21. Hukuk Dairesi 2014/7747 E. , 2014/10584 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2013
NUMARASI : 2012/372-2013/422
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, görevsizliğine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne; diğer temyiz itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına;
2-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, müteveffa sigortalının çalıştığı işyerinin tarım ve orman işyeri olduğu ve işyesinde 50"den az işçi çalışması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu"nun 4/1-b maddesi gereğince İş yerinin ve çalışmanın Kanun kapsamı dışında bulunduğu, bu nedenle davaya bakmaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi"nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Uyuşmazlık, yapılan işin tarım ve orman işi olup olmadığı ve çalışmanın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığı, giderek görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez yahut değiştirilemez. Taraflarca ileri sürülmese bilme mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir. Anılan maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü yer almaktadır. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden (hizmet akdinden) veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.
Hizmet akdinin unsurlarını belirlemek için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"ndaki sigortalı sayılanlar ve sigortalı sayılmayanlar kavramlarının açıklanmasında yarar vardır. Anılan Kanunun 4/1-a maddesinde "Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar" ın kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılacakları hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 6/1-ı maddesinde ise; "Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar,"ın kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanması bakımından 4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1-b maddesi gereğince “50"den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde, bu kanun hükümleri uygulanmaz.” Kısaca, işçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışan işçi ise, bu işçi ile işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil, görevli hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerekir
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra, aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir. Buna göre; “1. Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde, 2. Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde, 3. Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde, 4. Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde,” çalışanların İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Özetlemek gerekirse; tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Davanın konusunu iş kazasına dayalı tazminat olması nedeniyle önsorun olarak meydana gelen iş kazasını öncelikle 5510 sayılı Yasa"ya giren çalışmalardan kaynaklandığı (hizmet akdi) olup olmadığı dolayısıyla hizmet akdinin varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Diger bir anlatımla maddi olayın iş kanunu kapsamında gerçekleşen çalışmalardan bulunmasından ziyade 5510 sayılı Yasa kapsamındaki hizmet akdine dayalı çalışma olması, bu çalışma nedeniyle 5510 sayılı Yasa"nın 13/1 maddesinde yer alan olaylar nedeniyle iş kazasının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Burada iş kazası kavramına değinmekte de yarar vardır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 13/1. maddesinde sigortalının işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay iş kazası olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda, işyerinin orman işyeri olduğu, müteveffa sigortalının 10.01.2011 tarihinde davalı R.. İ.. işçisi olarak ormandan ağaç kesilmesi, kabuklarının soyulması ve tomrukların taşınması işinde çalışmakta iken üzerine ağaç devrilmesi sonucunda vefat ettiği bilinmektedir. Bin an için müteveffanın orman işyerindeki ağaç kesimi, ağaçların kabuklarının yontulması ve tomrukların taşınması işinde çalıştığı şeklindeki bu çalışmanın 5510 sayılı Kanunun 6/1-ı maddesi kapsamındaki istisnalara girebileceği düşünülse bile, ormanda fidan dikimi, çapalanması, gübrelenmesi ve ilaçlanması gibi çalışmaların tarım işi kabul edilerek İş Kanunu kapsamına girmeyeceği yerleşik Yargıtay uygulamasıyla sabittir. Ormandan ağaç kesilmesi, kabuklarının soyulması ve tomrukların taşınması işinin hizmet akdi olduğu ve ayrıca iş kanunu kapsamında da değerlendirilmesi gerekeceği, ancak ölüm olayının hizmet akdi çerçevesinde çalışılırken meydana geldiği, dolayısıyla olayın iş kazası olarak değerlendirilmesinin yeterli olacağı açıktır. Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan tahkikat sonunda da olayın iş kazası olarak kabul edildiği davalı işverence de olayın iş kazası olmadığının tespitine ilişkin açılmış bir dava ve bu davanın sonucunda olayın iş kazası olmadığının tespitine ilişkin verilip kesinleşmiş bir mahkeme kararının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, işverenin sorumluluğuna 5510 sayılı Kanun"un 21. maddesi uyarınca gidilebileceğine ve davacılarda oluşan zararın 5510 sayılı Kanun"daki düzenlemeler çerçevesinde giderilmesinin mümkün bulunmasına göre, Kanun"un 101. maddesinde de; bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görülceği açıkça belirtildiğinden Mahkemece işin esasına girilerek deliller usulünce toplanarak istem hakkında bir karar vermek gerekirken, 4857 sayılı Yasa"nın 4/1-b maddesine yanlış anlam verilerek görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri de amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 12/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.