20. Hukuk Dairesi 2014/3635 E. , 2014/5746 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi vekili ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... Beldesi, ... Mahallesi 109 ada 85 ve 100 parsel sayılı sırasıyla 2656,16 m2 ve 2228,38 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği ile ... oğlu 1925 doğumlu ... adına tesbit edilmiştir.
Davacı ... Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla tesbitin iptali için davalı ... oğlu 1971 doğumlu ..."a husumet tevcih ederek dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların kadastro tesbitinin iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilmekle, hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/02/2009 tarih 2008/17262 - 2009/2796 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır" denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile 109 ada 100 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi davalı adına,109 ada 85 sayılı parselin tapu kaydının kısmen iptali ile ek raporda (A) harfi ile gösterilen 1330,22 m²"lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 1325,94 m²"lik kısmın tesbit tutanağındaki vasfı ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi ve davalı kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya gore dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
1) Davalı kişi vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Her ne kadar, çekişmeli taşınmazların tesbit maliki olmayan davalı tarafından hüküm temyiz edilmiş ise de, kadastro tesbitine itiraz davalarında davanın tarafı ancak tesbit maliki ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere ait olacağından, temyiz eden yukarıda bahsedilen kişilerden olmadığından, hüküm ise, ancak davanın taraflarınca temyiz edilebileceğinden davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı ... Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; kadastro tesbitine itiraz davalarında davalı sıfatı, kadastro tutanağının mülkiyet hanesinde adı yazılı tesbit malikleri ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. Yargılama sırasında yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK"nun 179/1. maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK"nun 119/1. maddesi uyarınca dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanunî temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi zorunludur. Bu bildirim sırasında yapılan yanlışlık davanın, her zaman husumet nedeniyle reddi sonucunu doğurmamakta ve hatanın giderilmesi imkânı bulunmaktadır. Somut olayda; davanın, tesbit maliki olan ... oğlu 1925 doğumlu ..."a yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde ... oğlu 1971 doğumlu ... hasım gösterilmiştir. Ne var ki, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin tesbit maliki olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, somut olayda, tesbit maliki olan Hüseyin oğlu 1925 doğ.lu ... ... yerine ... oğlu 1971 doğ.lu ... ... hasım göstermek şeklindeki yanılgısı temsilcide hata niteliğindedir. Temsilcide hata halinde, davanın husumetten reddedilmeyip, doğru hasma dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanabileceği Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarındandır. Nitekim, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK"nun, "Tarafta iradi değişiklik" başlığını taşıyan 124. maddesi ile de temsilcide yanılgı hali madde kapsamına alınmıştır. Hal böyle olunca; davanın, tesbit maliki ... ... yöneltilmesi için davacı yana olanak verilmesi, tesbit malikinin davaya dahil edilerek dava dilekçesinin usûlüne uygun tebliğ edilmesi, taraf teşkili sağlandığı takdirde davaya devamla tarafların bildirdikleri deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tesbit maliki olmayan davalı aleyhine açılmış bulunan davanın yürütülerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetiminin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz eden tüm tarafların yatırdıkları temyiz harçlarının istek halinde iadesine 27/05/2014 günü oy birliği ile karar verildi.