10. Hukuk Dairesi 2014/28253 E. , 2015/4449 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, davalı Kurum vekilinin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi .......... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalı ..... vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Hüküm İş Mahkemesi sıfatıyla verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. Maddesi hükmüne göre, İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm, davalı ......’ün dosyada bilinen adresine 23.07.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilinin temyizi ise 05.09.2014 tarihinde vuku bulmuştur. 6100 sayılı HMK"nun "Adli tatilde görülecek dava ve işler" başlıklı 103. maddesinin (1) fıkrasının ç) bendinde "Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar" olarak sayıldığı için somut olayda görülen dava bu nitelikte olduğundan adli tatilde de görülecek ve anılan dava bakımından adli tatilde süreler işleyeceği için davada 8 günlük temyiz süresi davalı ..... yönünden geçmiştir.
O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da göz önünde tutularak, anılan davalının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine;
2- Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi ile 5510 sayılı Kanununun 86. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere
ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Eldeki davaya konu olayda, davacı, murisinin 01.02.1993-14.12.1993 tarihleri arasında davalı işveren yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep etmiş olup, davalının murisinin 1993/2. döneminde 120 gün davalı işveren yanından Kuruma bildirimlerinin bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ve Kurum kayıtlarından, çalışmanın 14.12.1993 tarihinde sona erdiği, davacının murisine ait 1993/2. dönemi (01.05.1993 tarihi) öncesinde davalı yanından Kurum kayıtlarına intikal eden bir belgenin bulunmadığı, bu halde 01.02.1993-01.05.1993 tarihleri arasındaki dönem yönünden, çalışmanın sona erdiği tarihi takip eden yıl başından dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.