Ceza Genel Kurulu 2018/472 E. , 2020/262 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza (TMK"nın mülga 10. maddesi
ile görevli)
İhaleye fesat karıştırma suçundan sanık ..."in beraatine ilişkin İstanbul (Kapatılan) 23. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.04.2013 tarihli ve 15-32 sayılı hükmün, Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 06.11.2017 tarih ve 1173-4719 sayı ile;
"... 1- Sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçu bakımından herhangi bir görüş bildirmeyen Cumhuriyet Savcısının, bu suçla ilgili esas hakkında görüşü alınmadan ve/veya bu yönde usulü eksiklikler giderilmeden yargılamaya devamla 5271 sayılı CMK’nın 216/1. maddesine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- 3628 sayılı Kanun’un 18. maddesi gereğince ... Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile ilgili kurumların duruşmadan haberdar edilmeleri gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu"nun yakınan ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 02.10.2018 tarih ve 77562 sayı ile;
“1- Sanık ...’in ihaleye fesat karıştırma suçuna yönelik görüş bildirmeyi unutan Cumhuriyet savcısının 16.04.2013 tarihli celsede bu eksikliği giderip delil yetersizliğinden sanığın beraatini talep ettiği,
2- 3628 sayılı Yasa’nın 17 ve 18. maddeleri uyarınca, ihaleye fesat karıştırma suçunun zarar göreni olan ..., Hazine vekilinin temyiz başvurusu tarihinde 5271 sayılı CMK"nın 237/2. maddesi uyarınca katılan sıfatını kendiliğinden kazandığı gözetilip Hazinenin 3628 sayılı Yasa’nın 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca katılanlığına karar verilerek, sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraate ilişkin hükmün onanması,”" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.10.2018 tarih ve 3494-6304 sayı ile 1 numaralı itiraz sebebi haklı bulunup söz konusu bozma sebebi ortadan kaldırılmış 2 numaralı itiraz sebebi yönünden ise itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte yardım etme suçundan verilen beraat hükmü Özel Daire tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiş olup inceleme, sanığa atılı ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 3628 sayılı Kanun gereği davaya katılma hakkı bulunan ... Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün davadan haberdar edilmemesi suretiyle, yoklukta yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasından sonra temyiz aşamasında davaya katılmasına karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Suç tarihinde Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı olan sanık ... hakkında Harem Otogar ihalesine fesat karıştırdığı iddiasıyla kamu davası açıldığı, Yerel Mahkeme tarafından sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması ve atılı suçun işlendiğinin sabit olmaması gerekçeleriyle beraat kararı verildiği, Hazine vekili tarafından temyiz edilen hükmün Özel Dairece 3628 sayılı Kanun"un 18. maddesine göre Hazine ve ilgili kurumların bu suçun mağduru ve suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatlarının gereği olarak 5271 sayılı CMK’nın 234/b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip oldukları davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmeleri için ... Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile ilgili kurumların duruşmadan haberdar edilmeleri gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşma tarihleri bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu"nun yakınan ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması, isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
3628 sayılı Kanun’un “suçun ihbarı” başlıklı 18. maddesi;
“Yukarıdaki maddede yazılı suçlara ilişkin ihbarlar doğrudan Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılır. İhbar üzerine derhal bir ihbar tutanağı düzenlenir ve bir örneği muhbire verilir. Acele ve gecikmesinde sakınca umulan hallerde tutanak düzenlenmesi sonraya bırakılabilir. Muhbirlerin kimlikleri, rızaları olmadıkça açıklanmaz. İhbar asılsız çıktığında aleyhine takibat yapılanın istemi üzerine muhbirin kimliği açıklanır.
(Ek fıkra: 12/12/2003-5020/13 md.) Yukarıdaki fıkraya göre yapılan ihbar veya takipsizlik kararı ve iddianame Cumhuriyet başsavcılığınca, ... Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile varsa diğer ilgili kamu kurum veya kuruluşlarına bildirilir. Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması hâlinde ..., başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır.
Bu suçlardan dolayı müfettiş ve muhakkikler de soruşturma neticesinde delil veya emare elde ettikleri takdirde, işi yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar ve evrakı tevdi ederler. Cumhuriyet Başsavcılığı müfettiş ve muhakkikler tarafından kendisine tevdiine lüzum görülmediği halde dahi evrakın taalluk ettiği iş hakkında soruşturma yapmak üzere gerekçe göstererek evrakı ait olduğu merciden isteyebilir.
17 nci maddede yazılı suçlardan dolayı delil veya emare elde eden müfettiş ve muhakkikler durumu yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar ve evrakı tevdi etmedikleri takdirde bunlar hakkında da yapılacak takibattan dolayı Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat Hükümleri uygulanmaz.
İhbar konusu müsnet suç hakkında dava açılıncaya kadar bilgi vermek ve yayın yapmak yasaktır.” şeklinde olup
CMK’nın “Kamu davasına katılma” başlıklı 237. maddesinde;
“(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanun"un “Katılma usulü” başlıklı 238. maddesi ise;
“(1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.” şeklinde hükümler içermektedir.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemelerinde kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar, suçtan zarar gören, mağdur veya malen sorumlu olanların, mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren sözlü başvurularının tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Kanun yolu yargılamasında katılma isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı kural olarak benimsenmiş olmakla birlikte 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinde, katılma isteği reddedilmiş veya karara bağlanmamış olanların kanun yollarına başvuru hakkı bulunduğu belirtilerek böyle bir başvuru hâlinde, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi hâlinde inceleme mercisince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir.
TBMM’ye sunulan tasarıda, ilk derece mahkemesince reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin istinaf yolu başvurusunda açıkça belirtilmek şartıyla karara bağlanacağı belirtilmiş ise de tasarının 249. maddesinin 2. fıkrasındaki, “Bölge Adliye Mahkemesi” ve “İstinaf” ibareleri “Kanun yolu” şeklinde değiştirilerek 237. madde bütünlüğü altında kabul edilmiş bulunduğundan, kanun yolu ibaresinin temyiz incelemesini de kapsadığı kabul edilmelidir.
5271 sayılı CMK"nın “Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması” başlıklı 233. maddesinin 1. fıkrası; “Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir” şeklinde düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca mağdur ve şikâyetçinin, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme başkanı veya hâkim tarafından usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK"nın mağdur ve şikâyetçinin haklarını düzenleyen "Mağdur ile şikâyetçinin hakları" başlıklı 234. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi;
"Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,
4. Tanıkların davetini isteme,
5. Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma" şeklinde olup, buna göre mağdur ile şikâyetçinin kovuşturma evresinde; duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme, tanıkların davetini isteme, vekili bulunmaması hâlinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme ve davaya katılmış olmak şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, duruşmadan haberdar edilme kanun koyucu tarafından, mağdur ve şikâyetçi için kovuşturma aşamasında kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mağdur ve şikâyetçiye veya vekillerine usulüne uygun tebliğ işlemi yapılmadan "duruşmadan haberdar edilme" hakkının kullandırıldığından bahsetmek mümkün değildir. CMK"nın 234. maddesi uyarınca bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırılık oluşturacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasından haberdar edilmemek suretiyle kendisine ilk derece mahkemesinde davaya katılma imkânı tanınmayan Maliye Bakanlığına izafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğünce, hükümden sonra vekili vasıtasıyla verdiği temyiz dilekçesinde katılma talebinde bulunulmuş ise de CMK"nın 238. maddesinde öngörülen katılma usulüne ilişkin genel kurala üst derece mahkemelerinde özel bir istisna oluşturan ve kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi koşulu ile ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleriyle sınırlı olarak uygulanabilecek olan CMK"nın 237/2. maddesine istinaden, temyiz aşamasında Özel Dairece, Maliye Bakanlığına izafeten Muhakemat Müdürlüğünün kamu davasına katılmasına karar verilmesi ve hükmün esasının incelemesi mümkün değildir.
Bununla birlikte, sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan Maliye Bakanlığına CMK"nın 233. maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve CMK"nın 234/1-b maddesinde sayılan hakları kullanma imkânının tanınması gerekirken, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek sanığın beraatine karar verilmesi delil sunma hakkı elinden alınan ... yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğundan, Özel Dairece Yerel Mahkeme hükmünün; "Hazine ve ilgili kurumların bu suçun mağduru ve suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatlarının gereği olarak 5271 sayılı CMK’nın 234/b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip oldukları davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmeleri için ... Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile ilgili kurumların duruşmadan haberdar edilmeleri gerektiği," gerekçesiyle bozulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.