10. Hukuk Dairesi 2016/9132 E. , 2016/13187 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 18.04.2007-25.09.2013 tarihleri arası davalı şirkette hizmet akdine tabi olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır.
Somut olayda, talep konusu dönemde davacı adına Kuruma, davalı ve dava dışı işverenler tarafından yapılan bildirimler karşısında, davacının çalıştığı sürelerde işverenin veya işverenlerinin kim olduğu usulünce yapılacak araştırma neticesi tam olarak saptanmalı, bildirimlerin yapıldığı dava dışı işverenlerin davalı şirket ile aralarında herhangi bir ilişki bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bu yapılırken varsayımdan uzak hukuki gerekçelere dayanılmalı, Mahkemece, re"sen araştırma ilkesi ışığında; davacının hizmet döküm cetvelinde bulunan tüm işyerlerindeki bordrolu tanıklar ile komşu işyeri tanıkları resen belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacıya hizmet döküm cetvelinde çalışmalarının bulunduğu ve husumet yöneltilmeyen işyerleriyle arasındaki ilişki ve hangi işveren nezdinde ne kadar çalıştığı net olarak açıklattırılmalı, bu çalışmalar davalı şirkette geçmiş ise, bildirimlerin iptalinin gerekip gerekmediği, gerekirse dava dışı işverenler de davaya dahil edilerek bu husus irdelenmeli, şayet davacının talebe konu dönemdeki çalışmalarının bir bölümünün hizmet döküm cetvelinde görünen işyerlerin de geçtiğinin anlaşılması halinde ise, yine HMK m. 124 gereğince adı geçen işverenlere de usulüne uygun bir biçimde husumet yöneltilmelidir. Ayrıca kurumdan davacı adına bildirimlerin yapıldığı tüm işyerleri hakkında hazırlanan müfettiş raporları ile bu işyerlerine ait işyeri dosyaları celbedilmeli, davacıya yapılan ödemelere ait kayıtlar getirtilmeli ve böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılmalı ve nihayetinde davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.