(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2016/31314 E. , 2019/12464 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, bir cinayet olayına karıştığı iddiasıyla 16.12.1994 tarihinde tutuklandığını ve yapılan yargılama neticesinde 20 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldığını, sonrasında hakkında yeniden yapılan yargılama ile suçsuz olduğunun anlaşılarak beraatine karar verilerek 8.12.1998 tarihinde tahliye edildiğini, bu aşamada uğradığı tüm zararların tazminini için davalı avukata vekalet verdiğini, davalı avukatın zararının tazmini için öncelikle iç hukuk yollarına başvurmak yerine özensiz ve hatalı davranarak iç hukuk yollarını tüketmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"ne başvurduğunu ve mahkemece, işin esasına girilmeden ilk incelemede davanın reddine karar verildiğini, bu durumu davalı avukatın kendisinden gizlediğini ve iç hukuk yollarına başvurmak için yasada öngörülen sürenin geçtiğini ve zararını tazmin etmediğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak 50.000,00 TL. maddi ve 50.000,00 TL. manevi tazminatın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, görevini gereği gibi yerine getirdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 687,92 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, avukat olan davalının kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. Davacının adam öldürmek suçundan 16.12.1994 tarihinde tutuklanarak hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesi"nce yapılan yargılama sonucu 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 29.5.1996 tarihinde Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği, 10.11.1998 tarihinde yargılamanın iadesine karar verilerek 8.12.1998 tarihinde tahliye edilip beraatine karar verilerek anılan kararın 13.9.2000 tarihinde kesinleştiği ve davalı avukat tarafından 18.12.1998 tarihinde aldığı vekalet ile 24.11.2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"ne başvuru yapılarak maddi ve manevi tazminat talep edildiği, 12.9.2003 tarihinde başvurunun iç hukuk yolları tüketilmeden başvuru yapıldığı gerekçesi ile reddedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerle tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı, 4 yıl boyunca haksız yere hapis yatması nedeni ile 466 Sayılı Kanun kapsamında oluşan maddi ve manevi zararının davalı avukatın hatalı işlemi nedeni giderilemediğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış ve mahkemece de, davalı avukatın özensiz ve hatalı davranışı nedeni ile davacının uğradığı maddi ve manevi zararını tazmin etmesi gerektiği açıklanarak, davacının tutuklanma tarihinde aylık brüt asgari ücretlerin net tutarı üzerinden ücret ve kazanç elde ettiğinin kabulü ile 4 yıl 9 ay 20 günlük tutukluluk süresi boyunca net ücret ve kazançları toplamının 687,92 TL olduğunu açıklayan bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir.
Davacı, hakkındaki tutuklama işleminin 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesine göre, davacının tazminat talebi mülga 466 sayılı "Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun" hükümlerine tabi olduğu ve anılan kanunun 1. maddesinde; "kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra... beraatlerine karar verilen" hükmü ile 2. maddesinde de 1. maddesine atıfta bulunularak "1. maddede yazılan sebeplerle zarar uğrayanlar....3 ay içinde ikemetgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak, uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler" hükmünü içermektedir.
Davacı, cezaevine girmeden önce mobilya mağazasının bulunduğunu, bu süreçte mağazanın kapandığını ve o dönem aylık 2.000,00 TL. net kazancının bulunduğunu, cezaevinde kaldığı süre boyunca yaşadığı ... sorunları nedeni ile sonrasında da çalışamadığını, kazanç kaybına uğradığını ileri sürmüştür. Anılan kanunda davacının haksız tutuklama nedeni ile her türlü zararını talep hakkı bulunduğuna göre, davacının iddiası üzerinde durularak, tutuklandığı dönemde ne işle meşgul olduğu bu işe ilişkin vergi ya da sigorta kaydının bulunup bulunmadığı ve yaptığı işte alabileceği ortalama kazancının ne olabileceği gibi hususlarda araştırma ve inceleme yapılarak maddi tazminat talebi hakında sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı olan 547,60 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.