13. Hukuk Dairesi 2016/28329 E. , 2019/12047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket adına, davalılardan ... ile arasında 21.10.2005 tarihli inşaat ve satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince davalı şirketçe inşa edilen ve kendisine devri gereken 95 numaralı bağımsız bölümün, fiilen teslim edilmesine rağmen, yabancılara emlak satışındaki prosedürler nedeniyle tapuda devredilmediğini ve davalı şirket yetkilisi Mahmut ... tarafından, dava dışı ..."ya satıldığını öğrendiğini; oysa davacının kendisine düşen edimi yerine getirerek ödemede bulunduğunu belirterek tüm bu nedenlerle, ödediği..."nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekili, davacının, ödemeleri şirkete değil, ... yetkilisi ... ve Züleyha Delyce"a yaptığını beyan ettiğini, davalı şirketin davacı ile veya adı geçen kişiler ile bu yönde bir anlaşması olmadığını, dolayısıyla davanın reddinin gerektiğini savunmuş; davalı ... ve diğer davalı ... da, kendileri yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Eldeki davada, davacının davalı ile yapılan harici satış sözleşmesiyle bir daire satın aldığı, davalının müteahhit olduğu, bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının kabulü gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, Bodrum’ da ayrı bir Tüketici Mahkemesi bulunması halinde görevsizlik kararı verilmesi, aksi takdirde ara karar ile davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verilip işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile bakılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.