Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2019/223
Karar No: 2020/12

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/223 Esas 2020/12 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2019/223 E.  ,  2020/12 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 3-178

    Nitelikli yağma suçundan sanık ..."in TCK"nın 37. maddesi delaletiyle aynı Kanun"un 149/1-a, c, h, son, 62, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.04.2014 tarihli ve 3-178 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.03.2018 tarih ve 4098-1980 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.12.2018 tarih ve 97970 sayı ile;
    "...Sanık ... soruşturma ve yargılama aşamasında suçlamaları kabul etmemiş, sanıklardan sadece ..."yı arkadaşı olması sebebiyle tanıdığını, beraat eden sanık ..."ı tanımadığını, eve giren iki erkek şahsın isimlerini bilmediğini ancak kendisiyle beraber olmak isteyen ve bu sebeple kendisini de tehdit eden kişiler olduklarını savunarak olayda kendisinin de mağdur olduğunu beyan etmiştir. Soruşturma safhasında alınan ilk raporunda darp cebir izi olmadığı yolundaki 186200 protokol numaralı rapordan hemen sonra polisin kendisini de şüpheli olarak gördüğünü ve olayın ciddiyetini anlayınca polis memurları tarafından 01.12.2010 günü saat 03.00"te tutulan tutanakta belirtildiği şekilde kendisinde yaralanma olduğunu beyan etmesiyle yeniden sevk üzerine Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 186330 protokol sayılı, Dr. ... imzalı raporunda "Sağ diz üzerinde hiperemi sıyrık, başın sol dış yanında 0,5 cm ödem mevcut." şeklinde olay anında iki erkek şahsın kapıyı açıp içeriye girdiğinde kendisini tartakladıkları yolundaki savunmasını doğrular darp ve cebir izi tarif edilmiştir. Sanığın, müştekiyi darbederek cep telefonunu alan sanıklarla irtibatının olduğu ve yapılan bir plan çerçevesinde müştekiyle irtibat kurarak suçun işlenmesine zemin hazırladığı konusunda dosya içerisinde bir delil bulunmamaktadır. Zira, müştekiyle sözleştikleri tarihte müşteki Şanlıurfa iline işi çıkması sebebiyle gelememiş, daha sonra geldiğinde ise sanığı kendi arayarak buluşmak istemiş ve kısa süre sonra da buluşma ve olay gerçekleşmiştir. Sanık ... ile sanık ... ve ... arasında irtibatı gösteren hiçbir delil bulunmamaktadır. Kaldı ki sanık ... yapılan yargılamada beraat etmiş olup hakkındaki hüküm kesinleşmesine rağmen sanık ..."in konakladığı otel odasında bulunan müştekinin cep telefonundan bu sanık ile yapılan cep telefonu görüşmeleri sanık ..."in mahkûmiyetine gerekçe gösterilmiştir. Sanık ..."ın beraat etmesine göre, sanık ... ile otel odasında bulunan telefon ile görüşme yapılmış olması sanığın aleyhine delil olarak kullanılamaz. Zira, sanık cep telefonunu olaydan sonra eve geri geldiğinde yerde bulduğunu ve müştekiye iade etmek üzere yine yerde odada bulduğu bir mermi ile birlikte aldığını tüm aşamalarda savunmuş ve bu savunmanın aksine delil bulunamamıştır. Eğer sanık, savunmalarında samimi olmasa kaldığı otel odasında bulunan telefonu başkalarının koyduğunu veya en azından haberdar olmadığını savunması gerekirdi. Nitekim, müşteki ... da sanığın suça katılmadığı ve şikâyetinden vazgeçtiği yönünde 15.12.2010 tarihinde Mahkemeye dilekçe sunmuştur. Bu sebeplerle, atılı suçu işleyen ve eve girerek müştekinin cep telefonunu alan meçhul şahısların sanığın olaydan sonra elde edilen bizzat kullandığı Nokia 1101 model, 358..... Imei numaralı cep telefonunun HTS kayıtları getirtilerek araştırma yapılması, hatta beraat etmiş olmasına rağmen sanık ... ile olaydan önce görüşmesinin bulunup bulunmadığının, olay saatinden önce kendi kullandığı cep telefonundan görüştüğü erkek şahısların araştırmasının yapılarak var ise gerektiğinde müştekiye fotoğraf veya yüze karşı teşhisinin yaptırılmasından ve yine müştekiden alındığı kabul edilen saatten sonra müşteki adına kayıtlı 0532 .... numaralı, 070.... numaralı Turkcell hattı takılı telefonun suç ve elde edilme saatinden sonra yaptığı görüşmeler belirlenerek var ise erkek şahısların müştekiye teşhis işlemi için gösterilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 16.04.2019 tarih ve 662-2458 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İnceleme dışı sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ve inceleme dışı sanık ... hakkında nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/415 esas sayılı dosyası ile birlikte yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı nitelikli yağma suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    "Bahar" takma ismini kullanan sanık ...’in, Ceza Genel Kurulu’nun 2019/415 esas sayılı dosyasının sanığı "..." takma ismini kullanan ..., hakkında beraat kararı verilen inceleme dışı sanık ... ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir erkek şahısla birlikte yaptıkları ortak plan ve iş bölümü gereği mağdurun telefonunu arayarak “Bana gelmiyor musun?” dediği, mağdurun kendisini tanımadığını, yanlış numarayı aradığını söylemesi üzerine ertesi gün tekrar telefon açan sanığın bu kez de "Sesiniz güzel ve genç geliyor. Sizinle tanışmak istiyorum." dediği, mağdurun telefonu kapatmasının ardından "Sesiniz güzel ve genç geliyor, tanışalım." şeklinde kısa mesaj gönderdiği, sanığın ilerleyen günlerde defalarca arayıp ısrar etmesine dayanamayan mağdurun görüşme teklifini kabul ettiği, sanığın pazar günü Şanlıurfa"ya gelmesini istediği mağdurun o tarihte müsait olmaması nedeniyle görüşmeye gitmediği ancak 29.11.2010 tarihinde başka bir iş için Şanlıurfa"ya gidip sanığı telefonla aradığı, tarafların Abide Park isimli alışveriş merkezinde buluşmaya karar verdikleri, sanığın yanında "..." takma isimli inceleme dışı sanık ...’nın da geldiği, birlikte Diyarbakır yolunda bulunan bir restorana gittikleri, yemekten sonra ...’nın hep beraber evine gitmeyi teklif ettiği, eve geldikten bir süre sonra da önceden yaptıkları plan gereği ...’nın sanıkla mağduru yalnız bırakma bahanesiyle evden ayrıldığı, sevişmek üzere sanıkla mağdurun soyundukları esnada içeri giren inceleme dışı sanık ... ve kimliği tespit edilmeyen başka bir erkek şahsın mağduru dövmeye başladıkları, "Bu kız ..."ın nişanlısı, senin ne işin var burada, senin fotoğrafını çektik." dedikleri, ...’ın mağdur adına kayıtlı içinde 0 53. 4.. 6. 8. numaralı SIM kart bulunan cep telefonunu ve nüfus cüzdanını zorla aldığı, şahısların“Bizimle geleceksin.” diyerek silah gösterdikleri mağduru evden çıkararak kendi aracının arka koltuğuna oturttukları, bu sırada sanığın evde kaldığı, beraat eden inceleme dışı sanık ... ile hakkında daimi arama kararı verilen erkek şahsın mağduru Diyarbakır yoluna doğru götürdükleri araç içerisinde "Seni öldürebilirdik ama seninle anlaşacağız” diyerek silah zoruyla 200.000 TL para istedikleri, mağdurun "200.000 TL param yok, öldürecekseniz, öldürün" demesi üzerine şahısların "Seni aşiret büyüklerinin yanına götüreceğiz onlar gerekeni yapar." şeklinde sözler sarf ederek Şanlıurfa istikametine doğru döndükleri, ışıklı kavşaktaki polis aracını gören mağdurun araçtan atlayarak görevlilerin yanına gittiği, mağdurun aracının bir sokak arasında Şanmar Market yakınlarında terk edilmiş vaziyette bulunduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı,
    29.11.2010 tarihli adli muyane raporundan; mağdur ..."ın frontal bölgede 4x3 cm; sağ omzunda 2x2 cm ebadında sıyrık bulunduğu, yaralanmasının hayati tehlikeye sebep olmadığı ve basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu,
    30.11.2010 tarihli Cumhuriyet savcısı görüşme tutanağından; olayın meydana geldiği evde oturan Mustafa Tumbul isimli şahıstan sanık ..."in fotoğrafı temin edilip mağdura teşhis amaçlı gösterildiğinde fotoğraftaki şahsın isminin Bahar olduğunu söylediği, bunun üzerine yapılan araştırmada sanığın kimliği tespit edilip otel kayıtlarına bakıldığında Manici Otel"de kaldığının belirlendiği, söz konusu otele gidildiğinde sanığın yanındaki Fatih Okay isimli şahısla birlikte yakalandığı ve Cumhuriyet savcısının talimatı ile her ikisinin de gözaltına alındıkları,
    Yakalama ve Gözaltı Formundan; sanık ..."in 30.11.2010 tarihinde saat 21.00 sıralarında yakalandığı,
    30.11.2010 tarihli kolluk tutanağından; sanığın yapılan üst aramasında bir adet MKE yapımı 9 mm çapında fişek elde edildiği,
    30.11.2010 tarihinde saat 20.10’da ve 01.12.2010 tarihinde saat 16.15"te alınan adli muayene raporlarından; sanık ..."in vücudunda herhangi bir darp ve cebir izinin bulunmadığı,
    01.12.2010 tarihli kolluk tutanağından; saat 00.22 ila 00.50 arasında sanık ... ile görüşen müdafisinin bu görüşmeden hemen sonra sanık ..."in yaşanan olay sırasında darbedildiğini, bu olay neticesinde oluşan yara izlerini doktora söylememesi nedeniyle doktor raporlarında vücudunda darp ve cebir izinin bulunmadığının bildirildiğini ifade edip ek rapor alınmasını talep etmesi üzerine tekrar devlet hastanesine gidildiği,
    01.12.2010 tarihinde saat 03.00"te alınan adli muayene raporundan ise; şikâyetlerinin bir önceki gün de olduğunu söyleyen sanığın sağ diz üstünde hiperemi sıyrık, başın sol dış yanında 0,8 cm çapında ödem bulunduğu, yaralanmasının hayati tehlikeye sebep olmadığı ve basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu,
    Dosya içerisindeki araç ruhsat suretinden; suçta kullanılan aracın Ahmet Şaşmaz adına kayıtlı, 02 HL 358 plaka sayılı, 2011 model, mor renkli Fiat Fiorino marka araç olduğu,
    29.11.2010 tarihli olay yeri inceleme raporundan; Ahmet Şaşmaz isimli şahıs adına tescilli olup mağdur ... tarafından kullanılan aracın Furkan Tekstil Taç Bayii önünde terk edilmiş vaziyette bulunduğu, sol arka sürgülü kapısının tamamen, sol ön kapı camının ise yarıya kadar açık olduğu ve kontak anahtarının üzerinde durduğu, araç içerisinden bir adet pet şişe, bir adet alışveriş fişi ele geçirildiği, aracın direksiyon simidi ve vites topuzundan vücut izlerinin alındığı,
    Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şubesi"nin 30.11.2010 tarihli raporundan; mağdurun kaçırıldığı araçta ele geçirilen bir adet pet şişe ile bir adet alışveriş fişi üzerinde yapılan incelemede herhangi bir vücut izine rastlanmadığı,
    Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şubesi"nin 01.12.2010 tarihli ekspertiz raporundan; mağdurun kullandığı aracın sağ ön kapı iç yüzündeki parmak izinin mağdura, sol ön kapı dış yüzeyindeki parmak izlerinin sanık ..."e, sol ön kapı cam altı iç yüzey ve cam direğindeki, bagaj kapağındaki, sağ arka kapı cam iç yüzeyindeki, ön cam sol kısımdaki parmak ve avuç izlerinin ekspere verilen eşya kısmında adı geçen şahısların dışında yabancı birine ait parmak izleri olduğu, araçta ele geçirilen pet şişe üzerinde mağdurun parmak izleri bulunurken alışveriş fişindeki izin yabancı birine ait parmak izi olduğu,
    07.12.2010 tarihli ekspertiz raporundan ise; yabancı parmak izleri ile inceleme dışı sanık ..."ın mukayeseye elverişli parmak izleri arasında herhangi bir uyuşmanın bulunmadığı,
    29.11.2010 tarihli ev arama ve fotoğraflı teşhis tutanaklarından; olayın meydana geldiği evin adresinin Karşıyaka Mahallesi, Ülgen Sitesi, E Blok, Kat:1, No: 3 olduğu, mahalle muhtarı ile ikamete gidildiğinde evin dışında bulunan ve isminin Mustafa Tumbul olduğunu söyleyen bir şahsın söz konusu evde kendisinin kaldığını, ancak evin anahtarının yanında olmadığını söylemesi üzerine çilingir yardımıyla kapının açıldığı, evde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, Mustafa Tumbul isimli şahsa nerede oturduğunun sorulduğu, arama yapılacak evde oturduğunu beyan etmesi üzerine kendisine durumun anlatıldığı, Mustafa Tumbul"un üzerinde bulunup sanık ..."e ait olduğunu söylediği fotoğrafı rızası ile kolluk görevlilerine verdiği, söz konusu fotoğraf mağdura gösterildiğinde kendisini inceleme yapılan adrese getiren ve isimini Bahar olarak söyleyen kişinin kesinlikle fotoğraftaki şahıs olduğunu beyan ettiği,
    30.11.2010 tarihli araştırma-yakalama tutanağından; haber merkezince 29.11.2010 tarihinde saat 18.45 sıralarında mağdur ..."ın iki şahıs tarafından silah zoruyla kaçırılıp eşyalarının yağmaladığının bildirilmesi üzerine konuyla ilgili araştırma başlatıldığı, olay yerinin tespitinden sonra ev araması yapıldığı, ikamet sahibi Mustafa Tumbul"un, eşi ..."nın arkadaşı Elif isimli şahsın evdeki fotoğrafını kolluk görevlilerine verdiği,
    01.12.2010 tarihli arama tutanağından; Cumhuriyet savcısının yazılı izni doğrultusunda sanık ..."in konakladığı Manici Otel"in 113 nolu odasında sanığın ve müdafisinin huzurunda yapılan aramada sanığın siyah renkli el çantasının içerisinde iki adet Nokia marka cep telefonu ele geçirildiği, mağdurun yağmalanan cep telefonunun da aynı marka olması nedeniyle her iki telefonun muhafaza altına alındığı,
    01.12.2010 tarihli teşhis tutanağından; sanık ..."in kaldığı otel odasında bulunan bir adet 353647/01/385845/2 Imei numaralı içerisinde 0701200397920 nolu Turkcell hat takılı bulunan Nokia-1112 marka cep telefonu gösterilen mağdurun söz konusu telefonun kendisine ait olup yağmalandığını beyan ettiği,
    01.12.2010 tarihli teşhis tutanağından; sanık ... ile Ceza Genel Kurulunun 2019/415 esas sayılı dosyasının sanığı ... benzer şahıslar arasına konularak yapılan teşhis işleminde mağdurun, birinci sıradaki ismini görevlilerden ... olarak öğrendiği şahsı kesin olarak teşhis ettiğini, ..."in kendisini Bahar olarak tanıtan kişi olduğunu ve söz konusu eve gelen erkek şahıslarla irtibatının bulunduğunu, kendisini eve götürüp tezgâh kuranın bu şahıs olduğunu, üçüncü sırada bulunan ve ismini görevlilerden ... olarak öğrendiği şahsın kendisini ... olarak tanıtan şahsa çok benzediğini, ancak olay günü gelen bayanın saçlarının sarı olduğunu, saç uzunluğu, fiziği ve yüzünün ... isimli şahsa çok benzediğini, şikâyetçi olduğunu beyan ettiği,
    01.12.2010 tarihli teşhis tutanağından; sanık ... ile birlikte yakalanan ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen Fatih Okay"ın iki kişi ile birlikte mağdura gösterildiği, mağdurun gösterilen şahısların hiçbirini tanımadığını beyan ettiği,
    06.12.2010 tarihli kolluk tutanağından; mağdurun cep telefonu ve nüfus cüzdanını yağmalayan kişilerin tespiti için yapılan çalışmalar neticesinde inceleme dışı sanık ... ile hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığını karar verilen Abdullah Okay"ın eyleme katılmış olabileceklerinin değerlendirildiği, her iki şahsa ait fotoğrafların gösterildiği mağdurun ..."ı teşhis ettiği ancak Abdullah Okay"ı tanımadığını beyan ettiği,
    Sanığın savunmasında geçen Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 720-446 sayılı kararı UYAP ortamında temin edilip incelendiğinde; katılanın ..., sanıklarının Ayhan Canbeyli ve Ramazan Gündüzalp, suç tarihinin 21.09.2010 olduğu, sanıklar hakkında silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanık Ayhan hakkında cinsel taciz ve sair tehdit suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanık Ramazan hakkında ise kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... Kollukta; 49 yaşında olduğunu, Adıyaman ilinde esnaflık yaptığını, olay tarihinden 4-5 gün önce numarasını hatırlayamadığı bir bayanın kendisini arayarak "Gelmiyor musun?" dediğini, hattaki şahsa yanlış numarayı aradığını söyleyerek telefonu kapattığını, ertesi gün aynı bayanın kendisini tekrar arayarak "Sesiniz güzel ve genç geliyor. Sizinle tanışmak istiyorum." dediğini, konuşmak istemediği için telefonu kapattığını, aynı şahsın bu kez de "Sesiniz güzel ve genç geliyor, tanışalım." şeklinde kısa mesaj gönderdiğini, mesaja cevap vermeyince söz konusu bayanın tekrar aradığını bunun üzerine kendisi ile görüşmeyi kabul ettiğini, şahsın isminin Bahar olduğunu ve Şanlıurfa"da yaşadığını söyleyip pazar günü oraya gelmesini istediğini ancak o gün Şanlıurfa"ya gitmeyip 29.11.2010 tarihinde bir iş için dayısı Ahmet Şaşmaz"dan aracını ödünç alarak saat 16.00 sıralarında gittiğini, Bahar isimli bayanla buluşmak istediğini, telefonda görüşüp Abide Park isimli alışveriş merkezinin önünde buluştuklarını, şahsın 1,60 m boyunda 40-45 kg ağırlığında, esmer, siyah saçlı, zayıf yapılı, yanında getirdiği ... isimli bayanın ise 25-28 yaşlarında, 1,60 m boyunda 50-55 kg ağırlığında sarışın, uzun saçlı ve zayıf yapılı olduğunu, hep beraber Narlıdere isimli lokantaya gittiklerini, yemekten sonra Karaköprü"deki evine gitmeyi öneren ..."ın kapıyı anahtar ile açtığını, kimsenin bulunmadığı evin içinin karanlık olduğunu, ..."ın kendisini sanık ... ile baş başa bırakıp yanlarından ayrıldığını, saati tam olarak hatırlayamadığını, ancak ışıkların kapalı olduğunu, sanık ... ile elbiselerinin üst kısımlarını çıkardıklarını, sevişmeye başlayacakken kapının ve ışıkların açıldığını, içeriye iki erkek şahsın girdiğini, birinin 28-30 yaşlarında 1,65-1,70 m boylarında, 65 kg ağırlığında, zayıf yapılı, kısa siyah saçlı, esmer, kirli sakallı, boynunda poşu sarılı olduğunu, kıyafetlerini hatırlayamadığı bu şahsın kendisine siyah renkli bir silah doğrulttuğunu, diğerinin ise 35 yaşlarında, 1,65 m boyunda, 75 kg ağırlığında, etine dolgun, kumral tenli, siyah saçlı, sakalsız, bıyıksız olduğunu, bu şahsın sarı-kahverengi bir ceket giydiğini, her iki şahsın birlikte kendisini tekmeyle ve yumrukla vurmak suretiyle dövdüklerini, bu sırada Bahar isimli bayanın kıyafetlerini alıp dışarı çıktığını, bu şahısların Bahar"a vurmadıklarını, kendisine "Bu kız ..."ın nişanlısı, senin ne işin var burada? Senin fotoğrafını çektik." dediklerini, belinde takılı bulunan ikinci el Nokia marka faturasız cep telefonuyla içerisindeki SIM kartını, gömlek cebindeki nüfus cüzdanını alıp kendi aracına bindirdiklerini, arabayı 35 yaşlarındaki şahsın kullandığını, diğer şahsın ise arka koltukta yanında oturduğunu, araç içerisinde de aynı şahsın kendisine silah doğrultmaya devam ettiğini, söz konusu şahısların "Seni öldürebilirdik ama seninle anlaşacağız" dediklerini, boş bir araziye gittiklerini, her iki şahsın birlikte kendisinden 200.000 TL istediklerini, "200.000 liram yok, öldürecekseniz öldürün" şeklinde cevap vermesine rağmen ısrar ettiklerini, ardından "Seni aşiret büyüklerimize götüreceğiz, onlar gerekeni yapar." dediklerini, Diyarbakır istikametinden Şanlıurfa istikametine doğru gelirken polis aracını gördüğünü, kapıyı açıp araçtan atladığını, olanları polis memurlarına anlattığını,
    Mağdur ..."ın Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 15.12.2010 havale tarihli dilekçede; kaçırılması ve alıkonulması olayındaki kişilerin sanık ..."e sert davranıp onu da darbettiklerini, sanık ... ile ..."nın bu olayla ilgilerinin olmadığını belirterek şikâyetinden vazgeçtiğini bildirdiği,
    Mağdur ..."ın Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 29.12.2010 havale tarihli ikinci dilekçede; eve gelen şahısların kendisini götürdükleri sırada suça konu cep telefonunu evde bıraktığını,
    11.03.2013 tarihinde istinabe olunan Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde; tam olarak hatırlayamadığı bir tarihte telefonla arayan bir bayanın kendisiyle tanışmak istediğini, birkaç gün ısrarla arayarak ziyaretine gitmesini teklif ettiğini, bir gün iş için Şanlıurfa"ya gidince sanığı aradığını, alışveriş merkezinde sanık ve arkadaşı ... ile buluştuklarını, bu şahısların kendisini götürdükleri evde otururken birden içeriye üç erkek şahsın girdiğini, kendisine birkaç defa tokat attıklarını, ancak ne dediklerini hatırlayamadığını, içlerinden birinin elinde tabanca olduğunu, cep telefonunu ve nüfus cüzdanını aldıklarını, her iki erkek şahsın kendisini evden çıkartarak bir arabaya bindirdiklerini, seyir hâlindeyken 200.000 TL istediklerini, bu parayı vermezse kendisini öldüreceklerini söylediklerini, parasının olmadığını söyleyince senet imzalattırmak istediklerini, bu sırada yolda polis aracı görüp hareket hâlindeki araçtan atladığını, cep telefonu ile nüfus cüzdanının Şanlıurfa"daki Mahkemede kendisine iade edildiğini, şikâyetçi olmadığını,
    02.12.2013 tarihinde istinabe olunan Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde; kendisine gösterilen inceleme dışı sanık ..."a ait fotoğrafa bakıp olayı gerçekleştiren şahıslardan birinin fotoğraftaki şahsa benzediğini, ancak aradan geçen uzun zaman nedeniyle şahsı tam olarak hatırlayamadığını,
    20.01.2014 tarihinde istinabe olunan Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde; ..."a ait fotoğraflardan suç tarihinde eve gelen şahıslardan biri olabileceğini ancak tam olarak teşhis edemediğini,
    Sanık ..."in yanında yakalanıp hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen Fatih Oktay Kollukta; mağduru tanımadığını, sanık ..."i üç yıldır tanıdığını, ne iş yaptığını bilmediğini, zaman zaman görüştüklerini, sanığın başka bir isim kullanıp kullanmadığını bilmediğini, 29.11.2010 tarihinde yani olay günü saat 11.00 sıralarında Haşimiye Camisi civarında karşılaştıklarını, ayaküstü sohbet edip ayrıldıklarını, bir gün sonra saat 11.00 sıralarında sanık ..."in telefon açarak kendisini Manici Otel"e çağırdığını, saat 12.00 sıralarında ismi geçen otele gittiğini, yarım saat sonra sanıkla birlikte otelden ayrıldıklarını, Balıklı Göl"de otururken otel parasının olmadığını, sevgilisiyle kavga ettiklerini söyleyen sanığa, üzerinde para olmadığı için istediği parayı veremediğini, saat 15.00 sıralarında ayrıldıklarını, yakalandıkları gün de sanık ..."e para vermek için saat 17.00 sıralarında Manici Otel"e geldiğini, lobide otururken resepsiyona otel ücreti olan 200 TL"yi ödediğini, bu esnada polislerin gelip kendilerini karakola götürdüklerini, Bahar, ..., ... ve Mustafa Tumbul isimli şahısları tanımadığını,
    Tanık Mustafa Tumbul bilgi sahibi sıfatıyla Kollukta; dört aydır inceleme dışı sanık ... ile birlikte olayın geçtiği evde birlikte yaşadıklarını, dört gündür de eve gitmeyip ailesinin yanında kaldığını, 28.11.2010 tarihinde apartman yöneticisinin kendisini arayarak evine gelmesini istediğini, 29.11.2010 tarihinde saat 23.45 sıralarında evine gittiğinde ..."nın evde olmadığını gördüğünü, kapının kilidinin değiştirilmesi nedeniyle de içeriye giremediğini, geri döneceği esnada polis memurlarının geldiğini, çilingir yardımıyla eve girebildiklerini, durumu öğrenince sanık ..."in fotoğrafını görevlilere verdiğini,
    İnceleme dışı sanık ... Kollukta; mağduru, sanık ..."i, ..."yı ve tanık Mustafa Tumbul"u tanımadığını, hiçbirisiyle daha önce görüşmediğini, olayın geçtiği eve hiç gitmediğini, kullandığının dışında herhangi bir telefon hattının bulunmadığını, olay günü Yakubiye"nin yukarı kısmındaki bağ evinde soy ismini bilmediği ancak Kazancı Pazarı"nda çay ocağı işleten Rıza isimli arkadaşı ile birlikte olduğunu,
    Savcılıkta; mağdurun teşhisini kabul etmediğini, kendisi ile yüzleşmek istediğini söylemesi üzerine inceleme dışı sanığın cep telefonu polis memurlarından alınıp rehberi kontrol edildiğinde olayın diğer şüphelilerinin numaralarının sorgulandığı ancak söz konusu numaraların telefonunda kayıtlı olmadıklarının tespit edildiği,
    Mahkemede; olay tarihinden sonra mağdurun cep telefonuna takılarak kullanıldığı tespit edilen 054. 4.. 3. 7. nolu telefon hattını kendisinin çıkarttığını, ancak hiç kullanmadığını, bu hattı arkadaşı Abdullah Okay"ın kullandığını, zaten Abdullah Okay"ın da mahkemede söz konusu hattı kendisinin kullandığını kabul ettiğini, Abdullah Okay"ın vefat ettiğini, hattın hâlen bu şahsın ailesinde bulunduğunu, teşhisi kabul etmediğini,
    Kollukta susma hakkını kullanan Ceza Genel Kurulunun 2019/415 Esas sayılı dosyasının sanığı ... aşamalarda; olay günü sanık ..."in aradığını, "Abide Park"ın önünde buluşalım." dediğini, sanık ..."in internetten tanıştığı şahıs ile buluştuğunu, mağdurun aracına binip lokantaya gittiklerini, yemekten sonra mağdurun nerede görüşeceklerini sorduğu Elif"in, dışarıda görüşmelerinin uygun olmayacağından kendisinin evinde görüşüp görüşemeyeceklerini sorduğunu, "Olur." diye cevap verdiğini, eve beraber gittiklerini, işi olduğu için onları yalnız bırakıp yanlarından ayrılarak çarşıya gittiğini, İstanbul"da oturan kız kardeşi ile MSN"den görüştüklerini, Abide Park"a gittiğinde Elif"in telefonla kendisini aradığını, Karaköprü"de parkta görüşüp evin anahtarını kendisinden aldığını, Elif"in sekerek yürüdüğünü, ancak kendisine bir şey anlatmadığını, sanık ve mağdurun evindeyken gelen şahısların kim olduğunu bilmediğini, daha önce sanık ...’in bir olaya şahit olduğunu ve tehdit edildiğini, gelen şahısların evini nasıl bulduklarını bilmediğini, üzerine atılı suçu kabul etmediğini, kimseye karşı yağma eylemi gerçekleştirmediğini, bu işe yardımcı olmadığını, suç işleme niyeti olsa gelen şahıslara evini göstermesinin mantıksız olduğunu, mağdura ismini ... olarak söylemediğini, tanık Mustafa Tumbul ile gayriresmî olarak evli olduğunu,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... müdafisi huzurunda Kollukta; yakalandıktan sonra adli muayene raporu alınırken korktuğu için doktora dizindeki sıyrık ve başındaki ağrıdan bahsetmediğini, gözaltındayken herhangi bir kötü muamele görmediğini, bir ay önce internet ortamında tanışıp telefonla görüşmeye başladıkları mağdura, isminin Bahar olduğunu söylediğini, mağdurun da kendisini Tarık ismi ile tanıttığını, mağdurun Şanlıurfa"ya gelip kendisini araması üzerine yolda karşılaştığı arkadaşı ..."yı da yanına aldığını, buluştuktan sonra birbirlerine gerçek isimlerini söylediklerini, yemekten sonra evine gitmeyi ..."nın önerdiğini, bu teklifi kabul ettiklerini, adrese geldiklerinde ..."nın komşularının kendilerini kalabalık görmemeleri için önden eve gidip kapıyı açtığını, ardından mağdurla beraber söz konusu eve girdiklerini, ..."nın bir işinin olduğunu söyleyerek yanlarından ayrıldığını, bir saat sonra kapının çalındığını, kapıyı açmaya gittiğinde üstünün çıplak olduğunu, daha önce kendisi ile birlikte olmak isteyen isimlerini ve kim olduklarını bilmediği iki şahsın içeriye girip kendisini darbettiklerini, şahısların 30 yaşlarında, birinin zayıf, diğerinin ise iri yapılı, uzun boylu ve kıvırcık saçlı olduğunu, zayıf yapılı şahsın elinde silah bulunduğunu, şahısların sırtına silahla vurduklarını, daha sonra "Kim bu adam? Bunun altına mı yatıyorsun?" dediklerini, "O benim arkadaşım, sevgilim." şeklinde cevap verdiğini, bu kez mağdurun yanına gidip "Bu kız senin neyin olur?" diyerek mağduru darbetmeye başladıklarını, bu esnada evden kaçıp dışarıda bir yere saklandığını, şahısların mağduru dışarı çıkarıp araca bindirdiklerini gördüğünü, onlar ayrılınca eve tekrar gittiğini, mağdura ait cep telefonunu gördüğünü, eşyalarıyla birlikte telefonu alıp Manici Otel"e giderek 113 nolu odaya yerleştiğini, ertesi gün aradığı tanık Fatih Okay"ın otel ücretini ödediğini, mağdurun iş yerini ankesörlü telefonla arayıp nerede olduğunu sorduğunu, telefondaki şahsın "Müfettişler geldi, Mustafa yok." dediğini, bu şahsa Şanlıurfa"dan aradığını söylediğini ancak ismini vermediğini, olaydan sonra mağdur veya ... ile görüşmediğini, ..."nın birlikte yaşadığı Mustafa Tumbul isimli şahsı tanımadığını, soru üzerine; çantasında ele geçirilen bir adet dolu mermiyi olaydan sonra evin içerisinde bulduğunu, otel odasında bulunan Nokia marka cep telefonlarından mavi renkli olanla içerisindeki SIM kartın mağdura ait olduğunu, eve gelen şahısları tanımadığını, kim olduklarını bilmediğini ancak bu şahısların daha önceden kendisini rahatsız ettiklerini,
    Tutuklamaya sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde farklı olarak; mağdurun yanında üstünü çıkartmadığını, sadece deri ceketini çıkarttığını, kapıyı açınca içeri giren iki şahıstan birinin omzuna silahla vurduğunu, zayıf olan şahsın kendisine tekme attığını, iri yapılı olanın silahı mağdur ..."nın kafasına dayadığını, o arada evden kaçıp bir ağacın arkasına saklandığını, elbiseleri ve çantası yanında olmadığı için onların dışarı çıkmalarını beklediğini, inceleme dışı sanık ... tedirgin olur diye olayı kendisine anlatmadığını, daha önce kuaförde yaşadığı olay nedeniyle korkup polisi aramadığını, Manici Otele gittiğini, gelip kendilerini darbeden ve mağduru kaçıran şahısları tanımadığını, bu şahısların daha önceden de kendisini takip ettiklerini, belki yine takip edip izini bulmuş olabileceklerini, mağdurun kapının açılıp içeri girildiği yönündeki beyanıyla sanığın kapıyı ben açtım şeklindeki beyanı çeliştiğinden sanıktan sorulduğunda; kapının açılmadığını, anahtarın kendisinde olduğunu, çalınması üzerine kapıyı açtığını, soruşturma aşamasındaki savunmasıyla görülen çelişki nedeniyle sorulduğunda; ifadesinin tutanağa eksik ya da yanlış geçmiş olabileceğini, ... ile olaydan sonra görüştüğünü söylediğini,
    Mahkemede farklı olarak; yanlış numara çevirmesi nedeniyle mağdurla ilk görüşmesinin gerçekleştiğini, daha sonra telefonla konuşup sanal alemde irtibat kurduklarını,
    Savunmuştur.
    Yağma suçu TCK"nın 148. maddesinde;
    "1-Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    2- Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi hâlinde de aynı ceza verilir.
    3-Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
    Aynı Kanun"un suç tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 149. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun nitelikli hâlleri;
    "a) Silâhla,
    b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,
    c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    d) Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde,
    e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
    f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
    g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
    h) Gece vaktinde,
    İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." biçiminde sayılmıştır.
    Aynı maddenin ikinci fıkrasında da yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.
    Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK"nın 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
    Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
    Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
    Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir.
    Suç tarihi itibarıyla 149. maddede yağma suçunun nitelikli hâlleri arasında; silahla, birden birden fazla kişi tarafından birlikte, gece vakti işlenmesi sayılmış olup 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 64. maddesi ile yağma suçunun konut ve iş yerlerinin eklentilerinde işlenmesi hâli de diğer bir nitelikli hâl olarak Kanun maddesine eklenmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Olay tarihinde 20 yaşında olan sanık ...’in, Adıyaman’da esnaflık yapan 49 yaşındaki mağduru telefonla arayarak isminin Bahar olduğunu söyleyip “Gelmiyor musun?” diye sorduğu, mağdurun sanığa kendisini tanımadığını söylemesine rağmen, ertesi gün mağduru tekrar arayan sanığın, bu kez de “Sesiniz güzel ve genç geliyor. Sizinle tanışmak istiyorum." dediği, mağdurun telefonu kapatması üzerine "Sesiniz güzel ve genç geliyor. Tanışalım." şeklinde kısa mesaj attığı, sanığın olumlu cevap alamamasına rağmen ısrarla aramaya devam ederek mağduru görüşmeye ikna ettiği, sanığın istediği tarihte yanına gidemeyen mağdurun 29.11.2010 tarihinde başka bir iş için gittiği Şanlıurfa’da sanığı aradığı, Abide Park isimli alışveriş merkezinin önünde sanıkla buluştukları, sanığın yanında getirdiği inceleme dışı sanık ...’nın kendisini ... olarak tanıttığı, hep beraber Diyarbakır yolunda bir restorana gittikleri, yemekten sonra ...’nın kendisine ait eve gitmeyi teklif ettiği, üçünün birlikte gittikleri evin kapısını ...’nın açtığı, bir süre sonra sanıkla mağduru yalnız bırakmak üzere yanlarından ayrıldığı, ışıkları kapalı olan evde sevişmek üzere sanıkla mağdurun giyisilerini çıkarmaya başladıkları sırada kapının açıldığı, içeriye giren iki erkek şahsın mağdura silah doğrultup tekmeyle ve yumrukla vurmaya başladıkları, sanık ...’in ... isimli şahsın nişanlısı olduğunu söyleyip mağdurun cep telefonuyla nüfus cüzdanını aldıkları, bu esnada sanığın dışarı çıktığı, her iki şahsın mağduru olay yerine geldiği araca bindirerek Diyarbakır yoluna doğru kaçırdıkları, bu esnada silah doğrultmaya devam ettikleri mağdura "Seni öldürebilirdik ama seninle anlaşacağız" dedikleri, boş bir araziye gittiklerinde 200.000 TL istedikleri mağdurun "200.000 liram yok, öldürecekseniz öldürün." şeklinde cevap vermesi üzerine aracı tekrar Şanlıurfa istikametine doğru sürüp “Seni aşiret büyüklerimize götüreceğiz, onlar gerekeni yapar.” diyerek korkuttukları, ışıklı kavşakta polis aracını gören mağdurun kaçırıldığı araçtan atlayarak kurtulduğu iddia edilen olayda; sanığın savunmasında olay gecesi eve gelen iki erkek şahsın mağdurla birlikte kendisini de darbettiklerine yönelik istikrar gösteren savunması, olayın akabinde 01.12.2010 tarihinde alınan ve bu savunmayı destekleyen adli muayene raporuna göre sanık ..."in de basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif şekilde yaralandığının anlaşılması, mağdurun ilk ifadesiyle teşhis sırasındaki beyanlarında sanığı suçlayarak kendisine tuzak kurduğunu, bahsi geçen şahısların sanık ..."e dokunmadıklarını söylemesine rağmen soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 15.12.2010 tarihli dilekçesinde eve gelen şahısların kendisiyle birlikte sanık ..."i de darbettiklerini; 29.12.2010 tarihli dilekçesinde ise söz konusu şahısların kendisini götürdükleri sırada suça konu cep telefonunu evde bıraktığını bildirmesi, sanık ..."in de otel odasında ele geçirilen telefonu mağdurun evden götürülmesinden sonra içeriye girdiğinde görüp ona ulaştırmak için yanına aldığına yönelik savunması gözetildiğinde, öncelikle mağdura ait telefonun baz istasyonu bilgileri ile olay esnasında ve sonrasında cep telefonunun nereden sinyal verdiğine ilişkin kayıtlar getirtilerek incelenip inceleme dışı sanık ..."nın evinden mi yoksa mağdurun ilk ifadesinde bahsettiği kaçırılma olayını doğrular şekilde farklı yerlerde mi sinyal verdiğinin belirlenmesi, yağmalandığı iddia edilen telefonla suç tarihinde ve sonrasında kimlerle, bu arada inceleme dışı sanık ... ile görüşme yapılıp yapılmadığının, ayrıca sanık ..."in suç tarihinden kullandığı cep telefonuna ait iletişimin tespiti kayıtları getirtilerek suç tarihinde önce, suç tarihinde ve sonrasında kimlerle görüştüğü belirlenip tespit edilecek şahıslar dinlenerek sanığın üzerine atılı yağma suçuyla ilgili savunmasının aksini gösterir bağlantılarının bulunup bulunmadığı incelenmeden eksik araştırmayla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının sanık ... yönünden kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin sanığın nitelikli yağma suçuna yönelik mahkûmiyet kararının suçun sübutu bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu üyesi; sanığın üzerine atılı nitelikli yağma suçunun sabit olduğu düşüncesiyle, karşı oy kullanmışlardır.

    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.03.2018 tarihli ve 4098-1980 sayılı onama kararının sanık ..."in nitelikli yağma suçu yönünden KALDIRILMASINA,
    3- Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve 3-178 sayılı kararının sanık ... yönünden nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, suçun sübutu bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Daire onama kararının sanık ... yönünden kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, sanığın nitelikli yağma suçuna ilişkin cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA ve TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhâl salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA,
    5- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 24.12.2019 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 16.01.2020 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi