Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2018/174
Karar No: 2021/455

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/174 Esas 2021/455 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2018/174 E.  ,  2021/455 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 41-72

    Sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüsten açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın TCK"nın 86/1, 86/3-e, 87/3, 62, 53/1 ve 58/6. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.03.2014 tarihli ve 41-72 sayılı hükmün, sanık müdafisi ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 09.01.2018 tarih ve 1487-96 sayı ile; "Oluşa ve dosya kapsamına göre, mahkemenin delilleri takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki yaralama suçuna ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir." açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.03.2018 tarih ve 16848 sayı ile;
    "Sanık aşamalarda katılanın evinin bahçesine izinsiz girerek ... ile yaşadıkları tartışma nedeniyle kendisine kızarak hakaret ve tehdit içeren sözler sarfettiğini savunmuş, katılan ise sanığın çağırmasıyla evinin bahçesinde bulunan kamelyaya gittiklerini, bir ara sanığın evine gittiğini, kısa bir süre sonra gelerek "Sen benim kim olduğumu biliyor musun" diye tabanca ile iki el ateş ettiğini iddia etmiştir.
    Sanık ile katılan arasında gerçekleşen olayın bu aşamasına ilişkin görgü tanığı bulunmamaktadır, sanığın katılandan kaynaklanan haksız davranışların oluşturduğu tahrikin etkisi altında yaralama eylemini işlediği yönündeki savunmasının aksine başkaca herhangi bir delil de elde edilememiş olup, sanığın kendisi ile ..."nu barıştırmak için aracılık yapmak niyetiyle hareket ettiğini iddia eden katılanı silahla ateş ederek yaralamasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmaması nedeniyle, haksız tahrik hükmünün uygulama koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda şüphe oluştuğu ve bu şüphenin sanık lehine yorumlanarak hakkında 5237 sayılı TCK"nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle asgari oranda indirim yapılması gerektiği hâlde, sanık lehine tahrik oluşturacak bir davranış tespit edilemediğinden bahisle haksız tahrik hükmünün uygulanmaması nedeniyle yasaya aykırı olduğu anlaşılan Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 03.04.2018 tarih ve 4600-3709 sayı ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında kasten yaralama suçu bakımından haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Kolluk tarafından düzenlenen olay yeri inceleme ve görgü tespit tutanağına göre; 01.12.2013 tarihinde saat 14.45 sıralarında ... Mahallesi, 1421. Sokak, No: 19 sayılı yerde silahlı kavga olayı olduğunun, ... Sitesi B Blok yanında bulunan çardaklı bahçe içerisinde iki şahsın kavga ettiklerinin ve şahıslardan birinin diğerini silahla yaraladıktan sonra olay yerinden kaçtığının öğrenilmesi üzerine olay yerinde yapılan görgü ve tespitte toplam altı adet 7,65 mm çapında boş kovan bulunduğu ayrıca bahçeyi çevreleyen yeşilliklerin altında da kan izlerinin mevcut olduğu,
    ... İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 01.12.2013 tarihli olay yeri inceleme raporunda; inceleme konusu kasten yaralama olayının 1421. Sokak üzerinde bulunan ... Sitesi"nin bahçesinde, kamelya içerisinde meydana geldiği, söz konusu kamelyanın beton zemini üzerinde iki adet, bahçe çim zemini üzerinde ise dört adet olmak üzere toplam altı adet 7,65 mm çapında boş kovan bulunduğu, yine bahçe çim zemini üzerinde kırmızı renkli şüpheli leke serpintilerinin olduğu, olay yerinde yapılan araştırmada başkaca bir bulguya rastlanılmadığı, ardından katılan ..."in bulunduğu Akropol Hastanesine geçilerek görevlilerle yapılan görüşme sonucunda katılanın her iki bacağından ateşli silahla yaralandığının öğrenilmesi üzerine yaralıdan el svapları ile olay esnasında üzerinde bulunan mavi renkli, delikli, kanlı, kesik kot pantolonu paçalarının usulüne uygun olarak alınıp paketlendiği bilgilerine yer verildiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen 05.12.2013 tarihli tutanakta; katılan ..."in sol bacağından ameliyatla çıkarılan bir adet mermi çekirdeğinin teslim alınarak 10 Nisan Polis Merkezi Amirliğine teslim edildiğinin belirtildiği,
    ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 06.12.2013 inceleme tarihli ve KİM-13-6865 uzmanlık sayılı raporuna göre; katılan ..."e ait olduğu belirtilen sağ ve sol el içi ile üstü svaplarda atış artıklarına rastlanılmadığı, (8) numaralı pantolon paçası üzerinde (1) olarak numaralandırılan delik etrafında bulunan atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı, (8.1) numaralı pantolon paçası üzerine (1) olarak numaralandırılan delik etrafında bulunan atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı, pantolon paçaları üzerinde bulunan diğer deliklerin etrafında atış artıklarına rastlanılmadığı,
    ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 16.12.2013 inceleme tarihli ve BLS-13-5938 uzmanlık sayılı raporunda; tetkik için gönderilen 7.65x17 mm çap ve tipindeki fişeklere ait altı (6) adet kovanın çap ve tiplerine uygun tek bir silahla atıldıklarının belirtildiği,
    ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12.12.2013 tarihli ve 30015 sayılı raporda; katılan ... hakkında Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 01.12.2013 tarihli ve 135853 sayılı geçici raporlarının incelenmesinde; ateşli silah yaralanması nedeni ile başvuran katılanın ilk müdahalesinin dış mekanda yapıldığı, bilincin açık koopere oryante olduğu, alt ekstremite sağ ve solda (ateşli silah?); sağda bacak lateralinde 1 cm"lik ekimoz, cilt-cilt altı yaralanması, solda tibia mediali ayak bileğinden 5 cm proksimalde 1 cm"lik dairesel cilt-cilt altı kas yaralanması, lateralinde ayak bileğinin 3 cm proksimalinde 2 cm"lik doku bütünlüğü oluşturan yaralanma, bu bölgede palpasyonla kemik krepitasyonu ve düzensizlik saptandığı, dorsalis pedis ve tibialis anterior posterior nabızlarının zayıf alındığı KVC konsültasyonunda bilateral periferik nabızların açık olduğu, arteryal renkli dopler USG de bilateral dorsalis pedis ve tibialis posteriorun açık olduğu, vasküler patoloji düşünülmediği, ortopedi konsültasyonunda sol distal tibia ve lateral malleol kırığı saptandığı kaydedildiğine ve ek patoloji bildirilmediğine göre yaralanmasının; kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kemik kırıklarına neden olduğu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi, hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında katılanda saptanan açık tibia ve fibula kemik kırıklarının müştereken yaşam fonksiyonlarını 6 (altı) ağır derecede etkilediği bilgilerine yer verildiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağına göre; sanık ... 15.01.2014 tarihinde saat 10.10 sıralarında kendiliğinden polis merkezine gelerek teslim olduğu,
    Katılan ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.01.2014 tarih ve 9209 sayı ile sanık ..."ya yönelik hakaret ve tehdit suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; ... Partisi ... Esenler ilçe teşkilatında görevli olduğunu, sanığı daha öncesinde tanımadığını sadece olay tarihinde ... Partisi Üyesi olan ..."ın koruması olarak bildiğini, 01.12.2013 tarihinde saat 13.30 sıralarında ... ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesinde bulunan Parti Genel Merkezinde olduğunu, orada yapılan bir toplantıya katıldıktan sonra camiye gittiğini, cami çıkışında sanık ... ile karşılaştığını, sanığa kendisinin ... ilinde tekstil işi ile uğraştığını, Parti Genel Merkezinde çalışan tanık ... ile tartıştığını duyduğunu ve barıştırmak istediğini söylediğini, sanığın "Gel benim eve gidelim." demesi üzerine yaklaşık 50 m birlikte yürüdükten sonra sanığın ikametinin bulunduğu siteye geldiklerini, kendisinin bahçede oturduğunu, sanığın ise "Ben bir eve çıkıp geleyim." diyerek yanından ayrıldığını, bir süre sonra tekrar yanına gelen sanığın üzerinde siyah pardösü bulunduğunu ve ellerinin cebinde olduğunu, ardından "Sen benim kim olduğumu biliyor musun!" diyerek cebinden çıkarttığı siyah renkli tabanca ile iki bacağına doğru ateş etmeye başladığını, bunun üzerine yanında bulunan masayı kendisi için siper olarak kullandığını, sanığın mermisi bitip tanık ..."ın yanlarına gelmesi üzerine kaçtığını, daha sonra gelen ambulans ile hastaneye kaldırıldığını, olayı gören olmadığını, sanıkla arasında husumet bulunmadığını, sanığın neden bu şekilde davrandığını bilmediğini, şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini,
    Tanık ... kollukta; ... ilinde ikamet ettiğini, katılan ..."i tanıdığını, arkadaşı olduğunu, sanığı ise internetten tanıdığını, olay tarihinde ... Partisi Üyesi olan ..."ın koruması olduğunu bildiğini, olay tarihinden iki gün önce akrabalarını ziyaret etmek amacıyla ... iline geldiğini, olay tarihinde de Hamidiye Camisine ikindi namazını kılmak için gittiğini, namaz çıkışında katılan ..."i gördüğünü, bir süre konuştuktan sonra katılan ..."in yanından ayrıldığını, beş-altı dakika sonra da bir anda silah sesleri gelmeye başladığını, bağrışmalar üzerine o tarafa yöneldiğinde katılanın yerde yattığını, elinde silah bulunan sanık ..."nın ise koşarak olay yerinden uzaklaştığını gördüğünü, çevredekilerin yardımıyla katılanı hastaneye götürdüğünü,
    Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; ... Partisi Genel Merkezinde bilgi işlem sorumlusu olarak görev yaptığını, sanık ..."yı olay tarihinde Parti Üyesi olan ..."ın yanında gönüllü korumalık yaptığı sırada tanıdığını, sanığın daha öncesinde Partinin Etimesgut İlçe Başkanlığını yaptığını bildiğini ancak halihazırda Partide bir görevi bulunmadığını, sanığın internet üzerinden Parti ile ilgili aleyhte ve hakaret içerikli yazılarını görmesi üzerine yaklaşık 1,5 ay önce kendisiyle mesajlaşarak yaptığının yanlış olduğunu söyleyip Parti Genel Merkezine gelerek ne istediğini anlatmasını istediğini, kısa bir süre sonra odasına gelen sanığın "Gel beş dakika dışarda konuşacağız." dedikten sonra birlikte dışarı çıktıklarını, ardından sanığın aniden kendisine saldırdığını, birkaç yumruk attığını, o sırada elini beline götürdüğünü, bu sırada sanığın silahını gördüğünü, siyah renkli bir silah olduğunu, çevredekilerin sanığı tutarak silahı çekmesine engel olduklarını, bu olaya ilişkin olarak bir müracaatının olmadığını, daha sonrasında sanığın Parti Merkezine girmesinin yasaklandığını ancak hemen yanında bulunan camide sanığı her zaman gördüğünü, olay tarihinde de Partinin ... ilçe yönetiminde görevli olan katılan ..."in sanık tarafından silahla yaralandığını öğrendiğini, olay anını görmediğini, o sırada evinde bulunduğunu,
    Tanık ... kollukta; 01.12.2013 tarihinde saat 14.30 sıralarında ... Mahallesinde bulunan ... Partisi Genel Merkezine gittiğini, bina içerisine girdikten bir müddet sonra 6-7 el silah sesi duyduğunu, binadan dışarı çıktığında olay tarihinde Parti Üyesi olan ..."ın daha önceden gönüllü korumalığını yapan ve parti yönetimi ile arasında sıkıntı bulunan sanık ..."nın partinin ...-Esenler İlçe Teşkilatı Gençlik Kolları Üyesi olan katılan ..."i silahla yaraladığını öğrendiğini, olayın oluş anını görmediğini, silah sesini duyması üzerine dışarı çıktığını,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; katılan ..."i tanımadığını, olay tarihinde ... Partisi Genel Merkezi yanında bulunan Hamidiye Camisine namaza gittiğini, sonrasında katılanın tek başına yanına gelerek "... sen misin?" dediğini, devamında tanık ... ile neden Genel Merkezde siyasi münakaşaya girdiğini sorduğunu, kendisini tanımadığını bu nedenle de hesap soramayacağını, muhatabının Genel Merkez olduğunu belirtip yanından gitmesini istemesine karşın katılanın 50 m ileride bulunan ikametine kadar kendisini takip ettiğini, ardından katılanın sinkaflı küfürler edip "Siyasi hayatına son veririz, sana ..."da siyaset yaptırmayız." diyerek kendisini tehdit ettiğini, ikametinin bahçesine girmeye çalıştığını, katılanı bahçeye girmemesi konusunda uyardığını, ikametinden arabasının anahtarını alıp yaklaşık üç dakika sonra tekrar aşağı indiğinde katılanı sitenin bahçesinde gördüğünü, katılanın kendisini yanına çağırdığını, hakaret ve tehditlerine devam ettiğini ardından kamelyada bulunan ahşap masayı kaldırarak üzerine yürüdüğünü, bu nedenle de ruhsatsız tabancası ile katılanı korkutmak için hedef gözetmeden katılanın ön tarafındaki zemine doğru ateş ettiğini savunmuştur.
    İnsanın dış dünyaya yansıyan davranışlarını esas alan ceza hukuku, onun davranışlarında iç dünyasının, o anki ruh hâlinin ve genel psikolojik özelliklerinin önemi bulunduğunu kabul ederek bu psikolojik durumlara belli bir hukuki değer vermektedir. Bu itibarla modern ceza hukuku sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan nedenleri göz önünde bulundurarak cezalandırma yoluna gitmektedir (Devrim ..., Yeni Türk Ceza Kanunu"nda Haksız Tahrik, AÜHFD, 2004, C. 54, s. 225.).
    Haksız hareketin kişi üzerinde ve onun psikolojik aleminde bir tepki doğuracağını kabul eden modern ceza hukuku, failin bu durumunu değerlendirmekte, cezai sorumluluğunu azaltan bir sebep olarak görmektedir. Failin bu subjektif durumuna önem veren çeşitli ülkelerin ceza kanunlarında, failin cezasında belli oranlarda indirim yapılması esası kabul edilmiştir (M. Muhtar Çağlayan, Yargıtay İçtihatları Işığında Haksız Tahrik üzerine Bir İzah Denemesi, Adalet Dergisi, Ocak–Şubat, 1982, S. 1, s. 14.).
    Bu düşünceden hareketle TCK"nın 29. maddesinde de haksız tahrik;
    "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir.
    Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
    Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nda, 765 sayılı Kanun"da yer alan "ağır-hafif tahrik" ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
    Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, gerek fail, gerekse mağdurun karşılıklı haksız davranışlarda bulunması hâlinde, tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hâl almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun biri diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
    Evrensel bir ceza hukuku temel ilkesi olan "kuşkudan sanık yararlanır" prensibi uyarınca bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı, yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK"nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı açık ise de bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu karşısında her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ..."nın 01.12.2013 tarihinde saat 14.45 sıralarında ikametinin bulunduğu ... ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, 1421. Sokak üzerindeki sitenin bahçesinde ele geçirilemeyen ruhsatsız tabancası ile katılan ..."e altı el ateş etmesi sonucunda katılanın sağ baldır bölgesi ile sol ayak bileğinden basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve sol ayak bileğinde kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılan olayda; sanığın aşamalarda benzer şekilde katılan ..."i tanımadığını, olay tarihinde ... Partisi Genel Merkezi yanında bulunan Hamidiye Camisine namaza gittiğini, sonrasında katılanın tek başına yanına gelerek "... sen misin?" dediğini, devamında tanık ... ile neden Genel Merkezde siyasi münakaşaya girdiğini sorduğunu, kendisini tanımadığını bu nedenle de hesap soramayacağını, muhatabının Genel Merkez olduğunu belirtip yanından gitmesini istemesine karşın katılanın 50 m ileride bulunan ikametine kadar kendisini takip ettiğini, ardından katılanın sinkaflı küfürler edip "Siyasi hayatına son veririz, sana ..."da siyaset yaptırmayız." diyerek kendisini tehdit ettiğini, ikametinin bahçesine girmeye çalıştığını, katılanı bahçeye girmemesi konusunda uyardığını, ikametinden arabasının anahtarını alıp yaklaşık üç dakika sonra tekrar aşağı indiğinde katılanı sitenin bahçesinde gördüğünü, katılanın kendisini yanına çağırdığını, hakaret ve tehditlerine devam ettiğini ardından kamelyada bulunan ahşap masayı kaldırarak üzerine yürüdüğünü, bu nedenle de ruhsatsız tabancası ile katılanı korkutmak için hedef gözetmeden katılanın ön tarafındaki zemine doğru ateş ettiğini belirtmesi, görgü tanığı bulunmayan olayda sanığın bu savunmasının aksinin ispat edilememiş olması, katılandan kaynaklanan haksız bir davranış olmaksızın sanığın aralarında herhangi bir husumet bulunmadığı gibi öncesinde de tanımadığı katılanı silahla yaralamasının hayatın olağan akışına uygun olmaması hususları bir bütün olarak dikkate alındığında katılan tarafından sanığa yönelik olarak işlendiği iddia edilen hakaret ve tehdit eylemlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda şüphe bulunduğu, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca da sanık yararına haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kasten yaralama suçu bakımından kaldırılmasına, Yerel Mahkemece kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.01.2018 tarihli ve 1487-96 sayılı onama kararının kasten yaralama suçu bakımından KALDIRILMASINA,
    3- ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2014 tarihli ve 41-72 sayılı kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.10.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi