3. Hukuk Dairesi 2015/17962 E. , 2016/3483 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının daha önce ...da çalıştığını,...un özelleştirilmesi sebebiyle 31/08/2006 tarihinden itibare... İşletme Müdürlüğünde orman muhafaza memuru olarak görev yaptığını, 12/08/2008 tarih ve ek ödeme konulu... Genel Müdürlüğünün emri yanlış anlaşılarak maaşı ile birlikte denge tazminatı adı altında döner sermaye bütçesinde ödeme yapıldığını, davalıya Ağustos 2008 den itibaren bu ödemelerin her ay döner sermaye muhasebe biriminden ek ödeme adı altında maaşına ilaveten ödendiğini,... Müdürlüğünümaaşlarını alan personelin ünvanlara göre alacakları ek ödeme miktarını ve oranlarını gösterir listenin altında yer alan not kısmının 2.cümlesinde " özelleştirme kanalı ile gelen personele, ödeme aldığı maaş eşitleninceye kadar, ek ödeme kurum karşılığı aldığı maaşın üzerine ilave edilerek hesaplanır, eşitleninceye kadar ek ödemeden faydalanamaz" hükmü yer aldığını, buna göre davalı Telekom"da çalışmakta iken ..."un özelleştirilmesi sonucu kurumlarına geçiş yaptığını, ...ısında da belirtildiği üzere, davalının maaşının, başlangıçtan itibaren kurumda orman muhafaza memuru olarak çalışan memurlara göre daha az olmadığını, davacıya 2008 Ağustos ayından itibaren yapılan ek ödemenin haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek, yapılan ek ödemelerin ait olduğu ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın adli yargının değil idari yargının konusu olduğunu, davalının 31/08/2006 tarihinde..."un özelleştirilmesi nedeniyle bu kurumdaki görevinden ayrılarak davacı kurum bünyesinde çalışmaya başladığını, müvekkil bu tarihten beri aynı yerde göreve devam etmekte ve özelleştirme nedeniyle Telekom"dan ayrılan tüm çalışanlar gibi ek ödemelerini de ödemenin kesildiği tarihe kadar hukuka uygun olarak aldığını, 4046 sayılı kanunun 22. maddesiyle nakle tabi personelin...l Başkanlığına bildirildikleri tarih itibariyle fiilen almakta oldukları net parasal haklarının yeni görevlerinin net parasal haklarıyla karşılaştırılarak varsa aradaki farkın ödenmesi öngörülmüş iken 406 sayılı Kanunun ek 29. maddesindeki ... personeli için farklı bir uygulama benimsendiğini, 02/07/2004 tarihli 25510 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5189 sayılı Kanun ile Türk Telekom personelinin parasal haklarının tespitine... yönetim kurulu yetkili kılındığından, 406 sayılı Kanunun ek 29 maddesiyle başka kurumlara atanmak üzere devlet personel başkanlığına bildirilecek personelin 4046 sayılı Kanunun 22.maddesi gereğince eski görevleriyle yeni görevlerinin parasal hakları arasındaki farkın ödenmesi sırasında yönetim kurulunca bu personelin diğer kamu personeline göre yüksek tutarlara çıkarılmış parasal hakları yerine 15/04/2004 tarihi itibariyle aldıkları ücretlerine iş sözleşmelerinin sona erdiği yılın 15 Ocak tarihine kadar kamu görevlilerine yapılmış zamlar uygulanmış olan tutarının esas alınmasının öngörüldüğü, dava konusu ek ödemenin gözönüne alınmasına elgel oluşturmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ... Müdürlüğünde sözleşmeli stadüde görev yapmakta iken kurum özelleşmesi nedeniyle 14/04/2006 tarihinde devlet personel başkanlığına bildirilerek 31/08/2006 tarihinde davacı Selendi Orman İşletme şefliğine orman muhafaza memuru olarak atanan davalı ..."e döner sermaye bütçesinden 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin olarak ödenmiş olan toplam (12.348,89) TL tutarındaki ek ödemenin 4046 sayılı Kanunun 22. maddesi ile 406 sayılı Kanunun ek-29 maddesi hükmüne uygun olarak değerlendirilmek suretiyle ödenmiş olan ödemelerden olması nedeniyle davacı idarenin davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili tarafından "4046 Sayılı Yasanın 22. maddesinde temel ilke olarak ilgililerin önceki görevlerine ait parasal hakları sabit tutularak yeni görevlerine ait parasal haklarıyla karşılaştırılması ve aradaki farkın ödenmesi öngörüldüğünden, eski görevlerine ait parasal haklarını oluşturan unsurlarda zamanla meydana gelebilecek değişikliklerin dikkate alınmasında olanak bulumamaktadır." denilmek suretiyle 4046 Sayılı Kanunun 22. maddesine göre davacının atandığı tarihte almakta olduğu parasal haklarının sabit tutulması gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir.
HMK"nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olayda, mahkeme tarafından tanzim ettirilen bilirkişi raporu incelendiğinde, davacı vekilinin itirazlarını ve taleplerini somut verilerle cevaplamadığı, raporda atıf yapılan idare mahkemesi dosyasındaki uyuşmazlığın bu dosyadaki dava konusu uyuşmazlıkla bire bir aynı olup olmadığının tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; daha önceki bilirkişi dışında oluşturulacak konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden(döner sermaye saymanı ve ...uzman denetçilerinden oluşan) davacı tarafın gerek dava devam ederken gerekse temyiz dilekçesinde belirttiği itirazları da göz önünde bulundurularak,idare mahkemesine konu ödemelerin iş bu davaya konu ödemelerle ilgili olup olmadığı tartışılarak hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınması, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, mevcut bilirkişi raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Bozma sebebine göre şimdilik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.