10. Hukuk Dairesi 2016/9382 E. , 2016/13933 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile Alman rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yurtiçinde 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalılığı bulunan davacı, yurtdışında geçen borçlanmaya esas bir kısım süreyi 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanmış olup; Alman Rant sigortasına giriş olduğundan bahisle 01.08.1981 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, davacının Alman Rant sigortasına girdiği tarihi takiben 18 yaşını ikmal ettiği 01.03.1982 tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıcı olduğunun ve 26.08.2015 tahsis talebine istinaden 01.09.2015 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
1-)Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Eldeki dava da; Kurumca, davacının Almanya sigorta kasasına ait primlerinin 25.07.2006 tarihli karar ile iadesi alındığından, 2014/27 sayılı genelgeye esas ilk işe giriş tarihi olan; yurtdışı borçlanma sürelerinin başladığı tarih 01.03.1982 tarihinin yaşlılık aylığı şartlarında dikkate alınacağının belirtildiği, bu haliyele sigorta başlangıcı yönünden davanın konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden, mahkemece bu husus nazara alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-) 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk Vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, a) Yurda kesin dönülmüş olması, b) Tahakkuk ettirilen borcunun tamamının ödenmiş olması, c) borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması şarttır. (Değişik paragraf: 17/04/2008-5754 S.K./79.mad) Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 506 sayılı Kanunun geçici 20"nci maddesi hükümlerine göre bağlanır. B) (Değişik paragraf: 17/04/2008-5754 S.K./79.mad) Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye"de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.
3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk Vatandaşlarına yaşlılık aylık aylığı bağlanabilmesi için anılan Yasanın 6. maddesinde belirtilen şartlarla birlikte, yine anılan yasanın 6/A son fıkrası yollaması ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7.maddesi delaletiyle mülga 506 sayılı Kanunun 59. ve devamı maddeleri ile geçici 81. maddesindeki şartlarının sağlanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.03.1982 tarihi olup olmadığı hususun da ir uyuşmazlık bulunmamakta olup, ilk tahsis talep tarihi olan 09.10.2013 tarihinde aylık bağlama koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine hüküm kurulması hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem hâlinde davacıya iadesine,17.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.