Ceza Genel Kurulu 2017/1179 E. , 2020/32 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 246-270
Sanık ... hakkında maktul ..."a yönelik kasten öldürme suçu, katılan ..."a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın kasten öldürme suçundan TCK"nın 81/1 ve 29. maddeleri uyarınca 16 yıl; kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK"nın 81/1, 35/1-2 ve 29. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden TCK"nın 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.12.2011 tarihli ve 164-314 sayılı kasten öldürme suçu bakımından resen temyize tabi hükümlerin katılanlar vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.05.2014 tarih ve 276-3086 sayı ile;
"Sanık hakkında TCK"nın 25 ve 27. maddelerinde düzenlenen meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 03.09.2014 tarih ve 246-270 sayı ile;
"...Olayın başlangıcında sanıklardan ..."ın beklenen bir çatışmanın beklentisi içerisinde kendisi ve taraftarı denilebilecek diğer sanıkları böyle bir olaya hazırladığı, olayların başlangıcında kafa atılmasının bu nedenle basit nitelikli tahrik olarak değerlendirilebileceği, yaşanan bu olayların sanık ... tarafından umulan ve beklenilen bir durum olması karşısında saldırmayı veya kendisine yapılabilecek bir silahlı saldırıyı öngördüğü, çatışma şeklindeki olayların gelişmesinin sürpriz ve hiç umulmazken, aniden gelişen bir olay olarak kabul edilemeyeceği, böylece gerek zorunlu müdafa gerek olayların yarattığı korku panik havasında ateş etme olgusunun olayda gerçekleşmediği, her iki tarafın da meydana gelen yaşanan olay veya benzeri olaylara hazır olup "ilk ateş etme" hareketinin diğer taraf için ancak haksız tahrik gerekçesi olabileceği, böylece olaylarda gerek TCK"nın 25 gerekse TCK"nın 27. maddelerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı" şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Kasten öldürme suçu bakımından resen temyize tabi bu hükümlerin katılanlar vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2015 tarihli ve 34196 sayılı "onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 193-676 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.11.2017 tarih ve 1058-4151 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık ... hakkında olası kastla yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme ve kasten yaralama suçlarından verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin; sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme, sanık ... hakkında kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından verilen mahkûmiyet kararları, sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçuna yardım etmeden verilen beraat kararları ile sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş; sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme, sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna yardım etmeden bozmaya uyularak verilen mahkûmiyet ve beraat kararları ise Özel Dairece incelenecek olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında kasten öldürme ve kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ... hakkında kasten öldürme suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükümlerinde meşru savunma şartlarının oluşup oluşmadığına dair tartışma yapılması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle Yerel Mahkeme kararının bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılması sonucu verilen “yeni hüküm” niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık hakkında kasten öldürme ve kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyetine ilişkin ilk hükümlerin Özel Dairece; “Sanık hakkında TCK’nın 25 ve 27. maddelerinde düzenlenen meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması” isabetsizliğinden bozulmasından sonra, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Yerel Mahkemece “...Olayın başlangıcında sanıklardan ..."ın beklenen bir çatışmanın beklentisi içerisinde kendisi ve taraftarı denilebilecek diğer sanıkları böyle bir olaya hazırladığı, olayların başlangıcında kafa atılmasının bu nedenle basit nitelikli tahrik olarak değerlendirilebileceği, yaşanan bu olayların sanık ... tarafından umulan ve beklenilen bir durum olması karşısında saldırmayı veya kendisine yapılabilecek bir silahlı saldırıyı öngördüğü, çatışma şeklindeki olayların gelişmesinin sürpriz ve hiç umulmazken, aniden gelişen bir olay olarak kabul edilemeyeceği, böylece gerek zorunlu müdafa gerek olayların yarattığı korku panik havasında ateş etme olgusunun olayda gerçekleşmediği, her iki tarafın da meydana gelen yaşanan olay veya benzeri olaylara hazır olup "ilk ateş etme" hareketinin diğer taraf için ancak haksız tahrik gerekçesi olabileceği, böylece olaylarda gerek TCK"nın 25 gerekse TCK"nın 27. maddelerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı” gerekçesiyle sanık hakkında meşru müdafa şartlarının oluşup oluşmadığı karar yerinde tartışılmak suretiyle bozma gereğinin yerine getirilmeye çalışıldığı ve ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçe ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp bozma gereği yerine getirilmeye çalışılarak önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmuş olması nedeniyle “yeni hüküm” niteliğindedir. Bu yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Öte yandan Yerel Mahkemece inceleme dışı sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme, inceleme dışı sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna yardımdan bozmaya uyularak kurulan mahkûmiyet ve beraat hükümlerinin de Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.09.2014 tarihli ve 246-270 sayılı, sanık ... hakkında “yeni hüküm” niteliğindeki mahkûmiyet hükümleriyle birlikte inceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkında bozmaya uyularak verilen beraat ve mahkûmiyet kararlarının temyiz incelemesi yapılması için dosyanın, Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 28.01.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.