
Esas No: 2016/13965
Karar No: 2016/13452
Karar Tarihi: 07.11.2016
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/13965 Esas 2016/13452 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
... adına Av. ... ile ..... arasındaki dava hakkında .... Mahkemesinden verilen 19.06.2014 gün...sayılı hükmün, Dairemizin 15.03.2016 gün 25168/3222 sayılı ilamı ile BOZULMASINA karar verilmiştir. Bozma sonrası, Mahkemenin verdiği 09.06.2016 gün ve 2016/301-2016/302 sayılı karar ile önceki kararında 6100 sayılı HMK’nın 373/(5). maddesi uyarınca direndiği anlaşılmış olmakla ve Direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 373’ncü maddesinin (5). fıkrasında; “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (6) fıkrasında da; “(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.” şeklinde ifade edilmiş olmakla birlikte 5 Temmuz 2012 gün ve 28344 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 40. maddesi ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2’nci maddedeki;“ Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir.” şeklindeki düzenleme karşısında, direnme kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava, davacının Kurumun prim borcu tahakkuku işleminin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, hükmün Dairemizce, “09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama "usuli kazanılmış hak" olarak adlandırılır. Bu hukuki müessese Mahkemeye; hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurma zorunluluğunu getirir.
./....
Uzun yıllardan beri Yargıtay’ın kökleşmiş, sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usuli kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir.
Bu hukuki kuralın ancak iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan biri, Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı olan yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması; diğeri de, 4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirlendiği üzere, hükmüne uyulan bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır. Olayda, Dairemizin bozma kararına uyulmakla, meydana gelen usuli kazanılmış hakkın sonuç doğurmayacağı haller söz konusu değildir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemenin uyma kararı verdiği Dairemizin bozma ilamında açıklanan "21.08.1986 – 31.12.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu anlaşılan davacının; prim ödemesi ve basamak farkları da gözetilmek suretiyle, prim ödemesi yaptığı dönemde yürürlükte olan ve değerlendirme için sigortalının halen aktif sigortalı olması gibi bir şart öngörülmeyen 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle eklenen geçici 18 inci maddesi başta olmak üzere diğer ilgili madde (49. ve devamı ile, ek 15. maddeler) hükümleri” esas alınarak hesaplanması gereken dava konusu dönem prim ve gecikme zammı borçları miktarlarına göre; yersiz prim ödemesi olmadığı belirgin olmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulduğu, Mahkemece, “…Mahkememizce 06/10/2005 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06/03/2006 tarih 2005/12137-2006/2257 sayılı ilamı ile bilirkişi raporunda dairenin emsal kararlarına dayanıldığı halde 4956 Sayılı K.nun ile değişik ek 8. maddeye yanlış anlam verildiği, 1479 Sayılı K.nuna 4956 Sayılı K.nun 47. maddesi ile eklenen geçici 18. maddesi başta olmak üzere diğer ilgili madde hükümlerinin göz önünde tutulması gerektiği ve ayrıca 5458 Sayılı K.nun da dikkate alınmasının zorunlu olduğu belirtilerek eksik araştırma ve inceleme soncunda karar verildiğinden bahisle karar bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak davacının prim borcu bulunmadığına karar verilmiştir. Mahkememizin bu kararı da Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10/12/2007 tarih 2007/22612-20800 sayılı kararı ile prim ödemesi ve basamak farkları da gözetilmek suretiyle 1479 Sayılı K.nuna 4956 Sayılı K.nun 47. maddesi ile eklenen geçici 18. maddesi başta olmak üzere diğer ilgili madde hükümleri esas alınarak dava konusu dönem prim ve gecikme zamlarının belirleneceği ehil bilirkişiden rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkememizce yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.... davacının 01/04/2006-30/06/2006 tarihleri arasında yazılı başvuru koşulunun yerine getirilip getirilmediği sorulmuş, Kurumun 02/02/2009 tarih ve112330 sayılı yazısında davacının 21/08/1986 tarihinde başlayan sigortalılığının 31/12/1991 tarihinde sona erdiği, sigortalılık süresinin 5 yıl 4 ay 10 gün olduğu, sigortalının 5458 sayılı Kanundan faydalanmak için Kuruma
../....
müracaat etmediği, 21/09/2006 ila 21/03/2007 tarihleri arasında borcunun tamamını yatırdığı, Kuruma borçlu olmadığı bildirildiği, bilirkişi raporunda; Kurum yazısında belirtildiği gibi davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilebileceği bildirmiştir. Mahkememizce 4956 Sayılı K.nun 47. maddesi ile eklenen geçici 18. maddesi başta olmak üzere diğer ilgili madde hükümlerine göre prim ve gecikme zammı miktarlarının hesaplanması bakımından bilirkişiden ek rapor istenilmiştir. Bilirkişi 09/09/2011 tarihli raporunda; davacının Kurumdan talep edebileceği alacak miktarının 5.695, 97.-TL olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi raporunda 4956 Sayılı K.nun 27. maddesi ile 1479 Sayılı K.nun 53. maddesinin 3. fıkrasının değiştirilmiş olmasının dikkate alarak "primlerin ödenme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere yüzde 10 arttırılması ve bu miktara borç ödeninceye kadar bir önceki aya ait türk lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senedinin aylık ortalama faizinin bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanacağı şekildeki düzenlemeye, 01/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5458 Sayılı K.nun 1479 Sayılı K.nun ek 19. maddesinin değiştirilmesinden sonraki düzenlemeye, 01/12/2008 tarihinden itibaren 5510 Sayılı K.nun geçici 17. maddesindeki düzenlemeye göre ayrı ayrı yıllar itibariyle hesaplamaları yapmış ve bunları bir tablo halinde raporuna eklemiştir. Bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce de kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şekilde dava konusu dönem ve prim ve gecikme zamlarının miktarı belirtilmiş olduğundan davacı vekilinin 12/11/2009 tarihli oturumdaki beyanı da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13/05/2013 tarih 2013/6157-10004 sayılı ilamı ile Mahkemenin uyma kararı verdiği bozma kararında açıklandığı üzere; 21.08.1986 – 31.12.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu anlaşılan davacının; prim ödemesi ve basamak farkları da gözetilmek suretiyle, prim ödemesi yaptığı dönemde yürürlükte olan ve değerlendirme için sigortalının halen aktif sigortalı olması gibi bir şart öngörülmeyen 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle eklenen geçici 18 inci maddesi başta olmak üzere diğer ilgili madde (49. ve devamı ile, ek 15. maddeler) hükümleri esas alınarak dava konusu dönem prim ve gecikme zammı borçlarının ayrıntıları davalı Kurumdan sorulup belirlendikten sonra; buna davacının itirazı olması halinde, (olursa) Kurumun belirlediği borç miktarı ile arasında oluşabilecek farklara ilişkin nedenlerin açıklanacağı bilirkişi raporu alınarak, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkememiz kararı bozulmuştur.
Bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şekilde kuruma yazı yazılmış, davacının prim ödenmesi gereken tarihler arasında tahakkuk etmiş prim borcu, buna ilişkin gecikme zammı, prim borcu ve gecikme zammına ait faizlerinin ayrı ayrı hesaplanarak Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Kurum tarafından 17/02/2014 tarihli yazı ile yazımıza cevap verilmiştir. Daha sonra bilirkişiden ... yazı cevabında verilen bilgiler de dikkate alınarak rapor istenilmiştir. Bilirkişi 14/05/2014 tarihli raporunda; davacının 24/01/2005 tarihi
.../....
itibariyle Kuruma 0,80.-TL prim borcu bulunduğunu, dava tarihinden sonra fazladan ödenen prim tutarlarına ilişkin 5.645,11.-TL alacağı olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 13/05/2013 tarih ve 2013/6157-10004 sayılı kararı doğrultusunda hesaplama yapıldığında 1479 Sayılı Kanunun geçici 18.maddesinde prim borçlarının 1479 sayılı Kanunun 49. ve ek 15.maddesine göre hesaplanması gerektiğini, bu nedenle sağlık primi dahil tutarları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini bildirmiş, buna göre davacının yaptığı prim ödeme tutarlarına göre hesaplama yapmıştır. Bilirkişi 1479 Sayılı Kanunun geçici 18.maddesine göre hesaplamada bir ödeme yapılmış olmasının bulunulan son basamağın ödeme tarihinde yürürlükte olan gelir miktarı karşılığı ödemesi gereken sağlık primi dahil günlük prim miktarı üzerinden borçlanma bedelinin hesaplanması gerekmekte olup, bu durumda 1479 sayılı Kanunun geçici 18.maddesinin uyuşmazlık konusu olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, davalı Kurumun ise hesaplamasını bu maddeye göre yaptığını belirtmiştir. Bilirkişi bu nedenlerle davacının 24/01/2005 tarihi itibariyle Kuruma 0,80.-TL prim borcu bulunduğunu, dava tarihinden sonra fazladan ödenen prim tutarlarına ilişkin 5.645,11.-TL alacağı olduğunu bildirmiştir. Bilirkişinin raporunda ulaştığı sonuç ve gerekçeleri itibariyle denetime elverişli olarak açıklama yaptığından, yargıtay bozma ilamında belirtilen hususları karşılar şekilde inceleme ve bunun sonuçlarını belirttiğinden, mahkememizce kabul edilmiştir. Kabul gören bilirkişi raporu ve dosya kapsamının birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine yargıtay 10. H.D."nin 2014/25168 Esas 2016/3222 Karar sayılı ilamı ile; 21.08.1986 – 31.12.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu anlaşılan davacının; prim ödemesi ve basamak farkları da gözetilmek suretiyle, prim ödemesi yaptığı dönemde yürürlükte olan ve değerlendirme için sigortalının halen aktif sigortalı olması gibi bir şart öngörülmeyen 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle eklenen geçici 18 inci maddesi başta olmak üzere diğer ilgili madde (49. ve devamı ile, ek 15. maddeler) hükümleri” esas alınarak hesaplanması gereken dava konusu dönem prim ve gecikme zammı borçları miktarlarına göre; yersiz prim ödemesi olmadığı belirgin olmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle mahkememiz kararı bozulmuştur.
Bozma üzerine usulü işlemler yapılmış, dosya yeni esas sırasına kaydedilmiş, duruşma açılmış tarafların beyanları alındıktan sonra önceki kararda direnilmesine (ısrar edilmesine) karar verilmiştir. Zira mahkememizin önceki verilen kararda hükmüne uyulan yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sosyal güvenlik konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. 13/05/2013 tarihli bozma ilamında yapılması gereken işlemler ve olaya uygulanacak yasa kuralları belirtildikten sonra dava konusu dönem prim ve gecikme zammı borçlarının ayrıntıları davalı kurumdan sorulup belirlendikten sonra; buna davacının itirazı olması halinde (olursa) kurumun
..../....
belirlediği borç miktarı ile arasında oluşabilecek farklara ilişkin nedenlerin açıklanacağı bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi vurgulanmıştır. Bozma ilamında belirtilen hususlarla ilgili ... ya yazı yazılmış, istenilen hususlarla ilgili ayrıntılı kayıt ve belge gönderilmiştir. Yine bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda yargıtay bozma ilamında belirtilen yasa hükümleri ve ... kayıtlarını birlikte değerlendirerek ayrıntılı rapor düzenlemiş, ... kayıtları ve yasa hükümleri itibariyle yaptığı değerlendirmeleri açıkça belirtmiş, gerekçelendirmiş olup; sonuç itibariyle davacının dava tarihi itibariyle kuruma 0,80 TL prim borcu bulunduğu, dava tarihinden sonra fazladan ödenen prim tutarlarına ilişkin 5.645,11 TL alacağı bulunduğu sonucuna varmış ve bu kanaatini raporda gerekçeli ve ayrıntılı bir şekilde belirtmiştir. Bilirkişi raporunun dosya kapsamına, diğer delillere, ... kayıtlarına, yargıtay bozma ilamında belirtilen olaya uygulanacak yasa kurallarına uygun, ayrıntılı, gerekçeli ve açık olduğu anlaşılmış usul ve yasaya uygun bulunan bilirkişi raporu mahkememizce kabul edilmiştir. Dolayısıyla önceki bozma ilamında belirtilen ... kayıtları getirtildiğinden bilirkişinin bu kayıtlar ve dosya kapsamı ile bozma ilamında belirtilen yasa hükümlerini değerlendirip ayrıntılı açıklama ve gerekçelerle denetime elverişli şekilde rapor düzenlediği, raporunda sonuç itibariyle davacının dava tarihinde kuruma prim borcu olarak sadece 0,80 TL borcu olduğunu, yani 80 kuruş borç gözüktüğünü belirttiği, dava açıldıktan sonra davacının 5.645,11 TL fazla prim ödemesi bulunduğunu da açıkça belirttiği görülmüştür. Kabul gören bu bilirkişi raporu esas alınarak mahkememizin 19/06/2014 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği açıktır. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının dava tarihinde 80 kuruş borcu olabileceği belirtilmiş ise de, bunun cüzi miktarı dikkate alındığında davacının kuruma başvurusu üzerine prim borcu hesaplanıp bildirilmesi üzerine tümünü ödeyip borcunu kapattığı hususu gözetildiğinde, bu 80 kuruş borç çıkmasında davacının kusuru bulunmadığı, hesaplamayı yapan kurumun hatasından kaynaklandığı anlaşıldığından davacının borcu bulunmadığı anlaşılmıştır. Bir an için 80 kuruş borç bulunduğu kabul edilse dahi davadan sonra fazladan ödenen prim bulunduğu anlaşıldığından, mahsup edilebilecek cüzi bu tutarın 10 yıldan fazla süren davada sonuca etkili kabul edilmesinin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun düşmeyeceği de açıktır. Tüm bu nedenlerle yargıtay 10. H.D."nin 13/05/2013 tarihli 2013/6157 Esas, 2013/1004 Karar sayılı ilamında belirtilen bozma nedenlerine uygun araştırma yapılıp belirtilen belgelerin temini ve usul ve yasaya uygun şekilde bozma ilamında belirtilen hususları değerlendirerek kanaat belirtilen bilirkişi raporuna uygun olarak mahkememizce verilen 19/06/2014 tarihli kararın gerek yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlara gerekse usul ve yasaya uygun olduğu, kabul gören usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ve dosya kapsamı ile tüm deliller itibariyle davacının dava tarihi itibariyle kuruma prim borcu bulunmadığı gibi davanın açılmasından sonra ödediği tutarın davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, mahkememizde oluşan bu kanaatin sosyal güvenlik hukuku ilkelerine, bu husustaki mevcut yasa hükümlerine, sosyal güvenlik hakkına ilişkin ... Sözleşmesindeki düzenleme ve ilkelere uygun olduğu anlaşılmakla
.../....
mahkememizin önceki kararında ısrar edilmesi görüş ve kanaatine varılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile direnme kararı verildiği anlaşılmakla, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar karşısında, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü Yargıtay incelemesine konu olan karar, eski hükümde direnmeye ilişkin olup direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 07.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
....
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.