Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/22610
Karar No: 2015/26059
Karar Tarihi: 17.09.2015

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/22610 Esas 2015/26059 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2015/22610 E.  ,  2015/26059 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
    DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I


    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili; müvekkilinin davalı iş yerinde 08.03.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı tarafın 12.03.2012 tarihli ibraname ile iş akdini feshettiğini, fesih sebebinin de davalı firmaya ait 02 FH 674 plakalı araçla yaptığı kaza sonucunda şirkete verdiği maddi zarar olarak gösterildiğini, ancak kazanın 01.02.2012 tarihinde meydana geldiğini, söz konusu feshin de 4857 sayılı yasanın 26/1 maddesi gereği 6 iş günü geçtikten sonra yapıldığını, süresinde yapılmayan 4857 sayılı yasanın 26/1 maddesi gereğince geçersiz fesih olduğunu, bu sebeplerle yapılan feshin geçersizliğini, müvekkilinin süresinde işe başvurmasına rağmen işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken işe başlatmama tazminatının tespitini, çalıştırılmadığı süre için hak kazanacağı ücret ve sair haklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili; davacının müvekkili firmada tır şoförü olarak çalıştığını ve daha önce de çeşitli trafik kazalarına sebebiyet verdiğini bu nedenle yazılı savunmasının alındığını ve sözlü olarak uyarıldığını, bu uyarılardan sonra davacının iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, en son karıştığı 01.02.2012 tarihli kazada ise yasaya aykırı olarak kaza yerini ve sorumluluğunda olan aracı terk ettiğini, bunun sorumlu bir işçinin yapacağı bir davranış olmadığını, bunun üzerine tekrar uyarıldığını ve yazılı savunmasının alındığını, yazılı savunması yeterli görünmediğinden ve tekrar eden kusurları nedeniyle iş akdinin feshedildiğini. Davacının müvekkili kurumdan çalıştığı dönemlere ait hiç bir hak ve alacağının kalmadığını beyan ederek haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
    E) Gerekçe:
    Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği noktasında bulunmaktadır.
    Somut olayda davacının davalı şirkete ait aracı kullanmaktayken başka bir araçla çarpışması nedeniyle zararın davacının 30 günlük ücreti ile karşılamayacağı miktarda olması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddia edilmiştir.
    Mahkemenin 07/11/2012 Gün, 2012/130 Esas, 2012/364 Karar sayılı kararı Dairemizin 13.06.2013 Gün 2013/1522 Esas, 2013/18228 Karar sayılı kararıyla mahkemece haklı feshin 4857 Sayılı İş Kanunu m.26 uyarınca süresinde kullanılmadığından davanın kabulüne karar verildiği ancak, 4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi yönünden altı işgünlük süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacağı, zarar miktarının belirlenmesinin uzun zaman alabileceği ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğunun bulunduğu, feshin süresinde kullanılıp kullanılmadığı da buna göre belirlenmesi gerekeceği, ayrıca feshin hak düşürücü süre içinde kullanılmaması feshi haksız kılıp geçersiz kılmayacağı gerekçesiyle bozulmuştur.
    Bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonucunda mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiştir.
    4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
    İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
    İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
    İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
    İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
    İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
    Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar.
    4857 sayılı İş Kanununun 25 II- ( ı ) bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere 30 günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hususu düzenlenmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı ve geçerli fesih imkânı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarı da bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. 30 günlük ücreti tutarında bir zarar yoksa iş sözleşmesinin feshi haklı neden olarak kabul edilmemelidir. Ancak 30 günlük ücretten az bir meydana gelmekle birlikte, işçinin bu davranışı işyerinde olumsuzluklara neden olmuş ve iş ilişkisinin sürdürülmesi işveren açısından önemli ölçüde beklenmez bir hal almış ise feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir.
    Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir(Dairemizin 12.05.2008 gün ve 2007/35921 Esas, 2008/12018 Karar sayılı ilamı).
    Bozma sonrası davacı işçinin karıştığı trafik kazasına ilişkin tutanaklar, araçta meydana gelen zararla ilgili belgeler getirtilmiş ve bilirkişi raporu aldırılmıştır. Hükme esas alınan hukukçu bilirkişi raporuna göre davacının kazanın oluşumunda doğrudan ağır kusurunun veya işini savsakladığının ispatı noktasında davacının davranışı ile meydana gelen olay arasında tam bir illiyet rabıtasının ispatlanmadığı, yine zararın ödenip ödenmediği konusunda ödeme belgesi bulunmadığı aracın kasko kapsamında olup olmadığı, zararın kasko şirketi tarafından karşılanıp karşılanmadığı hususunun muğlak olduğu belirtilmişse de, kaza tespit tutanağına göre davacının sevk ve idaresindeki araçla seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığı, kazadan sonra başka bir aracın gelerek davacının kullandığı araca bağlı römorka çarptığı, davacının ve dava dışı sürücünün araçların hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymamak, davacının kaza mahallinde durmamak ve trafik güvenliği için gerekli tedbirleri almamak kusurunu işlediğinin belirtildiği görülmektedir. Yapılan kaza ile hasar oluşmuştur. Meydana gelen zararda firmanın bir ödeme belgesi bulunması gerekmeyeceği gibi zararın kasko şirketi veya üçüncü bir kişi tarafından karşılanmış olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Servis faturasına göre araçta 12.120,- TL değerinde hasar oluşmuştur. Fatura tarihi 07.03.2012 tarihli olup zarar miktarı bu tarihte belirlenmiştir. Fesih tarihi ise 12.03.2012’dir. Zararın belirlendiği tarihe göre altı iş günlük hak düşürücü süre geçmemiştir. Buna göre mahkemenin bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda feshin hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığı yolundaki değerlendirmesi de hatalıdır. Zarar miktarının davacının kusur miktarına göre 30 günlük ücretinden yüksek olup olmadığının dolayısıyla feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının ileride açılması muhtemel tazminat davasında tartışılabileceği gözetilerek davacının kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, davacının kaza oluşumundaki kusurunun işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, davalının davacıyla çalışma ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceği feshin bu nedenle geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
    4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
    HÜKÜM :
    Yukarda açıklanan gerekçe ile;
    1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. Davanın REDDİNE,
    3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
    4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
    5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
    6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
    Kesin olarak 17/09/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi