
Esas No: 2016/962
Karar No: 2020/15
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/962 Esas 2020/15 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 223-147
Kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan sanıklar ..., ... ve ..."ın TCK"nın 204/2, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin Yalova Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.05.2014 tarihli ve 223-147 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 17.11.2015 tarih ve 11657-16350 sayı ile; TCK"nın 53/1-5. maddesinin uygulanmasına ilişkin eleştirisiyle onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.04.2016 tarih ve 385205 sayı ile;
“...Yalova Emniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürü olan inceleme dışı sanık ..."nın yabancılara ait ikamet tezkeresi formlarını inceleyip, havale ettikten sonra, kısmende olsa mahiyetinde çalışan, ikamet soruşturmaları ile görevli polis memuru sanık ... ile çarşı ve mahalle bekçisi sanık ..."ın kendilerine gelen ilgili soruşturma evraklarını inceleme dışı sanık ..."nın gayri resmi ve kanunsuz bir şekilde telkinlerinden ve ona olan itimatlarından dolayı yabancı uyruklu bayanların ikamet adresi olarak gösterdikleri yerlere hiç gitmeden evrak tanzim etmeleri,
Yabancı uyruklu şahıslar ile Türk vatandaşları arasında gerçekleştirilen evlenme işlemlerinin bir kısmının Yalova"ya bağlı Kadıköy Belediyesi evlendirme memuru sanık ... tarafından, Merkez İlçe Nüfus Müdürü inceleme dışı sanık ..."in yönlendirilmesi ve inceleme dışı sanık ..."ün yardımı ile 02.02.2006, 13.04.2006 ve 27.04.2006 tarihlerinde toplam üç adet evlendirme işleminin gerçekleştirildiği, sanığın bu eylemini amirleri olan Merkez İlçe Nüfus Müdürü inceleme dışı sanıklar ..."in ve ..."ün yaptıkları telkinler ve onlara olan itimatı üzerine evrakları yeterince tetkik etmeden gerçekleştirmesi bir kül hâlinde değerlendirildiğinde her üç sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu,
Kabule göre ise;
TCK"nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci. fıkrasında yedi bend halinde sayılan hususlar, aynı Kanun"un 3. maddenin birinci fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenlemeler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte ve isabetli bir şekilde değerlendirilip, suç kastındaki yoğunluk, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı nazara alınarak, ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, yeterli gerekçe gösterilmeksizin sanıklar hakkında hüküm kurulurken temel cezanın ve 5237 sayılı TCK"nın 43/1. maddesinin uygulanması esnada, alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin kanuna aykırı olduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 10.05.2016 tarih ve 4224-4869 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1-Sanıkların eylemlerinin TCK’nın 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu mu yoksa TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğunun,
2-Sanıkların eylemlerinin kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu oluşturduğunun kabulü hâlinde;
a- Temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi;
b- TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uyarınca sanıkların cezalarında artırım yapılması;
Sırasında yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca; çarşı ve mahalle bekçisi olan sanık ...’ın 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 3 ve 41. maddeleri uyarınca “ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının” düzenlenmesi hususunda görevi bulunup bulunmadığının, bu kapsamda suça konu “ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının” geçerli sayılabilmesi için polis memuru sanık ... dışında sanık ... tarafından da imzalanmasının zorunlu olup olmadığı noktasında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının,
Belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 24.07.2006 tarihli ve 1749 sayılı yazısı ile sanıklar hakkında resmî belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından soruşturma izni istendiği, Yalova Valiliği İl İdare Kurulu tarafından 31.08.2006 tarih ve 21 sayı ile sanıklar ..., ... ve İsmet hakkında atılı suçlardan soruşturma izni verildiği, soruşturma iznine sanıklar ... ve ... tarafından yapılan itirazın Bursa Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği,
Yalova Emniyet Müdürlüğünün 21.08.2006 tarihli ve 861 sayılı yazısına göre; Yalova İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğünce 2005 ve 2006 yıllarında yabancı uyruklu olup Türk vatandaşları ile evlilik yaparak ilk defa ikamet tezkeresi verilenler ile ikamet tezkeresi temditlerinin soruşturulması konusunda polis memuru ... ile çarşı ve mahalle bekçisi ...’ın idari büro memuru olarak görev yaptıkları, bu kapsamda Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğünden ve Silah Ruhsat Şube Müdürlüğü ve Güvenlik Şube Müdürlüğünden gelen güvenlik soruşturması evrakı, Askerlik Şubesinden gönderilen celp müzekkereleri, Yeşil Kart Bürosundan gelen belgeler ve adres tespitleri ile ilgili evrakın takibi, soruşturulması ve ikmali için görevlendirildikleri, bu belgelerin teamüller gereği çift imza ile imzalandığı,
Yalova İl Emniyet Müdürlüğünün 15.08.2006 tarihli ve 96 sayılı yazısına göre; 2005 ve 2006 yıllarında ikamet tezkeresi alan yabancı uyruklu şahısların listede belirtilen adreslerde ikamet edip etmedikleri konusunda yapılan araştırma sonucunda 63 kişinin belirtilen adreslerde ikamet etmedikleri,
Kadıköy Belediye Başkanlığının 16.10.2006 tarihli ve 981 sayılı yazısına göre; Belediyenin 07.06.1992 tarihinde kurulduğu, kuruluşundan itibaren yazı işleri müdürünün sanık ... olduğu, ayrıca evlendirme memurluğu görevini de yaptığı,
Bursa Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 11.07.2007 tarihli rapora göre; Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2006/566 sırasında kayıtlı Kadıköy Belediyesinden alınan üç adet evlenme dosyası ile sanık ...’nun mukayese imzaları üzerinde yapılan incelemelerde söz konusu belgelerdeki imzaların sanık ...’nun eli ürünü olduğu,
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/1749 soruşturma numaralı dosyasında inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, rüşvet alma ve örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme, inceleme dışı sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik, rüşvet verme ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik, rüşvet verme ve suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma, inceleme dışı sanıklar İshak Bağrıyanık, ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma, inceleme dışı sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik ve rüşvet verme, inceleme dışı sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik, rüşvet verme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme, inceleme dışı sanık ... hakkında rüşvet verme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme, inceleme dışı sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme suçlarından cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasının 2006/223 esas numarasına kaydedildiği,
Sanıklar ..., ... ile inceleme dışı sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme, inceleme dışı sanık ... hakkında ise kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, rüşvet alma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle 2006/4309 soruşturma numaralı dosya üzerinden iddianame tanzim edilerek 2007/64 esas sırasına kaydedildiği, bu dosya kapsamındaki kamu davasının 2006/223 esas sayılı dosya ile birleştirildiği,
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/3554 soruşturma numaralı dosyasında inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik, rüşvet alma ve verme suçlarından cezalandırılmaları istemiyle iddianame tanzim edilerek 2012/69 esas sırasına kaydedildiği, bu dosya kapsamındaki kamu davasının 2006/223 esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği,
02.02.2006, 13.04.2006 ve 27.04.2006 tarihlerinde yapılan evlendirme işlemlerinin sanık ... tarafından gerçekleştirildiği, 02.02.2006 tarihli evlendirme işleminde tarafların... ... ve... olduğu, taraflarca evlilik işleminde kullanılmak üzere Fatih İlçe Sağlık Grup Başkanlığı Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğince 01.02.2006 tarihli sağlık raporlarının düzenlendiğinden bahisle anılan raporların evlilik dosyasına sunulduğu, evlenme beyannamesi ve evlenme izin belgesinde erkeğin adres bilgisinin, “İstanbul Cad. ... Yalova” olduğu, 13.04.2006 tarihli evlendirme işleminde tarafların...ve ... olduğu, inceleme dışı sanık ...’ün evlendirme işleminde nikah şahidi olarak yer aldığı, kadının adres bilgisinin “Türkmenistan” olduğu, 27.04.2006 tarihli evlendirme işleminde tarafların ... ve ... olduğu ve adres bilgisinde erkeğin adresinin “Şişli-İstanbul” olarak belirtildiği, evlendirme işleminde inceleme dışı sanık ...’nun nikah şahidi olarak yer aldığı, evlilik işleminde kullanılmak üzere taraflarca 27.04.2006 tarihli ve Yalova Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğince sağlık raporlarının düzenlendiğinden bahisle evlilik dosyasına sunulduğu,
06.08.2006 tarihli araştırma tutanağına göre sanık ... tarafından gerçekleştirilen 27.04.2006 tarihli evlendirme işleminin tarafı Gulfara Hareyava ile 02.02.2006 tarihli evlendirme işleminin tarafı... ...’nun bildirdikleri adreslerde ikamet etmedikleri,
28.08.2006 ve 51 sayılı ön inceleme raporuna göre; 02.02.2006 tarihli Alıona Zaıcenco ile...’nin evlilik dosyasına sunulan ve Fatih İlçe Sağlık Grup Başkanlığı Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğince tanzim edildiğinden bahisle evlilik dosyasına sunulan sağlık raporlarının sahte olduğu Fatih Kaymakamlığının 18.08.2006 tarihli ve 1208 sayılı yazısından ve raporların incelenmesinden anlaşılmasına rağmen Kadıköy Belde Belediyesi evlendirme memuru olan sanık ...’nun evlendirme işlemi için gerekli olan belgeleri yeterli bir şekilde incelemeden ve kendi belediye sınırlarında ikamet etmediğini bildiği kişileri evlendirdiği,
Kovuşturma aşamasında iki polis memuru tarafından düzenlenen 06.05.2009 tarihli rapora göre; Bayrampaşa ve Fatih Sağlık Grup Başkanlıkları ile yapılan yazışmalar neticesinde sağlık raporlarının sahte olarak oluşturulduğu, Yalova Emniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğünce yabancılara verilen ikamet tezkerelerinin düzenlenmesine esas teşkil eden mahalli araştırmaların gerçeği yansıtmadığı ve sahte olarak oluşturulduğu, buna dayanarak düzenlenen ikamet tezkerelerinin de sahte olduğu, Aliona ... ve...’ye, ... ve ...’ye, ... ve ...’a ait evlenme dosyalarında bulunan evlenme ehliyet belgelerinin sahte olduğu,
22.06.2009 tarihli ek rapora göre; sahte olan ve olmayan belgelerin sınıflandırılmasının yapıldığı, 06.05.2009 tarihli raporda sahte olduğu belirtilen belgelerle ilgili aynı şekilde rapor tanzim edildiği,
Mahkemece Yalova Adi Emanetinde kayıtlı olan sahteliği iddia edilen belgelerin incelenerek her bir belge yönünden aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının incelenmesinin istenmesi üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İncelemeleri İhtisas Daire Başkanlığının 26.09.2011 tarihli ve 4916 sayılı raporunda olayın oluş şekli, belgelerin mevcut durumu, ibraz ve kabul koşulları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek mahkemece yorumlanmasının uygun olacağı kanaatinin bildirildiği,
Anlaşılmaktadır.
Tanık...; Yalova Nüfus Müdürlüğünde memur olarak çalıştığını inceleme dışı sanıklar...ve ...’nin arkadaş olduklarını bildiğini, ayrıca inceleme dışı sanık ...’in de Nüfus Müdürlüğüne genelde nüfus kayıt örneği almak için gelerek inceleme dışı sanık ... ile görüştüğünü, inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’in de Nüfus Müdürlüğüne geldiklerini, sanık ...’in kendilerinden bilgi almak için, inceleme dışı sanık ...’nın ise vatandaşlara yardımcı olmak amacıyla geldikleri, olayla ilgili soruşturma başlatılıp Emniyet Müdürlüğünce bir kısım evrakın istenmesi üzerine bazı belgelerde sahtecilik yapılmış olabileceği şüphesi üzerine araştırma yaptıklarını,
Tanık ...; Yalova Merkez Karakolunda 2005 yılına kadar bilgi toplama bürosunda, sonrasında adli büroda çalıştığını, bilgi toplama bürosunda çalışırken idari büro amirliğinde görevli sanık ... veya sanık ...’ın izne ayrıldıkları zaman araştırma evrakının teamül gereği iki imza ile imzalanması gerektiğinden imza attığını, ancak kendisinin herhangi bir tahkikat yapmadığını ve araştırma yapılması istenen adrese gitmediğini,
İnceleme dışı sanık ... soruşturma aşamasında, inceleme dışı sanık ...’den günlük 60-80 TL alarak yabancı uyruklu kadınları İstanbul"dan Yalova Emniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğüne getirdiğini, bu kadınların dosyalarını polis memuru olan inceleme dışı sanık ...’e verdiğini, yabancı uyruklu kadınlar gelmedikleri zamanlarda da ikamet tezkerelerinin inceleme dışı sanık ... tarafından hazırlanıp kendisine verildiğini, üç aylık ikamet tezkeresi almak için 200 Dolar, bir yıllık ikamet tezkeresi almak için de 500 Doları inceleme dışı sanık ...’den alıp inceleme dışı sanık ...’a verdiğini, ...’a ulaşamadığı durumda ise inceleme dışı sanık ...’e verdiğini, yabancı uyruklu kadınları nüfus müdürü olan inceleme dışı sanık ...’nin yanına götürdüğünü, onun da aynı yerde şef olan inceleme dışı sanık ... vasıtası ile söz konusu evrakı belediyeye gönderip evlilik işlemlerini yaptırdığını, daha sonra ikamet tezkeresi almak için kadınları Yalova Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğüne götürdüğünü, ikamet tezkeresi alan kadınların İstanbul iline geri döndüklerini, inceleme dışı sanık ... ile her evlilik işlemi için 400 Dolar karşılığında anlaştıklarını, işlemler yapıldıktan sonra parayı verdiğini, ona ulaşamadığı zaman inceleme dışı sanık ...’a her işlem için 40-60 TL verdiğini, inceleme dışı sanık ...’in bu şekilde üç dört işlem yaptığını, daha sonra işlem başına 650 Dolar talep etmesi üzerine inceleme dışı sanık... vasıtası ile bu işlemleri yaptırmaya devam ettiğini, en son ise birlikte yakalandığı yabancı uyruklu üç kadın şahsa ikamet tezkeresi almak için Yalova’ya geldiğini,
18.01.2007 tarihli hâkim havaleli dilekçesinde; hanutçuluk yaptığını, vize süresi biten yabancı uyruklu şahısların kendisinden yardım istemesi üzerine inceleme dışı sanık ...’la telefonda görüştüğünü, turistik vize verme yetkilerinin olduğunu söylemesi üzerine yabancı uyruklu kadınlarla üç aylık vize almaları için Yalova’ya gelip vize aldığını, inceleme dışı sanık ..."nin vizesi biten bir kadın şahsın vize işleminin hâlledilmesi için inceleme dışı sanık ...’ın yardımcı olacağını söyleyip masraflarıyla birlikte harçlık verdiğini, bu şekilde bir kaç kez vize verildiğini, ancak inceleme dışı sanık ...’nin bu işlemler karşılığında emniyet görevlilerine para vermediğini, aile dostu olan inceleme dışı sanık ... ile kişisel ilişkilerinden dolayı aralarında para alış verişi olduğunu, ona rüşvet vermediğini, önceki ifadesinin yanlış anlaşıldığını ve baskı altında alındığını,
İnceleme dışı sanık ... soruşturma aşamasında; 2006 yılında yabancı uyruklu şahısların ikamet tezkeresi alabilmesi için çalışmaya başladığını, İstanbul ilinde on günde verilen ikamet tezkeresinin, Yalova ilinde bir günde verildiğini duyunca yabancı uyruklu kadınları Yalova iline gönderdiğini, ikamet tezkeresi alınırken genelde "Elegance" isimli ve Armutlu’daki otellerin adresini verdiklerini, bir yıllık ikamet tezkeresi almak için yabancı uyruklu kadınlardan 1100 Dolar para aldığını, Emniyet Müdürlüğündeki görevlilerle irtibatı inceleme dışı sanık ...’in sağladığını, inceleme dışı sanık ... ile de... aracılığı ile tanıştığını, inceleme dışı sanıklar Ahmet Hayri ve ...’ı İstanbul’da yemeğe götürdüğünü, sonrasında inceleme dışı sanık ...’ın 540 TL’ye cep telefonu aldığını, 200 TL’sini kendisinin ödediğini, bu parayı inceleme dışı sanık ...’ın inceleme dışı sanık ... aracılığı ile kendisine geri gönderdiğini,
Mahkemede; Laleli’de tekstil iş kolunda çalıştığını, Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu kadınlarla iş nedeniyle tanıştığı için ikamet tezkeresi almaları konusunda kendisinden yardım talep ettiklerinde onları İstanbul Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğüne götürdüğünü, burada kadınların üç aylık vize talebinde bulunduklarını, İstanbul ilinde işlemler uzun sürdüğü için ve inceleme dışı sanık ...’in Yalova ilinde bir günde ikamet tezkeresi verildiğini söylemesi üzerine bu kadınları inceleme dışı sanık ...’e yönlendirdiğini, bunu birkaç kez yaptığını, bu kadınların işlemler için yapılan harcamaları üstlendiklerini, kimseye rüşvet vermediğini, inceleme dışı sanık ...’e yaptığı iş karşılığında kişisel harcamalarının ve yol parasının karşılanması amacıyla her işlem için 50-60 TL para verdiğini,
İnceleme dışı sanık ...; Yalova ili Çiftlikköy ilçesinde lokanta işlettiğini, inceleme dışı sanık ...’nin Çiftlikköy ilçesinde yabancı uyruklu bir şahsın evlendirme işleminin yapılacağını söylemesi üzerine belediyede nikah memuru olan inceleme dışı sanık ...’u aradığını ve evlilik işleminin gerçekleştirildiğini, inceleme dışı sanık ...’nin yanında bulunan kendisini polis memuru olarak tanıtan kişinin yemek parasını ödediğini, bunun dışında kimseye para vermediğini ve başka bir evlilik işlemine aracı olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... soruşturma aşamasında; otuz yedi yıllık polis memuru olduğunu, üç yıldır Yalova İl Emniyet Müdürlüğünde Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürü olarak görev yaptığını, büro işlemlerini inceleme dışı sanık ...’in gerçekleştirdiğini, ikamet tezkeresi almak için başvuran yabancı uyruklu kadınların Yalova ilinde oturmasının şart olduğunu, turizm amaçlı gelenlerin ise beyan ettikleri adreste ikamet edip etmediklerini araştırmadıklarını, evlenmek için gelen şahısların beyan ettikleri adreslerde oturup oturmadıklarının sanık ... vasıtası ile araştırıldığını, sanık ... ile özel nedenlerle aralarında görüşmeler gerçekleştiğini, ancak ikamet tezkeresi araştırma tutanağının düzenlenmesi konusunda görüşmediklerini, ikamet tezkeresi vermek için inceleme dışı sanık ...’ten para almadığını, bekar olduğu için ve inceleme dışı sanık ...’in de bir kadınla tanıştıracağını söylemesi üzerine onunla görüştüğünü, inceleme dışı sanık ...’e yardımcı olması için nüfus müdürü olan inceleme dışı sanık ... ile görüştüğünü, inceleme dışı sanık ...’nin gönderdiği cep telefonu parasını kendisinin verdiğini, ... ile İstanbul"da hiç görüşmediğini, inceleme dışı sanıklar... ve Adem’in ikamet tezkeresi almak için birkaç kez yanına geldiklerini, inceleme dışı sanık ... ile tahkikat yapıldıktan bir hafta önce inceleme dışı sanık ...’nin iş yerinde tanıştığını, inceleme dışı sanık ...’e kendisine cep telefonu alması için 710 TL para verdiğini, telefon alamadığını söyleyince parasının bir kısmını iade ettiğini, kalan kısmını ise olay günü odasına gelerek verdiğini, kimseden rüşvet almadığını,
Sorguda; evlenmek isteyen yabancı uyruklu şahısların Türkiye’de ikamet etmek istemeleri durumunda ikamet tezkeresi verilmeden önce görevli polis memuru tarafından pasaport giriş çıkış kayıtlarının kontrol edildiğini, aranıp aranmadıklarının araştırıldığını, beyannameler doldurulduktan sonra bildirdikleri adreste yaşayıp yaşamadıkları konusunda araştırma yapılması amacıyla tahkikat yapıldığını, gelen cevaba göre ikamet tezkeresi verildiğini, sanık ...’ın Merkez Karakolunda polis memuru olmasından dolayı iş konusunda görüştüklerini,
Mahkemede; Yalova ilinin İstanbul ilinden küçük olmasından dolayı ikamet tezkeresi verilmesi konusunda işlemlerin hızlı bir şekilde sonuçlandırıldığını duyan yabancı uyruklu şahısların müracaatta bulunduklarını, inceleme dışı sanıklar..., Eren İlkan, ... ve İsak’a kendi görevi kapsamında yardım ettiğini, ikamet tezkeresinde beyan edilen adreste müracat sahibinin oturup oturmadığının sanıklar ... ve ... tarafından araştırıldığını, Merkez Karakolunda çalıştıkları için onlara talimat vermesinin mümkün olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... soruşturma aşamasında; Merkez İlçe Nüfus Müdürlüğünde şef olarak çalıştığını, inceleme dışı sanıklar..., ... ve Mehmet’i tanımadığını, hatırlamadığı bir tarihte inceleme dışı sanık ...’nin kendisini odasına çağırarak İstanbul"dan tanıdığı bir çiftin evlilik işleminin Kadıköy Beldesinde gerçekleştirilmesini istemesi üzerine bu şahıslarla birlikte Kadıköy Beldesine gittiğini ve nikah şahidi olduğunu,
Mahkemede; evlenme dairelerinden gelen evrakın kurum amiri tarafından havale edildikten sonra dağıtıldığını, kendilerinin de tescil işlemini gerçekleştirdiklerini, evlendirme evrakının yedi gün içinde tescil edilmesinin gerektiğini, bunların sahte olup olmadığını anlamalarının mümkün olmadığını, ilgili Kanun uyarınca tarafların ikinci evliliklerinin olup olmadığını, aralarında kan bağı bulunup bulunmadığı, evliliklerin iddet müddeti süresinde gerçekleşip gerçekleşmediği gibi hususları incelediklerini, böyle bir durumla karşılaşmaları hâlinde dahi tescil işlemini gerçekleştirip durumu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiklerini, tescil için gönderilen evlendirme işlemlerinde böyle bir durumla karşılaşmadığını, evlendirme belgelerinde mühür ve imza olduğu için tescil ettiğini, kimseden para almadığını, inceleme dışı sanıklar ... ve Adem’i tanımadığını, başvuran şahısların nüfus kayıt örneklerini aldıktan sonra evlenmek istediklerini söylemeleri hâlinde ilgili birimlere yönlendirdiğini, bu konuda vatandaşlara bilgi verme görevinin olduğunu, sanık ...’i evlendirme memuru olmasından dolayı tanıdığını, kimseyi Kadıköy Beldesine evlendirme işlemleri için yönlendirmediğini, görevi gereği istatistik takip formları için Kadıköy Beldesinde o tarihte bulunduğunu, yanında şahitlik edecek kimse bulunmayan yabancı uyruklu bir şahsın kendisinden ricada bulunması üzerine şahitlik yaptığını,
İnceleme dışı sanık ...; İstanbul"da büfesinin olduğunu ve para karşılığında yabancı uyruklu şahısların dilekçelerini yazdığı için inceleme dışı sanıklar ... ve...’i tanıdığını, bu şahısların Yalova"da ikamet tezkeresinin bir günde alındığını söylemeleri üzerine Yalova Emniyet Müdürlüğüne gittiğini ve burada inceleme dışı sanık ...’ye yönlendirildiğini, yabancı uyruklu bir şahsın ikamet tezkeresi alması için Yalova"ya geldiğini, inceleme dışı sanık ...’nin üç aylık ikamet tezkeresi için kendisinden 400 Dolar istediğini, 200 Dolarını kendisinin alacağını 200 Dolarını da inceleme dışı sanık ...’a vereceğini söylediğini, inceleme dışı sanık ...’nin inceleme dışı sanık ... ile görüşerek ikamet tezkeresini aldığını, inceleme dışı sanık ...’in de inceleme dışı sanık ... ile birlikte çalıştığını ve parayı paylaştıklarını inceleme dışı sanıklar... ve ...’den öğrendiğini, inceleme dışı sanık ... izinde olduğu hâlde Emniyet Müdürlüğünün karşısındaki parka gelip inceleme dışı sanık ...’ın kendisini gönderdiğini söyleyerek inceleme dışı sanık ...’ten 300 Dolar aldığını, evlenerek bir yıllık ikamet tezkeresi almak isteyen yabancı uyruklu dört kadını inceleme dışı sanık ...’ye yönlendirdiğini, ...’nin bu işlemler için kişi başına 750 Dolar aldığını, bu paranın 500 Dolarını inceleme dışı sanık ...’a vereceğini söylediğini, daha sonra evrakla ilgili bazı sorunlar çıktığını, paraları geri alamadıklarını, inceleme dışı sanık ...’nin bir kısım usulsüz işlemler yaptığını duyması üzerine yanına gittiğini, ancak yardımcı olmadığını, yabancı uyruklu bir şahsın boşanma işlemini gerçekleştirmesi için inceleme dışı sanık ... ile görüştüğünü, kendisinden 10.000 TL isteyince bu parayı fazla bulduğu için vermediğini, sonrasında inceleme dışı sanık ... ile görüştüğünü, ...’ın kendisini inceleme dışı sanık ...’ye yönlendirdiğini, 1.000 TL ile 400 Dolar rüşvet teklif ettiği inceleme dışı sanık ...’nin "İşlemi yaparız sonra parayı alırız" dediğini, sonrasında ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığından parayı veremediğini, suçüstü yakalama işleminin yapıldığı gün de Emniyet Müdürlüğü görevlileriyle hareket ettiğini, 18.07.2006 tarihinde yabancı uyruklu iki kadınla birlikte Emniyet Müdürlüğüne gittiğini, üç aylık ikamet tezkeresi karşılığında önceden seri numarası alınmış 350 TL’yi inceleme dışı sanık ...’a verdiğini, 22.06.2006 tarihinde yabancı uyruklu bir şahıs ve Türk vatandaşı bir kadın ile inceleme dışı sanık ...’nin yanına gittiğini, bu iş için 500 TL verdiğini, inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla Çiftlikköy Beldesine gittiklerini ve burada evlendirme memuruna uğrayarak evlilik işlemlerini gerçekleştirdiklerini, inceleme dışı sanık ...’un bu işlem için inceleme dışı sanık ...’ye ne kadar verdiğini sorunca 500 TL verdiğini söylemesi üzerine "Bundan sonra ben hâllederim" dediğini, inceleme dışı sanık... ve ...’nin bağlantı hâlinde olduklarını, evlendirilmek üzere getirilen erkek şahısların çoğunun akıl sağlığının yerinde olmadığını ve raporların sahte olduğunu öğrenince Emniyet görevlileri ile irtibata geçip olayı ortaya çıkardıklarını,
İnceleme dışı sanık ... soruşturma aşamasında; 1999 yılından itibaren Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak çalıştığını, turizm amaçlı gelen kişilerin beyan ettikleri adreslerin doğru olup olmadığı araştırılmadan ikamet tezkeresi verildiğini ancak evlilik yaptıktan sonra ikamet tezkeresi almak isteyenlerin Yalova il sınırları içerisinde oturup oturmadıklarının araştırıldığını ve adres araştırmasının polis memuru sanık ... ve bekçi olan sanık ... tarafından yapıldığını, ikamet tezkeresi almak isteyen şahısların bizzat başvurmaları gerektiğini, inceleme dışı sanık ...’i altı yedi aydır tanıdığını, bu şahsa yardımcı olmasını inceleme dışı sanık ...’ın söylediğini, inceleme dışı sanıklar... ve ... ile dışarıda birkaç kez görüştüğünü ve İstanbul"a gidip yemek yediklerini, yanlarında inceleme dışı sanık ...’ın da olduğunu, inceleme dışı sanık ...’ten para almadığını, sanık ...’ın yabancı uyruklu bir şahsı ikamet tezkeresi alması için sadece bir kez gönderdiğini, başvuran şahıs koşulları taşıdığı için de ikamet tezkeresini verdiğini,
Mahkemede; Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu şahısların fuhuş yaptığının tespit edilmesi hâlinde ikamet tezkeresi verilmediğini, altmış üç adet ikamet tezkeresi araştırma tutanağında fuhuş yapıldığına dair bir bilgi olmadığından ikamet tezkeresi verildiğini, ikamet tezkeresi konusunda tahkikat yapan görevlilerin Merkez Karakolunda çalıştıklarını, onlarla kendisinin bir bağı olmadığını ve kimseden ricada bulunmadığını, on iki ayrı karakolla yazışma yapıldığını, gelen raporlara göre de işlemlerin sonuçlandırıldığını, inceleme dışı sanık ...’in yaklaşık iki üç ay önce Trafik Şube Müdürü Cemil’in yanına geldiğini ve Cemil tarafından inceleme dışı sanık ...’in tanıdığı bir şahsın turizm amaçlı Türkiye"ye geldiğini ve ikamet tezkeresi almak istediğini söylenmesi üzerine kendisinin inceleme dışı ...’la görüşmelerini söylediğini, daha sonrasında koşulları sağladığı için ikamet tezkeresi düzenlediklerini, düzenlemiş olduğu ikamet tezkerelerinin sahte olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... soruşturma aşamasında; Yalova ilinde Merkez İlçe Nüfus müdürü olarak görev yaptığını, inceleme dışı sanık ... ile 2006 yılı ortalarında, inceleme dışı sanık ... aracılığı ile tanıştığını, görevi gereği evlendirme işlemi yapmadığını, inceleme dışı sanık ...’in "Evlilik işlemini nasıl yaptırırız ?" diye sorduğunu, inceleme dışı sanıklar... ve... ile inceleme dışı sanık ... aracılığı ile tanıştığını, inceleme dışı sanık ...’ten para talep etmediğini, operasyon tarihinden iki gün önce inceleme dışı sanık ...’i tanıdığını, Adem"in yabancı uyruklu bir şahsa ait ikamet tezkeresi ve evlenme cüzdanı ile gelerek bilgi aldığını, kendisine para uzattığını, bunu kabul etmediğini, masasına belgeleri bıraktıktan sonra polislerin evraklara el koyduğunu, gerçekleştirildiği iddia edilen evliliklerle ilgisinin olmadığını,
Mahkemede; Yalova"nın küçük bir il olmasından dolayı Nüfus Müdürlüğündeki işlemlerin hızlı bir şekilde sonuçlandırıldığını, Kadıköy Belde Belediyesi evlendirme memurluğunca tanzim edilen üç adet evlenme bildiriminin ilgili Kanun uyarınca tescil edildiğini, bu konuda kimseyle görüşmediğini, “Bu evlenmeler konusunda nasıl olsa ben denetliyorum, korkacak bir şey yok” şeklinde bir şey demediğini, inceleme dışı sanık ...’i tanımadığını, sanık ... ile görüşmediğini, inceleme dışı sanık ...’in evlenmek isteyen kişileri yanında getirdiği ve inceleme dışı sanık ... aracılığıyla evlilik işlemleri yaptırdığı iddiasının doğru olmadığını, nüfus müdürlüğünün tescil makamı olduğu, evlendirme işlemleri yapmadıklarını, inceleme dışı sanık ...’i tanımadığını,
İnceleme dışı sanık ...; tercüme bürosunun olduğunu, evlenmek isteyen ve nikah şahidi olmayan yabancı uyruklu şahısların şahitliğini yaptığını, kimseye rüşvet vermediğini, 18.07.2006 tarihinde yabancı uyruklu bir kadınla birlikte nüfus müdürlüğüne gittiğini, inceleme dışı sanık ... ile konuyu görüştüğünü, bir kısım belgeleri tamamladıktan sonra talepte bulunan yabancı uyruklu şahsın İstanbul’da ikamet etmesi nedeniyle İstanbul İl Nüfus Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiğinin söylendiğini, usulsüz evlilik işlemi yapılmasına aracı olmadığını,
İnceleme dışı sanık ...; olay günü babası olan inceleme dışı sanık... ile birlikte yabancı uyruklu iki kadınla yakalandıklarını, tercüman ayarlamak için orada bulunduğunu, kadınlardan birinin nüfus müdürlüğüne gidip bilgi aldığını, inceleme dışı sanık ... ile görüşmediğini, inceleme dışı sanık ...’u tanımadığını,
İnceleme dışı sanık ...; Kadıköy Beldesi Merkez Mahalle muhtarı olduğunu, dosya içerisinde bulunan nüfus cüzdan talep belgelerindeki imzaların kendisine ait olduğunu, belgelerin inceleme dışı sanık ... tarafından doldurulduğunu ve onun odasında bu belgeleri imzaladığını, bu şahısların kendi mahallesinde oturup oturmadığını bilmediğini, inceleme dışı sanık ...’nin "Merak etme bir sorun çıkmaz ben bu şahısların hepsini tanıyorum" dediğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ...; Kadıköy Belde Belediyesinin kuruluşundan itibaren belirtilen yerde yazı işleri müdürü olarak çalıştığını, aynı zamanda evlendirme memuru olup on beş yıldır bu görevi yaptığını, Merkez ilçe Nüfus Müdürü inceleme dışı sanık ...’nin kendisini arayarak merkezde yoğunluk olması nedeniyle veri hazırlama kontrol işletmeni inceleme dışı sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’in beraberindeki evlenmek isteyen yabancı uyruklu kişileri kendisine göndereceğini, evrakı kontrol ettiğini ve bir eksiklik olmadığını söyleyip kendisinin bu evlilikleri işlemlerini yapmasını rica etmesi üzerine, gönderilen kişilerin evrakında herhangi bir eksiklik olmadığını görünce evlendirme işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu evliliklerden birinde inceleme dışı sanık ...’un nikah şahidi olduğunu, bahse konu evlilikleri inceleme dışı sanık ...’nin ricası üzerine yaptığını ve kendisine “Nasıl olsa ben sizi denetliyorum bir sorun çıkmaz” dediğini, bu işlemleri gerçekleştirirken kimseden menfaat sağlamadığını, 2006 yılı Nisan ayında gerçekleştirdiği evlilik işlemi sırasında inceleme dışı sanık ...’ye "Müdür Bey, ben belde dışında ikamet eden kişilerin evlilik işlemlerini yapmıyorum, bana böyle kişileri bir daha göndermeyin !" demesi üzerine, başka kimseyi göndermediğini, evlendirme işlemi öncesinde şahısların ibraz ettikleri evrakı incelediğini, doktor raporlarının altında sağlık ocağı mührünü ve doktor imzasını gördüğünden raporların sahte olduğunu düşünmediğini, sadece belde sınırları içerisinde oturan şahısların evlilik işlemlerini yapmaya yetkili olduğunu, dışarıdan gelen şahısların evlilik işlemlerini yapmaya yetkili olmadığını, ancak inceleme dışı sanık ...’in yapabileceğini söylemesi üzerine yerine getirdiğini,
Sanık ... soruşturma aşamasında; Yalova Emniyet Genel Müdürlüğünde çarşı ve mahalle bekçisi olarak görev yaptığını, 2004 yılına kadar şoför olarak çalışırken bu tarihten itibaren Yalova Polis Merkezinde, önce bir yıl süreyle adli büroda, daha sonraki bir yıldır da idari büroda görev yaptığını, idari bürodaki asıl işinin askeri evrakın tahkikatı olmakla birlikte diğer idari evrak hakkında yapılan tahkikatlar neticesinde görevli personel tarafından düzenlenen rapor ve tutanakları da imzaladığını, iddiaya konu evrakın idari büroda görevli polis memuru sanık ...’ın yapmış olduğu tahkikat üzerine tanzim edildiğini ve bu evrakı iki memurun imzalaması gerektiğinden kendisinin de onunla birlikte imzaladığını, sanık ...’ın araba kullanmasını bilmemesi nedeniyle bazı soruşturmalara resmî araçla birlikte gittiklerini, iddiaya konu evrak hakkında ilgili tahkikatın yapılması sanık ...’ın görevi olduğundan ve idari büronun sorumluluğu da onun tarafından yürütüldüğünden bu tahkikatın sanık ... tarafından yapıldığını, ancak bunlara ait tanzim edilen tutanak ve raporları birlikte imzaladıklarını, idari büroyla ilgili evrak çok olduğundan ve bu işleri yapan memura da güvendiğinden önüne konulan evrakı imzaladığını, yabancı uyruklu şahısların Yalova ilinde ikamet edip etmediklerine dair araştırma konusunda bir görevin kendisine verilmediğini, söz konusu tutanakları sanık ...’ın hazırladığını, kendisinin de ikinci kişi olarak imzaladığını, bazen olay yerine gitmeden tutanak tutup imzaladıklarını, sanık ...’ın adres araştırması istenen şahısların T.C. vatandaşı ve evli olmaları sebebiyle adres araştırmasının formalite bir işlem olduğunu söyleyerek buna ilişkin belgeleri kendisine imzalattığını, inceleme dışı sanık ... ile hiç görüşmediğini, 2006 yılının Haziran ayında sanık ... izne ayrıldığında adres araştırması yapılması istemli yazının gelmesi üzerine, sanık ...’la görüştüğünü, işlerin yoğun olduğunu söyleyince sanık ..."ın bilgisayarda kayıtlı olan bu konudaki hazır şablonlardan çıkarmasını söylediğini, bu şekilde iki ya da üç tutanak tanzim ettiğini, daha sonra müdürleri olan ... ...’ın kendisini uyarması üzerine başka evrak tanzim etmediğini,
Mahkemede; bahsi geçen ikamet tezkereleri konusunda yapılması istenen araştırmalarla ilgili belirtilen adreslerin hiçbirine gitmediğini, teamüller gereği, belgeleri karakolda imzaladığını, karakolda olmadığı zamanlarda diğer memurların da ikinci imzayı tamamladıklarını,
Sanık ... soruşturma aşamasında; 1996 yılından itibaren Yalova"da görev yaptığını, yirmi beş yıllık polis memuru olduğunu, Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğünce haklarında araştırma yapılması istenilen şahıslarla ilgili evrak kendisine geldiğinde, evrakın yoğunluğu ve bu şahısların evlenerek T.C. vatandaşlığına geçmeleri sebebiyle bazen bildirilen adrese hiç gitmeden ilgilinin adreste oturduğundan bahisle tutanak tuttuklarını ve inceleme dışı sanık ...’a güvendikleri için onun talepleri doğrultusunda belirtilen kişilerin beyan ettikleri adreslerde oturup oturmadıklarını araştırmadan oturduklarına dair rapor düzenlediklerini, bazen de bizzat gidip araştırma yaptıklarını, sanık ... ile birlikte idari büroda görev yaptıklarını, adres araştırmasına konu kişilerin kim olduklarını ve ne amaçla Türkiye"ye geldiklerini bilmediğini, tahkikat evrakının bazıları ile ilgili Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğünde polis memuru olan inceleme dışı sanık ...’in kendisini arayarak "Evraklar var, bunları biz tanıyoruz, hemen tahkikatlarını yap" dediğini, inceleme dışı sanık ...’ın da evrakın hızlı bir şekilde tanzim edilmesini istemesi üzerine meslektaş olmaları sebebiyle ve samimiyetine güvendikleri için tahkikat yapmadan tahkikat yapmış gibi evrakları düzenlediklerini,
Mahkemede; Yalova ilinde altı mahalle olduğunu ve adres araştırmalarını sanık ..."la beraber yaptıklarını, Yalova"nın 1999 depreminden sonra çok fazla göç verdiğini ve belirtilen adreslere gittiklerinde tahkikata konu kişilerin tanınmadığını, “Yabancılar, taşınan oldu, kaç gün önce taşındığını bilmiyoruz !” denildiğini, soruşturma aşamasında, araştırılması istenen adreslere gitmediklerine dair bir söz söylemediğini, evrak çok olduğu zaman o adrese yakın olup beyanda bulunan şahısları tanıyabilecek kişileri telefonla arayarak bilgi aldıklarını,
Savunmuşlardır.
Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
1-Çarşı ve mahalle bekçisi olan sanık ...’ın 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 3 ve 41. maddeleri uyarınca “ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının” düzenlenmesi hususunda görevi bulunup bulunmadığının, bu kapsamda suça konu “ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının” geçerli sayılabilmesi için polis memuru sanık ... dışında sanık ... tarafından da imzalanmasının zorunlu olup olmadığı noktasında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde;
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılabilmesi bakımından öncelikle 772 sayılı Çarşı Ve Mahalle Bekçileri Kanunu’na ve Çarşı Ve Mahalle Bekçilerinin Vazifeleri İle İlgili Olarak Riayet Etmeleri Gereken Hususları Gösterir Yönetmelik"e değinilmesi gerekmektedir.
772 sayılı Çarşı Ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 2. maddesi;
"Çarşı ve mahalle bekçi teşkilatı, en büyük mülkiye amirinin emrinde, genel zabıtaya yardımcı, silahlı bir kuruluştur.
Emniyet teşkilatı bulunan yerlerdeki bekçi kuruluşlarının mesleki amiri, polisin ilçedeki en büyük amiridir. Jandarmanın görev alanında bulunan belediye sınırları içindeki bekçi kuruluşlarının mesleki amiri ise ilçe Jandarma birlik komutanıdır." şeklinde düzenlenerek, anılan teşkilatın en büyük mülkiye amirinin emrinde, genel zabıtaya yardımcı silahlı bir kuruluş olduğu vurgulanmıştır.
Anılan Kanun"un 3. maddesi suç tarihi itibarıyla;
“Çarşı ve mahalle bekçilerinin görevleri şunlardır :
A) Genel kolluk kuvvetlerinin derhal müdahalesine imkan bulunmıyan acele ve zaruri hallerdeki görevleri,
1. Bir kimsenin can, mal ve ırzına saldırma ve tehditleri önlemek, saldıranları yakalamak,
2. Suç işlenirken veya işlendikten sonra, henüz izleri meydanda iken sanıkları yakalamak,
3. Kamu düzen ve güvenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların yapılmasına karşı, genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri almak,
4. Adli kolluk işleriyle ilgili vakalarda, delillerin kaybolmamasını sağlıyan muhafaza tedbirlerini almak. (Bekçiler bu benddeki görevlerinin ifasında halkın yardımından da faydalanabilirler.)
B) Genel kolluk kuvvetlerine yardım yönünden görevleri :
1. a) Uyuşturucu maddeler yapılan, satılan veya kullanılan yerleri,
b) Kumar oynanan genel ve herkese açık yerleri,
c) Mıntakası dahilinde gizli fuhuş yapanları,
d) Mıntakası dahiline gelen misafir ve yabancıları,
e) Halkın sükun ve istirahatini bozanları, saldırgan delileri, rezalet çıkaracak derecede sarhoş olup başkalarını rahatsız edenleri,
f) Mevzuat ve yetkili makamlarca tayin edilen saatlerden sonra her ne şekilde olursa olsun, halkın rahat ve huzurunu bozacak surette açık ve kapalı yerlerde gürültü yapanları,
g) Sokak, geçit ve meydanları tıkayarak trafiğe mani olan taşıt ve araçlarını ve diğer engelleri,
h) Yangın, deprem, su baskını gibi afet ve tehlikelerle ilgili önbilgileri,
En kısa zamanda polis ve Jandarma ve itfaiye teşkilatına haber vermek ve önlenmesi gerekenleri önlemek,
2. Bölgeleri içinde bulunan dükkan, mağaza, ev, motorlu araç gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınan tedbirleri tamamlattırmak,
3. Vazife saatleri içinde gördükleri, işittikleri, şüphe ettikleri şahsı veya hadiseleri, istirahate geçmeden evvel bağlı bulunduğu en yakın kolluk kuruluşuna bildirmek,
4. Vazife saatleri içinde tahdid edilen mıntıkasını fasılsız surette dolaşmak,
C) Mahalle sakinlerinin istirahat, sağlık ve selametini sağlamak bakımından görevleri:
1. Yolda hastalanan, kazaya uğrayan, düşüp kalan ve genel durumu itibariyle yardıma muhtaç olanlara yardım etmek,
2. Yollarda dolaşan kimsesizleri, sakatları, acizleri ve çocukları bizzat yerlerine veya ... veya vasilerine teslim edilmek üzere en yakın kolluk kuruluşuna götürmek,
3. Bir semt, yer, yol, sokak veya şahıs sormak için başvuranlara gerekli bilgiyi vermek,
4. Doğum, ölüm, hastalık, kaza, yangın veya afet gibi önemli ve acele haller sebebiyle, yapılacak yardım isteklerinden gücü dahilinde olanları öncelikle yerine getirmek,
5. Büyük tehlike arz eden yangın ve su baskını gibi afetlerde mahalle sakinlerine derhal bilgi vermek, görevli ekipler gelinceye kadar yerinde ve gerekli önleyici tedbirleri almak,
6. Kuduz hayvana rastlandığında mümkün ise bunları tecridederek zararlarını ortadan kaldırmakla beraber belediyeyi haberdar etmek, bu suretle zararını ortadan kaldıramadığı takdirde itlaf etmek,
7. Bulaşıcı ve salgın insan ve hayvan hastalıklarını en yakın kolluk kuruluşuna haber vermek,
8. Elektrik, su, havagazı, kanalizasyon gibi amme tesislerinde vakı arızaları, sokaklara süprüntü atanları, pis su dökenleri, inşaat ve tamirat yapanları, en yakın kolluk kuruluşuna bildirmek,
Bekçiler diğer kanunlarla genel zabıtaya tevdi edilen görevlerde zabıtaya yardımcı olurlar." şeklinde düzenlenerek çarşı ve mahalle bekçilerinin görevleri sayılmak suretiyle belirlenmiş son fıkrada ise diğer kanunlarla genel zabıtaya tevdi edilen görevlerde zabıtaya yardımcı olacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un 41. maddesi ise;
“Çarşı ve mahalle bekçileri zabıta hizmet ve görevleri dışında her ne suretle olursa olsun çalıştırılamazlar.” biçiminde düzenlenerek çarşı ve mahalle bekçilerinin zabıta hizmet ve görevleri dışında çalıştırılamayacağı ifade edilmiştir.
Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Vazifeleri İle İlgili Olarak Riayet Etmeleri Gereken Hususları Gösterir Yönetmelik’in 9. maddesi ile de “Bekçiler zabıta hizmet ve görevleri dışında her ne suretle olursa olsun çalıştırılamazlar.” biçiminde anılan Kanun’daki düzenlemeye benzer bir şekilde düzenleme yapılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
Türkiye’de daha uzun süre kalmaları amacıyla İstanbul"da yaşayan yabancı uyruklu kadınların inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., Levent ve... tarafından evlilik yapmaları için Yalova iline getirildikleri, bu şahısların evlenme dosyasına sunulmak üzere düzenlenen sahte sağlık raporları ile birlikte müracatta bulundukları, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., Levent ve...’ın yabancı uyruklu şahısları Yalova Merkez İlçe Nüfus müdürü olan inceleme dışı sanık ... ile iletişime geçirdikleri, inceleme dışı sanık ...’nin yönlendirmesi ve Nüfus Müdürlüğünde şef olan inceleme dışı sanık ...’un yardımı ile yabancı uyruklu kişilerin Türk vatandaşları ile evlendirme işlemleri yapıldıktan sonra, bu evlilik işlemlerine dayanarak ikamet tezkeresi almak için aracılar vasıtasıyla Yalova Emniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürü olan inceleme dışı sanık ... ile irtibata geçtikleri, inceleme dışı sanık ...’ın, yabancılara ait ikamet tezkeresi formlarını inceleyip havale ettikten sonra bu kişilerin beyan ettikleri adreste oturup oturmadıkları hususunun araştırılmasını Yalova Merkez Polis Karakolundan istediği, adı geçen Karakolda görevli polis memuru sanık ... ile bekçi olan sanık ..."ın bu kişilerle ilgili yapılması istenen araştırmaları, yabancı uyruklu kadınların ikamet adresi olarak gösterilen yerlere hiç gitmeden ya da gittikleri hâlde bu kişilerin belirtilen adreslerde oturmadıklarını veya böyle bir adresin hiç bulunmadığını bilmelerine rağmen beyan edilen adreste oturduklarından bahisle bir kısmı sanıklar ... ve ... tarafından birlikte düzenlenen, bir kısmı ise anılan sanıklardan birinin izinde olması durumunda diğer sanığın karakoldaki başka bir polis memuru ile birlikte tanzim ettiği toplam atmış üç adet evrak tanzim ettikleri ve bu tutanaklara istinaden ikamet tezkereleri düzenlendiği mahkemece kabul edilen olayda;
Suça konu ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının iki kişi tarafından birlikte imzalanmasının zorunlu olup olmadığı hususunda araştırma yapılmamış ise de sanıklar ... ve ..."ın, tutanakların iki kişinin imzası ile tanzim edildiğini belirtmeleri, bunun tanık ... tarafından da doğrulanması, Yalova Emniyet Müdürlüğünün 21.08.2006 tarihli yazısında bu tutanakların teamüller gereği iki kişinin imzası ile tanzim edildiğinin belirtilmesi ve süregelen uygulamaların da bu yönde olması karşısında, anılan araştırma tutanaklarının geçerli olabilmesi için iki kişi tarafından imzalanması gerektiği anlaşılmakla eksik araştırma ile hüküm kurulmadığı,
Sanık ..."ın “ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının” düzenlenmesi hususunda görevi bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde; 772 sayılı Çarşı Ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerinin sayılan görevleri kapsamında adres araştırması yapması konusunda doğrudan görevleri olmasa ve aynı Kanun’un 41 ve Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Vazifeleri İle İlgili Olarak Riayet Etmeleri Gereken Hususları Gösterir Yönetmelik’in 9. maddelerinde, bekçilerin zabıta hizmet ve görevleri dışında her ne suretle olursa olsun çalıştırılamayacakları düzenlemiş ise de anılan Kanun"un 2. maddesinde çarşı ve mahalle bekçi teşkilatının, en büyük mülkiye amirinin emrinde, genel zabıtaya yardımcı bir kuruluş olduğunun belirtilmesi ve aynı Kanun"un 3. maddesinin son fıkrasında bekçilerin diğer kanunlarla genel zabıtaya tevdi edilen görevlerde zabıtaya yardımcı olacaklarının düzenlemesi karşısında, çarşı ve mahalle bekçisi olan sanık ...’ın "ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının” düzenlenmesi hususunda görevi bulunduğu
Kabul edilmelidir.
2- Sanıkların eylemlerinin TCK’nın 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu mu yoksa TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu mu oluşturacağının değerlendirilmesinde:
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılabilmesi bakımından “resmî belgede sahtecilik” ve “görevi kötüye kullanma” suçları üzerinde durulması gerekmektedir.
Resmî belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK’nın 204. maddesinde;
“(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup, resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanunun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması gerektiği belirtilmiştir.
Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup, belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, tamamen veya kısmen değiştirilmesi ya da gerçek bir belgeye eklemeler yapılması eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır.
Resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmî belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
5237 sayılı TCK"nun "Görevi kötüye kullanma" başlıklı 257. maddesi;
"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İrtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır." şeklinde iken, 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanun"un birinci maddesi ile birinci ve ikinci fıkralarında yer alan "Kazanç" ibareleri "Menfaat", birinci fıkrasında yer alan "Bir yıldan üç yıla kadar" ibaresi "Altı aydan iki yıla kadar", ikinci fıkrasında yer alan "Altı aydan iki yıla kadar" ibaresi "Üç aydan bir yıla kadar" ve üçüncü fıkrasında yer alan "Birinci fıkra hükmüne göre" ibaresi "Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile" biçiminde değiştirilmek suretiyle,
"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İrtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" şekline dönüştürülmüş, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 105. maddesi ile de üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.
Maddenin, birinci fıkrasında düzenlenen icrai davranışlarla görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da suç tarihi itibarıyla kişilere haksız kazanç sağlanması ile oluşmaktadır.
Buna göre ilk şart, kamu görevlisi olan failin yaptığı işle ilgili olarak kanundan veya diğer idari düzenlemelerden doğan bir görevinin olması ve bu görevinin gereklerine aykırı davranmasıdır. Suçun oluşabilmesi için, norma aykırı davranış yetmemekte, fiil nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da suç tarihi itibarıyla kişilere haksız kazanç sağlanması gerekmektedir.
Anılan maddenin gerekçesinde suçun oluşmasına ilişkin genel koşullar;
“Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir.” şeklinde vurgulanmış, gerekçede yer verilen "Kazanç" ifadesi 6086 sayılı Kanun"la yapılan değişiklikle sonradan "Menfaat" olarak değiştirilmiştir.
Öğretide de; TCK’nın 257. maddesindeki suçun oluşmasının, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi sonucunda kişilerin mağdur olması veya kamunun zarar görmesi ya da kişilere haksız menfaat sağlanması şartlarına bağlı olduğu, bu sonuçları doğurmayan norma aykırı davranışların, suç kapsamında değerlendirilemeyeceği açıklanmıştır (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitapevi, 11. Bası, Ankara, 2011, s. 913 vd.; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 769; ... Özer Özbek-Mehmet Nihat Kanbur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2011, s. 974).
Görevin gereklerine aykırı hareket etmekten, kamu görevlisinin görevini kanun, idari düzenlemeler veya talimatların öngördüğü usul ve esaslardan başka surette ifa etmesi anlaşılmaktadır. Bu anlamda kamu görevlisinin herhangi bir şekilde kanuni yetkisini aşması, kanunun aradığı şekil şartlarına uymaması, takdir yetkisini amacı dışında kullanması, kanunun emir ve müsaade ettiği hareketinin gerektirdiği ön şartlara aykırı hareket etmesi, kendisine teslim edilen ve görevi sebebiyle kullanması gerekli eşyayı usulsüz kullanması gibi fiiller görevin gereklerine aykırılık kapsamında kalmaktadır.
Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının saptanabilmesi için öncelikle "Mağduriyet, kamunun zarara uğraması ve haksız kazanç ve haksız menfaat" kavramlarının açıklanması ve somut olayda bunların gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Mağduriyet kavramının, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiği kabul edilmelidir. Bu husus madde gerekçesinde; "Görevin gereklerine aykırı davranışın, kişinin mağduriyetine neden olunması gerekir. Bu mağduriyet, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararı ifade etmez. Mağduriyet kavramı, zarar kavramından daha geniş bir anlama sahiptir." şeklinde vurgulanmış, öğretide de; mağduriyetin sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmeyip daha geniş bir anlama sahip olduğu, bireyin, sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketlerin ve herhangi bir çıkarının zedelenmesine neden olmanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitapevi, 11. Bası, Ankara, 2011, s. 911 vd.; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 772; ... Özer Özbek-Mehmet Nihat Kanbur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2011, s. 974.).
Kişilere haksız kazanç sağlanması, bir başkasına hukuka aykırı şekilde sadece ekonomik olarak yarar sağlanması anlamına gelmekte iken, haksız menfaat her türlü maddi ya da manevi yararı ifade eder.
Kamunun zarara uğraması hususuna gelince; madde gerekçesinde "Ekonomik bir zarar" olduğu vurgulanan anılan kavramla ilgili olarak kanuni düzenleme içeren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu"nun 71. maddesinde; kamu görevlilerinin kast, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanan kamu zararı, her olayda hâkim tarafından, iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek bir fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, somut olayın kendine özgü özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme; uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanması anlamında olmayıp miktarı saptanamasa dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bir bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması hâlinde de kamu zararının varlığı kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı her davranışın, kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla, kamu zararına yol açtığı veya zarara uğrama ihtimalini ortaya çıkardığı şeklindeki bir düşünceyle de hareket edilmemelidir.
Bu aşamada “asli norm” ve “tali norm” üzerinde de durulmasında fayda vardır.
Yardımcı (tali) normlar, asli normlarla benzer hukuki yararları koruyan normlardır. Bu tür normlar, asli normların tatbik edilemeyeceği durumlarda kanunda boşluk oluşmasını engellemek amacıyla getirilmiş düzenlemelerdir. Asli-yardımcı norm ilişkisinin olduğu durumda fiile yardımcı norm değil asli norm uygulanacaktır. Bir normun yardımcı norm mu asli norm mu olduğunun, asli normun uygulanamadığı yerlerde başvurulan bir norm olmasından anlaşılması bir yana, düzenleme içinde, "fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde", "kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında" ve "eylemin başka bir suç oluşturmaması hâlinde" gibi ifadelerin yer alıp almamasına göre de belirlenmekte, bu gibi ifadelerin yer aldığı normların yardımcı norm olduğu kabul edilmektedir.
Uyuşmazlık konusuyla ilgisi bakımından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile suç tarihinde yürürlükte olan 1587 sayılı Nüfus Kanunu ile Evlendirme Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerinin de irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun üçüncü ayrımında yer alan “Evlenme Başvurusu Ve Töreni” ana başlıklı, “Başvuru makamı” alt başlıklı 134. maddesinde;
“Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.
Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır.”,
“Başvurunun incelenmesi ve reddi” alt başlıklı 137. maddesinde;
“Evlendirme memuru, evlenme başvurusunu ve buna eklenmesi gereken belgeleri inceler. Başvuruda bir noksanlık görürse bunu tamamlar veya tamamlattırır.
Başvurunun usulüne uygun olarak yapılmadığı veya evleneceklerden birinin evlenmeye ehil olmadığı ya da evlenmeye yasal bir engel bulunduğu anlaşılırsa, evlenme başvurusu reddolunur ve durum evleneceklere yazıyla hemen bildirilir.”
“Yönetmelik” alt başlıklı 144. maddesinde ise “Evlenme işlemi, evlenme kütüğü, evlenmeye ilişkin yazışma ve evlenme ile ilgili diğer konular yönetmelikle düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan hükümler uyarınca evlenme işlemleri, evlenmeye ilişkin yazışma ve evlenme ile ilgili diğer konuların yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmış, ayrıca 03.12.2001 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Tüzük ve Yönetmelikler” başlıklı 22. maddesinde yer alan; “Türk Medenî Kanununda öngörülen tüzük ve yönetmelikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde çıkarılır ya da yürürlükteki tüzük ve yönetmeliklerde gerekli değişiklikler yapılır. Bu düzenlemeler yapılıncaya kadar, yürürlükteki tüzük ve yönetmeliklerin Türk Medenî Kanununa aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenleme ile de 4721 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi sonrasında mülga olan Türk Kanunu Medenisi döneminde yürürlükte olan tüzük ve yönetmeliklerin hâlen geçerli olduğu vurgulanmıştır.
15.11.1984 tarihinde kabul edilen 3080 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen ve suç tarihinde yürürlükte olan 1587 sayılı Nüfus Kanunu’nun 15. maddesi de;
“Evlendirme işleri nüfus hizmetlerinin bütünlüğü içerisinde, İçişleri Bakanlığınca düzenlenir.
Evlendirme memurluğu yetki ve görevi İçişleri Bakanlığınca nüfus idarelerine, belediye başkanlıklarına, köy muhtarları veya gerektiğinde köy ve kasabalarda eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfındaki devlet memurlarına verilebilir.
Birbiriyle evlenecek erkek ve kadının evlenme akdi için bu kanuna göre yetkilendirilmiş evlendirme memuruna yaptıkları başvurular üzerine Medeni Kanunda öngörülen esaslara göre gerekli işleme başlanır. Ancak evlendirme kararı ilan edilmez.
…
Evlenme ile ilgili işlem ve diğer hususlara ait esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.
…” biçiminde düzenlenmiş olup bu hüküm ile de evlenme ile ilgili işlemler ve bu konudaki diğer hususlara ait esas ve usullerin yönetmelikle düzenleneceği açıkça belirtilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra konumuzla ilgisi bakımından 07.11.1985 tarihli ve 18921 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girerek 01.09.1926 tarihli Evlendirme Talimatnamesi’ni yürürlükten kaldıran ve suç tarihinde uygulanmakta olan Evlendirme Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerine yer verilmesi gerekmektedir.
Hukuki dayanağı, mülga ve yürürlükteki Medeni Kanunlar ile ve Nüfus Kanunu olduğu 58. maddesinde belirtilen Evlendirme Yönetmeliği’nin “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesi suç tarihi itibarıyla; “Bu Yönetmelik, evlendirme işlemlerini yürütecek görevlilerin tesbitine ve bunların yetkilerine, evlendirmeye esas olacak dosyaların düzenlenmesine evlenmeye itiraza, evlenme akdinin yapılmasına, tören yerlerine, evlendirme daire ve memurlarının denetlenmesine dair esas ve usuller çerçevesinde evlendirme işlemlerinin nüfus hizmetlerinin bütünlüğü içerisinde yürütülmesini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.” şeklinde olup Yönetmelik’in hazırlanmasının amacı ve kapsamının sınırları belirlenmiştir.
Aynı Yönetmelik’in suç tarihinde yürürlükte olan 12. maddesi ise,
“Yabancıların Türkiye’de Evlenmesi” başlığı altında “Türkiye"de bir Türk vatandaşı ile bir yabancı veya aynı devlet vatandaşı olmayan iki yabancı ancak yetkili Türk evlendirme memuru önünde evlenebilirler.
…
Yabancıların evlenme isteklerine dair müracaatları evlendirme memurluğunca kabul edilerek, bu yönetmeliğin Türk vatandaşlarının evlenmeleri hakkındaki esas ve usul hükümleri yabancılar için de uygulanır.
…” şeklinde düzenlenmişken 08.12.2006 tarihli ve 26370 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in yürürlüğe konulmasıyla Evlendirme Yönetmeliği’nin 12. maddesi “Türkiye"de bir Türk vatandaşı ile bir yabancı ya da farklı uyruklu yabancı iki kişi, yetkili Türk evlendirme memuru önünde evlenebilirler. Eşlerden birinin yabancı olması halinde evlendirmeye, il ve ilçe belediye evlendirme memurlukları ile nüfus müdürleri yetkilidir.
…
Yabancıların evlenme isteklerine dair müracaatları evlendirme memurluğunca kabul edilir ve bu Yönetmeliğin Türk vatandaşlarının evlenmeleri hakkındaki esas ve usul hükümleri yabancılar için de uygulanır.
…" şeklinde,
29.12.2014 tarihli ve 2014/7126 sayılı Kararname ile aynı Yönetmelik’in 12. maddesi “Türkiye’de bir Türk vatandaşı ile bir yabancı ya da farklı uyruklu yabancı iki kişi, yetkili Türk evlendirme memuru önünde evlenebilirler. Eşlerden birinin yabancı olması halinde evlendirmeye, belediye evlendirme memurlukları ile nüfus müdürleri yetkilidir…” biçiminde değiştirilmiş olup yürürlükteki son hâlini almıştır.
Tüm bu düzenlemelerden, suç tarihinde Türkiye’de bir Türk vatandaşı ile bir yabancının yetkili Türk evlendirme memuru önünde evlenebileceği düzenlenmişken suç tarihinden sonra 08.12.2006 tarihli ve 26370 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eşlerden birinin yabancı olması hâlinde evlendirmeye il ve ilçe belediye evlendirme memurlukları ile nüfus müdürlerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. 29.12.2014 tarihli ve 2014/126 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 8 ile 12. maddelerinde yer alan “il ve ilçe” ibaresi yürürlükten kaldırılarak, eşlerden birinin yabancı olması hâlinde evlendirmeye belediye evlendirme memurlukları ile nüfus müdürlerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Müracaat” başlıklı 16. maddesi suç tarihi itibarıyla;
“Birbirleriyle evlenmeye karar vermiş olan kadın ve erkeğin oturdukları yer evlendirme memurluğuna müracaat etmeleri esastır.
Ancak, evleneceklerin ayrı illerde bulunması veya birinin yurtdışında olması gibi hallerde ayrı ayrı müracaat da mümkündür. Bu halde, müracaatı alan evlendirme memurlukları derhal karşılıklı olarak birbirlerine bilgi verirler.
Her iki evlendirme memurluğunda evlenmeye esas olacak belgeler tamamlanır ve bir dosyada birleştirilmek üzere evlenme akdinin yapılacağı yer evlendirme memurluğuna gönderilir.” şeklinde düzenlenmişken 29.12.2014 tarihli ve 2014/126 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmelikle ikinci fıkra yürürlükten kaldırılmış, suç tarihinden sonra 08.12.2006 tarihli ve 26370 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 8. maddesi ile “Yerleşim yeri köy ya da belde olan ve yabancı uyruklu kişilerle evlenecek Türk vatandaşları, yerleşim yerlerinin bağlı bulunduğu il veya ilçe belediye evlendirme memurluklarına ya da o yerin ilçe nüfus müdürlüğüne müracaat edebilirler." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, 29.12.2014 tarihli ve 2014/126 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 8. maddesiyle bu fıkrada yer alan “ya da belde”, “bağlı bulundukları il veya ilçe” ve “ilçe” ibareleri yürürlükten kaldırılarak son hâlini almıştır.
Evlendirme Yönetmeliğinin “Evlenme engelleri” başlıklı 15. maddesi;
“Evlenme engelleri aşağıda belirtilmiştir:
a) Hısımlık;
…
b) Evli olmak;
…
c) Kadın için kanuni bekleme süresinin dolmamış olması;
…
d) Gaiplik durumunda;
e) Sağlık raporunun/resmi sağlık kurulu raporunun bulunmaması;
…” şeklinde düzenlenmiş,
Anılan Yönetmeliğin “Evlenmenin Reddi” başlıklı 23. maddesi ise suç tarihi itibarıyla;
“Evlendirme memuru, dosyayı incelemesi sonucunda 15 inci maddede sayılmış bulunan evlenme manilerinden herhangi birini tespit ettiği takdirde evlenme yapmayı reddeder. Bu hususu gerekçeli ve yazılı olarak taraflara derhal duyurur. Taraflarca tesbit edilen evlenme manisinin mevcut olmadığı belgelerle ispatlanmadığı sürece evlenme yapılamaz. Evlenme manii, nüfus kütüklerindeki bir işlem eksikliği sebebiyle ortaya çıkmışsa, bu eksiklik tamamlanmadıkça evlenme akdi yapılamaz.” biçiminde düzenlenerek hangi durumlarda evlenmenin reddedileceği sayılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
İstanbul’da bulunan yabancı uyruklu kadınların Türkiye’de kalış sürelerini uzatmak amacıyla Yalova iline geldikleri, Yalova Merkez İlçe Nüfus müdürü olan inceleme dışı sanık ...’nin yönlendirmesi ve Nüfus Müdürlüğünde şef olan inceleme dışı sanık ...’un yardımı ile yabancı uyruklu kişilerin Türk vatandaşları ile evlendirme işlemlerinden 02.02.2006, 13.04.2006 ve 27.04.2006 tarihlerinde olmak üzere toplam üç adet evlendirme işleminin Kadıköy Belde Belediyesi evlendirme memuru olan sanık ... tarafından gerçekleştirildiği, inceleme dışı sanık ...’un 13.04.2006 tarihinde gerçekleştirilen evlendirme işleminde nikah şahidi olduğu, 02.02.2006 tarihli evlendirme işleminde evlenme beyannamesi ve evlenme izin belgesindeki kayda göre, erkeğin adres bilgisinin Yalova ili sınırları içerisinde olmasına karşın, 13.04.2006 tarihli evlendirme işleminde kadının adres bilgisinin “Türkmenistan”, 27.04.2006 tarihli evlendirme işleminde erkeğin adres bilgisinin “Şişli-İstanbul” olduğu, evlenme dosyasına sunulan sağlık raporlarının ilgili sağlık ocakları tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu, yapılan evlilik işlemlerine dayanarak ikamet tezkeresi almak için müracaat eden yabancı uyruklu şahıslara ait ikamet tezkeresi formları incelenip havale edildikten sonra bu kişilerin beyan ettikleri adreste ikamet edip etmediklerinin araştırılmasının istenmesi üzerine ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının bir kısmının Yalova Merkez Polis Karakolunda görevli polis memuru sanıklar ... ve ...’ın yabancı uyruklu kadınların oturdukları yer olarak bildirdikleri yerlere hiç gitmeden ya da gittikleri hâlde bu kişilerin belirtilen adreslerde oturmadıklarını veya böyle bir adresin hiç bulunmadığını bilmelerine rağmen beyan edilen adreste oturduklarından bahisle toplam atmış üç adet evrak tanzim ettikleri ve bu tutanaklara istinaden ikamet tezkereleri düzenlenen olayda;
Mahkemece sanık ...’in kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu işlediği kabul edilmiş ise de;
Sanık ...’in evlenmek üzere müracaat eden şahısların belgelerini kontrol ettiğinde bir eksiklik olmadığını, ibraz edilen sağlık raporlarında kurum mührü ile doktor imzasının bulunmasından dolayı sahte olduğunu anlamadığını,yalnızca görev yaptığı belde içerisinde oturan şahısları evlendirme yetkisi olduğunu bilmesine karşın Merkez Nüfus Müdürü olan inceleme dışı sanık ...’nin ricası üzerine beldede oturmayan yabancı uyruklu kişilerin evlendirme işlemini yaptığını savunması,
Suç tarihinde Türkiye’de bir Türk vatandaşı ile bir yabancının yetkili Türk evlendirme memuru önünde evlenebileceğinin anlaşılması, Kadıköy Belde Belediyesinde evlendirme memuru olan sanık ...’in suç tarihinde bu konuda görevinin bulunması, Evlendirme Yönetmeliği"nin 15. maddesinde evlenme engeli olarak sayılan hâller arasında “sağlık raporunun bulunmaması” hususunun düzenlenmesi göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda evlendirme dosyalarında sağlık raporlarının bulunması ve bu raporların sahte olduğunun sanık ... tarafından bilindiğine dair bir iddia ve delile rastlanmaması, bu raporların kullanılmasında ve yapılan evlilik işlemi sonrasında alınan ikamet tezkerelerinin düzenlenmesi konusunda bir katkısının olmaması, nihayet 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 137 ve Evlendirme Yönetmeliği’nin 23. maddeleri uyarınca başvuruyu inceleyen sanık ...’in başvuruda bir eksiklik ve usulsüzlük görmemesi üzerine evlendirme işlemini yapması birlikte değerlendirildiğinde,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 134 ve Evlendirme Yönetmeliği’nin 16. maddeleri uyarınca; birbiriyle evlenecek erkek ve kadından birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvuru yapmaları gerekmesine rağmen sanık ... tarafından Yalova dışında oturan kişilerin evlendirme işlemleri yapılmış ise de yetkisiz olarak yapılan bu işlemlerin sahte olduğu sonucunu doğurmayacağı ve sahtecilikten söz edilemeyeceği anlaşılmakla; sanık ...’in eyleminin kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu oluşturmayacağı,
Görevi kötüye kullanma suçu açısından ise; bu suçun oluşabilmesi için, norma aykırı davranış yetmemekte, fiil nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da suç tarihi itibarıyla kişilere haksız kazanç sağlanması gerektiği, somut olayda ise sanığın eylemi neticesinde kişilerin mağduriyetine sebebiyet verilmediği, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmadığından kamu zararının oluşmadığı, bir başkasına hukuka aykırı şekilde ekonomik olarak yarar sağlamadığından suç tarihindeki düzenleme uyarınca haksız kazanca neden olmadığı, sanığın eyleminin disiplin soruşturmasına konu edilebileceği,
Sanık ... ve ..."ın eylemlerinin değerlendirilmesinde;
Sanık ..."ın, çarşı ve mahalle bekçisi olduğunu, Yalova Merkez Polis Karakolunda idari büroda görev yaptığını, ikamet tezkeresi için yapılan adres araştırmalarının sanık ... tarafından yapıldığını, bazen beyan edilen adrese gidilmeden tutanak tutup imzaladıklarını, genelde belirtilen adreslere gitmediğini, bu tutanakların teamüller gereği iki kişi tarafından imzalanması gerektiğinden tutanaklara imza attığını savunması, sanık ...’ın soruşturma aşamasındaki beyanı ile bu hususun doğrulanması ve Yalova İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan araştırmada ikamet tezkeresi alan 63 kişinin beyan ettikleri adreste oturmadıklarının anlaşılması karşısında;
Sanık ... tarafından düzenlenen ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının sanık ... tarafından imzalandığı, sanıklar ... ve ..."ın adres beyanında bulunan şahısların belirttikleri adreslerde oturup oturmadıkları konusunda mahallinde araştırma yapmaksızın beyan edilen adreste oturduklarından bahisle evrak tanzim etmek suretiyle içeriği sahte olan evrak oluşturdukları, sanık ... ve ...’ın eylemlerinin kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçuna vücut verdiği, tali norm niteliğindeki aynı Kanun’un 257. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık ... hakkındaki itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, sanıklar ... ve ... hakkındaki itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanık ..."nun eyleminin suç oluşturduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanıklar ... ve ..."ın eylemlerinin TCK"nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
2-a) Sanıklar ... ve ... hakkında temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi sırasında yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğinin değerlendirilmesinde:
Yerel Mahkemece, "suçun işleniş şekli ve biçimi, işlendiği zaman ve yer, işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastı ve güttüğü amaç" gerekçe gösterilmek suretiyle sanıklar ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan TCK"nın 204/2. maddesi uyarınca temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Sanıkların işlediği TCK’nın 204. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçu, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlanmış, temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise TCK"nın 61. maddesinin birinci fıkrasında;
“(1) Hâkim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.” şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nın 61. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
Türk Ceza Kanunu"nda suçlar için çoğunlukla sabit cezalar öngörülmemiş, alt ve üst sınırlar gösterilerek, bu sınırlar arasından hâkime temel cezayı belirleme yetkisi verilmiştir. Basamaklı ceza öngören suçlarda, iki sınır arasında cezayı belirleme konusundaki takdir yetkisi her somut olayın özelliğine göre kanunun genel amacı ve felsefesi gözetilerek 5237 sayılı TCK"nın 61. maddesinde sıralanan ölçütlere göre kullanılır. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Baskı, s.530)
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Fuhuş amacıyla ülkeye gelen yabancı uyruklu kişilerin beyan ettikleri adreste ikamet ettiklerine dair sanıklar ... ve ... tarafından araştırma tutanağının düzenlenmesi neticesinde bu şahısların ikamet tezkeresi aldıkları ve bu işlemler için inceleme dışı sanıklar...ve...’e, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., .... ve...’ın rüşvet verdikleri, inceleme dışı sanıklar...ve...’in rüşvet aldıkları kabul edilen olayda, her ne kadar Yerel Mahkemece sanık ... ve sanık ... hakkında temel cezanın tayini sırasında “suçun işlendiği zaman ve yer, işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastı ve güttüğü amaç" göz önünde bulundurulmuş ise de; fuhuş amacıyla ülkeye gelen şahısların aracılar vesilesiyle sağladıkları maddi menfaat karşılığında ikamet tezkeresi aldıklarının ve bu eylemlerin inceleme dışı 23 sanığın katılımı ile gerçekleştiğinin kabul edilmesi ve anılan ikamet tezkeresi araştırma tutanaklarının sanıklar ... ve ... tarafından tanzim edilmesi karşısında, hükümde belirtilen "suçun işleniş şekli ve biçimi”, “suçun konusunun önem ve değeri” göz önüne alınarak sanıklar ... ve ... hakkındaki temel cezaların 4 yıl hapis cezası olarak tayin edilmesinin oluşa ve dosya kapsamına uygun, adalet, hak ve nesafet kuralları ve orantılılık ilkesiyle bağdaşacak şekilde ve isabetli olduğu, temel cezanın belirlenmesi sırasında hükümde yer alan “suçun işlendiği zaman ve yer, işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastı ve güttüğü amaç" şeklindeki gerekçe ise dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler kapsamına uygun bulunmadığı ve TCK"nun 61. maddesinde yer alan ibarelerden bir kısmının tekrarlanmasının, kanun koyucunun aradığı anlamda yeterli bir gerekçe olmadığı değerlendirilmekle birlikte temel cezanın belirlenmesi sırasında gösterilen diğer gerekçelerin dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olduğu sonucuna ulaşılması nedeniyle bu hususun sonuca etkili görülmediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanıklar ... ve ... hakkında temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi sırasında yeterli gerekçe gösterilmediği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
2-b) TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uyarınca sanıklar ... ve ..."ın cezalarında artırım yapılırken alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğinin değerlendirilmesinde:
Yerel Mahkemece, sanıklar ... ve ... hakkında, TCK"nın 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılırken gerekçe kısmında “Sanıkların resmi belgede sahtecilik suçunu işleme kararını icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla işlediği”, hüküm kısmında, “Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlediği” şeklinde gerekçe gösterilmek suretiyle kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan TCK"nın 204/2. maddesi uyarınca temel ceza 4 yıl hapis cezası olarak belirlendikten sonra TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/2 oranında artırım yapılarak 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Zincirleme suç söz konusu olduğu durumda, TCK"nın 61. maddesi hükmüne göre belirlenen temel cezanın aynı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca hâkim, somut olaydaki zincirleme şekilde işlenen suçların sayısını göz önünde bulundurarak maddede gösterilen oranlar arasında bir belirleme yapıp cezayı artıracaktır (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin, 2014, 10. Bası, s.553).
Anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanıklar ... ve ...’ın farklı zamanlarda ikamet tezkeresi araştırma tutanakları düzenleyerek kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu işledikleri olayda; Yerel Mahkemece “Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlediği” kabul edilerek suçun zincirleme şekilde işlendiğine ilişkin gerekçe gösterildiği, hüküm kısmında ve gerekçede zincirleme şekilde işlenen suçların sayısı doğrudan belirtilmemiş ise de sanıkların eylemlerine ilişkin olayın kabulü sırasında 63 adet ikamet tezkeresi araştırma tutanağı yerine sehven 66 adet ikamet tezkeresi araştırma tutanağının sanıklarca düzenlendiğinin kabul edilmesinin zincirleme şekilde işlenen suçların sayısının göz önünde bulundurulduğu sonucunu doğurması karşısında zincirleme suç hükümleri uyarınca sanıklar ... ve ..."ın temel cezalarında 1/2 oranında artırım yapılıp alt sınırdan uzaklaşılırken yeterli gerekçe gösterildiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Sanıklar ... ve ...’ın farklı zamanlarda ikamet tezkeresi araştırma tutanağı düzenleyerek kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu işledikleri olayda; Yerel Mahkemece "Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlediği" kabul edilerek suçun zincirleme şekilde işlendiğine ilişkin gerekçe gösterilmesine rağmen, zincirleme şekilde işlenen suçların sayısının hüküm kısmında ve gerekçede gösterilmemesi, sanıkların eylemlerinin kabulüne ilişkin olayın anlatımı sırasında işlenen suçların sayısının belirtilmesinin kanun koyucunun aradığı anlamda yeterli bir gerekçe oluşturmaması ve temel cezanın TCK"nın 43. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılırken "takdiren" ibaresi kullanılarak başka bir gerekçe gösterilmemesi karşısında, zincirleme suç hükümleri uyarınca temel cezada artırım yapılıp alt sınırdan uzaklaşılırken yeterli gerekçe gösterilmediği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir." düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi de; Benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının,
a- Sanıklar ... ve ..."ın eylemlerinin TCK’nın 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu mu yoksa TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkin uyuşmazlık bakımından REDDİNE,
b- Sanık ..."nun eyleminin TCK’nın 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunu mu yoksa TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkin uyuşmazlık bakımından değişik gerekçeyle KABULÜNE,
c- Sanıklar ... ve ... hakkında temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi sırasında yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğine ilişkin uyuşmazlık bakımından REDDİNE,
d- TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uyarınca sanıklar ... ve ..."ın cezalarında artırım yapılırken alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğine ilişkin uyuşmazlık bakımından REDDİNE,
2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 17.11.2015 tarihli ve 11657-16350 sayılı sanık ... hakkındaki onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 21.01.2020 tarihinde yapılan müzakerede eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle; diğer tüm uyuşmazlıklar bakımından oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.