Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/5894
Karar No: 2021/8723
Karar Tarihi: 22.06.2021

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/5894 Esas 2021/8723 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/5894 E.  ,  2021/8723 K.

    "İçtihat Metni"

    Bölge Adliye
    Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

    Dava, ihtirazı kayıtla ödenen primlerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davalı kurumdan istirdadı istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM:
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin... sicil numarası ile faaliyet gösterdiğini, şirket tarafından Haziran 2018 ayına ait sigorta bildirgelerinin 11.07.2018 tarihinde sisteme girilmek istenirken, 30.420,28 TL borçlar toplamı ve 118.986,20 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 149,406,40 TL borç tahakkuk ettirildiğini, şirketin sigorta primlerini düzenli olarak ödediğinden ve herhangi bir borcu olmadığından 5510 sayılı Kanunun 81. maddesi kapsamında %5 tutarında SGK teşviklerinden yararlandığını, ancak tahakkuk ettirilen söz konusu borcun zamanaşımına uğradığını, teşvikten yararlanmaya devam edebilmek için 13.07.2018 tarihinde ihtirazı kayıtla Kuruma dilekçe vererek, 16.07.2018 tarihinde ödendiğini, borcun zamanaşımına uğradığını, kurum kayıtlarında, 2004/1-2006/7 ayları arasında toplam 30.420,26 TL borç toplamı ve 118.986,20 TL. gecikme zammı olmak üzere toplam 149.406,40 TL borcu bulunduğunu, prim borçlarının zamanaşımına uğramadığı kabul edilse bile, ödeme emrinin tanzim edilmeksizin vergi teşviklerinin iptal edilmesinin sağlanarak borç tahsili cihetine gidilmesinin mümkün olmadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla itirazi kayıt ile ödenen 149.406,40 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    II-CEVAP:
    Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını, davacının anılan aylara ait borçlarını yasal süresi içinde ödemediğinin tespit edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III-MAHKEME KARARI
    A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk derece mahkemesi, Toplanan delillerin incelenmesinden; 24.03.2017 tarihli denetim raporuna dayalı olarak davacından 15.04.2018 tarihli yazı ile bildirge ve prim belgelerinin düzenlenerek verilmesinin istenildiği, verilmemesi üzerine 2004 yılı 5. ayı dönemi ile 2006 yılı 7. ayı dönemi arasına ilişkin olarak davacıya 30.420,28 TL prim borcu ve 118.986,20 TL gecikme zammı tahakkuk ettirildiği, davacının 13.07.2018 tarihli dilekçe ile kuruma itiraz ettiği, kurumun 31.07.2018 karar ile davacı itirazını reddettiği, davacının itiraz yazısında ihtirazi kayıtla ödeme yapılacağını bildirdiği, müfredat kartından davacının 16.07.2018 tarihinde tahakkuk ettirilen tüm borcu ödediği anlaşılmıştır.
    Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davanın davacı tarafından ihtirazi kayıt ile davalı kuruma yapılan ödemenin faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkin olduğu, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsil zamanaşımı, diğer bir ifade ile zamanaşımının süresi ve başlangıç tarihinin; alacağın doğduğu, tahakkuk ettirildiği (muaccel olduğu) tarihte yürürlükte bulunan kurallara göre belirleneceği, 08.12.1993 – 05.07.2004 dönemine ait prim ve diğer alacaklar yönünden, 6183 sayılı Kanun"un “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanmakta olup, anılan madde hükmüne göre (5) yıl olan zamanaşımı süresinin başlangıcının da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak kabul edilmesi gerektiği, 06.07.2004 sonrasına ilişkin prim ve diğer alacaklar yönünden ise Kurumun alacak hakkının, Borçlar Kanunu"nun 125. maddesinde öngörülen (10) yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihinin, anılan Kanun"un 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarih olduğu ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelerin de uygulama alanı bulduğu, bu durumda dava konusu alacaklara ilişkin tüm borcun zamanaşımına uğradığı halde ihtirazi kayıt ile kuruma ödendiği, ödenen miktarın davacıya iadesi gerektiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, dava dosyasındaki kayıt ve belgelere göre, davalıya ait ... ve 1105375 numaralı işyerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen 24.03.2017 tarihli rapor ile ... numaralı işyeri için 2004/1-2006/7 arası dönem fark prim tahakkuku yapıldığı, 15.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 30.420,28 TL prim farkı ve 118.986,20 TL gecikme zammına zamanaşımı sebebiyle itiraz ettiği, 13.07.2018 tarihli dilekçeyle “sistemde işlem yapılmasının engellenmiş olması” sebebiyle ihtirazı kayıtla ödeme yapılacağını bildirdiği ve 3 gün sonra 16.07.2018 tarihinde ödemeyi yaptığı, kurumun işe 31.07.2018 tarihli yazı ile zamanaşımı olmadığından itirazı reddettiği, davanın ise 18.07.2018 tarihinde yani süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
    Dosya kapsamı incelendiğinde söz konusu prim borcunun kurum denetim görevlilerinin yaptığı tespitten doğduğu sabittir. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun"un 93/2. maddesinde yer alan özel düzenlemelerin; 5510 sayılı Kanun"un yürürlük tarihinden öncesine ilişkin prim borçları yönünden esas alınıp alınamayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
    6183 sayılı Kanun"un 103. maddesinde ise zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 06.12.2013 tarih 2013/10-433 esas,2013/1649 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere " 5510 sayılı Kanun"un yürürlüğe girmesinden önceki yasal mevzuatımızda, 506 sayılı Kanun"un 80. maddesinde ve 6183 sayılı Kanun"da prim ve diğer alacakların doğmasındaki farklı durumlara göre zamanaşımı başlangıcı yönünden özel bir düzenlemenin yer almadığı, 5510 sayılı Kanun"un 93. maddesinin ikinci fıkrasıyla, 506 sayılı Kanun"da öngörülmeyen yeni bir düzenleme getirilerek, prim ve diğer alacakların doğmasındaki özel durumlarda zamanaşımının hangi tarihten başlayacağı belirlenmiş bulunmakla, genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı ve zamanaşımına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun"da 93. maddenin geriye yürüyeceğine olanak veren bir düzenlemenin bulunmaması/bulunmadığı gözetildiğinde, zamanaşımı hükmü içeren anılan maddenin geçmişe yönelik uygulanamayacağı benimsenmelidir. Sonuç olarak belirtilmelidir ki, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsil zamanaşımı, diğer bir ifade ile zamanaşımının süresi ve başlangıç tarihi; alacağın doğduğu, tahakkuk ettirildiği (muaccel olduğu) tarihte yürürlükte bulunan kurallara göre belirlenir."
    Yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, kurumun denetim raporuyla tespit ettiği dava konusu alacağın bir kısmının beş yıllık bir kısmının da on yıllık zamanaşımı kapsamında kaldığı, davacı şirketin, zamanaşımına uğramış bu borçlarını diğer alacak ve haklarına ilişkin kurumda işlem yapamaması sebebiyle cebri baskı altında itirazi kayıt koyarak ödediği, zamanaşımına uğramış olması sebebiyle iadesini istemekte haklı olduğu anlaşılmaktadır.
    Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
    IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davalı Kurum vekili, davacı hakkında davalı kurumca yapılan tüm işlemlerin yasal ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, buna göre kararın bozulmasını talep etmiştir.
    V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    Öncelikle; davalı Kurumca yapılan 24.03.2017 tarihli denetim raporuyla, davacı nezdinde bildirimleri yapılan sigortalıların ücretlerinin eksik bildirildiği gerekçesi ile bu rapora dayalı olarak dava dışı sigortalılar hakkında 2004 yılı 1. ayından 2006 yılı 7. ayına kadar olan dönemde eksik primler nedeniyle resen tahakkuk yapıldığı, aynı nedenle de davacı şirket hakkında 01.04.2017 tarihinden itibaren başlamak üzere teşvik indirimlerinin iptal edildiği, bu kapsamda davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
    Eldeki davada, davanın sadece zamanaşımına uğrayan prim borçları nedeniyle ihtirazı kayıtla ödenen tutarın iadesi istemine ilişkin olarak açılmış olduğu kabul edilmiş ise de, davacı şirketin 5510 sayılı Yasada yer alan teşvik hükümlerinden faydalanma şartlarının taşıyıp taşımadığı hususunun irdelenmesi gerekirken, başka bir deyişle, mahkemenin kabulünün davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Yasanın 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik şartlarının davacı nezdinde gerçekleştiği kabulünü içerdiği anlaşılmakla, bu durumun da dikkate alınması ve devamında, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile yürürlüğe giren EK 17. madde hükümlerinin de irdelenmesi gerekmektedir.
    5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
    “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
    “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17. maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.
    Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.
    Eldeki davada ise, Ek 17. maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
    Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu"nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi"ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
    Anayasa"nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi"nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete"de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi"nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi"nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi"nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi"nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
    Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. Maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi