
Esas No: 2021/187
Karar No: 2021/465
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/187 Esas 2021/465 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Sayısı : 2632-2308
Nitelikli yağma suçundan sanıklar ... ve ..."ın TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 149/1-a-c-h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin ... 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.09.2020 tarihli ve 132-242 sayılı hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 22.10.2020 tarih ve 2632-2308 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 17.02.2021 tarih, 10175-4295 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiş;
Daire Üyeleri ... ve ...; "... Müşteki; iki kişi geldi, bıçak çekti, para istedi, 140 TL paramı, cep telefonumu ve pasaportumu aldılar. Beni yaraladılar diye beyanda bulunuyor. Beyanı alınmadan önce devriye gezen ekibine yanlarına geldiğini söylüyor. Olaydan 4-5 saat sonra ifadesi alınıyor.
Polis tutanağına göre iki kişi kaçmaya çalışırken yakalanıyor, yerde cep telefonu bulunuyor (müştekiye ait) ve sanıklara ait olduğu tahmin edilen bıçak bulunuyor.
Sanıklardan ... savunmasında bir önceki akşam cep telefonum çalındı. Fas uyruklu ..."in telefonu ...""in aldığını söylediğini telefonun markası seri nosu vs. bilmediğinden polise şikâyet etmediğini, otel sahibine söylediğini onunla ...""in otelde kaldığını bu sabah ..."in yanında 10 kişi ile otele geldiğini kendisine ..."nın telefon ettiği ..."i dövdüklerini söylediğini kendisinin de olay yerine geldiğini. Diğer şahısların kaçtığını sadece bir kişinin otelde kaldığını onunla aralarında tartışma çıktığını, kavga ettiklerini kendisini ittirdiğini yere düştüklerini, herhangi bir eşyasını almadıklarını zaten polisler olay yerine geldi ve bizi karakola getirdi mealinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ..."de aynı şeyleri söylüyor. Otele gelen şahısların ... ve arkadaşlarının ..."ı bulamayınca kendisine saldırdıklarını şahsın çantasını kaçan şahıslara verdiğini kendisinin yaralandığını beyan ediyor.
Olayın meydana geldiği yer tanık ..."nın otelinin önü savunmalarına göre çok sayıda otel ve otellere ait güvenlik kameraları var.
Sanıklar ilk oradan itibaren aynı savunmayı yapıyorlar. Bir önceki akşam telefonun çalındığını telefonu ..."in çaldığını ertesi gün ..."in arkadaşları ile geldiğini müştekinin de telefonu çalan ..."in arkadaşı olduğunu, olay yerinde kavga başlayınca diğer 9 kişinin kaçtığını elinde bıçak olan müşteki ile kavgaya tutuştuklarını yere yuvarlandıklarını savunmaktadırlar. Otel sahibini ve olay anında kendisini telefonla arayan ... isimli tanığı söylüyorlar.
Ancak müşteki beyanı ilk anda ve tek başına yeterli görülerek olay yerini gören güvenlik kameraları istenmiyor, ... isimli tanık, ... isimli tanık ile diğer tanıklar otel sahibi dinlenmiyor.
Sanık ...olay yerinde değildim. ... cep telefonu ile arayıp olay yerine çağırdı şeklindeki ilk andaki beyanına rağmen tanık ... dinlenmediği gibi sanığa ait kullandığı telefon tespit edilip arama olup olmadığı ve HTS kayıtlarına göre baz istasyonu tespitine ilişkin hiç bir çalışma bulunmadığı, üstelik sanıklar müdafisinin aşamalarındaki savunmalarında da bunları açıkça belirtmiştir.
Mahkeme safhasında ilk andan itibaren olayı gördüğü iddia eden otel sahibi ... ile olayın tanığı dinlenilmiştir.
Tanık ... sanık savunmalarını birebir teyit etmiştir. Yağmalandığı iddia edilen cep telefonun kavga sırasında yere düştüğünü kaybolmaması için alıp çay ocağına bırakması için ..."a talimat verdiğini beyan etmiştir.
Tanık ..."da sanık savunmalarını birebir teyit etmiş ayrıca kavga sırasında müştekinin telefonunun yere düştüğünü tanık ..."nın telefonu alıp çaycıya bırakmasını istediğini kendisinin de bıraktığını beyan etmiştir. Müşteki kendisini bıçakla boynundan ve kolundan yaraladıklarını iddia etmesine rağmen mağdur ve sanıklara ilişkin Dr. raporu incelendiğinde müştekinin kolunda ve omzunda sadece sıyrıklar olduğu, müştekinin bıçakla yaralandığına ilişkin hiçbir ibare olmadığı görülmektedir. (çizikler varsa da düşme ile de rahatlıkla oluşabilir.)
Buna karşılık sanıkların bıçağın müştekinin elinde olduğunu ve kendilerine saldırdıkları ve yaraladıkları yönündeki savunmalarının sonradan dinlenen tanıklarca da teyit edildiği gibi alınan Dr. raporuna göre de sanıklardan ..."in yaralanmasının ise kesi şeklinde olduğu ki sanık müştekinin elinden alırken yaralandım şeklinde savunmasını teyit eder mahiyette olduğu görülüyor.
Olay yeri yakınlarında bulunduğu bildirilen bıçağın kime ait olduğu üzerinde parmak izi incelemesi vs. yapılarak veya üzerinde yaralamaya ait DNA incelemesi yaptırılarak tespit edilmesi yerine müşteki beyanına itibar edilerek sanıklara ait olduğu kabul edilerek emanet alınıp müsadere edilmekle yetinilmesi,
Dosyada müşteki 140 TL"sinin çalındığını söylemektir. Sanıklardan birinin üzerinde 1.040 TL çıkmıştır ve para dökümanı ayrıntılı yapılmıştır. Olaylar gece yarısı civarında olduğu sanıkların 00.30 gibi yakalanıp üst aramalarının yapıldığı ve üst arama tutanağına göre sanıklardan birinin üzerinde 1.040 TL çıkıyor. Müştekinin iddia ettiği rakamdan çok fazla bir bedel sanığın üzerinde çıkması nedeniyle bunun aidiyet belirlemede tek başına yeterli olmayacağı açıktır.
Müştekinin bir önceki gün telefon hırsızlığı nedeniyle otelden kovulan ... isimli kişi ile arkadaş olduğu ve onun otelde kalan eşyalarını almak için kalabalık bir grupla otel önüne geldiği sonra ... ile kavga ettiği ..."ın kendisine edilen telefon üzerine olaydan haberdar olup olay yerine geldiği sanık savunması ve teyit eden tanık beyanları ile sabittir.
Yani yağma iddiası olması, silahla yaralama ve birden fazla kişi ile iş yeri dokunulmazlığını ihlal kapsamında soruşturmaya maruz kalacak olan müştekinin oluşa ve dosyadaki somut delillere dayanmayan tam tersi aksine delil olmasına rağmen "çok sayıda kişi gelseydi kolluk kuvvetleri bilirdi..." tanıklar ilk başta getirilmediğine göre sonradan ortaya çıkan tanıklar gerçeği söylemeyebilir mealindeki soyut tamimlerde sanık savunmaları çürütülerek mahkûmiyet kararı verilmesi hatalıdır.
Öncelikli olarak doğru söylememesi için çok sayıda neden bulunan müştekinin beyan ile yetinmeyerek, olay yerini gören kamera kayıtları istenmeli, sanığın telefonla arandığı yönündeki savunmasını denetleme adına arama kayıtları ve HTS istenerek baz istasyonu tespiti ile iki sanığın olay anında aynı yerde olup olmadığı ve telefonla aranıp aranmadığı tespit edilmeli, tanıkların çalınan telefonu yere düşmüştü alıp çaycıya verdik yönündeki beyanları nedeniyle gerekirse çaycının tanık olarak dinlenip olayın teyidi yapılmalı, başlangıçtan beri sanık ..."ın olay yerine telefonla çağırdığı iddia edilen ... ve telefonu çalanı söyleyen ... isimli kişinin tanık olarak dinlenmesi emanetteki bıçak üzerindeki parmak izi ve DNA incelemesi yapılmalı sanık ve müşteki ile mukayese edilmeli, otel kayıtlarından ..."in kimliği tespit edilip tanık olarak beyanı alınmalı, müştekinin pasaportunun çalındığını iddia etmesi nedeniyle müştekinin yurt dışına çıkıp çıkmadığı, çıkmış ise hangi pasaportu kullandığı ve ne zaman temin edildiğinin araştırılması, tutanak tanıkları, dinlenerek sanıklar polise biz gittik demeleri karşısında kaçan sanıklar ile bıçağı atanlar bunlar mıydı, teşhis ettirilmesi ile eksiklikler giderildikten sonra hukuki durumun tespiti gerekirdi. Delil tespitinin aradan geçen zamanlar nedeniyle mümkün olmadığının anlaşılması hâlinde, zorla alındığı iddia edilen pasaportun sanıklar anında yakalanmalarına rağmen bulunamaması, cep telefonunun tanıklar tarafından yerde bulunduğunun da anlaşılması, müşteki yaralanmasının beyanıyla çelişmesi, sanık yaralanmalarının savunmaları, doktor raporları ve tanık beyanlarıyla uyum içinde olması da dikkate alınarak şüpheden sanık yararlanır kuralı gereğince sübuta ilişkin şüpheli durumlar sanıklar lehine yorumlanmalı suçun sübutu açısından sanıkların beyanı doğru kabul edilmelidir. Buna göre sanıkların kaldıkları otelde bir önceki gün cep telefonu çalınmış, çalan şahıs olarak tespit edilen ... otelden kovulmuş, otelden kovulan ... yakın arkadaşı olan müşteki ile otele sanıkları dövmeye gelmişler, sanık ..."ı orada bulamayınca arkadaşı olan diğer sanık ..."e saldırmışlar, diğer sanık ve otel sahibinin olay yerine gelmesi üzerine diğer 9 kişi kaçarken olay yerinde kalan müşteki elindeki bıçakla sanıkları yaraladıktan sonra yakalanmıştır. Kavga sırasında yere düşen müştekiye ait cep telefonu ise tanıklarca müştekiye verilmek üzere alınmıştır şeklinde kabul edilerek beraat kararı verilmelidir.
Ayrıca kabule göre olayın tek tanığı müştekinin kendisidir dinlenilmeden karar verilmesi nedeniyle karar bozulmalıydı." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 29.03.2021 tarih ve 104357 sayı ile;
"...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun sıklıkla vurguladığı gibi, amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; ‘suçsuzluk’ ya da ‘masumiyet karinesi’ olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; ‘in dubio pro reo’ olarak ifade edilen ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir kuralı uyarınca;
Sanık ... savunmasında; şikâyetçinin bir gün önce ..."in telefonunu çaldığını, sonra kendilerinin bulunduğu adrese şikâyetçi ile birlikte 9 kişinin geldiğini, o esnada ...in evde olmadığını, kendisinin yalnız olduğunu, o an yanında olan Fas"lı kadının otel sahibini aradığını, müştekinin arkadaşının kendisinin kolunu bıçakla yaraladığını, olay yerindeki Huawei marka telefonun kimin olduğunu bilmediğini beyanla suçlamayı reddettiği,
Sanık ... savunmasında; olaydan önce telefonunun çalındığını, kendisi ile aynı pansiyonda oturan arkadaşına telefonunun çalındığını söylediğini, onların da telefonunu çalan kişileri bulduklarını ve ertesi gün telefonunun bulunduğunu, kendisi dışarıda iken ... isimli bayanın kendisini aradığını, olay yerine gittiklerinde yaklaşık 9-10 kişinin sanık ..."e hücum ettiğini ve ona vurduklarını gördüğünü, onları ayırmaya çalıştığını, bu esnada yere düştüğünü, kendisine de vurduklarını, olanları hatırlamadığını, müştekini telefonunu almadığını beyanla suçlamayı reddettiği,
Sanıkların her aşamada aynı yönde savunmada bulundukları, suçlamaları kabul etmedikleri,
Dosyadaki doktor raporlarının sanık savunmalarını desteklediği,
Olayın meydana geldiği otel önü olup, olay yerindeki kamera kayıtlarının incelenmediği,
Sanık savunmasında ismi geçen tanık ..."nın beyanının alınmadığı,
Sanıkların savunmalarını denetleme adına, HTS ve arama kayıtlarının getirtilmediği,
Tutanak tanıklarının ve müştekinin dinlenilmediği,
Tanıkların düşen telefonu çaycıya verdiklerini beyan etmeleri karşısında çaycının kimliği tespit edilip, dinlenilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu eksiklikler giderilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumların değerlendirmesi gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.05.2021 tarih, 12964-9264 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı nitelikli yağma suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin olup, sanık ...’ın 03.12.2020 tarihli dilekçesinin temyizden vazgeçme niteliğinde olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Mağdurun 10.04.2020 tarihinde saat 00.30 sıralarında dolaştığı sırada daha önceden tanımadığı sanıkların yanına gelerek bıçak gösterip para istedikleri, karşı çıkması üzerine de sanıkların mağduru bıçakla yaralayarak cep telefonunu ve 140 TL"sini aldıkları iddiası ile kamu davası açıldığı,
10.04.2020 tarihli tutanaklardan; aynı gün saat 00.30 sıralarında ring görevi ifa ettikleri sırada kendilerini gören mağdurun yardım isteyerek az Türkçesi ile; kendisine bıçak çekilerek yaralamak suretiyle Huawei marka cep telefonunun, 1 adet 100 TL ve 2 adet 20 TL olmak üzere toplam 140 TL"sinin ayrıca pasaportunun alındığını belirttiğinin, bunun üzerine kendilerini gören şahısların ara sokaklara kaçmaya başladıklarının ve kovalamaca esnasında bu şahısların yere bıçak attıklarının görüldüğünün, kovalamaca sonucunda şahısların Tirşe Sokak üzerinde yakalandıklarının, şahısların kaçış güzergahında yapılan aramada olayda kullanıldığı düşünülen üzeri kanlı, sarı plastik sap kısmı 9 cm, kesici kısmı 7 cm olan bıçak ve yine olay yerinde tahta sap kısmı 13 cm, kesici kısmı 17 cm olan ekmek bıçağı ele geçirilip muhafaza altına alındığının, yakalanan şahıslar mağdura gösterildiğinde mağdurun sanıkları teşhis ederek kendisini gasbeden kişilerin onlar olduğunu belirtmesi üzerine sanık ...’ın kaba üst aramasında sağ pantolon cebinde bulunan 1.040 TL paradan 1 adet 100 TL, 2 adet 20 TL olmak üzere toplam 140 TL"nin olayla ilgili olabileceği düşünülerek muhafaza altına alındığı, faillerin kaçış güzergahında yapılan çalışmalarda Tirşe Sokakta yerde Huawei marka cep telefonu bulunduğu, konu ile ilgisi olabileceği düşünülerek bu telefon mağdura gösterildiğinde mağdurun bu telefonun kendisine ait olduğunu belirtip şifresini girdiği, telefonun polis amirliğine teslim edildiği,
Yakalama üst arama tutanağından; sanık ...’ın üst aramasında 1 adet 200 TL, 7 adet 100 TL, 2 adet 50 TL ve 2 adet 20 TL olmak üzere toplam 1.040 TL çıktığı, muhafaza altına alma tutanağıyla da bunun 140 TL’sinin muhafaza altına alındığı,
Teslim tesellüm tutanağından; sanık ..."dan ele geçirilen 140 TL"nin ve olay yerinde bulunan Huawei marka cep telefonunun mağdura iade edildiği,
Mağdur hakkında düzenlenen rapordan; ensesinde 5 cm uzunluğunda çizik, sağ ve sol elde çok sayıda sıyrık bulunduğu, bu yaralanmanın basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,
Sanık ... hakkında düzenlenen rapordan; sol dizinde düşmeye bağlı sıyrık bulunduğu,
Sanık ... hakkında düzenlenen rapordan; sağ el baş parmağında dikişe gerek olmayan kesi mevcut olduğu,
07.07.2020 tarihli birinci celsede; duruşmaları takip etmeyen mağdurun dinlenmesinin yargılamaya yenilik katmayacağından bahisle dinlenilmesinden vazgeçilmesine ve hazırlık aşamasındaki beyanının okunulmasıyla yetinilmesine karar verildiği,
Mağdur tarafından sunulan 05.10.2020 tarihli dilekçede; sanıklar hakkındaki hapis cezasını ve hâlâ cezaevinde bulunduklarını sanık ...’in arkadaşının kendisine anlatması üzerine öğrendiğini ve vicdanen rahatsız olduğunu, bu nedenle tercüman ... vasıtasıyla bu dilekçeyi mahkemeye sunmaya karar verdiğini, Türkçe bilmediğinden dolayı tam anlatamadığından bazı yanlış anlaşılmalara neden olmuş olabileceğini, öncelikle şikâyetinden vazgeçtiğini ve maddi veya manevi zarar talebinin olmadığını, arkadaşıyla tanımadığı kişiler arasında daha önce kavga olayının yaşandığını, olay günü gece saatlerinde tek başına yürürken tanımadığı 5-6 kişinin kendisini darbetmeye başladıklarını, kendisini korumak için elini başının üstüne koyduğunu, bu nedenle kendisini kimin darbettiğini görmediğini, ayrıca olay yerinin de karanlık olduğunu, kendisini darbetmeyi bırakmaları için kendi isteğiyle cep telefonu ve cebindeki parayı yere attığını, bu kişilerin bıçak göstererek kendisinden para veya cep telefonu istemediklerini, daha sonra bu şahısların kaçmaya başladıklarını, polislerin iki kişiyi yakalayıp kendisine gösterdiklerini, telefon ve parasını kimin aldığını kesinlikle görmediğini, pasaportunu almadıklarını, pasaportunu hâlâ kullanmaya devam ettiğini, dilenirse mahkeme huzurunda ifade verebileceğini belirttiği,
Sanık ... hakkında ... Bölge Adliye Mahkemesince kurulan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmün, sanık müdafisi tarafından 31.10.2020 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği,
Sanık ... tarafından Yerel Mahkemeye sunulan “Cezanın onaylanmasını” başlıklı ve 03.12.2020 tarihli dilekçede; 18.09.2020 tarihinde 9 yıl 2 ay ceza aldığını, verilen hükmü kabul ettiğini ve müddetname gönderilmesini istediğini belirttiği,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükmü onandıktan sonra sanıklar tarafından sunulan dilekçelerde; haklarında verilen kararı kabul ettiklerini, temyiz haklarından vazgeçtiklerini ve cezalarının onanmasını istediklerini belirttikleri,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur ... tercüman eşliğinde Cumhuriyet Başsavcılığında; 02.03.2020 tarihinde turistik amaçlı Türkiye’ye geldiğini, geldiğinden beri taksimde bulunan ismini hatırlamadığı bir pansiyonda kaldığını, 10.04.2020 tarihinde saat 00.30 sıralarında Çukur Mahallesinde gezerken daha öncesinde tanımadığı ve isimlerini olay nedeniyle öğrendiği sanıkların kendisine bıçak göstererek para vermesini istediklerini, karşı gelince kendisine bıçakla saldırdıklarını, ensesinden ve ellerinden bıçakla yaraladıklarını, dizine tekme attıklarını, daha sonra cüzdanını, içerisindeki 140 TL"sini, Huawei marka cep telefonunu ve pasaportunu aldıklarını, bu sırada arabayla gelen polis ekiplerini görüp hemen durdurduğunu, bunu gören sanıkların hemen kaçmaya başladıklarını, polislerin sanıkları kovaladığını ve bir süre sonra yakaladıklarını, daha sonra polislerce yapılan araştırmada ekranı kırılmış şekilde telefonunu bulduklarını fakat cüzdan ve pasaportunu bulamadıklarını, sanıklardan şikâyetçi olduğunu,
Tanık ... Mahkemede; ... Apartın sahibi olduğunu, sanıkların üç kişi olarak evini tuttuklarını, hastaneye gittikleri sırada ... isimli kişinin kendilerini aradığını ve bunun üzerine binaya gittiklerinde ...’nın odasına ... ve Hakim isimli kişilerin geldiklerini söylediğini, onları binadan kovduğunu, mağdurun ...’in arkadaşı olduğunu, ertesi gün bunların adam topladıklarını, başka binadayken ...’nın tekrar kendisini aradığını ve 15 kişinin binaya geldiklerini söylediğini, aralarında tartışma olduğunu ve komşuların müdahale ettiklerini, ismini bilmediği bir kişinin orada kaldığını, bu kişide bıçak olduğunu, sanık ..."in onu yakalayıp bıçağı ondan aldığını, kavga ettiklerini, kendisinin onları ayırmaya çalıştığını, bu kişinin yere düştüğünü, bu esnada polisin geldiğini, diğer sanık ...’in sonradan olay yerine geldiğini, onun kavgaya karışmadığını, sanıkların para ve telefon almadıklarını, mağdurun yere düştüğünü, tanık Imad’ın yere düşen telefonu aldığını ve çaycıya verdiğini, sonra karakola ifade vermeye gittiklerini ancak kendilerini içeri almadıklarını,
Tanık ... Mahkemede; sanıklar ... ve ... ile aynı odada kaldıklarını, bu nedenle olayı başından beri gördüğünü, sanıkların kendisiyle hastaneye geldiklerini, eve döndüklerinde sanık ..."ın telefonunun çalındığını gördüklerini ve odayı aramaya başladıklarını, otelden birisinin telefonu çalanın ... olduğunu ve onu ...’da satacağını söylediğini, daha sonra sanıkların ... ile yüzleştiklerini ve odaya girip neden telefonu çaldığını sorduklarını, ...’in de bulundukları otelde kaldığını ancak parasını ödemediğini, otelin sahibi olan tanık ...’nın ...’i otelden çıkardığını, ..."in elbiselerinin ise otelde kaldığını, ...’ın telefonunu geri istediğini, biraz tartıştıktan sonra ...’in dışarı çıktığını, geceleyin yanında on kişi ile birlikte geri döndüğünü, bu kişilerin bıçak taşıdıklarını ve mafya vari insanlar olduklarını, bu sırada ... ve sanık ...’in otelde olduklarını, kendisi, sanık ... ve tanık ...’nın ise diğer otele gittiklerini, bu sırada ...’nın tanık ..."yı arayarak "Burada mafya tarzı insanlar var, bize saldırıyorlar, bıçaklılar" dediğini, bunun üzerine apar topar 30 metre uzaklıktaki otele gittiklerini, gittiklerinde bu kişilerin sanık ...’e saldırdıklarını gördüklerini, etrafta bulunan kişilerin kendilerini ayırmaya çalıştıklarını, Tunuslu olan bir kişi ile sanık ...’in birbirlerine vurmaya ve tartışmaya başladıklarını, mekanın karanlık olduğunu, sanık ...’in sadece bıçağı uzaklaştırmak için çığlık atmaya başladığını, bu esnada polisin geldiğini, sanık ...’ın polise bu kişilerin telefonlarını çaldıklarını ve olay yerine gelip kendilerine saldırdıklarını söylediğini, ancak Türkçe bilmediği için bu durumu tam anlatamadığını, telefonu görüp çaycıya verdiklerini, telefonu otele yakın, dışarıda bir yerde gördüklerini, olaydan sonra mağduru aradıklarını, mağdurun kendisini tehdit ederek para istediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında tercüman eşliğinde; Türkiye"ye 07.03.2020 tarihinde Sabiha Gökçen Havalimanından giriş yaptığını, buraya turistik seyahat amacıyla geldiğini, ancak koronavirüs nedeniyle uçuşlar iptal olunca geri dönemediğini, ülkeye geldikten sonra Taksim"de ismini bilmediği bir otelde konaklamaya başladığını, ..."a geldiğinde Lübnan"dan arkadaşı olan diğer sanık ... ile buluştuklarını ve aynı otelde kaldıklarını, 09.04.2020 tarihinde saat 23.00 sıralarında diğer sanık ile husumeti olan bazı şahısların otele geldiklerini, diğer sanığı bulamayınca arkadaşı olduğu için kendisine saldırdıklarını ve sol ayağından, parmağından ve boynundan yaraladıklarını, mağdurun orada kaldığını ve bu sırada çantasını oradaki arkadaşlarından birisine verdiğini, buradaki tartışma esnasında mağdurun herhangi bir eşyasını ve pasaportunu almadığını, onu herhangi bir cisimle yaralamadığını, daha sonra polislerin geldiğini, suçlamaları kabul etmediğini,
Tutuklama talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde; iki gün önce arkadaşının telefonunun çalındığını, otel görevlisinin telefonu çalanları otelden kovduğunu, bu şahıslar kıyafetlerini almak için otele geri geldiklerinde kendisini darbettiklerini, otelde arkadaşının eşinin de olduğunu, bu bayanın kocasını arayıp çabuk gelmesini söylediğini, daha sonra bu kişilerle sokakta karşılaşıp kavga ettiklerini, onların eşyalarını çalmadıklarını, eşyaların arkadaşlarında olduğunu, polisilerce yakalandıklarında kendilerinde bu eşyaların çıkmadığını, bu şahısların onlara para vermeleri halinde davadan vazgeçeceklerini söylediklerini, 140 TL’ye ihtiyacının olmadığını, gezmek amacıyla bu ülkeye geldiğini ve tekrar ülkesine döneceğini, üzerinde bıçak olmadığını, diğer şahıslarda bıçak ve sopa olduğunu, onların kendilerine vurduklarını, suçlamayı kabul etmediğini,
Mahkemede; mağdurun olaydan bir gün önce ..."ın telefonunu çaldığını, daha sonra mağdur ile birlikte dokuz kişinin bulundukları adrese geldiklerini, fakat bu sırada ..."ın evde olmadığını, kendisinin yalnız olduğunu, bu kişilerin kim olduklarını bilmediğini, Fas asıllı ... adında bir bayanın olduğunu, bu bayanın otel sahibini aradığını, mağdurun arkadaşının kolunu bıçakla yaraladığını, olay yerindeki J5 telefonun kendisine ait olduğunu, Huawei marka telefonun kime ait olduğunu bilmediğini,
Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında tercüman eşliğinde; Türkiye’ye 11.03.2020 tarihinde Sabiha Gökçen Havalimanından giriş yaptığını, ülkeye on günlüğüne turistik seyahat amacıyla geldiğini fakat korona virüs nedeniyle uçuşlar iptal olunca geri dönemediğini, ülkeye geldikten sonra Taksim"de ismini bilmediği bir otelde konaklamaya başladığını, ...’a gelince Lübnan’dan arkadaşı olan diğer sanık ile buluştuklarını, onun neden ...’a geldiğini bilmediğini, olaydan iki gün önce kalmış olduğu otel odasından seri numarasını ve içerisindeki numarayı hatırlamadığı Samsung marka cep telefonunun çalındığını fark ettiğini, otelde bulunan Fas uyruklu ... isimli bir şahsın yanına gelerek telefonunu yine Fas uyruklu olan ... isimli bir şahsın çaldığını söylediğini, telefonun seri numarasını bilmediği için bu hususta şikâyette bulunmadığını, ancak durumu otel sahibine anlatınca onun ..."i otelden kovduğunu, ...’in 09.04.2020 tarihinde saat 23.00 sıralarında yanında on kadar arkadaşıyla otele geldiğini, kendisinin bu sırada otel sahibi ile başka otelde bulunduklarını, kaldığı otele döndüklerinde bu on kişinin dağıldığını, ancak ismini olay nedeniyle öğrendiği mağdurun orada kaldığını, mağdur ile aralarında tartışma çıktığını ve mağdurun kendisini yere ittiğini, bu sırada dizinden yaralandığını, bu tartışma sırasında mağdurun herhangi bir eşyasını veya pasaportunu almadığını, mağduru herhangi bir cisimle yaralamadığını, daha sonra olay yerine polislerin geldiklerini, suçlamaları kabul etmediğini,
Tutuklama talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde; kaldıkları otelde telefonunun çalındığını, bunu otel görevlisine söylediğini, onun da otelde kalan şahısları kovduğunu, sonra bu şahısların gelip kendilerini dövmeye kalktıklarını, bu sırada sadece diğer sanığın otelde olduğunu ve onu dövdüklerini, onu yanlarına getirirken bir şahsın yakalandığını, diğerlerinin kaçtığını, tuttukları şahsın diğer sanığı dövenlerin arkadaşı olduğunu ve onları tanıdığını, mağdurun telefonunun nerede olduğunu bilmediklerini, bıçakları atmak gibi bir durumun söz konusu olmadığını, kameraların incelenebileceğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini,
Mahkemede; on beş günlüğüne Türkiye"ye geldiğini, bu sırada telefonunun çalındığını, bu durumu kendisiyle oturan arkadaşına söylediğini, daha sonra dışarıda telefonunu çalan kişileri bulduklarını, ertesi gün de telefonunu bulduğunu, dışarda bulunduğu sırada kendisine telefon geldiğini ve sonrasında eve saldırdıklarını, ... isimli bayanın kendisini aradığını, otelin sahibi ile otele gittiklerini, oraya gittiklerinde yaklaşık dokuz-on kişinin olduğunu, dokuz kişinin diğer sanığa hücum ettiklerini ve ona vurduklarını gördüğünü, onları ayırmaya çalıştığı sırada yere düştüğünü, daha sonra kendisine de vurduklarını ve olanları hatırlamadığını, mağdurun telefonunu almadığını, mağdur tarafın kendilerinden para istediklerini,
Savunmuşlardır.
Uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
1- Sanık ...’ın 03.12.2020 tarihli dilekçesinin temyizden vazgeçme niteliğinde olup olmadığı;
Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir.
Bunlardan ilki süre şartıdır. CMUK"nın 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi bahse konu maddenin 3. fıkrasındaki istisnai durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlar.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan "Davasız yargılama olmaz" ilkesine uygun olarak temyiz davası kendiliğinden açılmaz, bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. CMUK’nın 305. maddesinin 1. fıkrası ile bu kuraldan uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden yapılması kabul edilmiş ise de, on beş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin hükümler dışında kalan kararlarda, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davası açılmamışsa hükmün Yargıtayca incelenmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, 5271 sayılı CMK’nın kanun yollarına ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği bölümde yer alan “Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi” başlıklı 266. maddesinde;
“(1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.
(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.
(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır” şeklindeki düzenleme ile kanun yoluna başvurulduktan sonra başvurunun geri alınabileceği kabul edilmiştir.
Kanun yolu başvurusunda bulunulması veya bu başvurudan vazgeçilmesi kural olarak asilin iradesine tâbidir. Ancak maddenin 3. fıkrasında buna bir istisna getirilmiş ve on sekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olan şüpheli veya sanığın, kanun yoluna başvurulması ya da başvurunun geri alınması konusundaki iradesi ile müdafisinin iradesinin çelişmesi halinde asilin değil, müdafisinin iradesine üstünlük tanınmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Bölge Adliye Mahkemesince sanık ... hakkında kurulan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmün, sanık müdafisi tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra sanık ...’ın “Cezanın onaylanmasını” başlıklı ve 03.12.2020 tarihli dilekçesi ile hakkında verilen hükmü kabul ettiğini ve müddetname gönderilmesini istediğini belirtmesi karşısında, sanığın bu talebinin temyizden vazgeçme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 5271 sayılı CMK"nın 266/3. maddesindeki müdafisinin iradesine üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin istisna hâl de söz konusu olmadığından sanığın temyizden vazgeçmesi geçerlidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına ve açılmış temyiz davasından vazgeçilmesi nedeniyle sanık ..."a ilişkin kısmın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık ..."ın dilekçesinin temyizden vazgeçme niteliğinde olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Ulaşılan bu sonuç karşısında sanık ...’a atılı nitelikli yağma suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı hususu değerlendirilmemiştir.
2- Sanık ...’e atılı nitelikli yağma suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı;
TCK"nın 148. maddesinde yağma suçu; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde hüküm altına alınmıştır.
TCK’nın 149. maddesindeki yağma suçunun nitelikli hâlleri arasında; silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte ve gece vakti işlenmesi hâlleri de sayılmıştır.
Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK"nın 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir.
Yağma suçunun manevi öğesi “kast”tır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla hareket etmesi gerekmektedir. Yağma suçunun oluşabilmesi için malın mutlaka sahip olmak amacıyla alınması şart olmayıp geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır (Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, Sulhi Dönmezer, ... 2001, s. 435).
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
10.04.2020 tarihinde saat 00.30 sıralarında dışarıda gezmekte olan mağdurun karşısına çıkan sanıkların, bıçak göstermek suretiyle mağdurdan para istedikleri, mağdurun karşı çıkması üzerine de bıçakla saldırarak mağduru ensesinden ve ellerinden yaraladıkları, daha sonra mağdurun cüzdanını, 140 TL"sini ve cep telefonunu aldıkları, polis ekiplerini görmeleri üzerine de olay yerinden kaçtıkları olayda; her ne kadar sanık ... üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de 10.04.2020 tarihli rapor ile mağdurun ensesinde 5 cm uzunluğunda çizik, sağ ve sol elinde çok sayıda sıyrık bulunduğunun tespit edilmiş olması, söz konusu yaralanmaların mağdurun beyanını destekler mahiyette olması, 10.04.2020 tarihli tutanaklardan da sanıkların kolluk görevlilerini görmeleri üzerine ara sokaklara kaçmaya başladıklarının, kovalamaca esnasında yere bıçak attıklarının, kaçış güzergahlarında yapılan arama sonucu iki tane bıçak ve cep telefonunun ele geçirildiğinin, mağdura gösterildiğinde de telefonun kendisine ait olduğunu söyleyip şifresini girdiğinin belirtilmesi karşısında, sanığın savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun, kamera kayıtlarının incelenmesinin, yeni tanıklar dinlenmesinin, mağdurun beyanına başvurulmasının ve HTS kayıtlarının alınmasının sonuca bir etkisinin olmayacağının, sanığa atılı nitelikli yağma suçunun sabit olduğunun ve eksik araştırma ile hüküm kurulmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, bu uyuşmazlık bakımından haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;
a- ...’ın 03.12.2020 tarihli dilekçesinin temyizden vazgeçme niteliğinde olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından değişik gerekçeyle KABULÜNE,
b- Sanık ...’e atılı nitelikli yağma suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından REDDİNE,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin sanık ... hakkındaki 26.09.2019 tarihli ve 7398-4493 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanık ..."ın temyiz isteminden vazgeçmesi nedeniyle ona ilişkin kısmın İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİNE,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 12.10.2021 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık konusu bakımından da oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.