13. Hukuk Dairesi 2013/1040 E. , 2013/11336 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının avukat olarak kendisinin vekaletini üstlenerek işçi alacağına ilişkin dava açtığını, davalı tarafından dava dilekçesinde Ağustos 1998-Aralık 2000 dönemine ilişkin talepte bulunması gerekirken daha kısıtlı bir döneme ilişkin talepte bulunduğunu, davalar hakkında kendisini bilgilendirmediğini, mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonrasında süresinde temyiz talebinde bulunmaması nedeniyle kararın aleyhine kesinleştiğini, temyiz edilmesi halinde kararın lehine bozulacağını belirterek; 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının talep ettiği döneme göre dava açtıklarını iddia ettiği şekilde farklı bir zaman dilimine ilişkin talebinin olmadığını, davacının ilgili dosyada iddiasını ispat edemediğini temyiz edilse dahi sonucun değişmeyeceğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı tarafından verilen avukatlık hizmetinin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile eldeki tazminat davasını açmıştır. Davanın temeli, vekillik sözleşmesi olup, vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Davalı, vekaletini üstlendiği davacının işçilik alacak haklarının karşılanmasına yönelik olarak İskenderun İş Mahkemesinin 2005/219 esas sayılı dosyasına konu davayı açtığı,ilgili mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiği,davalı avukatın mahkemece davacı aleyhine verilen kararı süresinde temyiz etmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı avukatın müvekkilinin aksi yönde bir talimatı olmadığı gözetilerek görevinin ifası kapsamında müvekkili aleyhine verilen kararı süresinde temyiz etmemekle mahkemeninde kabulünde olduğu üzere kusurlu hizmet verdiğinin kabulü gerekir. Avukat yüklendiği işi layıkıyla yerine getirmek zorunda olup, görevini ihmal etmesi sebebiyle oluşan zarardan sorumludur. Ancak bu sorumluluğun kapsamı, davalı avukatın görevini tam olarak layıkıyla yapsaydı dahi üstlendiği işin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ile sınırlıdır. Bir başka deyişle, davalı avukat görevini tam olarak layıkıyla yapsaydı dahi, üstlendiği işin lehe sonuçlanması olanaklı değil ise, davalının sorumluluğundan bahsedilemez. Bu itibarla öncelikle, davalı avukatın davacının işçilik alacaklarına ilişkin açtığı davada yapılan yargılama sonucu aleyhe verilen kararın süresinde temyiz edilmesi halinde davacı yararına bir sonuç alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu hususta bilirkişi raporu alınmış ise de, alınan bilirkişi raporu yeterli inceleme ve araştırmayı içermemektedir. Bu belirlemenin yapılması hukuki bir mesele olup,benzer konulardaki emsal olabilecek Yargıtay kararlarından da yararlanılması suretiyle, iş hukuku alanında uzman bilirkişi tarafından gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, somut olayın özelliklerini de gözeterek açıklamalı, gerekçeli, denetime elverişli bilirkisi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-B.K.’nun 49. maddesi hükmü uyarınca, manevi tazminata hükmedilebilmesi için; şahsiyet hakkının hukuka aykırı bir şekilde zarara uğraması gerekir. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde, eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir. Somut olayda davacının kişilik haklarının zarar gördüğü kabul edilemez. Mahkemece olayda manevi tazminat koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin bütünüyle reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 89.10 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 6.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.