22. Hukuk Dairesi 2016/20360 E. , 2016/23583 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 01.01.2010–02.10.2015 tarihleri arasında davalılar nezdinde temizlik elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı şirket vekili; asıl işveren olan diğer davalı idarenin, müvekkili şirkete davacının üç gündür işe gelmediğini bu sebeple tutanak tutulduğunu belirtmesi üzerine davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini, tazminat talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davalı işverenlikte temizlik elemanı olarak çalışan davacının iş sözleşmesi davalı şirket tarafından 30.09.2015 tarihi itibariyle feshedilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davalı işverenlikçe fesih bildiriminde ileri sürülen sebeplerin somut delillerle ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu gerekçeyle mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygundur. Ancak, davacı tarafından her iki davalıya husumet yöneltildiği halde, infazda tereddüt oluşturacak şekilde davacının iade edileceği işyerinin hüküm fıkrasında belirtilmemesi isabetsizdir. Dosya içeriğinden; davalılar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan işin niteliği itibariyle davalılar arasında 4857 sayılı Kanun"un 2/6. ve 7. maddelerine uygun ve geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının alt işveren işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise alt işverenin asıl işverenle müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç:
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun"un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, davacının davalı ....’NE ait işyerindeki işine İADESİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğunda olmak üzere fesih sebebi ve kıdemine göre, dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğunda olmak üzere davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Dosya açılış aşamasından itibaren adli müzaharetli olduğundan alınması gereken 29,20 TL harcın davalı ...’nden alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.800,00 TL vekâlet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
7-Mahkemenin 26.10.2015 tarihli tensip ara kararı gereğince masrafın suçüstü ödeneğinden karşılanmasına karar verildiğinden o tarih itibari ile yapılmış olan 43,5 TL yargılama giderinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınıp hazineye gelir kaydına, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 20.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.