10. Hukuk Dairesi 2016/11430 E. , 2016/14213 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulune karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan bozma ilamında “...bahse konu şirketlerin ortak ve yetkililerinin kimler olduğu ilgili ticaret sicil memurluğundan sorularak, bu işyerleri ile davalı şirket arasında organik bir bağın bulunup bulunmadığı araştırılmalı, sonrasında; belirtilen imzalı işe giriş belgesinde yer alan imzaların kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilmeyenler yönünden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, imzaların davacının eli ürünü olduğu anlaşıldığında ve bu konuda hata, hile, ikrah durumu da iddia ve ispat edilemediğinde çalışma iddiasıyla ilgili olarak, söz konusu yazılı belgelerin aksini eş değer kanıtla ispatlaması için davacıya kabul edilebilir süre tanınarak sunacağı delilleri irdelenmeli, imzaların davacıya ait olmadığı belirlendiğinde veya hata, hile, ikrah durumunun varlığında ise, ticaret sicil ve vergi kayıtları celp edilerek işyerinin faaliyete başladığı tarih dikkate alınarak, dinlenen davacı, davalı ve bordro tanıklarının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde sürekli çalıştığı şeklindeki örtüşen beyanları dikkate alınarak karar verilmesi” gerektiği belirtilmiştir.
Davacı, davalı hazır beton inşaat işyerinde 5.6.2001 ile 17.2.2012 tarihleri arası Kulu, Anamur, Beyşehir ve Konya Merkez şubesinde sürekli olarak çalıştığı bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti talep ettiği Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, dava dışı bildirim yapılan ... "ın davalı işyerinin ortağı olduğu bu sebeple organik bağ olduğu gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
""Birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmişse hak düşürücü süre işlemez...ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmalar hak düşürücü süreye uğramaz. İddia kanıtlandığı takdirde tespite karar verilmelidir. Keza son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten sonraki çalışmalar da hak düşürücü süreye uğramaz."" (... , Sosyal Sigortalar Kanunu Yorumu ve İlgili Kanunlar, Genişletilmiş 2. Baskı, 1. Cilt, s.1424)
Davacıya ait hizmet cetveli ve ibraz edilen bildirgeler incelendiğinde; işyerinin davalı Kurum tarafından 25.6.2002 tarihinde kapsama alındığı, davalı işyerinden 21.4.2004 ve 25.9.2006 tarihlerinde işe başladığına dair davacı adına imzalı, 1.3.2008 tarihinde elektronik işe giriş bildirgesi verildiği, davacı adına davalı işyerinden 26.4.2003-30.11.2003, 21.4.2004-16.6.2004, 25.9.2006-17.2.2011 tarihleri arası, 17.6.2004-1.11.2004 ve 18.4.2005-24.9.2006 tarihleri arası dava dışı (1056606) Korkmaz Hacı Mustafa unvanlı işyerinden tam süreli sigortalı hizmetlerinin SGK"ya bildirildiği, anlaşıldığı gibi dinlenen davacı, davalı ve bordro tanıkları
beyanlarında davacının talebe konu 2001-2011 yılları arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığını ifade etmişlerdir,
Somut olayda; davacı adına dava dışı işyerinden 17.6.2004-1.11.2004 ve 18.4.2005-24.9.2006 tarihleri arası bildirim bulunduğundan çalışma kesintiye ugradığı, bu kapsamda gelen kayıtlardan, davalı işverenle ve dava dışı işveren arasında organik bağının bulunulmadığı bu kapsamda, çalışma kesintiye ugradığından işe giriş bildirgesi öncesi olan bildirim dışı bırakılan 5.6.2001-25.4.2003 ve 2.11.2004-17.4.2005 dönemlerinin hak düşürücü süreye uğrayacağı, davalı işyerinden öncesinde bildirim yapılan 30.11.2003-21.4.2004 tarihleri arası dönem yönünden hakdüşürü süreye uğramayacağı açıktır.
Mahkemece, hak düşürücü süreye uğramayan 1.12.2003-20.4.2004 tarihleri arası dönem yönünden verilen karar isabetli ise de, organik bağ olmaması sebebiyle hak düşürücü süreye ugrayan 5.6.2001-25.4.2003 ve 2.11.2004-17.4.2005 dönem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalı ... Tic. Ltd. Şti. iadesine, 24.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.