerin deneme atışlarında kullanılmaları sonucunda patladıklarının görüldüğünün, söz konusu tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerinden olduklarının, ancak bahse konu tabancanın aynı Kanun’un 12/4. maddesinde belirtilen vahim silahlardan olmadığının, kasten öldürme olayı sonrası elde edilen dört adet kovan ve bir adet mermi çekirdeğinin, inceleme konusu el yapısı tabancadan atıldıklarının tespit edildiğinin belirtildiği,
UYAP sorgulaması ve dosya kapsamına göre; tanık ... hakkında... isimli şahsa yönelik silahla kasten öldürme suçundan açılan kamu davasına ilişkin olarak Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesince 2012/145 esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında;
- Sanık sıfatıyla dinlenen tanık ... 06.09.2012 tarihli oturumda; “Ben savunma yapacağım ancak şunu belirtmek istiyorum ben avukat talebinde bulunmadım, ancak kanunen avukat bulunması zorunlu ise bulunabilir...Mevlana Şemsi Tebriziye karşı ilahi aşka yakalanmış Şemsi Tebrizi kendisini terk ettikten sonra birkaç kişi Şemsi gördüklerini Mevlana"ya anlatınca Mevlana kendilerine 100 akçe vermiş, bunu gören biri bunlar yalan söylüyor deyince zaten ben onların yalanlarına veriyorum demiş, Mecnunun vücudunda çıkan yara için kendisine tedavi ol demişler doktor yarana neşter vuracağım deyince sen beni öldürmek mi istiyorsun bu vücut..."nındır demiştir, ölen şahıs benim..."ma küfrettiği için bana ettiği küfür sıradan bir küfür değildi, bu küfürden dolayı kendisini öldürdüm, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum...öldürdüğüm şahsı öldürmekte kullandığım tabancayı hâlen...beldesinde yaşayan ve esnaflık yapan ... ..."den 2011 yılının Aralık veya 2012 yılının Ocak ayında 450 TL"ye satın almıştım, şahıs benim..."ma küfrettiği için kendisini öldürdüm.”,
21.02.2013 tarihli oturumda ise; “...ben öncelikle müdafiim olan avukatın dışarı çıkartılmasını talep ediyorum, ben bu konuyu daha önce de belirtmiştim...mütalaadaki bazı hususları kabul etmiyorum, tanıkların belirtmemiş olması küfür etmediği anlamına gelmez, maktul devlete, hâkime ve savcıya küfür etti, maktulü öldürme niyetim yoktu, ben aslında ..."u öldürecektim, kahveye gittim, ancak ..."u bulamadım, ben tam evime döneceğim sırada maktul... "Ben devletin a... koyum." demesi nedeniyle kendisini öldürdüm... ben müebbet hapis cezası istiyorum, ayrıca bundan sonra çıkacak hiçbir indirim maddesinden de faydalanmak istemiyorum, bunun nedeni de Devlete karşı suç işleyen şahıslarla aynı kefeye konulmak istemiyorum.”
Şeklinde savunmada bulunduğu,
-Tanık olarak beyanı alınan... Mahkemede; olay tarihinde Gençlik Kıraathanesinin dışındaki masada oturduğunu, sonra maktul...’in geldiğini, kendisini çay içmek için masasına davet ettiğini, ancak morali bozuk olduğu için başka bir masada oturacağını söylediğini, yan masaya geçip tek başına oturduğunu, bu sırada ...in de..."in oturduğu masaya 2-3 metre mesafede volta attığını, voltalarını sıklaştırınca..."in "Bunlar deli değil ben deliyim." dediğini, bunun üzerine ...in...’nin yanına gelerek "Sen deli değilsin ben deliyim." dedikten sonra belinden çıkardığı tabanca ile yaklaşık iki metre mesafeden sandalyede oturmakta olan...’nin yüzüne doğru toplam 4 el ateş ettiğini, olaydan önce...’nin ...e hakaret ettiğine şahit olmadığını,
-Tanık olarak beyanı alınan ... Mahkemede; olay tarihinde ..."da bulunan Gençlik Kıraathanesinin içinde televizyon seyrettiğini, bu sırada birkaç el silah sesi duyduğunu, silah sesinin geldiği yöne doğru baktığında ...in 2-3 metre mesafeden sandalyede oturur vaziyetteki...’ye doğru silah ile ateş ettiğini gördüğünü, daha sonra ...in kaçmaya başladığını, silah sesinden önce... ve ...in birbirine yönelik herhangi bir söz veya eylemine şahit olmadığını, daha öncesinde aralarında bir husumet olduğunu duymadığını, böyle bir husumet olsaydı aynı kasabada yaşadıkları için bunun duyulacağını,
-Tanık olarak beyanı alınan Hayrullah Karataş istinabe olunan Mahkemede; olay tarihinde Kırşehir ilinde bulunan Gençlik Kıraathanesini işlettiğini, maktul...’nin akşam 18.00 sıralarında alkollü bir şekilde iş yerine geldiğini, kendisiyle bir süre konuştuğunu, daha sonra başka bir masaya çay götürmek için yanından ayrıldığını, bu sırada ...in kahvenin içine girip..."nin masasına yaklaştığını gördüğünü, ardından ..."in..."ye küfür ettiğini, ...in her zaman çevresindekilere bu şekilde küfür etmesi sebebiyle ona müdahale etmediklerini, olaydan bir kaç gün önce ...in kahvede iken kendisine öldüreceği kişilerin isimlerini söylediğini, bu kişilerin içinde...’nin de bulunduğunu, ancak delidir diye sözüne itibar etmediğini, ...in küfüründen sonra dört el silah sesi duyduğunu, dönüp baktığında ...in...’ye ateş edip kaçmakta olduğunu gördüğünü, ... ile... arasında daha önceden bir husumet olup olmadığını bilmediğini, olay sırasında..."nin ...e küfür ettiğini duymadığını, Ali’nin çevresiyle sorun yaşamayan iyi karakterli biri olduğunu,
Beyan ettikleri,
-Tanık ...’ın Mahkemeye gönderdiği 17.12.2012 tarihli dilekçenin;
"Hâlen yargılanmakta olduğum dava ile ilgili olarak cezamın müebbet hapis cezası olarak verilmesinin gereğini,
Ve de kararın altına şerh düşülerek çıkacak herhangi bir yasadan yararlandırılmamın gereğini,
Bu kararın dışında bir uygulama ve karar çıkması hâlinde bugüne kadar bitmeyen saldırılara sebep kişiyi katiyen öldüreceğimin bilinmesini ya da kendimi öldürteceğimin bilinmesinin gereğini arz ederim.” şeklinde olduğu,
- Tanık ... hakkında düzenlenen tıbbî belgelerin incelenmesinde,
1) Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 04.04.2003 tarihli ve 396 sayılı sağlık kurulu raporunda; hastane kayıtlarının incelenmesi sonucunda şahsın 17.06.2000-21.06.2000 ve 09.01.2003-19.03.2003 tarihleri arasında sanrısal bozukluk tanısıyla yatırılarak tedavi altına alındığının, bu rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alınmasının uygun olduğunun, mahkemece dinlenmesinde fayda olmadığının,
2) Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 08.10.2004 tarihli muayene kaydında; öz bakımının iyi, şuurunun açık, koopere olduğunun, eşinin bazı ilaçlar içirerek kendisini öldürmeye çalıştığını, bu ilaçların onun erkekliğini azalttığını söylediğinin, perseküsyon ve kıskançlık hezeyanları ile ayrıntılı ve hipermnezik konuşma olduğunun, hastalığına karşı iç görüsü olmadığının, iki aydır ilaç kullanmadığının, paranoid sendrom tespit edildiğinin,
3) Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 05.01.2005 tarihli ve 30 karar numaralı mütalaasında; 16.02.2004 tarihinde ve hâlen adam öldürmeye tam teşebbüs, konut dokunulmazlığını ihlal ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarına ilişkin 765 sayılı TCK’nın 46 ve 47. maddelerinden istifade edip edemeyeceği sorulan ...’ın 08.10.2004 tarihinde yapılan muayenesinde cezai ehliyetini müessir, kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede paranoid sendrom denilen bir akıl hastalığının tespit edildiğinin, şahsın söz konusu suçları bu akıl hastalığının sonucu ve de ifadesi olarak işlemiş olduğunun, bu duruma göre ...’ın 16.02.2004 tarihinde işlediği suçlara karşı cezai ehliyetine haiz olmayıp hakkında TCK’nın 46. maddesinin tatbikinin uygun bulunduğunun,
4) Ahi Evran Üniversitesinin 15.06.2012 tarihli ve 858 sayılı raporunda; geçmişte paranoid psikoz ile şizofreni gibi tanılarının olduğunun, şahıs hakkında karar verilemediğinin, Adana Ruh Hastalıkları Hastanesine sevkinin uygun olduğunun,
5) Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 21.06.2012 tarihli ve 9265 sayılı sağlık kurulu raporunda; kasten öldürme suçundan dolayı cezai ehliyetinin tespiti istenen kişinin 21.06.2012 tarihinde yapılan ruhsal muayenesinde; uygunsuz duygulanım, regresyon, sosyal izolasyon, öz bakımında yetersizlik, soyut düşünce ve gerçeği değerlendirme yetisinde bozukluk saptandığının, şizofreni tanısı konulduğunun, mevcut akıl hastalığının şahsın işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılamasını ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldırıcı nitelikte olduğunun, suç tarihinde ve hâlen müsnet suç nedeniyle cezai ehliyetinin olmadığının, TCK’nın 32/1. maddesinden yararlanacağının, TCK’nın 57/1. maddesi gereğince de hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi gerekeceğinin,
6) Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 04.01.2013 tarihli ve 18 sayılı raporunda; 24.12.2012-04.01.2013 tarihleri arasında yapılan gözlem sonucunda; yattığı süre içerisinde; doktor, psikolog ve hemşire tarafından yapılan günlük viziteler ile hemşire ve personelin günlük değerlendirme formundan alınan bilgilere göre; tanığın düzenli uyuduğu ve beslendiğinin, çevresiyle uyumlu olduğunun, davranış bozukluğu göstermediğinin, Gözlem İhtisas Dairesinde kabul görüşmesinde sorulduğunda öfkeli bir tavır içinde olduğunun, soruları cevapsız bıraktığının, etrafına bakındığının, soruların iki üç kez tekrar edilmesine rağmen aynı tavrı devam ettirmesi nedeniyle müşahedeye alınan şahsın daha sonraki muayenelerinde sorulara öfkeli bir şekilde kimlik bilgilerinin dosyada yazdığını beyan ederek, 2004 yılında eşini vurduğunu, bu olay sonrasında Adana Ruh Sağlığından ve Adli Tıp Kurumundan "paranoid psikoz" tanılı raporlarının olduğunu, olay günü köy muhtarının "Deli benim, bu köyde bir deli var, o da sensin." diyerek kendisini aşağıladığını, kendisine küfürler ettiğini bu nedenle kişiyi öldürmek amaçlı yanındaki ruhsatsız silah ile ateş ettiğini ifade ettiğinin, kişinin yapılan psikiyatrik muayenesinde bilinci açık, koopere, yöneliminin tam olduğunun, öz bakımının orta, yaşında gösteren, psiko-motor aktivitesi olağan olarak tespit edildiğinin, duygulanımı ötimik, düşünce içeriğiyle uygun, çağrışımları düzgün, amaca yönelik olan kişide düşünce ve algı bozukluğu saptanmadığının, dikkati, hesaplaması, muhakemesi, soyutlaması gibi bilişsel işlevleri olağan bulunduğunun, 24.12.2012 giriş ve 04.01.2013 çıkış tarihleri arasında yapılan muayenesi, müşahedesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde; kendisinde ceza sorumluluğunu etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmediğinin, dava dosyasının tetkikinden de suç tarihinde ve suçunu takip eden günlerde de herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığının, bu duruma göre ..."ın 09.05.2012 tarihinde işlediği kasten öldürme, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarına ilişkin ceza sorumluluğunun tam olduğunun,
7) Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28.01.2013 tarihli ve 178 sayılı raporunda; tanık ...’ın 04.01.2013 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığının, adli dosya tetkikinde mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığının, bu duruma göre ...’ın 09.05.2012 tarihinde işlediği kasten öldürme ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarına ilişkin cezai sorumluluğunun tam olduğunun,
Belirtildiği,
-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12.05.2014 tarihli ve 462-3036 sayılı bozma kararında; tanık ...’ın cezai ehliyetine ilişkin olarak Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 21.06.2012 tarihli raporu ile Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesinin 04.01.2013 tarihli ve Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 28.01.2013 tarihli raporları arasında farklılık bulunması karşısında, tanığın ceza ehliyeti konusunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alındıktan sonra hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden mahkûmiyet hükmünün bozulması üzerine tanık hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunca düzenlenen 30.10.2014 tarihli ve 82267-1335 sayılı raporda;
..."ta cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zekâ geriliği saptanmadığı; adli dosya tetkikinde atılı suçları işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre ...’ın 09.05.2012 tarihinde işlediği kasten öldürme ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarına ilişkin ceza sorumluluğunun tam olduğu görüşüne yer verildiği,
-Yapılan yargılama sonucunda aşamalardaki birbiriyle ve tanık beyanları ile çelişen savunmalarına itibar edilmeyerek lehine haksız tahrik hükümleri; duruşmada gözlemlenen olumsuz tutum ve davranışları, yargılama aşamasında bile başkalarını öldürebileceğine ilişkin dilekçe sunması ve olumsuz sosyal ilişkileri nedeniyle de hakkında takdiri indirim hükümleri uygulanmayan tanık ..."ın Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesince 23.12.2014 tarih ve 103-207 sayı ile kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan ise aynı Kanun’un 13/1 ve TCK’nın 52/2-4. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.02.2017 tarihli ve 3694-381 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanması suretiyle kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
Tanık ... Savcılıkta; muhtar... ile arasında olay öncesine dayalı herhangi bir husumet bulunmadığını, özel işleri nedeniyle Ankara iline gittiği bir sırada... ile muhtarın yeğenleri olan... ve ...isimli şahısları şikâyet ettiği şeklinde bir söylenti olması nedeniyle ve bu şahıslardan korunmak amacıyla üzerinde silah taşıdığını, olay tarihinde saat 19.00 sıralarında çay içmek amacıyla Gençler Kıraathanesine gittiğini, kahvehanenin önüne geldiğinde...’in "Bu köyde deli benim, bir tek deli benim, başka deli yok, bu köy hep orospu çocuğu." dediğini, daha sonra kendisini göstererek “Bu köyde bir deli var o da bu.” dedikten sonra kendisine hitaben küfür ettiğini, ne şekilde küfür ettiğini söylemek istemediğini çünkü bu küfürler için adam vurduğunu, ..."in küfür etmesi üzerine belinde bulunan silahı çekip yaklaşık 3-4 metre mesafeden ateş etmeye başladığını, şarjörde bulunan mermilerin hepsini sıkmak istediğini ancak silahın tutukluk yaptığını, bu nedenle tamamını sıkamadığını, olaydan sonra şarjöründe iki adet mermi kaldığını emniyette öğrendiğini, olayın ani gelişen bir olay olduğunu, olayda kullandığı tabancayı yaklaşık 3-4 ay öncesinde...kasabasında ikamet eden sanık ... ..."den 450 TL karşılığında güvenlik amacıyla satın aldığını,
Mahkemede; ... isimli şahsı öldürdüğü tabancayı olaydan yaklaşık 4-5 ay kadar önce 2012 yılının Ocak ayının başlarında sanık ... ..."den satın aldığını, aslında ... ...’nin silah alım satımı yapan biri olmadığını, bu konuda sanık ... ... ile...kasabasında bulunan Gençlik Kıraathanesinde konuştuğunu, daha sonra birlikte sanık ...’in arabasıyla evine gittiklerini, kendisi araçta beklediği sırada sanık ...’in evinden tabancayı alıp getirdiğini, fiyatının 400 TL olduğunu söylediğini, ancak kendisinin sanık ...’e 450 TL verdiğini, bu sırada yanlarında başka kimse bulunmadığını, sanık ... ...’nin kahvede sürekli oyun oynadığı, sürekli konuştuğu bir şahıs olduğunu, aralarında bir husumet bulunmadığını, daha önce de başka şahıslardan silah talebinde bulunduğunu ancak kendisini bildikleri için bu şahısların tabanca temin etmediklerini,
İfade etmiştir.
Sanık ... ... aşamalarda benzer şekilde; atılı suçlamayı kabul etmediğini, hiçbir zaman silahı olmadığını, ... kasabasından tanıdığını tanık ..."ın son zamanlardaki hareketlerinin normal olmadığını, bu şahsa silah satmadığını, tanık ... ile aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını savunmuştur.
6136 sayılı Kanun"un 13. maddesinin birinci fıkrası; "Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş olup ateşli silahlarla, bunlara ait mermileri kişisel ihtiyacı için satın alan, taşıyan veya bulunduranların cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.
13. maddede belirtilen suçun oluşması için, 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak, yani ruhsatsız biçimde ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin ticari amaç olmaksızın satın alınması, taşınması, bulundurulması seçimlik hareketlerinden birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
Diğer taraftan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
09.05.2012 tarihinde saat 19.45 sıralarında Kırşehir ili, ... kasabası, Gençler Kıraathanesi önünde meydana gelen ve... isimli şahsın ölümü ile sonuçlanan silahla kasten öldürme olayının faili olup olay sonrası kendisini kovalayan şahıslardan kaçarak polis karakoluna girmesi sonucunda suça konu tabanca ile birlikte yakalanan tanık ...’ın olayda kullandığı tabancayı yaklaşık 3-4 ay öncesinde Kırşehir ili, ... kasabasında ikamet eden sanık ... ...’den 450 TL karşılığında satın aldığını iddia ettiği somut olayda; Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2012 tarihli ve 2116 sayılı müzekkeresi üzerine düzenlenen 31.05.2012 tarihli kolluk araştırma tutanağında; tanık ...’ın kasten öldürme olayında kullandığı silahı kimden satın aldığına ilişkin olarak gizli bir şekilde yakın çevresinde yapılan araştırma sonucunda herhangi bir bilgiye ulaşılamadığının belirtilmesi hususu da göz önüne alındığında olay tarihinden önce Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 04.04.2003 tarihli ve 396 sayılı sağlık kurulu raporunda; sanrısal bozukluk, yine Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 08.10.2004 tarihli muayene kaydı ile 05.01.2005 tarihli ve 30 karar numaralı mütalaasında; paranoid sendrom teşhisi konulan, Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 23.12.2014 tarih ve 103-207 sayı ile aşamalardaki birbiriyle ve tanık beyanları ile çelişen savunmalarına itibar edilmediği belirtilerek lehine haksız tahrik hükümleri; duruşmada gözlemlenen olumsuz tutum ve davranışları, yargılama aşamasında bile başkalarını öldürebileceğine ilişkin dilekçe sunması ve olumsuz sosyal ilişkileri nedeniyle de hakkında takdiri indirim hükümleri uygulanmayan tanık ...’ın suç atma niteliğinde olan ve başka delillerle desteklenmeyen soyut beyanları dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla; Yerel Mahkemece verilen direnme kararına konu hükmün sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve 59-82 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık ... ..."nin atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.