
Esas No: 2016/98
Karar No: 2020/14
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/98 Esas 2020/14 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 758-399
Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında, Gaziantep 16. Asliye Ceza Mahkemesince 29.04.2011 tarih ve 264-176 sayı ile eylemin kasten öldürme suçuna teşebbüsü oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesince 26.12.2013 tarih ve 758-399 sayı ile eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın TCK"nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 29, 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
Hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 05.10.2015 tarih, 4213-27187 sayı ve oy çokluğuyla;
"Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi, kendisini yaralayan şahsın tarifine yönelik mağdur beyanları arasında açıkça çelişki bulunması, mağdurun "Yüzleştirilirsem beni bıçaklayan kişiyi teşhis edebilirim." demesi, aralarında sanık ..."in de bulunduğu bir kısım sanıkların katılımı ile 28.04.2009 tarihinde kollukta mağdura yaptırılan teşhiste mağdurun gösterilen şahısların kendisini yaralayan şahıslar olmadığını, olay yeri çok kalabalık olduğu için kendisini yaralayanları tam olarak göremediğini beyan etmesi, Savcılıkça alınan beyanlarında mağdur ..."ı yaralayan şahsın sanık ... olduğunu beyan eden ... isimli şahsın Mahkemece alınan beyanında ise mağdur ..."ı yaralayanı görmediğini bildirmesi suretiyle beyanları arasında açıkça çelişki bulunması, olayı gören başkaca tanık bulunmaması, temyize gelmeyen sanık ... hakkında bıçakla tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve sanığın savunmasında "Bıçağın karşı taraftan kendilerine doğru atıldığını" belirtmesi karşısında sanığın mahkûmiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Daire Üyeleri M. M. Kaya ve H. Canan;
"Oluşa, kabule ve dosya içeriğine göre ..."ın parkta ..."i eli ile itmesi üzerine ... yere düşüp yaralanmıştır.
..."in yakınları olan sanıklar ... bıçak ile ... tabanca ile ..."i de yanlarına alarak olay yerine gitmişlerdir. Sanık ... tehdit amacı ile iki el havaya ateş etmiştir. Sanık ... ise siyah saplı ekmek bıçağı ile..."ı yaralayıp yaşamsal tehlike geçirmesine neden olmuştur.
Olayın gerçekleştiği esnada olaya müdahale eden görevli polis memurları olaya karışan tüm sanıkları yakalayıp düzenledikleri 25.02.2009 tarihli tutanakta sanık ..."in olaya karışan kişilerden biri olduğunu ve siyah saplı ekmek bıçağının da sanık ..."in elinden alındığını belirtmişlerdir.
Olay yerinde bulunan tanık ... baştan itibaren tüm anlatımlarında mağdur ..."ı bıçakla yaralayan kişinin sanık ... olduğunu ısrarla bildirmiştir.
Tüm bu maddi deliller hep birlikte değerlendirildiğinde sanık ... hakkında mahkemenin kurduğu hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Olay esnasında bilinci kapalı olan mağdur ..."ın sıcağı sıcağına ifadesi alınmadığı gibi ameliyat olup iyileştikten sonra da ifadesi alınmamış aradan iki ay gibi bir süre geçip sanıklarla barıştıktan sonra alınan ifadesine itibar edilerek beraatine karar veren çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 02.12.2015 tarih ve 59312 sayı ile;
“... ile ... arasında parkta meydana gelen kavga neticesinde bu şahısların yakınları arasında meydana gelen kavga sırasında olayla ilgisi bulunmayan, Kerem Yüksel"in arkadaşı olan ve kavgayı aralamak isteyen mağdur ... üç bıçak darbesiyle yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralanmıştır. Olayın gerçekleşmesi esnasında olaya müdahale eden görevli polis memurları, düzenlemiş oldukları 25.02.2009 tarihli tutanakta olayda kullanılan siyah saplı bıçağın sanık ..."in elinden elde edildiğini tespit etmişlerdir. Olay yerinde bulunan tanık ... ise soruşturma aşamasında olay günü sıcağı sıcağına alınan 25.02.2009 tarihli kolluk ifadesinde ve 29.09.2009, 21.12.2010 tarihli Savcılık ifadelerinde ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde mağdur ..."ı bıçakla yaralayanın kesinlikle sanık ... olduğunu, bundan emin olduğunu beyan etmiştir. Mağdur ..."ın ise olaydan hemen sonra ifadesi alınamamış, yaklaşık iki ay kadar sonra alınan ifadesinde ise kendisini yaralayanın kim olduğunu bilmediğini ve şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir. Tanık Kerem de taraflar barıştıktan sonra ısrarlı beyanından dönmüş ve bıçağı sanığın elinde gördüğünü ancak Vedat"ı yaralayanı görmediğini beyan etmiştir. Bu bilgi ve deliller ışığında mağdur ..."ı yaralayanın sanık ... olduğu sabittir. Mağdur ... ve tanık Kerem taraflar arasındaki husumet ortadan kalktıktan sonra sanığı cezadan kurtarmaya yönelik beyanlarda bulunmuşlardır.” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 21.12.2015 tarih, 33958-36410 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme; sanık ... hakkında silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kararıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
25.02.2009 tarihinde saat 15.00’te düzenlenen tutanakta; aynı gün saat 13.30 sıralarında Haber Merkezinden Celal Doğan Parkı’nda kavga çıktığının anons edilmesi üzerine olay yerine gidildiği, kesici alet ile yaralanan ...’nın 25 Aralık Devlet Hastanesine kaldırıldığı, olaya karışan ..., ..., ..., ..., Burak Kazanasmaz"ın yasal işlem yapılmak üzere doktor raporları aldırıldıktan sonra polis merkezine teslim edildikleri, aynı tarihte saat 16.00’da düzenlenen başka bir tutanakta ise; olaya karışan ..., ... ve ... isimli şahısların kavgadan dolayı yakalandıkları, ..."in elinden sap kısmı 12 cm, metal kısmı 14 cm olan, ekmek bıçağı tabir edilen, siyah saplı bıçağa el konulduğu, kavganın karşı tarafında yer alan kişileri de olay yerine gelen takviye ekibin aldığı, şahısların davacı olmaları nedeniyle doktor raporlarıyla birlikte yasal işlem yapılması için Polis Merkezine getirildiklerinin belirtildiği,
25.02.2009 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın Ali Nadi Ünler Bulvarı üzerinde, Celal Doğan Parkı içerisinde, açık alan spor kompleksinin doğu kısmında, Zeugma resmi bulunan büyük havuzun batı kısmındaki çimlerin üzerinde meydana geldiği, olay yerinde 7,65 mm çapında 2 adet kovan görüldüğü, başkaca suç ve suç unsuruna rastlanılmaması üzerine Polis Merkezine gidilerek kavgaya karışan kişilerin el svaplarının alındığının bildirildiği,
Mağdur ... ... hakkında 25 Aralık Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli geçici raporda; mağdurun genel durumunun kötü, şuurunun kapalı, konfüze, solunumunun yüzeysel, sol kalçasında 2 cm uzunluğunda derin kesi, göğüs duvarının sol arka tarafta göğse nafiz 2 cm uzunluğunda cilt kesisi, sol lumbal bölgede böbrek lojuna uygun yerde batına nafiz 2 cm uzunluğunda cilt kesisi mevcut olduğu, hayati tehlikesinin bulunduğu, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde olduğu, aynı hastane tarafından düzenlenen 22.04.2009 tarihli raporda; mağdurun yaralanmasının ameliyat öncesi yaşamını tehlikeye soktuğu ancak rapor tarihi itibarıyla hayati tehlikesinin olmadığı, kişi üzerindeki etkisi basit tıbbi müdahale ile değil geniş çaplı cerrahi ameliyat ile giderildiği, Gaziantep Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 07.06.2012 tarihli raporda; batın içi kan birikmesine, batın boşluğunda arter kesisine, retroperitoneal hematoma, acil ameliyata alınarak arter ligasyonu operasyonu uygulanmasına neden olan batın boşluğuna nafiz kesici delici alet yaralanmasının, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı bilgilerine yer verildiği,
Sanık ... hakkında Şehitkamil Devlet Hastanesi tarafından 25.02.2009 tarihinde saat 14.03"te düzenlenen raporda; sanığın sağ ayak bileğindeki hassasiyetin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, aynı hastane tarafından 26.02.2009 tarihinde saat 10.15"te düzenlenen raporda; sanığın vücudunda darp cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği,
İnceleme dışı sanık ... hakkında Şehitkamil Devlet Hastanesi tarafından 25.02.2009 tarihinde saat 14.04"te düzenlenen raporda; sol elde, sol yüzde ve burunda hassasiyet bulunduğu, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, aynı hastane tarafından 26.02.2009 tarihinde saat 10.14"te düzenlenen raporda; vücudunda darp cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği,
Tanık ... hakkında 25 Aralık Devlet Hastanesi tarafından 25.02.2009 tarihinde 14.04"te düzenlenen raporda; sol yanakta 4 cm uzunluğunda 2 adet yüzeysel kesi, sol göğüs üzerinde deride yüzeysel sıyrık, sağ ön kolda 4 cm uzunluğunda kesi görüldüğü, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, Şehitkamil Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 26.02.2009 tarihli raporda ise; genel durumu iyi, şuur açık, oryante koopere, yüzde sol elmacık kemiği hizasında 3 ve 4 cm uzunluğunda 2 adet abrazyon (1-2 günlük), sol göğüste 1-2 günlük 2-3 cm uzunluğunda cilt sıyrığı, sol ön kolda hassasiyet olduğu, hayati tehlikesinin bulunmadığı, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun bildirildiği,
Tanık ... hakkında 25 Aralık Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli raporda; sağ temporal lob saçlı deride 1 cm uzunluğunda lasere alan görüldüğü, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği,
İnceleme dışı davanın mağduru ... hakkında 25 Aralık Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli raporda; sağ omuzda ve üst kolda hassasiyet, sağ üst kol orta bölümde 4 cm uzunluğunda ekimoz, sol el 3. parmakta hassasiyet mevcut olduğu, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği,
Tanık ... hakkında Şehitkamil Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli raporda; burnun sol tarafında hafif sıyrık bulunduğu, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun bildirildiği,
25.02.2009 tarihli bıçak ön inceleme raporunda: sanık ..."den alınan sap kısmı 12 cm, kesici kısmı 14 cm olan bıçağın, 6136 sayılı Kanun"un 4. maddesine giren bıçaklardan olmadığının belirtildiği,
Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 20.03.2009 tarihli ekspertiz raporunda; inceleme dışı sanık ..."in sol el avuç içi svap alma bandında, atış artıklarından "Antimon"un mevcut olduğu, sanık ..."e ait svap alma bantlarında atış artığına rastlanılmadığının belirtildiği,
25.02.2009 tarihli tutanakta; olay sonrasında hemen hastaneye getirilen, bilinci kapalı olan ve ameliyata alınan mağdur ...’nın ifade veremeyecek durumda olduğunun bildirildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur ... 21.04.2009 tarihinde Savcılıkta; olay günü öğle saatlerinde Celal Doğan Parkı’nda bir arkadaşını beklediği sırada, biraz uzakta kavga olduğunu görmesi üzerine olay yerine gittiğini ortamın kalabalık olduğunu, hatta polislerin de bulunduğunu, insaniyet namına kavgayı aralamak için araya girdiğinde uzun boylu, ismini bilmediği, başı kel olan bir şahsın arkadan gelerek sol kalçasından ve sol böğründen kendisini bıçakladığını, yüzünü bu kişiye döndüğünde göğsüne iki bıçak daha sapladığını, kendisini yaralayan şahsın herhangi bir şey söylemediğini, ölümcül bölgelerinden yaralandığını, karşı koyamadığını, yere yığılması üzerine bu kişinin kaçtığını, sadece kendisini yaralayan kişide bıçak olduğunu, kendisini neden bıçakladığını bilmediğini, bu kişinin kendisini karşı taraftaki grup içerisinde yer aldığını zannetmiş olabileceğini, hastanede 10 gün tedavi gördüğünü, kavgaya karışan her iki tarafı ve sanık ...’i de tanımadığını, yüzleştirilmesi hâlinde kendisini bıçaklayan kişiyi tespit edebileceğini, kimseden şikâyetçi olmadığını,
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2009 tarihli yazıları uyarınca 28.04.2009 tarihinde kolluk tarafından yaptırılan yüzleştirmede; mağdur ..."ya, kavgaya karışan kişilerden ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in gösterildiğinde mağdur ...’nın, bıçakla yaralama eylemini gerçekleştiren şahsın kendisine gösterilen kişiler arasında olmadığını, olay yerinin çok kalabalık olduğunu ve kendisini yaralayan şahısların yüzünü tam olarak görmediğini, ..., ... ve ... isimli şahısları tanıdığını, olay yerinde bulunan bu kişilerin elinde kesici ve delici alet bulunmadığını, kendisini de yaralamadıklarını,
Savcılıkta 05.04.2011 tarihinde 2. kez alınan ifadesinde, önceki beyanlarından farklı olarak; Celal Doğan Parkı"nda oturuyorken, mahalleden komşusu olan ...’ın "Kardeşimi dövüyorlar" diyerek yanından geçtiğini, bu sözünü yardım isteği olarak algıladığını, bunun üzerine Kerem’in peşinden gittiğini, tanımadığı kişiler ile Kerem"in bazı aile fertleri arasında tartışma ve kavga yaşandığını, olay yerinde polislerin de bulunduğunu, kavgaya karışmadığını, sadece aralamaya çalıştığını, nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde bıçaklandığını, kendisini bıçaklayan kişiyi tanımadığını, bu şahsın iri yarı, saçlarının asker tıraşlı olduğunu, teşhis için sonradan kendisine gösterilen kişiler arasında bu kişinin bulunmadığını, sonradan “Yüksel” soyadlı aile üyelerinden birisinin kendisini bıçakladığını öğrendiğini,
Kovuşturma aşamasında istinabe olunan Mahkemede; önceki ifadelerini tekrar ettiğini, kendisini bıçakla yaralayan şahsın kim olduğunu bilmediğini, görse de tanıyamayacağını,
İnceleme dışı davanın mağduru ... Kollukta şüpheli sıfatıyla müdafi eşliğinde; olay günü saat 12.30 sıralarında kardeşi Burak’ın kendisini arayarak diğer kardeşi ...’in kavga ettiğini, bir çocuğun başını yaraladığını ve bu çocuğu hastanaye götürdüklerini söylediğini, hemen kardeşi ...’i arayarak olay hakkında bilgi aldığını ve kardeşine eve gitmesini söylediğini, daha sonra kardeşi Burak’ın tekrar kendisini aradığını ve yaralanan çocuğun yakınlarının mahallede ...’i aradıklarını söylediğini, bunun üzerine bu kişilerle görüşmek için Celal Doğan Parkı’na gittiğini, yaklaşık 10-15 kişinin yanına giderek ...’in ağabeyi olduğunu, konuşmak istediğini söylediğini ancak içlerinden ... isimli şahsın "Gökten Allah da inse ..."i bulup vuracağım, onu bulup bana getireceksin" dediğini, kendisinin de “Sen onun büyüğüsün ben de ..."in büyüğüyüm sorun nedir?” dediğini, bunun üzerine ...’in tokat attığını ve diğer şahıslarla birlikte saldırdıklarını, hemen olay yerinin yakınındaki evine kaçtığını, daha sonra polislerin parka geldiğini görünce tekrar olay yerine döndüğünü, arkadaşı olan mağdur ...’yı o sırada gördüğünü ve yanına gittiğini, mağdur ... ile konuştuğu sırada arkadan bağrışma sesleri duyduğunu, seslerin olduğu yere gittiğinde kendisine saldıran şahısların bu sefer de ailesinden birilerine saldırdıklarını gördüğünü, mağdur ...’ın kavgayı aralamaya çalıştığı sırada ismini karakolda öğrendiği ... tarafından bıçakla yaralandığını, sanık ...’in elindeki bıçak ile kendisine de saldırdığını ve tehdit ettiğini ancak kaçarak kurtulduğunu, polislerin kavgayı ayırdıklarını ve sanık ...’in elindeki bıçağı aldıklarını, şikâyetçi olduğunu,
Savcılıkta şüpheli sıfatıyla; sanık ...’in mağdur ...’yı yaraladığından emin olduğunu, kimseden şikâyetçi olmadığını,
Mahkemede; soruşturma aşamasındaki ifadesini tekrar ettiğini, kendisine vuran kişinin inceleme dışı sanık ... olduğunu, ilk kavgadan sonra polislerin gelmesiyle ayrıldıklarını, olay yerine ikinci kez gittiğinde mağdur ...’a bıçakla vuran şahsı görmediğini ancak kavga sırasında bıçağın sanık ..."in elinde olduğunu gördüğünü, kimseden şikâyetçi olmadığını,
Tanık ... Kollukta şüpheli sıfatıyla müdafi eşliğinde; askere gidecek olması nedeniyle saç tıraşı olmak için saat 11.45 sıralarında berbere doğru gittiğini, Celal Doğan Parkı’nda bulunan arkadaşlarına selam verip geçerken orada bulunan daha önce tanımadığı birisinin “Saçların da uzunmuş bayan kuaförüne mi gidiyorsun?” diye laf attığını, kendisine “Sana ne?” diye cevap vermesi üzerine aralarında tartışma çıktığını, isminin sonradan ... olduğunu öğrendiği bu kişiyi itekleyince yere düşüp kafasının yarıldığını, olay yerine ambulans çağırdıklarını ve ...’i hastaneye götürdüklerini, daha sonra berbere gittiğini, eve döndüğünde ağabeyi Kerem’in sinirli bir hâlde ve dayak yemiş şekilde eve geldiğini, ...’in ailesiyle ağabeyi Kerem arasında tartışma çıktığını ve bu kişilerin ağabeyini dövdüğünü öğrendiğini, bunun üzerine ağabeyi Kerem ve babasıyla birlikte bu olayı konuşmak için tekrar Celal Doğan Parkı’na gittiklerini, o sırada ...’in ailesinden yaklaşık 10 kişinin kendilerine saldırdıklarını, karşı gruptaki kişilerden çoğunun elinde bıçak olduğunu, polislerin gelip kavgayı ayırdıklarını, kimseden şikâyetçi olmadığını,
Savcılıkta; ağabeyi Kerem ve babasıyla birlikte tekrar Celal Doğan Parkı’na gittiklerinde ...’in ailesinden birinin elindeki bıçakla kendilerine saldırdığını, bu sırada ağabeyi Kerem’in arkadaşı olan mağdur ...’ın bıçakla yaralandığını, kendilerinde bıçak olmadığını, polisler gelip kavgayı ayırdıklarında karşı taraftan birini elindeki bıçağı da aldıklarını,
Mahkemede önceki ifadelerinden farklı olarak; kavga sırasında karşı gruptaki bazı kişilerin elinde silah gördüğünü ancak elinde bıçak olan herhangi birini görmediğini,
Tanık ... aşamalarda; yeğeni ...’in parkta birileriyle kavga edip yaralandığını ve hastaneye kaldırıldığını öğrenmesi üzerine sanık ... ile birlikte Celal Doğan Parkı’na gittiklerini, ağabeyi olan inceleme dışı sanık ...’in de yanlarına geldiğini, yeğeni ...’i döven kişinin yakınlarının bu sefer de kendilerine saldırdıklarını, olay yerine gelen polislerin kendilerini kurtardıklarını, kendilerinde bıçak olmadığını, kimsede bıçak görmediğini, mağdur ...’ın nasıl yaralandığını bilmediğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda; oğlu olan ...’in Yüksel’in dövüldüğünü ve yaralı şekilde hastaneye kaldırıldığını öğrenmesi üzerine hemen İstabul Tıp Merkezi’ne gittiğini, oğlunu buradan alarak aracıyla 25 Aralık Devlet Hastanesine götürdüğünü, oğlunun kafasına dikiş atıldığını, kendisine sorduğunda parkta sürekli kendilerinden para isteyen birisi tarafından dövüldüğünü öğrendiğini, hastaneye gelen ağabeyi Ramazan’a “Sen burada dur. Diğer kardeşimiz ... olay yerine gitmiş. Başkaları ile kavga etmesin. Ben gidip alayım” diyerek Celal Doğan Parkı’na doğru gittiğini, parkın içerisinde 10-15 kişilik bir grubun kardeşi ...’i döverken gördüğünü, araya girerek “Yapmayın. Ben yaralı çocuğun babasıyım. Siz niye dövüşüyorsunuz” demesine rağmen yine de bu kişilerin kendisine saldırıp yumruk ve kemer ile vurduklarını, aralarında 22-23 yaşlarında, zayıf yapılı, sarı tenli, saçları jiletle kesilmiş birisinin elindeki tabancayla havaya iki el ateş ettiğini, kardeşi ...’i kovalayan bir kişinin elindeki bıçağı kardeşine doğru attığını ancak bıçağın kardeşine isabet etmeyip yere saplandığını, kendilerinde kesici delici alet bulunmadığını, daha sonra olay yerine gelen polislerin kendisini, kardeşi Ali’yi ve sonradan gelen yeğeni Ümit’i alarak ekip aracına bindirdiklerini, kimseden şikâyetçi olmadığını,
Mahkemede önceki ifadesinden farklı olarak; karşı gruptaki kişilerden birinin, yeğeni Ümit’in arkasından bıçak attığını, bıçağın yeşilliklere saplandığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık aşamalarda; olay günü saat 12.00 sıralarında amcasının oğlu ...’in dövülerek yaralandığını ve Celal Doğan Parkı’nın yanındaki tıp merkezine kaldırıldığını öğrenmesi üzerine kimseye haber vermeden hemen tıp merkezine gittiğini ancak kuzeni ...’in başka bir hastaneye götürüldüğünü öğrendiğini, ne olup bittiğini anlamak amacıyla parka gittiğinde kalabalık bir grubun kavga ettiklerini gördüğünü, kavgada amcası ...’in dövüldüğünü fark etmesi üzerine kavgayı ayırmak amacıyla olay yerine gittiğini, o sırada karşı gruptaki şahısların kendisine de vurduklarını, karşılık verecek durumda olmadığını zira çok kalabalık olduklarını, içlerinden 27-28 yaşlarında, uzun boylu, sarı tenli, saçları jiletle kazınmış bir kişinin elinde siyah renkli tabanca gördüğünü, bu kişinin ateş ettiğini görmediğini ancak kavga sırasında iki el silah sesi duyduğunu, olay yerine gelen polislerin kendilerini ayırmaya çalıştıkları sırada, amcası Ali’nin kaçtığını ve arkasından kravatlı, lacivert ceketli, esmer tenli, jöleli siyah saçlı bir kişinin elindeki siyah saplı ekmek bıçağına benzeyen kesici aleti attığını ancak amcasına isabet etmediğini, kimseye zarar gelmesin diye bıçağı eline aldığı sırada polislerin gelerek elindeki bıçağı aldıklarını, polislerin kendilerini kenara çektiklerinde diğer amcası ...’in de olay yerine geldiğini, elinden alınan bıçağın kendisine ait olmadığını, mağdurun kendisini yaralayan kişiyi uzun boylu ve kel birisi olarak tarif ettiğini, ancak kendisinin uzun boylu olmadığını ve o tarihte gür saçlı olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, kimseden şikâyetçi olmadığını savunmuştur.
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca Sanık ...’in savunması alınırken 06.07.2010 tarihli sorgulama tutanağında; Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan gözlemde sanığın “kısa boylu, etine dolgun, gür esmer saçlı, esmer tenli” olduğu belirtilmiştir.
"Kasten yaralama" suçu 5237 sayılı TCK’nun 86. maddesinde;
"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silâhla,
İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır" şeklinde,
"Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" ise aynı Kanunun 87. maddesinde;
"(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde beş yıldan az olamaz.
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde sekiz yıldan az olamaz.
(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hâllerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hâllerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur" biçiminde düzenlenmiştir.
TCK’nun 86/1. maddesinde kasten yaralamanın temel şekli düzenlenmiş olup, anılan fıkra uyarınca, kasten başkasını yaralayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Kasten yaralamanın, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olması hâlinde ise fail maddenin 2. fıkrası ile cezalandırılacaktır. Maddenin 3. fıkrasında ise beş bent hâlinde kasten yaralama suçunun ağırlatıcı nedenlerine yer verilmiş olup, fıkradaki bu bentlerden biri veya birkaçının gerçekleşmesi hâlinde yaralanmanın niteliğine göre fail hakkında 1. veya 2. fıkralar uyarınca hükmedilen ceza yarı oranında artırılacaktır.
TCK"nun 87. maddesinde ise neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama fiilleri yaptırıma bağlanmıştır. Maddenin 1. fıkrasında bir kat, 2. fıkrasında iki kat artırımı gerektiren hâller gösterilmiş, 3. fıkrasında kemik kırılması hâlinde yapılacak artırım, 4. fıkrasında ise kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi hâlinde uygulanacak yaptırım hükme bağlanmıştır. Ancak kanun koyucu 1. ve 2. fıkralarda, 86. maddeye göre hükmolunan cezanın bir ve iki kat artırılması esasını kabul etmesine karşın bununla yetinmemiş, her iki fıkranın son cümlelerinde, artırım sonucu hükmolunabilecek cezaların belirli bir miktardan aşağı olamayacağı esasını da kabul etmiştir.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ...’in amcasının oğlu olan ... ile inceleme dışı davanın mağduru ...’ın kardeşi olan ... arasında 25.02.2009 tarihinde saat 11.55 sıralarında Celal Doğan Parkı’nda çıkan kavgada, ... tarafından yaralanan ...’in hastaneye kaldırıldığı, ...’in babası olan inceleme dışı sanık ..., amcası olan tanık ... ile amcasının oğlu olan sanık ...’in ...’i yaralayanları bulmak için Celal Doğan Parkı’na gittikleri, o sırada kardeşi ...’in kavga ettiğini öğrenen Kerem’in de parka geldiği, iki taraf arasında arbede yaşandığı ve Kerem’in yaralanmış hâlde parktan ayrılarak evine gittiği, Kerem’in yaralandığını gören babasının olayı polise ihbar ettikten sonra Kerem ve ... ile birlikte Celal Doğan Parkı’na gittikleri, o sırada parkta bulunan ve arkadaşı Kerem’i gören mağdur ...’nın da Kerem’in yanına geldiği, önceki yaşanan olaylar nedeniyle iki taraf arasında kavga çıktığı, karşılıklı olarak birbirlerini yaraladıkları, kavga esnasında olay yerine gelip tarafları ayıran polislerin sanık ...’in elinde bulunan ekmek bıçağını da muhafaza altına aldıkları, kavgada mağdur ...’nın biri göğse diğerleri batına nafiz olmak üzere toplam üç bıçak darbesiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda;
İnceleme dışı davanın mağduru ...’ın Kollukta müdafi eşliğinde mağdur ...’ın sanık ... tarafından bıçaklandığı, Savcılıkta ise mağdur ...’ın sanık ... tarafından yaralandığından emin olduğuna dair ısrarlı ve istikrarlı beyanları; kavga esnasında olay yerine gelen polis memurlarınca düzenlenen 25.02.2009 tarihli tutanağa göre mağdur ...’ın yaralanmasına neden olan ekmek bıçağının sanık ...’in elindeyken ele geçirilmesi; Özel Dairece inceleme dışı sanık ... hakkında bıçakla tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilmiş ise de, Yerel Mahkemece inceleme dışı sanık ... hakkında bıçak kullandığından değil de tabancayla ateş etmesi nedeniyle silahlı tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görüldüğünden olayın meydana geliş şekline ilişkin herhangi bir çelişki bulunmadığının anlaşılması; yine Özel Dairece mağdur ...’ın kendisini yaralayan kişinin tarifine yönelik çelişkili beyanlarda bulunduğu belirtilmiş ise de, mağdurun kendisini uzun boylu, kel birisinin bıçakladığına dair olaydan yaklaşık 2 ay sonra alınabilen ilk ifadesi ile kendisini iri yarı, saçları asker tıraşlı birisinin yaraladığına dair sonraki beyanları arasında açık bir çelişkinin bulunmaması; mağdur ...’ın tarifi ile sanık ...’in 06.07.2010 tarihinde Savcılıktaki sorgusu esnasında gözlemlenen eşkâl bilgilerinin uyuşmadığı anlaşılmış ise de, arada geçen süre göz önüne alındığında sanığın saçlarının uzamış olma ihtimalinin bulunması; son olarak sanık ...’in, kavga sırasında arkasından fırlatılan ancak isabet etmeyip yere düşen bıçağı aldığı sırada polislerin gelip bıçağı elinden aldıklarına dair hayatın olağan akışına aykırı ve suçtan kurtulmaya yönelik savunmaları ile olaydan sonra barışan ve şikâyetlerini geri alan mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...’in sanığı suçtan kurtarmaya yönelik sonraki beyanlarına itibar edilemeyecek olması karşısında, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olduğu anlaşıldığından Özel Dairenin sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkin bozma ilamında isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanan itirazının kabulüne, Özel Daire bozma ilamının kaldırılmasına ve dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; haklı nedene dayanmayan itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05.10.2015 tarihli ve 4213-27187 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 21.01.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.