13. Hukuk Dairesi 2012/5195 E. , 2013/1187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Avukat İnanç ...ile davacı vekili Avukat ..."in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı firmanın 53 parsel üzerine yapacağı... adlı projede 160 numaralı bağımsız bölümü tapudan 06.07.2004 tarihinde satın aldığını, faturasının da 28.02.2005 tarihinde düzenlendiğini, davalının taşınmazı satarken tüm bağımsız bölüm maliklerinin kullanacağı açık havuz yapma taahhüdünde bulunduğunu, satış ofisindeki maketlerde de açık havuzun göründüğünü ayrıca aynı yerde bağımsız bölüm satın alan dava dışı ...ile davalı arasında yapılan sözleşmede “tüm bağımsız bölüm sahiplerinin kullanabilecdği açık havuz 30.05.2004 tarihine kadar Maya tarafından yaptırılacaktır. Her ne sebeple olursa olsun Maya havuzu yapmaz veya yapamaz ise alıcıya 25.000.USD ödemeyi kabul eder” şeklinde düzenleme yapıldığını, davalının açık havuzu sitenin bulunduğu parsele değil, kendisine ait bitişik 20 parsele yaptığını, üstelik inşaat ve kullanma izninin bulunmadığını yine satış kitapçığında 40.000.m2 alan üzerinde inşaat yapılacağı belirtilmiş ise de, tapuda alanın 36.440.m2 çıktığını ve bunlardan dolayı bağımsız bölümün değer kaybına uğradığını ileri sürerek değer kaybının testiti
2012/5195-2013/1187
ile şimdilik 1.000.00.TL" nın, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile 66.034.00.TL" nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu" nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası ile "Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü getirilmiştir. Aynı hüküm 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu" nun 297. maddesinde yer almıştır.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçe de, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinin, dava dışı Muammer Ekim tarafından daha önceden açılan dava esas alınarak yanlış özetlenmesi, delillerin değerlendirilmesi bölümünde de yine ağırlıklı olarak dava dışı Muammer Ekim ile ilgili sözleşme esas alınarak karar verilmesi nedeniyle 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu" nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
2012/5195-2013/1187
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 965,80 TL peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.1.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.