22. Hukuk Dairesi 2017/18829 E. , 2019/39 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Mühendislik personeli olarak diğer davalının işyerinde ve bu işverenin emir ve talimatıyla çalıştığını ve 08/12/2012 tarihinde işe girdiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız bir şekilde 2014 yılının Eylül ayında sonlandırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ve ödenmeyen aylık ücret alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalıların Cevaplarının Özeti:
Davalı ... Mühendislik vekili, davacının devamsızlık yaptığını, noter kanalı ile davacıya savunma yapması için ihtarname çekildiğini, davacının ihtarnameye cevap vermediğini ileri sürerek davacının iş sözleşmesinin İş Kanunun 25/II - g maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini savunmuştur.
Davalı Marsa Yağı ve Sanayi Ticaret A.Ş. vekili, diğer davalı şirket ile aralarında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığını, işten tamamen el çekilerek diğer işverene verildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının işten çıkış tarihi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır .
Somut olayda davacı 2014 yılının Eylül ayında iş akdinin haksız nedenle sona erdiğini iddia etmekte, davalı işveren ise 14.09.2014 tarihinden itibaren davacının devamsızlık yaptığını ve 30.09.2014 tarihine kadar bu devamsızlığının devam ettiğini ve 30.09.2014 tarihi itibari ile çıkışını verdiklerini beyan etmiştir. Davacının 03.09.2014 tarihinden itibaren raporlu olduğu ve 14.09.2014 tarihinde iş başı yapması gerektiği anlaşılmıştır. Hizmet döküm cetveli incelendiğinde ise Eylül ayında davacı adına 2 gün prim ödemesi bildirildiği ve 30.09.2014 tarihinde de işten çıkışının bildirildiği görülmüştür. Dairemizce aynı gün temyiz incelemesi yapılan emsal dosya içerikleride birlikte değerlendirildiğinde işçilerin iş yerinde çalışma saatlerinin 12 saat olmaması yönünde tutanak tutmalarının ardından iş akitlerinin işverence haksız nedenle feshedildiği kanaatine ulaşıldığından davacının iş akdinin rapor bitimi sonrası 14.09.2014 tarihinde son bulduğu dikkate alınmadan hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 30.09.2014 tarihine kadar iş yerinde çalıştığının kabulü ile hizmet süresinin belirlenmesi hatalı olmuştur. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davacının hizmet süresi tespit edilmeli ve talep edilen alacak kalemleri de belirlenecek hizmet süresine göre yeniden hesaplanmaldır.
3-4857 Sayılı İş Kanununun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 Sayılı Yasanın 32. maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut olayda, davacı aylık ücret alacaklarının bazı aylar hiç ödenmediğini bazı aylar ise eksik ödendiğini ileri sürmüş, davalılar bu iddiayı kabul etmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının banka hesap kayıtlarına göre davacıya en son 2014 yılı Temmuz ayında ödeme yapıldığı bu ödemenin de Haziran ayına ait olduğu bu nedenle 2014 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayı ücretlerinin ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesi ile bu üç ay için hesaplama yapılmış ve Mahkemece hesaplanan miktar hüküm altına alınmış ise de davalı işverenler tarafından yargılama sırasında dosyaya sunulan davacıya ait ... ve ... Bankası hesap dökümleri ile ödemelere ilişkin sunulan dekontlar incelendiğinde Temmuz ayından sonra da yapılan maaş ödemelerinin olduğu ve bu ödemelerin ise dikkate alınmadığı anlaşıldığından ilgili ödeme miktarları dikkate alınarak ve davacının raporlu olduğu günlerde dışlanarak hesaplama yapılmalı ve sonucuna göre davacının ödenmeyen ücret alacağı olup olmadığının tespiti gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
4- Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücret talebi değerlendirilirken; dinlenen davacı tanık beyanlarının ifadesi dikkate alınarak ulusal bayram genel tatil ücret alacağı kabul edilmiş ve ayda iki hafta haftada yarım saat fazla mesai yaptığı tespit edilerek söz konusu alacaklara hak kazandığı kabul edilmiştir.
Mahkemece davacı tanık beyanları dikkate alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de, tanıklar ile davalı işverenin husumetli olduğu ve çıkacak karardan kendilerinin de menfaat sağlayacak durumda olduğu görülmektedir. Ayrıca, dosya kapsamında söz konusu alacaklara dair tanık beyanı dışında, yazılı belge de bulunmadığından ulusal bayram genel tatil ücret talebinin reddi gerekmektedir. Ancak dinlenen davalı tanık beyanlarına göre yapılan fazla mesai hesabında isabetsizlik bulunmamakta ise de yapılan hesaplamada davacının raporlu olduğu günlerin dikkate alınmadığı görüldüğünden bu günler hesaplamadan dışlanmalı ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililere iadesine, 07.01.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.