
Esas No: 2017/931
Karar No: 2020/173
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/931 Esas 2020/173 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Sulh Ceza
Sayısı : 366-552
Sanık ... hakkında tehdit suçundan yapılan yargılama sonucu TCK"nın 106/1, 29/son ve 62/1 maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Kuşadası (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 10.03.2009 tarihli ve 272-193 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Kuşadası (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 19.09.2013 tarih ve 366-552 sayı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, sanığın TCK"nın 106/1, 29/son, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
Hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 07.03.2017 tarih ve 49352-6835 sayı ile;
" 1- Sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde işlediği ve hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK"nın 125/1. maddesi uyarınca hükmolunan hakaret olması, 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK"nın 86/2. maddesi kapsamındaki hakaret suçu önceden de uzlaşma kapsamında ise de 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesinin ilamına konu hakaret suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2- Kabule göre de,
02/12/2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK"nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması" hususlarından bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.04.2017 tarih ve 367487 sayı ile;
...Sanık ..."in, 19/09/2013 tarih ve 2013/366 (E) ve 2013/552 (K) sayılı ilamıyla tehdit ve hakaret suçlarından hükümlülüğüne karar verildiği ve verilen cezaların, CMK"nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetim süresi içinde yükümlülük yüklenmemesine karar verildiği,
Söz konusu anılan hükmün kesinleşmesinden sonra denetim süresi içinde 10/09/2012 tarihinde sanığın, hakaret suçu işlediğinden ve bu eyleminden dolayı Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesi"nin 2012/587 E.- 2013/87 K. sayılı ve 02.04.2013 tarihli ilamıyla neticeten 2100 TL adli para cezasına mahkumiyetine karar verildiği ve bu hükümlülüğün 02.04.2013 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle, hükmün CMK"nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına karar verildiği;
Sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği ve hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK"nın 125/1. maddesi uyarınca hükmolunan hakaret olduğu, takibi şikayete bağlı hakaret suçuyla ilgili uzlaşma hükümlerinin uygulanmadığının anlaşıldığı,
02/12/2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi ve maddeye
eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş, 253. maddesinin 24 ve 25. Fıkralarına yer alan, "her Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir." şeklindeki hükmü karşısında,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesinin ilamına konu hakaret suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu, kabul edilerek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07/03/2017 gün ve 2014/49352 Esas, 2017/6835 Karar sayılı kararıyla verilen bir No’lu bozma kararının hukuka aykırı olduğu ve hükmün açıklanmasına neden olan Kuşadası 1 Sulh Ceza Mahkemesinin, 02/04/2013 tarih ve 2012/587 Esas ve 2013/87 Karar sayılı ilamının 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri kapsamında yeniden ele alınarak uyarlama yapılmasının usul hükümlerinin derhal uygulanabilirlik ilkesine ve 5320 sayılı Kanunun 4/2. maddesinde yazılı hükümler kapsamında hukuka aykırılık oluşturacağı, sanık hakkında ancak görülmekte olan davalar bakımından bu durumun geçerli olacağı ve kesinleşmiş kararların lehe değerlendirilmesi amacıyla yapılan uyarlama yargılamasında uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07/03/2017 gün ve 2014/49352 Esas, 2017/6835 Karar sayılı kararıyla verilen bir No’lu bozma kararının hukuka aykırı olduğu..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 01.06.2017 tarih ve 17934-16512 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan kesin nitelikteki mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemi Yerel Mahkemece reddedilmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme tehdit suçuyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın denetim süresi içerisinde işlediği ve ihbar üzerine hakkında hükmün açıklanmasına neden olan hakaret suçuna ilişkin olarak CMK’nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle yapılan değişiklikler nedeniyle uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine açılan duruşmadan haberdar edilmeyen ve yokluğunda hüküm kurulan katılan vekiline gerekçeli karar tebliği sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmasının mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.02.2008 tarih ve 533-272 sayı ile; sanık hakkında katılan ...’yi öldürmekle tehdit ettiği ve sinkaflı sözlerle hakarette bulunduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı,
Yargılamanın yürütüldüğü Kuşadası (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesindeki 26.06.2008 tarihli oturumda katılan ...’nin sanıktan şikâyetçi olduğunu ve kamu davasına katılmak istediğini beyan ettiği, Yerel Mahkemece bunun üzerine suçtan zarar görme ihtimaline binaen ...’nin katılan olarak davaya kabulüne karar verildiği, yargılama sonucunda 10.03.2009 tarih ve 272-193 sayı ile sanığın tehdit suçundan cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek herhangi bir yükümlülük yüklenmeksizin beş yıl denetim süresi belirlendiği,
Denetim süresi içerisinde sanığın aynı Mahkemece 02.04.2013 tarih ve 587-87 sayı ile hakaret suçundan neticeten 2100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yönünden ihbarda bulunulmasına karar verildiği, karara göre suç tarihinin 10.09.2012 olduğu ve bu hükmün kesin olarak verildiği,
İhbar üzerine dosyayı ele alan Yerel Mahkemece, katılanın bulunmadığı oturumda yapılan yargılama sonunda 19.09.2013 tarih ve 366-552 sayı ile önceki hükmün açıklandığı,
Katılan ... vekilinin hükmün açıklanması amacına yönelik duruşmadan haberdar edilmediği, gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği,
Anlaşılmaktadır.
Temyiz mahkemesince bir temyiz davasının görülebilmesi için, temyiz yoluna başvuru hakkı bulunanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmelerinin sağlanması kanuni bir zorunluluktur. Nitekim CMK’nın "Kararların açıklanması ve tebliği" başlıklı 35. maddesinin ikinci fıkrasında; "Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur." hükmü yer almaktadır.
Yerel Mahkemece katılana gerekçeli karar tebliğ olunmamış ise temyiz aşamasında bu eksikliğin, Özel Dairece 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. maddesi uyarınca verilecek, uygulamada "tevdi kararı" adı verilen kararla mahallinde mahkemesince giderilmesinin istenilmesi gerekir; yoksa temyiz incelemesine geçilerek bozma kararı verilmek suretiyle bu eksiklik giderilemez. Aksi hâlde temyiz kanun yoluna başvuru hakkı bulunan bir tarafın kararı öğrenmesi sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmış olur ve aleyhe temyiz bulunmayan hâllerde bozulan hükümdeki ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak teşkil eder.
Kişilerin hak arama hürriyetlerinin Anayasa ve diğer kanunlarla güvence altına alındığı ve bu hakkın kullanılabilmesi için devlet işlemlerinin kişilere usulüne uygun olarak bildirilmesi gerektiği, bu bağlamda hükmün açıklanması amacına yönelik olarak açılan 19.09.2013 tarihli oturumdan haberdar edilmeyip yokluğunda verilen kararın katılan vekiline tebliğ edilmediği anlaşıldığından CMK"nın 35 ve 260. maddelerine göre hükmün usulünce tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, Kuşadası (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 366-552 sayılı gerekçeli kararının katılan vekiline tebliğinin sağlanarak yasal temyiz süresinin başlatılması, kararın katılan tarafça temyiz edilmemesi durumunda dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, temyiz edilmesi durumunda ise Özel Dairece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesi sağlanıp temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek sonuçlandırılması gerektiğinden dosyanın Yerel Mahkemece verilen 19.09.2013 tarihli ve 366-552 sayılı gerekçeli kararın katılan vekiline tebliğinin sağlanması için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Dosyanın, Kuşadası (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 366-552 sayılı gerekçeli kararının katılan vekiline tebliğinin sağlanması için Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 12.03.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.