
Esas No: 2017/1130
Karar No: 2021/500
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1130 Esas 2021/500 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 17. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 89-814
Sanık ..."in, şikâyetçi ...’na yönelik hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 61 ve 522/1 (pek hafif) maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası; şikâyetçiler ..., ... ve kimliği tespit edilemeyen mağdura yönelik hırsızlık suçlarından üç kez olmak üzere 765 sayılı TCK’nın 493/1 ve 522/1 (pek hafif) maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası; şikâyetçi ...’e yönelik hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 62 ve 522/1 (pek hafif). maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2003 tarihli ve 877-600 sayılı hükümlerin, sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 05.12.2005 tarih ve 26700-18001 sayı ile;
"5328 sayılı Kanun"un Geçici 1. maddesi gereğince 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK"nın 7. maddesi ile 5252 sayılı Kanun"un 5349 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamı sonrası devam olunan yargılama sonucunda ... 2. Asliye Ceza Mahkemesince 03.04.2007 tarih ve 244-185 sayı ile, sanığın, şikâyetçi ...’na yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 35 ve 145. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası; şikâyetçiler ..., ... ve kimliği tespit edilemeyen mağdura yönelik hırsızlık suçlarından üç kez olmak üzere 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143 ve 145. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası; şikâyetçi ...’e yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 35ve 145. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tüm suçlar yönünden aynı Kanun"un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Bu hükümlerin de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 14.10.2009 tarih ve 21944-13275 sayı ile;
"...2- Her bir hırsızlık suçundan ayrı ayrı hükmolunan cezanın süresine göre, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun"un 562. maddesiyle değiştirilen 5271 sayılı CMK"nın 231/5-14. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedeniyle ceza süresi yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunması kaydıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan Yerel Mahkemece 03.11.2010 tarih ve 89-814 sayı ile, 765 sayılı TCK’nın daha lehe olduğu kabul edilerek, sanığın, şikâyetçi ...’na yönelik hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 61 ve 522/ (pek hafif) maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sonuç cezanın 2 ay 15 gün hapis cezasına indirgenmesine; şikâyetçiler ..., ... ve kimliği tespit edilemeyen mağdura yönelik hırsızlık suçlarından üç kez olmak üzere 765 sayılı TCK’nın 493/1 ve 522/1 (pek hafif) maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına, sonuç cezaların 10 ay hapis cezasına indirgenmesine; şikâyetçi ...’e yönelik hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 62 ve 522/1 (pek hafif) maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sonuç cezanın 7 ay 15 gün hapis cezasına indirgenmesine karar verilmiştir.
Hükümlerin sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesince 02.06.2016 tarih ve 26712-8363 sayı ile;
"Sanığın, şikâyetçiler ... ve ..."e yönelik işlemeyi kastettiği suçu, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması sebebiyle hakkında 5237 sayılı TCK"nın 35. maddesinin uygulanması doğru ise de yanılgılı gerekçelerle sanık hakkında aynı Yasa"nın 145. maddesiyle de uygulama yapılarak eksik ceza tayini; sanığın, şikâyetçiler ... ve ..."na yönelik eylemleri bakımından tayin edilen cezadan uygulama koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK"nın 145. maddesiyle indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Hırsızlık eyleminin ardından sanığın, şikâyetçiler ... ve ..."na ait teypleri aldığı yeri göstererek iadeyi ve sahibi belirlenemeyen Lada marka aracın teybinin adlî emanete kaydını sağladığı anlaşılmasına karşın 5237 sayılı TCK"nın 168. maddesinin uygulanmaması isabetsiz olmuş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 tarihli ve 47-43 sayılı kararı ışığında, yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan sanığın yararlandırılmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağı gözetilerek bu husus da bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK"nın 53. maddesinin uygulanması sırasında aynı maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarındaki bazı sözcüklerin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 140- 85 sayılı iptal kararının, anılan Kanun maddesinin 1. fıkrasındaki "hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak" hükmü gereğince infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür." eleştiri ve açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.05.2017 tarih ve 5567 sayı ile;
"...Yerel Mahkemece bozma ilamı sonrası devam olunan yargılama sonucunda, 765 sayılı TCK hükümleri uygulanarak sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın sanık müdafisi tarafından temyizi üzerine Özel Dairece temyiz incelemesinin, mahkemenin 03.11.2010 tarihli kararı üzerinden değil, 03.04.2007 tarihli kararı üzerinden yapıldığı, temyize konu kararda hükümlerin 765 sayılı TCK maddeleri uygulanarak verilmesine rağmen Dairenin hükümlerin onanmasına ilişkin bölümde değerlendirmeyi 5237 sayılı TCK maddelerine göre yaparak ilamda çelişki yaratıldığı," düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 11.10.2017 tarih ve 2994-11500 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İnceleme dışı katılan ..."a yönelik eylem nedeniyle mükerrer açılan kamu davasının reddine; inceleme dışı sanık ... hakkında açılan kamu davalarının bu dosyadan tefriki ile uyarlama yargılaması görülmesi amacıyla yeni bir esasa kaydına; inceleme dışı katılan ..."a yönelik eylem nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece bozulmasına karar verilmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında şikâyetçilere yönelik eylem nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; lehe yasa değerlendirmesinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, bu bağlamda, Özel Dairenin onama kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
22.07.2001 tarihinde saat 04.30 sıralarında devriye görevi ifa eden ekiplerin iki erkek şahsın ... plakalı bir araçtan hırsızlık yapmakta olduklarını görmeleri üzerine olaya müdahale edildiği, görevlileri fark eden şahısların ... plakalı araç ile olay yerinden kaçmaya çalıştıkları, kovalamaca sonucu ... ve ... olduğu anlaşılan şahısların yakalandıkları, araçta yapılan aramada, bir adet Sunny marka başlıksız oto teybi ile bir adet Road Star marka oto teybinin ele geçirildiği, yakalanan şahısların Sunny marka teybi ... plakalı Ford Taunus marka araçtan; diğer oto teybini ise ...plakalı Kartal marka araçtan çaldıklarını itiraf ettikleri,
Ev arama tutanaklarında; yakalanan ... ve ... isimli şahısların çalmış oldukları oto teyplerini ... ve ...’in evinde sakladıklarını ve yer göstermede bulunabileceklerini beyan etmeleri üzerine ...’in evinde yapılan aramada, bir adet Road Star marka başlıklı, bir adet Pioneer marka başlıksız ve bir adet markası belli olmayan başlıklı oto teyplerinin; ...’in evinde yapılan aramada ise bir adet Pioneer marka başlıksız oto teybinin ele geçirildiği bilgilerine yer verildiği,
Değer tespit tutanaklarında; Pioneer marka oto teybinin başlıksız olarak 50 TL; Pioneer marka oto teybinin başlıksız olarak 20 TL; Coution marka oto teybinin başlıksız olarak 10 TL; Coution marka oto teybi ve Sunny marka kumandasının 20-25 TL; Road Star marka oto teybinin 15 TL ve Road Star marka oto teybinin 25 TL olduğunun belirtildiği,
Teslim ve tesellüm tutanaklarına göre, sanık ... ve inceleme dışı sanık ...’ın yakalanmaları üzerine yaptıkları yer gösterme işlemi sonrasında ele geçirilen oto teypleri kendilerine gösterildiğinde; şikâyetçi ...’in Road Star marka oto teybini; şikâyetçi ...’nun eski model Road Star marka oto teybini; şikâyetçi ...’in Sunny marka başlıksız oto teybini ve aynı marka kumandasını teşhis ettikleri,
Sanık ve inceleme dışı sanığın yakalandıkları tarihte kullanmakta oldukları ... numaralı aracın sorgulanmasında 23.07.2001 tarihinde çalıntı kaydı konulduğu, müracaatçısının inceleme dışı katılan ... olup ruhsat sahibi olarak görünen ...’a teslim edildiği,
Anlaşılmıştır.
İnceleme dışı katılan ...; 20.07.2001 tarihinde saat 19.00 sıralarında ... plakalı, 1998 model Fiyat Tempra marka aracını ikametinin önüne park ederek evden ayrıldığını, 23.07.2001 tarihinde ikametine geri döndüğünde aracının yerinde olmadığını gördüğünü, olaydan önce evinden hırsızlık olayı meydana geldiğini, başkaca eşyası yanında aracının yedek anahtarının da çalınmış olduğunu, sanıkların bu şekilde ele geçirdikleri anahtar ile aracını çaldıklarını düşündüğünü, çalınan aracında 100-150 TL değerindeki güneş gözlüğü ile spor çantası ve içinde bulunan orijinal eşofman takımını geri alamadığını, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan ...; görev yaptığı İran Havayollarına ait ... plakalı Toyota Corolla aracından güneş gözlüğü, müzik kaseti ve iki adet takım elbisesinin çalındığını, şikâyetçi olduğunu,
Bozma sonrası devam olunan yargılama sırasında dosya içine sunulan 13.02.2007 tarihli dilekçesinde, suç nedeniyle meydana gelen zararının sanık tarafından giderilmiş olduğunu ve şikâyetinden vazgeçtiğini,
Şikâyetçi ...; 20.07.2001 tarihinde saat 19.00 sıralarında ... plakalı 1996 model Şahin S marka aracını ikametinin önüne park ettiğini, ertesi sabah aracının sağ ön kapı camının kırılarak oto teybinin kurcalanmış olduğunu ve ses ayar düğmelerinin bozulduğunu tespit ettiğini,
Şikâyetçi ...; 20.07.2001 tarihinde saat 23.50 sıralarında ...plakalı 1997 model Doğan SLX marka aracını ikametinin önüne park ettiğini, ertesi sabah saat 06.00 sıralarında aracının yanına gittiğinde sağ ön kapı camının kırılarak oto teybinin çalındığını tespit ettiğini ancak hırsızın yakalanamayacağı düşüncesiyle müracaatta bulunmadığını, 23.07.2001 tarihinde polislerin iş yerine gelerek aracın camını kırıp teybi çalan şahısların yakalandığını söylediklerini, teybini teslim aldığını, araçtaki hasarı ise kendisinin yaptırdığını,
Şikâyetçi ...; 21.07.2001 tarihinde saat 22.00 sıralarında ...plakalı 1998 model gri renkli Murat-Kartal SLX marka aracını ikametinin önüne park ettiğini, ertesi sabah aracının camının kırılarak Road Star marka teybinin çalındığını tespit ettiğini, müracaatta bulunmak için karakola gittiğinde görevliler tarafından kendisine gösterilen teypler içinde kendisine ait olan oto teybini teşhis ettiğini,
Şikâyetçi ...; 20.07.2001 tarihinde kendisine ait olan ... plakalı aracını Barış Sokak üzerine park ettiğini, 24.07.2001 tarihinde aracının yanına gittiğinde aracının yerinde olmadığını gördüğünü, çevrede yaptığı araştırma sonucunda aracının camının kırılarak oto teybinin çalındığını, kendisine ulaşılamadığından trafik görevlilerince aracının otoparka çekildiğini öğrendiğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... aşamalarda; 21.07.2001 tarihinde Yüksel isimli bir arkadaşından ... plakalı aracı alarak inceleme dışı sanık ... ile birlikte gezmeye çıktıklarını, yolda araçlardan teyp çalmaya karar verip saat 02.00 sıralarında Mısırlı Bahçe Sokak üzerinde park hâlinde bulunan beyaz renkli Lada marka aracın yanına gittiklerini, buji ile aracın camını kırıp oto teybini çaldıklarını; saat 02.15 sıralarında Emirhan Caddesi Süleyman Seba Spor Tesisi önünde park hâlinde bulunan beyaz renkli, Şahin marka araçtan da aynı yöntemle teyp söktüklerini; aynı gece saat 02.30 sıralarında Mısırlı Bahçe Sokak’a geri döndüklerini, sokak üzerindeki gümüş renkli Kartal marka bir aracın camını kırdıklarını ancak araçtan bir şey almadan oradan uzaklaştıklarını; saat 02.45 sıralarında Barış, Karanfil ve Zambak Sokakların kesişiminde park hâlinde bulunan lacivert renkli Doğan SLX marka aracın da camını kırıp teyp aldıklarını, aynı gece saat 02.50 sıralarında ... plakalı Toyota Corolla marka aracın camını kırdıklarını ancak teybi sökemeyince olay yerinden uzaklaştıklarını, saat 03.00’te Barış Sokak üzerinde bulunan beyaz renkli Renault Brodway marka aracın başına geldiklerini, aynı yöntemle camı kırdıklarını ancak bir şey alamadıklarını, daha sonra saat 03.15 sıralarında Ali Suavi Sokak üzerindeki gümüş renkli Şahin marka aracın camını kırarak oto teybini söktüklerini, çaldıkları teypleri evlerine götürdüklerini, ertesi gün yeniden hırsızlık amacıyla dolaşmaya çıktıklarını, saat 03.15 sıralarında Barış Sokak üzerinde park hâlinde bulunan ... plakalı aracın camını kırarak oto teybini çaldıklarını, aynı gece saat 03.30 sıralarında Bestekar Sokak üzerindeki ...plakalı araçtan da teyp söktüklerini, saat 04.00 sıralarında yeniden Barış Sokak’a dönerek başkaca araçlara baktıkları sırada ekiplerin kendilerini görerek yakaladıklarını, yakalanmaları üzerine suçlarını itiraf edip teyplerin iadesini sağladıklarını savunmuştur.
Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 2. maddesinde;
“İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hükmolunmuşsa icrası ve kanunî neticeleri kendiliğinden ortadan kalkar.
Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur.”,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinde ise;
“1- İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.
2- Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
3- Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
4- Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.”,
Şeklinde düzenlenmiştir.
Her iki maddede de; ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması, “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir.
Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınacaktır.
Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda; “adli para cezasını öngören yasanın, hapis cezasını kabul eden yasaya göre”, aynı nev’i ceza içeren yasalardan; “üst sınırların aynı olması hâlinde alt sınırı az olan yasanın”, “alt sınırları aynı olması hâlinde üst sınırı az olan yasanın” “alt ve üst sınırlarının farklı olması durumunda ise üst sınırı az olan yasanın” lehe olduğu kabul edilmektedir.
Lehe yasanın tespiti açısından bu ölçütlere yeni kriterler eklenmesi yönündeki görüş ve uygulamalar, öğreti ve yargısal kararlara da konu olmuş, değişen ceza mevzuatı karşısında dahi hâlen geçerliliğini koruyan 23.02.1938 tarihli ve 23–9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, “Suçun işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin farklı olması hâlinde, her iki yasanın birbirine karıştırılmadan, ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalı” şeklinde, lehe yasanın tespitinde başvurulacak yöntem belirtilmiştir.
Öğretide de anılan İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilke benimsenerek, uygulanma olanağı bulunan tüm yasaların leh ve aleyhteki hükümleri birlikte ele alınarak somut olaya göre sonuçlarının karşılaştırılması gerekeceği ve sonunda fail bakımından daha lehe sonuç veren yasanın belirlenip hükmün buna göre verileceği görüşleri ileri sürülmüştür (S. Dönmezer–S. Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c. 1, 11. Bası, s. 167; S. Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, s. 64; M. E. Artuk- A. Gökçen– A. C. Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, c. 1, s. 221).
Hukukumuzda lehe yasanın tespiti yöntemine ilişkin herhangi bir pozitif hukuk normunun bulunmaması nedeniyle, lehe yasa, 1412 sayılı CMUK"nın, mahkûmiyet hükmünün yorumunda doğan tereddüdün giderilmesi bakımından hâkimden karar istenmesi yöntemini düzenleyen 402. maddesi uyarınca yapılmakta iken, her ikisi de 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 04.11.2004 tarihli ve 5252 sayılı Kanun"un 9. maddesi ile 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 98 vd. maddelerinde, lehe yasanın saptanması ve uygulanmasında başvurulacak yöntemle ilgili ayrıntılı hükümler getirilmiştir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 98. maddesinin birinci fıkrasında; “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun"un 101. maddesinde ise, cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100. maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği ve bu kararların itiraza tabi olacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, 5275 sayılı Kanun"un 98. maddesi, herhangi bir ceza normunun, hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi hâlinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içermektedir.
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun"un “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında ise; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddeyle, bir kanunun tamamen yürürlükten kaldırılıp yerine başka bir kanunun yürürlüğe girmesinden sonra lehe olan kanunun tespiti bakımından, sabit kabul edilen olaya, suçtan önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın bir bütün hâlinde uygulanıp ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesi ve bunların karşılaştırılması gerektiği yönünde özel bir düzenleme yapılmıştır. Ancak bu karşılaştırmada, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken normlarla, hükmün infazına ilişkin normlar birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu değerlendirmede hüküm tesisi aşamasında uygulanması gereken düzenlemelerin aynı kanun kapsamında bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, sadece bir kanun değil bir müesseseyle ilgili düzenlemelerin yer aldığı kanunlar birlikte değerlendirilecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile birlikte 21.07.2001 tarihinde gece saat 02.00 sıralarında hırsızlık amacıyla cadde üzerinde park hâlinde bulunan şikâyetçi ...’na ait ... plakalı aracın camını kırdığı, oto teybini sökmeye çalıştığı, ancak sökemeyince oradan ayrıldığı; aynı gece şikâyetçi ...’e ait olan ...plakalı aracın camını kırdığı, eski model Road Star marka oto teybini çaldığı; buradan ayrılarak sahibi tespit edilemeyen Lada marka bir aracın da camını kırarak 25-30 TL değerindeki oto teybini söktüğü; ertesi gün 22.07.2001 tarihinde saat 04.00 sıralarında şikâyetçi ...’na ait ...plakalı aracın camını buji ile kırarak 15 TL değerindeki Road Star marka teybi aldığı, yakınlarda park hâlinde bulunan ve şikâyetçi ...’e ait ... plakalı aracın da camını kırıp oto teybini söktüğü, bu esnada devriye görevi ifa eden ekiplerin kendilerini görmesi üzerine elindeki oto teypleri ile birlikte ... plakalı araca binerek olay yerinden kaçmaya çalıştığı, kovalamaca sonucunda sanık ... ve inceleme dışı sanık ...’ın yakalandıkları, sanık ve inceleme dışı sanığın yakalanmaları üzerine samimi itirafta bulunarak tüm şikâyetçilere yönelik hırsızlık eylemlerini kabul edip suça konu teyplerin iadesini sağladığı anlaşılan olayda;
Şikâyetçiler ..., ..., kimliği tespit edilemeyen Lada marka araç sahibi ve ...’na yönelik hırsızlık suçlarının tek delilinin sanığın samimi ikrarı olması ve sanık müdafisinin aşamalarda lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ettikleri yönündeki beyanı da dikkate alınıp bu şikâyetçilere yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerde 765 sayılı TCK’nın 59 ile 5237 sayılı TCK’nın 62. maddelerinin de tatbik edilmesi gerektiği, suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında 647 sayılı Kanun’un 4 ve 6. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun’un 50 ve 51. maddeleri ve 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulanmamasına dair yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmediği hususları da dikkate alınarak,
Sanık hakkında, şikâyetçiler ... ve ..."e yönelik eylemleri nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 35 ve 53. maddelerinin; şikâyetçiler ... ve ... ile kimliği tespit edilemeyen mağdura yönelik eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 523 ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 168 ve 53. maddelerinin uygulanması gerektiği, 5237 sayılı TCK"ya göre sanığın eylemlerinin aynı zamanda mala zarar verme suçunu da oluşturacağı gözetilip her iki Kanun hükümlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda ulaşılacak ceza toplamının, Yerel Mahkemenin yanılgılı uygulaması ve kazanılmış hakkın gözetilmesi sonucu kesinleşen ve infazı gereken 23.10.2003 tarihli kararda hüküm altına alınan hapis cezasından daha lehe olup olmadığı yönünde ayrı ayrı uygulama yapılarak sonuç cezaların açıkça gösterilmesi gerekirken, sanığın lehine olan kanunun tespitine yönelik usulüne uygun bir karşılaştırmanın yapılmadığı, Özel Dairece temyiz incelemesi yapılırken de 03.11.2010 tarihli hüküm yerine, 03.04.2007 tarihli hüküm üzerinden bir değerlendirme yapılarak çelişki ve tereddüt meydana getirildiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 02.06.2016 tarihli ve 26712-8363 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2010 tarihli ve 89-814 sayılı hükümlerinin, lehe yasa değerlendirmesinin usulüne uygun olarak yapılmaması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.10.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.