12. Ceza Dairesi 2013/9734 E. , 2014/2288 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 12 - 2012/82424
Mahkemesi : Küçükçekmece 7. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 29/12/2011
Numarası : 2011/958-2011/1106
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin erteleme hükümlerinin uygulanmamasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi TCK"nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır. Söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK"nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylem aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesi TCK"nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlanmış olup, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK"nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, Avcılar Belediyesi tarafından yapılan ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen adli soruşturma sırasında, bilgisine başvurulan ve Belediye Meclis Üyesi olan sanığın, 2010 yılı Ekim ayında kaydettiği CD"yi, ilgili kolluk makamına teslim etmesini müteakip hakkında başlatılan adli soruşturma sonucunda, Belediye Başkanı ve diğer Belediye çalışanlarının yolsuzluk yaptıklarına dair duyumlarını delillendirme amacını taşıyan sanığın, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü görevini yürüten katılanın yanına giderek, ona, ihalelerle ilgili sorular sorup, katılanın verdiği cevapları ve zaman zaman ortamda hazır bulunan bir üçüncü kişinin de katıldığı konuşmaları, ceketinin cebine gizlediği ses alma cihazıyla kaydederek, TCK"nın 133/1. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği iddiasına konu olayda,
Şikayete konu CD çözümüne ilişkin tutanak ve alınan beyanların içeriğine göre, sanığın, Cumhuriyet Başsavcılığı ya da ilgili kolluk makamlarına müracaat ederek suç duyurusunda bulunmak yerine, katılan tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (örneğin; cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket ederek, kendisiyle beraber üç kişi arasında yüz yüze gerçekleşen aleni olmayan konuşmaları gizlice kaydetmesi karşısında, taraflar arasındaki iletişimin, “söyleşi” niteliğinde olduğu gözetilerek, sanık hakkında, TCK"nın 133/2. maddesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığın kayda alınan konuşmanın tarafı olduğu gözetilmeksizin, TCK"nın 133/1. maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan sanığın, olay tarihi itibariyle görevine giren hususlar araştırılıp, irdelenmeden, “Sanık kamu görevlisi olup, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediğinden” şeklindeki soyut gerekçelere dayalı olarak, sanığa hükmedilen cezada, TCK"nın 137/1-a maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak, sanığa fazla ceza tayini,
2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK"nın 52/3. maddesine ve bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
3- Sanık müdafii hükmün verildiği 29.12.2011 tarihli son oturumda, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği halde, taksitlendirme talebini de içeren bu istek hakkında, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, kanuna aykırı,
4- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK"nın 133/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.