9. Hukuk Dairesi 2014/15236 E. , 2015/31634 K.- İŞ KANUNU (4857) Madde 2
- İŞ KANUNU (4857) Madde 3
"İçtihat Metni"A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 2011 yılı Mayıs ayına ait ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı .. AŞ vekili, davacının ücretlerinin ödenmesi hususunda kendilerine gönderdiği ihtarname üzerine davacının doğmuş tüm alacaklarının Akbank Bahçekapı şubesindeki davacının hesabına yatırıldığını, maaşlarının ödenmemesi nedeniyle iş akdinin feshini içerir ihtarnamenin istifa olarak kabul edileceğinin davacıya bildirildiğini, davacının kendilerinde hiç bir alacağı kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı .. Sağlık Hiz. Ltd. Şti vekili, davacı ile aralarında iş ilişkisinden kaynaklanan hiç bir ilişki bulunmadığını, davacının şirketlerinde çalışmadığı gibi personelleri de olmadığını savunarak şirketleri açısından husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın davalı .. Sağlık Hizmetleri AŞ yönünden kabulüne, diğer davalı .. Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd Şti yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ile davalı .. Sağlık Hizmetleri AŞ avukatı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ile davalı .. Sağlık Hizmetleri AŞ"nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında, işçilik alacaklarından davalıların sorumluluğu noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri nedeniyle kazanmış olabilir.
Asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması nedeniyle, alt işveren açısından bağımsız bir işyerinden söz edilip edilemeyeceği sorunu öncelikle çözümlenmelidir. Zira asıl işveren veya alt işverenin değişmesinin işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti için işyeri kavramının bu noktada açıklığa kavuşturulması gerekir.
Soruna 2821 sayılı Sendikalar Kanunu açısından baktığımızda, asıl işin tabi bulunduğu iş kolunun yardımcı iş için de geçerli olduğunu söylemek gerekirse de 4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin açık hükmü karşısında, işin alt işverene bırakıldığı durumların bundan ayrık tutulması gerekir. Gerçekten, 4857 sayılı Yasanın 2/III maddesinde, “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür” şeklinde Sendikalar Kanunu ile örtüşen ana kurala yer verildiği halde, sonraki bentlerde asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmiş, bir anlamda yardımcı işin alt işverene bırakılması ile ayrık bir durum öngörülmüştür. Daha sonra da, aynı yasanın 3 üncü maddesinde “Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür” şeklinde kurala yer verilerek sorun açık biçimde çözümlemiş ve alt işveren işyerinin asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu ortaya konulmuştur. Belirtilen çözüm şekli alt işverenlik kurumunun niteliğine de uygun düşmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 4857 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce de alt işverenin işyerinin, asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu sonucuna varmıştır (Yargıtay HGK. 6.6.2001 gün 2001/ 9-711 E, 2001/ 820 K).
Somut olayda, davacının çalıştığı hastane davalı .. Sağlık Hizmetleri AŞ"ye ait olsa da malzeme alımı, personel seçimi vb işleri diğer davalı şirketin organize ettiği ve davacının ücretinin bir kısmının davalı .. Sağlık Hizmetleri AŞ tarafından diğer kısmının da davalı .. Sağlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Ltd Şti tarafından ödendiği, birlikte istihdam ile alt işveren-asıl işveren ilişkisinin iç içe geçtiği ve bunun da işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluğu gerektirdiği anlaşılmakla, davalı .. Sağlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Ltd Şti yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir.
3- Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konusu da, hüküm altına alınan ücret alacağına uygulanması gereken faizin başlangıcı noktasındadır.
Somut olayda, davacı işçinin işverene keşide ettiği ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 06.06.2011"den itibaren 3 günün bitiminden sonraki gün olan 10.06.2011 tarihi itibariyle temürrüt oluştuğundan bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.