
Esas No: 2017/204
Karar No: 2020/5
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/204 Esas 2020/5 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 28-72
Nitelikli yağma suçundan sanıklar ... ve ...’nın TCK’nın 149/1-c, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.11.2010 tarihli ve 424-387 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 26.09.2012 tarih ve 14412-15930 sayı ile;
"...1-Yağma suçu açısından, taraflar arasındaki para alışverişi, borç ilişkisine dair husus ile tüm savunma ve iddialar araştırılıp, buna ilişkin bilgi ve belgeler istenip, borç miktarı ile borcun doğum tarihinden itibaren suç tarihine kadar işleyeceği yasal faizi duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanıp, yakınanların adına kayıtlı olup devredilen gayrimenkullerin işlem tarihindeki gerçek değeri, yapılan ödemeler ile anılan borcu karşılayıp karşılamadığı belirlenip,
...Gerektiğinde mevcut kanıtlar çerçevesinde uzman bilirkişi heyeti raporu da alınarak, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyan Yerel Mahkemece 22.10.2013 tarih ve 282-282 sayı ile önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
Bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 04.11.2015 tarih ve 1883-44577 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 29.11.2015 tarih ve 119292 sayı ile,
TCK"nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması yönünden yakın akrabası ve işvereni ile birlikte hareket eden sanıkların da asıl alacaklı ile birlikte değerlendirilmesi ve aynı cezai müeyyideye tabi tutulmasının hakkaniyete daha uygun olacağı düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi ise 29.12.2015 tarih ve 9211-46529 sayı ile;
"1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne,
2-) Dairemizin 04.11.2015 gün, 2015/1883 esas ve 2015/44577 karar sayılı, sanıklar ... ve ... hakkında yağma suçundan verilen Onama ilamının kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Oluş ve dosya kapsamına göre; yakınanlar ..., ... ve ..."nun...Tekstil isimli firmayı işlettikleri ve firmaya ait fabrikanın, hakkında tehdit suçundan kurulan hüküm kesinleşen ... Sağlık tarafından yakınanlara kiraya verildiği, firmanın ticari faaliyeti kapsamında yakınanların paraya ihtiyaç duymaları üzerine ... Sağlık"tan 500.000 TL borç aldıkları, karşılığında, 620.000 TL ödemeyi kararlaştırdıkları, yakınanların ödeme güçlüğü içerisine girmeleri üzerine iddianameye konu ilk eylemde; ... Sağlık"ın yakınanlara borçları karşılığında toplam 500.000 TL tutarında senet imzalattığı, yakınanların işlerinin kötüye gittiğini düşünerek, senetlerin henüz vadesi gelmediği hâlde alacağını tahsil etme yoluna girdiği, bu kapsamda, iddianameye konu ikinci eylemde, 2009 yılının Şubat ayında, yanında yeğeni olan sanık ... olduğu hâlde, yakınanlar ... ve ... ile bir avukatlık bürosunda buluştukları, yakınanların borcun karşılığında iki tane ev vermeyi teklif ettikleri, evlerin değeri konusunda tarafların anlaşamadığı, bunun üzerine sanık ..."in "Dayı bunlar parayı çatır çatır ödeyecekler, ben almasını bilirim, fabrikayı da bir yere taşıyamazsınız, kapısına adam dikerim, delikanlı olan gelip malları alır" şeklinde tehditler savurduğu, iddianameye konu üçüncü eylemde ise 26.03.2009 tarihinde; daha önce bir süre ... Sağlık"ın yanında çalışan sanık ..."nın yine ... Sağlık ile birlikte yakınan ... (Küçükler)"in evine geldikleri, gerekirse evi satmalarını, ne yapıp edip borcu ödemelerini istedikleri, sanık ..."ın yakınanı "Bu işi ben çözerim, akıl hastası olan babama sizi vurdururum, raporu var ceza bile almaz" şeklinde sözler söyleyerek tehdit ettiği olayda; Sağlık ..."ün hukuki bir alacağını tahsil etmek amacıyla yeğeni... ve eski çalışanı ..."ı da yanına alarak yakınanları tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK"nın 150/1. maddesi göndermesiyle 106/2-c maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeksizin, kanıtların takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde yağma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi," şeklindeki gerekçe ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir.
Yerel Mahkeme ise 23.02.2016 tarih ve 28-72 sayı ile;
"...Dosya kapsamına göre her ne kadar alacak borç miktarı tam olarak tespit edilememiş ise de hakkında verilen hüküm kesinleşen ... Sağlık"ın katılanlardan alacağının olduğu, söz konusu alacağını teminat altına alabilmek için bir kısım senet düzenlenmesini istediği, baskı kurarak söz konusu senetlerin düzenlenmesini sağladığı, ayrıca hakkında verilen hüküm kesinleşen ... ve sanık ..."in kendilerinin çevrenin korktuğunu bildikleri ..."nin yeğeni olduğunu söyleyerek senetlerin bedeli karşılığında ..."na ait taşınmazların devrinin sağlanmasını isteyip sonuç elde ettikleri, sanık ..."ın da bu amaçla katılanlara yönelik telefonla baskı kurduğu anlaşılmış, hakkında verilen hüküm kesinleşen ... Sağlık"ın alacağını almak için söz konusu eylemleri gerçekleştirmiş olması karşısında eyleminin zincirleme şekilde birden çok kişiyle tehdit suçunu oluşturduğu, atılı suçtan verilen hükmün onanarak kesinleştiği, sanıklar ... ve ..."nın söz konusu alacakla bir ilgilerinin olmaması nedeni ile katılanlar üzerinde yaratılan korku ve baskı sonucu dairelerin devrini sağlamak şeklindeki eylemlerinin birden çok kişiyle yağma suçunu oluşturduğu, atılı suçtan cezalandırılmaları gerektiği," gerekçesiyle direnerek, sanıkların önceki hükümlerdeki gibi nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetlerine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2016 tarihli ve 188898 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 1409-2098 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 06.03.2017 tarih ve 58-521 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ... hakkında, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlini düzenleyen TCK"nın 150/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olup Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, sanıklardan... Çokkuş’un direnme kararından sonra temyiz aşamasında öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, bu hususun mahallinde araştırılmasının gerekli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan ... ve şikâyetçi...’nın, mülkiyeti inceleme dışı sanık ..."e ait binada...Tekstil isimli iş yerini işlettikleri, işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle ...’den 2008 yılının Ocak ayında faiz karşılığı 500.000 TL borç aldıkları, 2008 yılının Aralık ayında ödemeleri gereken bu borcu ekonomik sıkıntıları nedeniyle ödeyemedikleri, 2009 yılının Şubat ayında ..."ün katılan ... ile şikâyetçi...’yı evine çağırarak "Ben Tokuş Ali"nin yeğeniyim, adamı asarım, keserim, ..."nın kızlarını dağa kaldırırım, biz tekin aile değiliz.” deyip tehdit etmek suretiyle borcun ödenmesini istediği, bu sırada evde bulunan inceleme dışı sanık ..."ın da bağırarak Şükrü ve..."dan parayı ödemelerini istediği, ..."ün önceden hazırladığı toplam 500.000 TL bedelli beş adet senedi cebinden çıkartarak katılan ... ve şikâyetçi..."ya imzalattırdığı, senede katılan ..."in de adını yazıp ona da imzalattırmalarını söylediği, katılan ... ve şikâyetçi...’nın senetleri imzaladıkları, daha sonraki bir zamanda da katılan ...’in tehdit edilmeksizin ikna olmak suretiyle senetleri imzaladığı, Şubat ayı içinde katılan ... ve şikâyetçi..."nın sanık ... ve ... ile tanık Mehmet Arı"nın bürosunda buluşarak ..."e borçlarına karşılık iki daireyi devretmeyi önerdikleri, ancak ..."ün 175.000 TL faiz talebinde bulunduğu, taraflar anlaşamayınca sanık ..."in katılan ... ve şikâyetçi..."yı tehdit ederek paranın ödenmesini istediği, 26 Mart 2009 tarihinde de sanık ..."ın, ... ile birlikte evine gittikleri katılan ..."i "..."e ihtiyaç yok ben adamın ayaklarına sıkarım." şeklinde tehdit edip paranın ödenmesini istediği iddiası ile kamu davası açıldığı,
Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından düzenlenen 24.03.2009 tarihli raporda; sanık ...’da nevrotik adaptasyon bozukluğu olması nedeniyle bir ay hava değişimi verildiğinin yazıldığı,
03.04.2009 tarihli yakalama ve üst arama tutanağında; 03.04.2009 tarihinde 16.40 sıralarında zorla senet imzalatan ve tehdit eden şüpheli şahısların geleceğinin bildirilmesi üzerine olay yerine intikal edildiğinde katılan ...’in, işlerinin iyi gitmediğinden dolayı inceleme dışı sanık ...’den 300.000 TL borç aldıklarını ancak borcu ödeyememeleri nedeniyle ... ve sanık ...’ın kendilerine zorla senet imzalattıklarını, bu senetlerin bedellerini ödemedikleri taktirde kendilerini öldüreceklerini söyleyerek tehdit ettiklerini ve ikametine gelerek tekrar senet imzalatacaklarını anlatması üzerine söz konusu şahısların beklenmeye başlandığını, evin önüne gelenlerden sanık ...’ın yapılan üst aramasında 31.07.2009 ve 31.08.2009 ödeme tarihli 100.000 TL bedelli, alacaklısı ... Sağlık, borçluları DMS Dokuma Tekstil Ltd, ..., ... ve ... olan iki senet çıktığının, bu senetlerin sanık ... tarafından rızaen teslim edildiğinin belirtildiği,
03.04.2009 tarihli muhafaza altına alma tutanağında; 30.06.2009 tarihinden başlayıp 30.06.2010 tarihine kadar olan on üç adet senet ile 30.06.2009 tarihli ve 100.000 TL bedelli senedin şikâyetçi... tarafından kolluk görevlilerine rızaen teslim edildiğinin bildirildiği,
Denizli Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.07.2010 tarihli belgede; sanık ...’nın askere sevk tarihinin 10.12.2008; terhis tarihinin ise 30.03.2010 olduğunun belirtildiği,
12.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda; Gerzele Mahallesi Şahika Evler Sitesinde bulunan dairenin 2009 yılı itibarıyla değerinin 160.000 TL olduğu, Gerzele Mahallesi Yeni Binyıl Sitesinde bulunan dairenin 2009 yılı itibarıyla değerinin 170.000 TL olduğunun tespit edildiği,
15.06.2013 tarihli bilirkişi raporunda; suç tarihi itibarıyla inceleme dışı sanık ...’ün katılanlardan alacaklı olduğu toplam miktar 620.551.08 TL olup, buna karşılık katılanların yaptığı 520.000 TL ödeme çıkarıldıktan sonra ...’ün 100.551,08 TL bakiye alacağı bulunduğu ve 37.050,07 TL işlemiş faiz alacağı ile birlikte toplam 137.601,15 TL alacaklı olduğunun bildirildiği,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus aile kayıt örneğinde, sanık ..."un Yerel Mahkeme direnme kararından sonra 24.03.2016 tarihinde öldüğü bilgisinin yer aldığı,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... Küçükler Kollukta; DMS Dokuma Tekstil isimli iş yerini 25.09.2008 tarihinden beri işlettiğini, şikâyetçi ... ile 04.12.2008 tarihinde boşandıklarını, Güzide Tekstil isimli iş yerinin mülk sahibi olan inceleme dışı sanık ...’ün 2008 yılı ocak ayında eski eşi şikâyetçi... ile kardeşi katılan ...’ye faiz karşılığında 500.000 TL verdiğini, bildiği kadarıyla bu borcun Ocak ayında 620.000 TL olarak geri ödenmesi gerektiğini, ancak peyderpey 90.000 TL ödenebildiğini, geri kalan para için ...’ün katılan ..., şikâyetçi... ve kendisini tehdit etmeye başladığını, eşi ve kardeşinin şubat ayı ortalarında ...’ün kendilerini...Tekstil isimli iş yerinin üstünde bulunan ikametine çağırarak haziran - temmuz - ağustos - eylül ve ekim aylarına ait toplam beş adet 100.000 TL tutarında borçlu kısmında kendi ismi ile iş yeri adresi de yazılı senet imzalattığını söylediklerini, bu duruma itiraz ettiğini, kardeşinin şubat ayı ortalarında arayarak Esma Hatun Cami"nin önüne gelmesini istemesi üzerine saat 16.00 sıralarında gittiğini, burada beş adet senedi herhangi bir zorlama veya tehdit olmadan sırf bu işten sıyrılmak için imzaladığını, ilk senet 30.06.2009 tarihli olduğu için öderiz düşüncesi ile kabul ettiğini, bu olaydan on gün sonra ...’ün iş yerine gelerek “Dairelerinizi bana verin.” demesi üzerine “Borcumuzu karşılayacaksa tamam veririm.” diye kabul ettiğini, ... ve sanık ..."in, dairenin devri için eşini ve kardeşini tehdit ettiklerini, 07.03.2009 tarihinde Servergazi mevkisindeki Yenibinyıl Kooperatifinde bulunan eskiden eşinin üzerine kayıtlı olan ancak boşandıkları için kendi üzerine geçen, henüz devralmadığı kooperatif hissesinin tamamını ...’e devrettiğini, bunun karşılığında ...’ün eylül ve ekim aylarına ait senetleri iade ettiğini, akabinde ...’ün Servergazi bölgesinde bulunan içi bitmemiş, dışı tamamlanmış eski eşinin üzerine kayıtlı olan Dubleks evi de 230.000 TL’ye istediğini, bu evin değerinin 285.000 TL olduğunu, evi satıp parasını kendilerine vereceğini, bunun için biraz beklemeleri gerektiğini söylediğini, ...’ün kabul etmesi üzerine evi satılığa çıkarttığını, bir alıcı bularak 265.000 TL’ye anlaştıklarını, sadece tapudaki imzanın eksik kaldığını, fakat ...’ün evi alacak kişiye ulaşıp “Bu ev benim, bunların bana borcu var, bu para benim, senetlerle parayı bana vereceksin, biz tekin aile değiliz, iki tane bar işletiyoruz, ben Ali Çokkuş’un yeğeniyim.” dediği için alıcının evi almaktan vazgeçtiğini, sanıkların bu konuyu görüşmek için kendisini çağırdıklarını, ancak üç aydır bacaklarındaki rahatsızlıktan dolayı yürüteç yardımı ile zar zor yürüdüğü için gelemeyeceğini bildirdiğini, bunun üzerine "Senin evine biz geleceğiz." diyerek 26.03.2009 tarihinde saat 14.30 sıralarında ... ile yanında çalışan sanık ...’ın ikametine gittiklerini, sanık ...’ın “Evi almak isteyen şahsın yanına gidip ne edip edin bu evi 265.000 TL’ye alsın, yoksa 230.000 TL’lik borcunuza karşılık ben alacağım, on beş gün içinde bu iş bitecek.” dediğini, kendisinin de “Ben ne güzel satmıştım, siz işi bozdunuz, bizi vurduracak mısınız...’in adamlarına?” şeklinde cevap vermesi üzerine sanık ...’ın “Adam vurdurulacak olsa...’e ihtiyaç yok, benim babam şizofren hastası, ona vurdururum, otuz beş gün sonrada karşısına dikerim, hatta bir polisi vurup öldürdü, otuz beş gün sonra çıktı, raporu var.” dediğini, inceleme dışı sanık ...’ün de “Babası bana telefon açıp duruyor, senin bir sıkıntın var, varsa hemen ben halledeyim diyor.” diye bildirdiğini, kendisinin de “Bizi vuracağım tehditleri ile korkutamazsınız, Allah’ın verdiği bir can onu da sen alırsın, tehditlerinden dolayı değil, bu borcu ödemek istediğimiz için biz bunu kabul ettik.” dediğini, ... ve sanık ..."ın “Sizin on beş gün süreniz var.” diyerek evden ayrıldıklarını, bu sırada evde kendisinden başka kimse olmadığını, eski eşi ile sanık ...’ın hemen hemen her gün dubleks evin ipotek sorununu çözmek için uğraştıklarını, bu sorun halledilerek 03.04.2009 tarihinde saat 14.00 sıralarında evin sanık ...’ın eşinin üzerine devredildiğini, bunun akabinde hemen 15.000 TL’lik on üç senedin eski eşi ve kardeşine bir şekilde imzalatıldığını, eski eşinin kendisini arayarak “Bu evin tapusunu imzalayacağım fakat 13 tane 15.000 TL’lik senet var bunu senin de imzalaman gerekiyormuş, yoksa kabul etmiyorlar.” dediğini, kendisinin kesinlikle imzalamayacağını bildirdiğini, evde bulunduğu sırada sanık ...’ın eşinden telefonu alarak “Abla iş buraya kadar geldi, sakın bu işi bozma.” dediğini, kendisinin ise “Parayı alan ben değilim, veren ben değilim, beni bulaştırmayın.” diyerek telefonu kapattığını, saat 15.30-16.00 sıralarında eski eşinin tekrar arayarak “Demet ben seni zor durumda bırakmam, sen bunları imzala” dediğini, “Evdeyim getirin imzalayacağım.” diyerek bu teklifi kabul ettiğini, ancak canının sıkılmasından, huzurlarının kaçmasından ve devamlı tehdit edilmesinden dolayı polisi arayarak iki şahsın kendisine zorla senet imzalatmak istediklerini söyleyip evinin adresini verdiğini, polislerin gelerek sanıkları yakaladığını, sanık ...’ın kendisine söylediği sözler esnasında üzerinde bulunan ceketini düzeltme bahanesi ile belindeki tabancayı gösterdiğini, eski eşi ve kardeşi sanıklardan aşırı derecede korktukları için bu olayların başlarına geldiğini, senetlerin imzalanması aşamasında kendisine karşı fiili bir hareket, silah veya bıçak gösterme olayının yaşanmadığını, ancak sonrasında ve öncesinde tehdit edildiğini, sanıklardan şikâyetçi olduğunu,
Mahkemede; iddianamede belirtilen tarihte inceleme dışı sanık ... ve sanık ..."ın eve gelerek kendisini tehdit edip 200.000 TL’lik senet imzalamasını istediklerini, ancak bunu kabul etmediğini, daha sonra ..."ün telefonla arayarak kızlarına zarar verebileceği imasında bulunup senet imzalamasını tekrar istediğini, sorulması üzerine; toplam 214.000 TL olan senetlerin imzalanmaya getirildiği sırada polise ihbarda bulunduğunu, şikâyetçi... ile boşandıktan sonra aynı evde yaşamadıklarını, DMS Tekstil ve...Tekstil isimli iş yerlerinin aynı kişilere ait olmadığını, DMS tekstilin kendisine; Güzide Tekstil’in ise kardeşi ve eşine ait olduğunu, ...’e ait iş yerinde bulunan...Tekstil’in kirası feshedildikten sonra DMS Tekstil’in buraya yerleştiğini ve üç ay burada faaliyette bulunduğunu, elektrik ve su aboneliğinin ...’ün üzerine kayıtlı olmasına rağmen faturaları kendilerinin ödediklerini, kira bedellerini de peşin olarak verdiklerini,
Katılan ... Kollukta; suç tarihinde...Tekstil isimli iş yerlerinin olduğunu ve burada mobilya imalatı işi yaptıklarını, iş yerinin mülk sahibinin inceleme dışı sanık ... olduğunu, borçları olup ödeme zorluğu çektiklerinden dolayı 2008 yılının Ocak ayında ...’ün 500.000 TL parasının olduğunu, bu parayı kendilerine verebileceğini, fakat 31.12.2008 tarihinde 620.000 TL olarak geri alacağını söyleyerek borç para verme teklifinde bulunduğunu, bu teklifi kabul ettiklerini, aralarında herhangi bir senet düzenlemediklerini, 500.000 TL’nin üç veya dört parça hâlinde 1-1,5 ay içerisinde verildiğini, ...’ün yanında sanık ...’ın da olduğunu, bu parayı borçları ve diğer ihtiyaçları için kullandıklarını, 2008 yılının Nisan veya Mayıs ayında bir müşterilerinden 240.000 TL tutarında çek ve senet alarak ...’e verdiklerini, onun da bu paranın 90.000 TL’sini tahsil edip gerisini kendilerine iade ettiğini, 31.12.2008 tarihine kadar borçlarını ödeyeceklerini söylemelerine rağmen 620.000 TL"nin ancak 90.000 TL"sini ödeyebildiklerini, ...’ün sıkıntıda olduklarını anlayarak zamanında borçlarını ödeyemedikleri için kendisini ve eniştesini sıkıştırmaya başladığını, 2009 yılının Şubat ayının başlarında sağdan soldan ...’ün “Biz tekin aile değiliz, Tokuş Ali’nin yeğeniyim, adamı asarım, keserim. Damarlarımda bu kan aktığı sürece ben bu parayı bunlardan almasını bilirim, kızlarını dağa kaldırırım, yapacağımı bilirim.” şeklinde sözler söylediğini duyduklarını, fabrikada bulundukları bir gün ...’ün kendilerini çağırarak parasını istediğini, durumlarını anlatarak biraz daha zaman tanımasını talep ettiklerini, hatta tapuda bir takım evlerinin olduğunu, bunları satıp parasını ya da satmadan mülkiyetini vermeyi teklif ettiklerini, ancak ...’ün kabul etmeyerek parasını istediğini ve az ileride bekleyen bir şahsı çağırdığını, bu şahsın gelir gelmez “Vereceksiniz.” diye bağırdığını, ...’ün cebinden beş tane senet çıkartarak kendilerine gösterdiğini, bu senetlerin sadece tarih kısımlarını kendi el yazısıyla yazdığını, diğer kısımlarının önceden doldurulmuş olduğunu, 30.06.2009 tarihinden başlamak üzere beş aylık toplam 500.000 TL lik senet imzaladıklarını 30.06.2009 tarihinden başlamak üzere beş aylık toplam 500.000 TL lik senet imzaladıklarını, imzalama aşamasında herhangi bir silah veya buna benzer bir cisim kullanılmadığını, fakat daha öncesindeki tehditlerden korkarak senetleri imzaladıklarını, ...’ün, ablası olan katılan ...’in imzasının eksik olduğunu onun da imzalaması gerektiğini söylediğini, onu karıştırmamasını söylemeleri üzerine de “O benim garantim, o olmadan senetler boşa, öyle olursa ben bildiğim yoldan tahsil ederim sizden, siz bilirsiniz.” diyerek bağırıp tehdit ettiğini, bunun üzerine durumu ablasına anlattığını, ablasının karşı çıkmasına rağmen kendilerinin ısrarı üzerine senetleri imzaladığını, Şubat ayının ortalarında ...’ün kendilerini arayarak senetleri geri vereceğini ancak bunun karşılığında iki daire ve faiz olarak 175.000 TL istediğini, karşı çıkarak fabrikayı başka yere taşımak istediklerini, fakat ...’ün “Bu hesaplar kapanmadan, paralar alınmadan bir yere gidemezsiniz.” diyerek engellediğini, bunun üzerine tanık... Arı’nın yazıhanesinde şikâyetçi... ile birlikte ... ve yanında tanımadıkları bir şahıs ile buluştuklarını, amaçlarının iki daireyi verip kalan 175.000 TL için anlaşma zemini hazırlamak olduğunu, ancak ...’ün para istemeye devam etmesi üzerine anlaşmaya varamadıklarını, bir kaç gün sonra tekrar aynı büroda buluştuklarını, bu sefer ...’ün yeğeni olan sanık ...’in de geldiğini, senetler karşılığında daireleri vermeyi önerdiklerini, kabul edilmeyince aralarında tartışma yaşandığını, sanık ...’in “Dayı ben bu 500.000 TL’yi bunlardan alacağım, on gün içinde senin önüne koyacağım, ben almasını bilirim, çatır çatır verecekler bunlar, kendi yöntemlerimiz ile biz bu işi hallederiz.” diye tehdit ettiğini, Servergazi’de bulunan dubleks eve alıcı bulduklarını ve son aşamaya geldiklerinde inceleme dışı sanık ...’ün alıcı şahsa “Biz tekin aile değiliz, onların bana borcu var, sen parayı ve senedi bana vereceksin.” diyerek emrivaki konuşması üzerine alıcı şahsın caydığını ve evi satamadıklarını, bunun öncesinde mahkeme kararıyla nafaka olarak katılan ...’e verilen Yenibinyıl kooparatif hissesini 200.000 TL karşılığında ...’e verdiklerini, imzaladıkları senetlerden eylül ve ekim ayına ait olanları aldıklarını, bu senetlerin katılan ...’te bulunduğunu, katılan ...’in, mart ayının sonlarında evine gelen ..."ün tehditlerde bulunduğunu, hatta sanık ..."ın “...’e ihtiyaç yok, ben tehdit etmem sıkar geçerim, babam var benim şizofren hastası, bu işi yapar otuz beş gün sonra içeriden çıkar ve karşınıza dikerim, hatta babam bir polis vurmuştur.” şeklinde sözler söylediğini kendilerine bildirdiğini, evlerin tapusu katılan ... ve...’nın üzerine kayıtlı olduğu için resmî muamelelere kendisinin karışmadığını, ancak şikâyetçi... ile sanık ...’ın evlerin tapusu için çalıştıklarını bildiğini, 02.04.2009 tarihinde saat 15.00 sıralarında şikâyetçi...’nın yanına gelerek kendilerinin 230.000 TL’ye işi bitirdiklerini, bunun 60.000 TL’sinin Garanti Bankasına olan borçlarına karşılık ödeneceğini, dairenin 170.000 TL’ye sayılıp geri kalan borç için 16.500 TL bedelli on üç adet senet imzalayacaklarını söylediğini, kabul ederek 30.06.2009 tarihinden başlayan 16.500 TL bedelli on üç adet senedi kendi el yazısı ile doldurup imzalayarak şikâyetçi...’ya verdiğini, senetler için katılan ...’in de imzasının gerektiğini ancak onun kabul etmediğini, şikâyetçi...’nın tapuya giderek dubleks evin tapusunu sanık ...’ın eşine devrettiğini öğrendiğini, sanıklar ... ve... ile ...’ün kendilerini tehdit ettikleri için korkarak senetleri imzaladıklarını, büroda bulundukları sırada sanık ...’in “Ben buraya adam dikerim, kapıya da zinciri kilidi vururum, delikanlı olan gelsin alsın benden malı” diyerek tehdit ettiğini, mallarının fabrikada kaldığını, sanık ...’ın "Babam akıl hastası ve bir polisi vurup 15-20 gün sonra serbest kaldı, söylesem hepinizi vurur, parayı ödemediğiniz taktirde babam bu şekilde davranacak." dediğini,
Savcılıkta; inceleme dışı sanık ...’ün faiz karşılığı 496.000 TL borç para verdiğini ve sekiz aylık faiz için 120.000 TL istediğini, faizin 90.000 TL’sini ödeyebildiklerini, kalan 30.000 TL için ise çek verdiklerini, ancak bu çekleri de ödeyemediklerini, 2009 yılı Mart ayında ... ile yanlarına gelen inceleme dışı sanık ...’ın masaya vurarak “Bu iş burada bitecek, bu senetleri burada imzalayacaksınız.” diye tehditvari konuşunca korkarak senetleri imzaladıklarını, ...’ün yanlarına herzaman başka başka kişilerle gelip gittiğini, amaçlarının gözlerini korkutarak senet bedellerini fazla fazla almak olduğunu, kendilerinin senet borcu dışında ayrıca 500.000 TL’lik kira ve mobilya borçlarının bulunmadığını, varsa bir iki aylık kira borçlarının olduğunu, bunun dışındaki kira borçlarının hepsini çekle ödediklerini ve bunların bankalardan tahsil edildiğini,
Mahkemede; elektrik aboneliğinin kendilerine devri hâlinde yüklü miktarda depozito ödemeleri gerektiği için karşılıklı güvenden dolayı aboneliğin inceleme dışı sanık ...’ün üzerine kayıtlı olduğunu, ancak faturaları kendilerinin ödendiklerini, olay günü ...’ün masanın üzerine kalemi vurarak “Bu senetler burada imzalanacak.” dediğini, inceleme dışı sanık ...’ın da aralarında dolaştığını, konuşmalarının olduğunu, olaya tam anlamı ile müdahil olmasada orada bulunmasının kendilerini rahatsız ettiğini, büroda bulundukları sırada tanık Erdem’in “Bunlar tekin adam değiller, bunlar ...’nin yiğenleri, bunların suyuna gidelim.” dediğini, düşünmek için süre istediklerini, o ara sanık ...’ın askerden geldiğini, şikâyetçi...’nın sanık ...’ı aradığını ve buluştuklarını, bir şekilde işin çözümü için uğraştıklarını, çocuklarına zarar gelebileceği yönünde duyumlar aldıklarını ancak sanıklardan doğrudan bu tehditlere ilişkin herhangi bir söz duymadıklarını, bu nedenle tedirgin olmaya başladıklarını, sanık ...’ın “Babam akıl hastası, bir polisi vurup 15-20 gün sonra serbest kaldı, söylesem hepinizi vurur.” şeklinde sözler söylediğini, devir yapılırken sanıkların ipotek karşılığı para ödemediklerini,
Şikâyetçi ... Kollukta katılan ...’nün beyanına ek olarak; dubleks evin üzerinde ipotek olduğundan sanık ... ile birlikte hemen hemen her gün bu ipoteği kaldırmak için uğraştıklarını fakat başaramadıklarını, evin ipotekli olarak satıldığını, inceleme dışı sanık ... ve sanık ... ile aralarında 230.000 TL’ye anlaşarak ipotek parası olarak 60.000 TL’nin Garanti Bankasına yatırılmasına karar verdiklerini, 16.500 TL bedelli on üç adet senet imzalayarak bunun karşılığında kalan üç senedi alıp bu işi kapatma konusunda uzlaştıklarını, 02.04.2009 tarihinde katılan ...’nün yanına giderek bu durumu izah ettiğini, onun da kabul etmesi üzerine yanında getirdiği senetleri katılan ...’nün 30.06.2009 tarihinden başlamak üzere 16.500 TL bedelli olarak kendi el yazısıyla düzenlediğini, kendisini de kefil olarak yazdığını ve birlikte bu senetleri imzaladıklarını, 03.04.2009 tarihinde saat 14.30 sıralarında ..., sanık ... ve onun eşi ile buluştuklarını, anlaşmaları gereği tapuya imzayı atmadan önce geri kalan üç senedi alarak imzayı atıp elindeki on üç senedi vermesi gerektiğini, ancak ..."ün sadece haziran ayına ait senedi geri verdiğini, diğerlerini istemesine rağmen vermediğini, kendisinin ise tapuda imza attığını ancak 16.500 TL bedelli senetleri vermediğini, ...’ün katılan ...’in de bu senetleri imzalaması hâlinde iki senedi iade edeceğini söylemesi üzerine katılan ...’i aradığını, katılan ..."in önce karşı çıktığını ancak sonra “Eve gelin imzalayacağım.” diyerek kabul ettiğini, bu konuşma sırasında ...’ün “Biz kendi yöntemlerimiz ile bunu çözeriz, eve gitmeye gerek yok, eğer bu imza olmayacaksa biz kendimiz hallederiz.” diye tehdit ettiğini, eve vardıklarında kimsenin kapıyı açmadığını ve orada bulunan sivil polislerin kendilerini emniyete götürdüğünü, sanıkların kendilerini tehdit ederek senet imzalattıklarını,
Tanık ... aşamalarda; eşi sanık ...’ın askerlik yaptığı sırada psikolojik sebeplerden dolayı bir aylığına hava değişimine geldiğini, 02.04.2009 tarihinde eşinin inceleme dışı sanık ...’ün eşinin İspanyol olması nedeniyle işlerin uzayabileceğini, bu nedenle dairenin kendi üzerine devredileceğini söylediğini, kabul ederek 03.04.2009 tarihinde saat 15.00 sıralarında eşi, çocuğu ve ... ile tapuya gittiklerini, burada tanımadığı ismini orada öğrendiği şikâyetçi... ile buluştuklarını, gerekli işlemler yapılarak evin üzerine devredildiğini, şikâyetçi...’nın kendilerini eve kahve içmeye davet ettiğini, kabul ederek hep beraber eve gittiklerini, şikâyetçi...’nın kapının zilini çalmasına rağmen kapının açılmadığını, bu sırada polislerin gelerek kendilerini emniyete götürdüklerini, tapuda ve tapudan eve gidilirken ... ile şikâyetçi...’nın gayet samimi ve güler yüzlü olduklarını, şaka yollu sohbet ettiklerini, ters bir durumun olmadığını,
Tanık Erdem Arı Mahkemede; katılan ... ya da şikâyetçi...’ya ait Lamiara Mobilya isimli iş yerinin avukatlığını yaptığını, olay günü katılan ..., şikâyetçi... ve inceleme dışı sanık ...’ün bürosuna gelerek burada görüştüklerini, bu görüşme sırasında kira bedellerinin nasıl ödeneceğinin konuşulduğunu, aradan uzun zaman geçtiği için konuşmanın ayrıntılarını hatırlamadığını, bu konuşmaya sanık ...’in de katıldığını, bürosunda herhangi bir tartışma yaşanmadığını, tehdit sözü duymadığını, bürosunda bir kere görüşme olduğunu, senetleri kendisi teslim aldığını, katılan ...’e iki senedin iade edildiğini, ... ve diğerlerine “Bu adamlar tehlikeli adamlardır, anlaşın, evinizi iş yerinizi basarlar.” gibi bir telkinde bulunmadığını,
Tanık ... Kollukta; ham madde satışı yaptığı için tanıdığı katılan ...’nün kendisine borcu olduğunu, katılan ...’nün evinin dar olması nedeniyle elindeki bazı gayrimenkullerin satışında kendisine yardımcı olmasını istediğini, kabul ederek bir evin satışına aracılık ettiğini, inceleme dışı sanık ...’ün evin satışını duyunca iş yerine gelerek satılan evin parasını kendisine vermesini istediğini, nedenini sorduğunda katılan ...’nün kendilerine borcu olduğunu beyan ettiğini, kendisinin de bu paranın katılan ..."ye ait olduğunu ve ancak ona verebileceğini, birbirlerine zaman vermeleri gerektiğini, aralarındaki alacak verecek meselesini zamanla halledebileceklerini söylediğini, bunun üzerine ...’ün “Biz tekin aile değiliz, iki tane bar işletiyoruz, paramızı almayı biliriz.” dediğini ve gittiğini,
Savcılıkta; katılan ...’nün Servergazi"de bulunan evini satmasına yardımcı olmasını, kendi borcunu da bununla ödeyeceğini ve bu şekilde fabrikayı tekrar ayağa kaldıracağını söylediğini, çevresi geniş olduğu için kendisinden yardım istediğini, ev için bir müşteri bulduğunu ve tapu işlemleri yapılırken inceleme dışı sanık ...’ün yanında sanık ... ile birlikte iş yerine gelerek kendisini tanıttığını, ne istediklerini sorduğunda, katılan ...’nün kendilerine borcu olduğunu, satılan dairenin parasını kendilerine vermesi gerektiğini söylediğini, bunun üzerine “Bize de borcu var, size olan borcu sizi ilgilendirir.” diye cevap verince ...’ün tehditvari tavırla “Ben bu parayı nasıl olsa almasını bilirim, ben Tokuş Ali’nin yeğeniyim, biz tekin bir aile değiliz, bu parayı almasını biliriz, iki tane bar işletiyoruz.” dediğini, alacaklarının vadesi gelmemiş olmasına rağmen sürekli katılanları sıkıştırdığı için yaptıkları hareketin yanlış olduğunu söylediğini, sanık ...’in de “Biz tekin aile değiliz.” diyerek ...’ün tehditvari sözlerini desteklediğini,
Tanık ... Mahkemede; şikâyetçi...’nın amcası olduğunu, 2008 yılında liseyi bitirdikten sonra amcasının yanında...Tekstil isimli iş yerinde çalıştığını, işlerin kötüye gitmeye başladığını, o arada inceleme dışı sanık ...’den bir miktar borç para alındığının söylendiğini, amcası ölmeden beş ay önce ...’ün kendisini yanına çağırarak “Bu işler ne olacak, bu işler böyle olmayacak, kan akacak, amcanın kızları nerede onları dağa kaldıracağım, Köseoğlu"nun çocuklarını dağa kaldıracağım, istesem ben bu parayı iki saat içerisinde amcana masaya getirttiririm.” şeklinde tehdit içerikli sözler söylediğini, amcasının kendilerinde kaldığı son iki ay içerisinde ...’ün sürekli arayarak amcasının nerede olduğunu sorduğunu, amcası öldükten sonra rastladığı sanık ...’ın da "Gel konuşalım." diye davet ederek “Bizim amcanla sorunumuz yok, ayrıca senle de sorunum yok, ancak ... ve ... ile problemlerim var, kendi davama sizinle uğraşacağım.” dediğini,
İnceleme dışı sanık ... Sağlık aşamalarda; kendisine ait iş yerini 2007 yılının Mayıs ayında mobilya imalatı işi ile uğraşan şikâyetçi ...’e aylık 11.500 TL’ye kiraya verdiğini, burada şikâyetçi... ile katılan ...’nün...Tekstil isimli iş yerini işlettiklerini, daha sonra bu iş yerini şikâyetçi...’nın eski eşi olan katılan ...’in alarak ismini DMS Tekstil olarak değiştirdiğini, iş yerinin içinde 85.000 TL tutarında büro malzemesi ve fabrika eşyasının bulunduğunu, buna ilişkin de aralarında kontrat yaptıklarını ve aylık 15.000 TL’ye kiraya verdiğini, kiranın dört ay düzenli olarak ödendiğini, fabrikanın elektrik ve su abonelikleri üzerine kayıtlı olduğu için buna ilişkin faturaları baştan beri kendisinin ödediğini, katılanlara ödeme yapmalarını söylemesine rağmen her defasında ödeme yapacaklarını kendilerini idare etmesini isteyip geçiştirdiklerini, katılanların ekonomik durumlarının iyice bozulması üzerine 2008 yılının Kasım ayında bugüne kadar idare ettiğini artık kira, fatura, büro malzemeleri ve fabrika eşyalarının tutarını ödemeleri gerektiğini bildirdiğini, aralarında yaptıkları hesapta alacağının 500.000 TL olduğunun ortaya çıktığını, bunun üzerine şikâyetçi... ve katılan ...’nün “Bu parayı ödemek için senet yapalım.” dediğini, kabul etmesi üzerine katılan ...’nün elemanlarına 30.06.2009 tarihinden başlayan 100.000"er TL bedelli beş adet senet hazırlattığını, katılan ...’nün el yazısıyla vade ve tanzim tarihlerini yazdığını, senetleri kontrol ederek şikâyetçi... ile birlikte imzaladıklarını, senette katılan ...’in adının olmasına rağmen imzasının bulunmamasının sebebini sorduğunda, katılan ...’in rahatsız olması nedeniyle imzasını birkaç gün sonra atacağını söylediklerini, senetlerin tanzimi hususunda konuşurken koşu bandı tamiri için gelen inceleme dışı sanık ...’ın da yandaki odada ödeme beklediğini, onu da bulundukları ortama çağırdığını, ...’ın aralarındaki konuşmaya şahit olup “Biriniz yedinci aydan itibaren biriniz beşinci aydan itibaren ödeme yapılmasını istiyorsunuz, ortada anlaşın altıncı aydan itibaren ödemeler başlasın.” dediğini, amacının sadece aralarını bulmak olduğunu, birkaç gün sonra şikâyetçi...’nın arayarak kendisini çağırması üzerine oğlu Miguel ile buluşma yerine gittiklerini, orada bulunan bir arabanın içerisinde bekleyen katılan ...’in yanına oğlunu gönderdiğini, daha sonra oğlunun senetlerle beraber geri geldiğini, 2009 yılı Şubat ayının sonlarında şikâyetçi... ile katılan ...’nün kendisini arayarak avukatları tanık... Arı’nın yazıhanesinde buluşmak istediklerini söylediklerini, tek başına büroya gittiğini, büroda şikâyetçi..., katılan ... ve avukatları tanık...’in olduğunu, senetlere karşılık ellerinde bulunan iki adet gayrimenkulü vermeyi teklif ettiklerini, o tarihte ev fiyatlarının düşük olması nedeniyle zarar edeceğini düşünerek bu teklifi kabul etmediğini, ancak avukat’ın “Bunların parası, pulu ve malı yok, battılar.” demesi üzerine hiçbir şey alamamaktan iyidir diye düşünerek kabul ettiğini, bunun üzerine şikâyetçi...’nın 200.000 TL bedelli kooperatif hissesini kendisine devrettiğini, hatta... ile katılan ...’in alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile hileli olarak boşandıkları yönünde duyumlar aldığı için kooperatif karar defterine katılan ...’in de adının yazılmasını istediğini, bunun üzerine katılan ...’in rızasıyla bu taşınmazın devredildiğinin deftere yazıldığını ve imzasının alındığını, bunun karşılığında 30.09.2009 ve 30.10.2009 tarihli iki adet senedi şikâyetçi ....’ya teslim ettiğini, avukatında bunları inceleyerek üzerine iptal ibaresini yazdığını, üç senedin kendisinde kaldığını, katılanların Mart ayında kendisini tekrar avukatlık bürosuna çağırmaları üzerine tek başına gittiğini, avukatın senetlere karşılık dubleks tipi bir evi vermeyi teklif ettiğini, büroda bulunduğu sırada yeğeni sanık ...’in arayarak bulunduğu yeri sorduğunu ve 10-15 dakika sonra yanlarına geldiğini, sanık ...’in “Niye senin paralarını vermiyorlar dayı?” diye sorduğunu, durumlarının zayıf olması nedeniyle veremediklerini açıkladığı sırada “Bunların babalarının çarşıda 1 trilyonluk yerleri var onu satsınlar.” dediğini, daireyi 230.000 TL karşılığında almayı kabul ettiğini, söz konusu dubleks evin Garanti Bankasında ipotekli olduğunu, yanında çalışan sanık ...’ın on gün önce askerden izne geldiğini, bu ipotek için bankaya ne kadar ödenmesi gerektiğini tespit etmek için sanık ... ile çaba gösterdiklerini, ipoteğin kaldırılması için gereken 60.000 TL’yi ödemeyi kabul ettiğini, bu evi almak için kredi çekmesi gerektiğini, bu nedenle 02.04.2009 tarihinde sabah saatlerinde tapu müdürüne giderek tapuyu İspanyol vatandaşı olan eşinin üzerine almak istediğini söylediğini, tapu müdürünün işlemlerin uzayacağını söylemesi üzerine eski işletme müdürü sanık ... ile görüşerek daireyi onun eşi tanık Aliye adına almaya karar verdiğini, sanık ..., tanık Aliye ve şikâyetçi... ile birlikte tapuya giderek devir işlemlerini tamamladıklarını, bunun sonucunda 200.000 TL alacağının kaldığını, senetlerden bir tanesini şikâyetçi...’ya verdiğini, ancak alacağına karşılık iki senedin kendisinde kaldığını, şikâyetçi...’nın bu senetleri yapılandırmayı ve borcu taksitlendirmeyi talep ettiğini, şikâyetçi...’nın daveti üzerine katılan ...’in evine gittiklerini, evin kapısının açılmasını beklerken polislerin kendilerini emniyete götürdüklerini, katılanlara borç vermediğini, bu alacağın kaynağının kira alacağı, elektrik ve su borçları ile iş yerinin içindeki devredilen eşyalara yönelik olduğunu, katılanları tehdit etmediklerini,
İnceleme dışı sanık ... Ceylan aşamalarda; motosiklet ve kondisyon aletleri tamirciliği yaptığını, inceleme dışı sanık ...’ü müşterisi olması; sanık ...’ı da onun yanında çalışması nedeniyle tanıdığını, olay günü ...’ün koşu bandının bozulduğunu söyleyerek eve çağırdığını, gittiğinde evde tanımadığı iki kişinin daha bulunduğunu, koşu bandını tamir ettikten sonra ...’ün beklemesi gerektiğini söylediğini, beklediği sırada bu kişilerin aralarında alacak borç meselesi konuştuklarını duyup işi bittiği için daha fazla beklememek amacıyla yanlarına gittiğini ve parasını istediğini, ...’ün konuşmaların bitmesini beklemesi gerektiğini söylemesi üzerine “Aranızdaki sorun nedir?” diye sorduğunu, bir tarafın beşinci aya ait diğer tarafın ise yedinci aya ait senet düzenlenmesini istediklerini öğrenmesi üzerine “Altıncı ayda anlaşın bitsin.” diyerek parasını alıp gittiğini, kimseyi tehdit etmediğini ve zorla senet imzalatmadığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... Mahkemede; inceleme dışı sanık ...’ün dayısı olduğunu, katılanları tanımadığını ve olaylarla ilgisinin olmadığını, katılanlarla dayısı arasında kira nedeni ile problem olduğunu duyduğunu ancak bu konuyla ilgili kimseyle görüşmediğini, olay günü ... ile eve doğalgaz bağlatmak amacıyla buluşmaya karar verdiklerini, bunun için ...’ü aradığında Av. Erdem’in bürosunda olduğunu söylediğini, bunun üzerine Av. Erdem’in bürosuna gittiğini, büroda avukatın, dayısının ve tanımadığı birkaç erkek şahsın bulunduğunu, bunlardan birisinin de daha sonradan ismini öğrendiği katılan ... olduğunu, dayısı ile bu kişiler arasında ödenen ve ödenmeyen paralara ilişkin konular konuşulduğunu, kendisinin konuşmalara katılmadığını sadece “Geç kalıyoruz, sonra görüşürsünüz.” diyerek dayısını uyardığını, diğer şahıslarla hiç konuşmadığını, anneannesi ile dedesi yaşlı olduğu ve bütün işlerle kendileri ilgilendiği için bu sözleri söylediğini, tesadüfen bulunduğu olay sırasında herhangi bir kavga yaşanmadığını, büroda beş dakika bile oturmadığını,
Sanık ... aşamalarda; yanında on bir yıl muhasebe müdürü olarak çalıştığı inceleme dışı sanık ...’ün, 2007 yılında iş yerini katılan ... ve şikâyetçi...’ya aylık 15.000 TL’ye kiraya verdiğini, ancak bu kişilerin kira ödemelerini geciktirdiklerini, elektrik ve su faturalarını da ..."ün ödediğini, ödemelerde aksaklıklar olunca muhasebeci olduğu için katılan ... ve şikâyetçi... ile kendisinin muhatap olduğunu, iş yerleri yakın olduğu için sürekli görüştüklerini, aralarında güven ilişkisi olduğu için o tarihlerde senet verme olayının olmadığını, 10.12.2008 tarihinde askere gittiğini, 25.03.2009 tarihinde sağlık nedenleri ile rapor alarak hava değişimine geldiğini, katılanlar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, şikâyetçi...’nın kendisini arayarak borçları karşılığında bir daire verdiklerini, bir daire daha vermek istediklerini ancak ...’ün nakit sıkıntısı içinde olduğu için para istediğini belirtip ...’ün gönlünü yapıp yapamayacağını sorduğunu, kabul edip ... ile görüşerek onu ikna ettiğini, ...’ün kredi borcu olması nedeniyle daireyi eşinin üzerine almak istediğini, ancak eşi yabancı olduğu için daireyi kendi üzerine alıp alamayacağını sorduğunu, asker olduğu ve üzerinde kimlik bulunmadığı için daireyi eşinin üzerine aldıklarını, satış işleminden sonra şikâyetçi...’nın kendilerini kahve içmek için evine davet ettiğini, eve gittikleri sırada polislerin kapıda beklediklerini gördüklerini, katılanlara karşı her hangi bir tehdit eyleminin olmadığını ve onlardan alacağının bulunmadığını, öyle bir düşüncesi olsaydı kendi arabasıyla, eşi ve altı yaşındaki çocuğuyla birlikte katılanın evine gitmeyeceğini, maksatlarının daireyi satın almak olduğunu, hesapları en ince ayrıntısına kadar bildiği için tanıklık yapmasını engellemek amacıyla bu şekilde ihbar yapılmış olabileceğini, psikolojik rahatsızlığı bulunan babasının 65 yaşında olduğunu, yataktan kalkabilecek durumda olmadığını, maliyeye bildirilecek kontratın 4.000 TL olarak hazırlandığını ancak aralarında 15.000 TL’lik ikinci bir kontrat yapıldığını,
Savunmuşlardır.
1- Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, sanıklardan ...’un direnme kararından sonra temyiz aşamasında öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, bu hususun mahallinde araştırılmasının gerekli olup olmadığı;
5237 sayılı TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte müsadere ve yargılama giderine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
Buna göre; kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına", kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise yerel mahkemece "davanın düşmesine" karar verilecektir. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak, ölümden önce tahsil edilmiş olan para cezaları mirasçılara iade edilmeyecek buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
Temyiz aşamasında sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da UYAP vasıtasıyla alınan nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması gibi hâllerde, ölümün kamu davasının düşmesini gerektiren bir neden olduğu göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz merciince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulması ve yerel mahkemece mahallinde yapılan araştırma sonucunda sanığın öldüğünün kesin olarak saptanmasından sonra düşme kararı verilmesi daha isabetli olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
UYAP kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık ..."un direnme kararına konu hükümden sonra 24.03.2016 tarihinde öldüğü bilgisi yer aldığından, ölümle ilgili mahallinde araştırma yapılarak karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, direnme kararına konu hükmün sanık ... yönünden, gerekli araştırmanın mahallinde yapılıp ölümün Yerel Mahkemece tespiti ile sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK"nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
2- Sanık ... hakkında kurulan direnme kararına konu hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiş olması nedeniyle yalnızca sanık ... hakkında, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinin düzenlendiği TCK"nın 150/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu incelendiğinde;
Uyuşmazlık konusu ile ilgili 5237 sayılı TCK’nın "Daha az cezayı gerektiren hal" başlığı altındaki 150. maddesi; "(1) Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." şeklinde düzenlenmiş olup madde ile yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hâlleri belirlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması hâlinde, tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Buna göre bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması hâlinde eylem yağma suçunu oluşturmakta, ancak yaptırım olarak daha az cezayı gerektiren tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanmaktadır.
TCK’nın 150. maddesinin gerekçesi ise “Madde metninde, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hâlleri belirlenmiştir. Bu hükme göre, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması hâlinde, tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Böylece, Kanunda, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 308 inci maddesinde tanımlanan ve ‘ihkakı hak’ veya ‘kendiliğinden hak alma’ diye ifade edilen suç tanımına ayrıca yer verilmemiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” şeklindedir.
5237 sayılı TCK"nın 150. maddesinde sözü edilen “hukuki ilişkiye dayanan alacak” kavramı hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı haktır. Alacak hakkı malvarlığına ilişkin, geçici, şahsa bağlı ve nispi bir yararlanma hakkıdır. Alacak hakkı herkese karşı değil sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği, sınırlı sayıda ve belirli kişiler arasında söz konusu olduğu için nisbi bir haktır. Borç ilişkisinden doğan haklar sadece borçluya karşı ileri sürülebilir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili Kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Dolayısıyla TCK"nın 150. maddesi ancak, mağdurun söz konusu hukuki ilişkiye taraf olan borçlu, failin ise alacaklı olması durumunda uygulanabilecektir (Veli Özer Özbek, Yeni Türk Ceza Kanunun Anlamı, Seçkin, Ankara, 2008, C. 2, s.1059-1061.).
Bununla birlikte fail tarafından alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen yağma eyleminin alacak ile orantılı olması gerekmektedir. Alacak miktarından bariz bir şekilde fazla miktarın alınması durumunda artık TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması mümkün değildir.
İştirak hâlinde işlenen yağma suçunda sanıkların her birinin yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinden yaralarlanıp yararlanamayacağı hususunda öğretideki görüşlerden biri; hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçunun alacak hakkı sahibi tarafından tek başına işlenmesi hâlinde TCK"nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanma koşullarının gerçekleşeceği, alacak sahibinin birden çok kişi ile birlikte bu eylemi gerçekleştirmesi hâlinde ise hak sahibinin dâhi TCK"nın 150. maddesinden yararlanamayacağı şeklindeyken; (... Artuç, Malvarlığına Karşı Suçlar, Adalet, Ankara, 2018, s. 464., Osman Yaşar, Hasan Tahsin Gökcan, ... Artuç, Türk Ceza Kanunu, Adalet, 2014, s. 4856.) alacağın tahsili amacıyla başkasını suça azmettiren şerik, bağlılık kuralları gereğince yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinden yararlanamayacaktır (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Adalet, Ankara, 2017, s. 623.). Diğer bir görüş de TCK"nın 150. maddesindeki düzenleme alacak hakkı sahibinin daha az ceza almasına yönelik kişisel bir neden olup, sanığın ister bizzat ister başka birini azmettirmek suretiyle cebir veya tehdit kullanarak alacağını tahsil etmesi hâlinde TCK"nın 150. maddesinin uygulanma koşullarının oluşacağı şeklindedir (Mehmet Günay, Yağma Suçunun Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil Amacıyla İşlenmesi, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155594, s.476, 13.11.2019.). Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 10.12.2013 tarihli ve 452-612 sayılı kararında kardeşinin hukuki alacağını tahsil amacıyla yağma eylemine katılan sanığın; 23.05.2017 tarihli ve 91-291 sayılı kararında yanında çalıştığı failin hukuki alacağa dayanan yağma suçuna iştirak eden iş yeri arkadaşının da TCK"nın 150. maddesindeki düzenlemeden yararlanacağına karar verirken akrabalık ve geleneksel yakınlık ilişkilerini gözetmiştir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
İnceleme dışı sanık ...’ün, iş yerinde kiracı olarak bulunan katılanlara 500.000 TL borç verdiği, bu borç para karşılığında tehdit ile her biri 100.000 TL’lik beş adet senet aldığı, katılanların bu borcu ödeyememesi üzerine ödemeleri için baskı yapmaya başladığı, 26.03.2009 tarihinde saat 14.30 sıralarında sanık ... ile katılan ...’in evine gittiklerinde sanık ...’ın katılan ...’e hitaben “Evi almak isteyen şahsın yanına giderek ne edip edin bu evi 265.000 TL’ye alsın, yoksa 230.000 TL’lik borcunuza karşılık ben alacağım, on beş gün içinde bu iş bitecek.” dediği, katılan ...’in “Ben ne güzel satmıştım, siz işi bozdunuz, bizi vurduracak mısınız...’in adamlarına?” diye sorması üzerine sanık ...’ın “Adam vurdurulacak olsa...’e ihtiyaç yok, benim babam şizofren hastası, ona vurdururum, otuz beş gün sonrada karşınıza dikerim, hatta bir polisi vurup öldürdü, otuz beş gün sonra çıktı, raporu var”; ...’ün de “Babası bana telefon açıp duruyor, senin bir sıkıntın var, varsa hemen ben halledeyim diyor.” diyerek katılan ...’i borcun ödenmesi konusunda tehdit edip “On beş gün süreniz var.” diyerek evden ayrıldıkları, yapılan tehditler sonucunda şikâyetçi...’nın 03.04.2009 tarihinde üzerine kayıtlı dubleks evi sanık ...’ın eşinin üzerine devrettiği olayda; ...’ün hukuki alacağını tahsil etmek amacıyla katılanlara karşı yağma eylemini gerçekleştirdiği sırada muhasebe müdürü olarak on bir yıl yanında çalışmış olan sanık ...’ın da onunla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da TCK"nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün sanık ... hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
İkinci uyuşmazlık yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "İnceleme dışı sanık ...’ün, iş yerinde kiracı olarak bulunan katılanlara 500.000 TL borç verdiği, bu borç para karşılığında tehdit ile her biri 100.000 TL’lik beş adet senet aldığı, katılanların bu borcu ödeyememesi üzerine ödemeleri için baskı yapmaya başladığı, 26.03.2009 tarihinde saat 14.30 sıralarında sanık ... ile katılan ...’in evine gittiklerinde sanık ...’ın katılan ...’e hitaben "Evi almak isteyen şahsın yanına giderek ne edip edin bu evi 265.000 TL’ye alsın, yoksa 230.000 TL’lik borcunuza karşılık ben alacağım, on beş gün içinde bu iş bitecek." dediği, katılan ...’in "Ben ne güzel satmıştım, siz işi bozdunuz, bizi vurduracak mısınız...’in adamlarına?" diye sorması üzerine sanık ...’ın "Adam vurdurulacak olsa...’e ihtiyaç yok, benim babam şizofren hastası, ona vurdururum, otuz beş gün sonrada karşınıza dikerim, hatta bir polisi vurup öldürdü, otuz beş gün sonra çıktı, raporu var"; ...’ün de "Babası bana telefon açıp duruyor, senin bir sıkıntın var, varsa hemen ben halledeyim diyor." diyerek katılan ...’i borcun ödenmesi hususunda tehdit edip "On beş gün süreniz var." diyerek evden ayrıldıkları, yapılan tehditler sonucunda şikâyetçi...’nın 03.04.2009 tarihinde üzerine kayıtlı dubleks evi sanık ...’ın eşinin üzerine devrettiği olayda; TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkını doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunmasının gerektiği, suç tarihinde asker olup ...’ün yanında çalışmayan sanık ...’ın ise katılanlar ile arasında herhangi bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığı, ... ile birlikte alacağın tahsiline katılmasını mazur kılacak şekilde akrabalık ya da suç tarihinde işçi işveren ilişkisine benzer herhangi bir bağlarının bulunmadığı, benzer Ceza Genel Kurulu kararlarından farklı olarak da somut olayda sanık ..."ın katılanlardan alacaklı olan Şükrü"nün yanında gidip alacağını tahsil etmesine destek olmak yerine doğrudan eylemi gerçekleştirmek suretiyle asli fail konumunda olduğu ve mafya usulleri kullanılarak alacağın tahsil edilmeye çalışıldığı hususları göz önünde bulundurulduğunda sanık ... hakkında TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanma şartlarının bulunmadığının kabulü gerekmektedir." düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 28-72 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin;
a- Sanık ... yönünden, güncel nüfus kayıt örneğinde sanığın direnme kararından sonra 24.03.2016 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması karşısında, bu konuda gerekli araştırmanın mahallinde yapılarak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK"nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için diğer yönleri incelenmeksizin,
b- Sanık ... yönünden ise hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden,
BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 19.12.2019 tarihinde yapılan ilk müzakerede birinci uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle, ikinci uyuşmazlık konusu bakımından ise yeterli çoğunluk sağlanamadığından 14.01.2020 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.