10. Hukuk Dairesi 2016/14185 E. , 2016/12981 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 2012 yılı Kasım ayında çalışmaya başladığı davalıya ait tespih fabrikası işyerinden 2012 yılı Aralık ayında ayrıldığını, tekrar 12.03.2013-29.04.2013 tarihleri arasında işyerinde dizim ve kalite kontrolcü olarak sürekli ve kesintisiz çalıştığını, ancak sigortasının eksik bildirildiğini belirterek, bildirilmeyen çalışma günlerinin tespitini talep etmiştir. Mahkemece dava kabul edilerek, davacının davalı işyerinde 01/11/2012-15/12/2012 ve 12/03/2013-20/04/2013 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitine, karar verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, işyerinin Kanun kapsamına alındığı 01.04.2013 tarihi sonrası yönünden, bordro tanıkları da dinlenerek verilen karar isabetli olmakla birlikte, işyerinin Kanun kapsamında olmadığı 01.04.2013 tarihi öncesi yönünden işyerinin varlığı ve kapsamının araştırılmadığı, yine bu döneme ilişkin olarak davacının çalışmasını bilebilecek komşu işyeri tanıklarının dinlenmediği, yani açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; her ne kadar 01.04.2013-20.04.2013 tarihleri arası yönünden verilen karar isabetli ise de, işyerinin Kanun kapsamına alındığı 01.04.2013 tarihi öncesi yönünden işyerinin varlığı araştırılmalı, bu kapsamda işverenin vergi kaydı ile muhtasar beyannameleri celp edilmeli, ticaret sicil ve oda kaydı olup olmadığı sorulmalı, böylece işyerinin varlığı, kapsamı, faaliyet durumu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı, ayrıca resen araştırma ilkesi doğrultusunda; aynı yörede komşu işverenler veya bu işverenlerin bordrolu çalıştırdığı kişiler saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli, böylece gerekli tüm soruşturma yapılıp, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi ile davada husumetin ..."a yöneltilmiş olması dikkate alınmaksızın, işyerinin ticaret ünvanı olan “... Tespih Fabrikası”nın da davalı olarak karar başlığında ayrıca gösterilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.