Ceza Genel Kurulu 2018/371 E. , 2020/263 K.
"İçtihat Metni"Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Sayısı : 81-108
Nitelikli yağma suçundan sanıklar ... ve ..."in TCK’nın 149/1-a-c-h, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 19.10.2017 tarih ve 115-253 sayı ile verilen hükümlere yönelik sanıklar ve sanıklar müdafisi tarafından istinaf başvurusu yapılması üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince 31.01.2018 tarih ve 81-108 sayı ile esastan ret kararı verilmiş olup bu hükmün de sanıklar ve sanıklar müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.05.2018 tarih ve 1487-3581 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.05.2018 tarih ve 16840 sayı ile;
“Müştekinin olayın birkaç saat sonrasında Şehremini polis karakolunda saat 08.42"de verdiği ifadesinde, bayan şahsın yüzünde kask olduğu için yüzünü göremediğini, erkek şahsı ise bir anlık gördüğünden yüzünün şeklinin tam aklında olmadığını, bu nedenle failler hakkında teşhis işlemi yapamayacağını beyan ettiği ve bu beyanın bu şekilde zapta geçirildiği ancak 07.03.2017 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında, sanıkların ikisini de teşhis ettiği, talimat yoluyla alınan kovuşturma beyanında da fotoğraf teşhisini teyit ettiği görülmekte ise de olayın hemen akabinde karakolda alınan beyanında sanıkların ikisinin de yüzünü görmediğini, teşhis işlemi yapamayacağını beyan etmesi ve sanıkların atılı suçlamayı kabul etmeyip sadece başka bir eylemi gerçekleştirdiklerini kabul etmeleri karşısında, sadece fotoğraf teşhisi sanıkların mahkûmiyeti için yeterli tek delil olarak kabul edilmemelidir. Bu sebeple, sanıklar ile müştekinin huzurda usulüne uygun canlı teşhisinin yaptırılması, sanıklara ait olay tarihi itibarıyla kullanımlarında bulunan telefonlar, GSM şirketleri ve zabıta marifetiyle belirlenip saat ve yer itibarıyla olay yeri civarında olup olmadıkları, müştekinin yağmalanan telefonunun imei numarasından ve HTS kaydından araştırılarak sanıklar veya irtibatı, akrabalığı bulunan kişiler tarafından olaydan sonra kullanılıp kullanılmadığı kesin olarak belirlendikten sonra kuşkuya yer vermeyecek kanıtların toplanmasıyla karar verilmesi yerine eksik soruşturma ile sadece fotoğraftan yapılan teşhis sonucunda mahkûmiyet kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 28.06.2018 tarih ve 1937-4860 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı nitelikli yağma suçuna ilişkin eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanık ...’in temyiz talebi hakkında mevcut tebliğnamede bir görüş bildirilmediğinden, bu hususta ek görüş bildirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinin gerekip gerekmediği değerlendirilmiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel Mahkemece sanıkların mahkûmiyetlerine dair verilen hükümlerin, sanıklar ve sanıklar müdafisi tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince esastan ret kararı verilmiş olup bu kararın da sanıklar müdafisi ve sanık ... ile sanık ... tarafından temyiz edildiği halde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2018 tarihli ve 2018/16840 sayılı tebliğnamesinde sanık ...’ın temyiz talebi hususunda bir görüş bildirilmediği, Özel Dairece bu hususun gözetilmediği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ek tebliğname düzenlenmesinin istenmediği, buna karşın sanıklar müdafisinin ve sanık ...’ın temyiz talebiyle birlikte sanık ...’ın temyiz talebinin de esas alınarak inceleme yapılıp hükümlerin onanmasına karar verildiği,
Sanık ..."ın 20.02.2018 tarihli dilekçesi incelendiğinde; diğer sanık ..."ın ifade verirken gösterdiği saygısız tavırları nedeniyle Mahkeme Heyeti tarafından hakkında adaletsiz bir hüküm kurulduğunu beyan ederek aynı müdafinin hukuki yardımından istifade ettikleri sanık ..."ı suçladığı,
Anlaşılmaktadır.
Ön sorunun çözümünde isabetli bir hukuki sonuca varılabilmesi için öncelikle konu ile ilgili yasal mevzuat üzerinde durulmalıdır.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı ile yardımcılarının görevleri” başlıklı 28. maddesi;
“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin vereceği görevleri yapar. Özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Vekilinin yokluğunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına vekillik eder. Başyardımcının da bulunmadığı zamanlarda bu görevi en kıdemli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıyardımcısı yapar.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıyardımcıları, kendilerine verilen dosyaların tebliğnamelerini, karar düzeltme ve itiraz yoluna başvurma işlemlerini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına düzenler ve onun yerine imza ederler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının vereceği diğer işleri görürler.
Zamanaşımı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (5) ve (6) numaralı bentleri kapsamında olan suçlara ilişkin dava dosyaları temyiz üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğname düzenlenmeksizin ilgili daireye gönderilir. Daire kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar düzeltme ve itiraz kanun yollarına başvurma yetkisi vardır.” biçiminde hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 37. maddesi ise;
“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcılarının görevleri:
1- Verilen işleri süresinde ve eksiksiz inceleyip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına düzenleyecekleri ve imza edecekleri tebliğnamelere bağlıyarak sonuçlandırmak,
2- Dairelerden çıkan ilâmları uygulama, içtihat ve tebliğnamelere uygunluk açılarından inceleyerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşüne göre karar düzeltme veya itiraz yollarına gitmek,
3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı başyardımcısı tarafından düzenlenecek sıraya göre Ceza Genel Kurulu ile dairelerin duruşmalarına katılarak düşüncesini bildirmek,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı başyardımcısı tarafından düzenlenecek sıraya göre ceza dairelerinin günlük çalışmaları sona erinceye kadar çalışma saati dışında nöbet tutmak,
5- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilecek ve ayrıca kanun ve yönetmelikle verilen diğer görevleri yapmaktır.” şeklindedir.
CMK’nın 297. maddesinin 3. fıkrasında “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Anılan Kanun ve Yönetmelik maddeleri uyarınca Yerel Mahkemece verilen kararların temyiz yoluyla incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca o konudaki hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğnamenin düzenlenmesi zorunlu olduğu gibi, CMK’nın 297. maddesinin 3. fıkrasına göre de düzenlenen tebliğnamenin hükmü temyiz etmeleri ve aleyhlerine sonuç doğurabilecek kişilere tebliği gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
Yerel Mahkemece sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin verilen hükümlerin, sanıklar müdafisi ile birlikte her iki sanık tarafıdan da ayrı ayrı temyiz edilmesine rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.03.2018 tarihli ve 16840 sayılı tebliğname ile sanık ...’ın temyiz talebi hakkında bir görüş bildirilmemiş olup Yargıtay Kanunu"nun 28 ve Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 37. maddeleri uyarınca öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... tarafından ileri sürülen ve diğer sanık ..."ı suçlayan temyiz nedenleri ile birlikte aynı müdafinin hukuki yardımından istifade eden sanıklar arasında menfaat çatışması ve buna bağlı olarak savunma zafiyeti oluşup oluşmadığı hususlarının değerlendirildiği bir ek tebliğnamenin düzenlenmesi gerektiğinden, dosyanın ek tebliğname düzenlenmesi için tevdi kararı verilmesi amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmelidir.
Ulaşılan bu sonuç karşısında; sanıklara atılı nitelikli yağma suçuna ilişkin eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.05.2018 tarihli ve 1487-3581 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin de değerlendirildiği bir ek tebliğnamenin düzenlenmesi için tevdi kararı verilmesi amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.