10. Hukuk Dairesi 2014/12934 E. , 2015/4041 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, davalının murisine yersiz olarak ödenen yaşlılık aylıklarından doğan alacağın yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ........... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalının murisi ......’ın maluliyet aylığı tahsisi talebi ile.... İş Mahkemesi’nde açtığı davada mahkemece ........’a Bağ-Kur’dan 01.02.2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.01.2011 tarih, 2010/13106 Esas 2011/52 sayılı kararı ile mirasbırakan .....’ın maluliyet aylığının başlangıç tarihinin 01.04.2006 olduğuna karar verilerek mahkeme kararının düzeltilmek suretiyle onandığı, kesinleşen mahkeme kararındaki aylık başlangıç tarihinin Kurumun kendi hatası ile 01.04.2006 yerine 01.02.2005 olarak uygulanması sonucu 01.02.2005-01.04.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden mirasbırakana yapılan yersiz ödemelerin davalı hak sahibi eşten tahsili amacıyla, eldeki itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davalının murisinin kötüniyetli sayılamayacağı, iade borcundan geri verme zamanında elinde kalan ile sorumlu olduğu, Kurum zararı (alacağı) terekeye dahil olmakla birlikte yersiz aylıkların hayatta iken sigortalı mirasbırakan tarafından tüketilmiş olduğu ve davalının yersiz aylıklardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı murisine bağlanan maluliyet aylığından doğan yersiz fark alacağının (Kurum zararının) terekeye dahil olduğu noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı mirasçıdan tahsili sırasında Borçlar Yasasının 63. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanmayacaksa davalının hangi yasa hükmüne göre sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır....” hükmünü içermektedir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili"ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa, geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Hal böyle olunca, somut olayda Borçlar Yasasının 63. maddesinin uygulanma ihtimali bulunmamakta olup, davaya konu maluliyet aylığından doğan yersiz fark alacağı ödemelerinin mirasbırakanın hatalı işlemine dayanmadığının belirgin olması karşısında; davalının iade ile yükümlü olduğu miktarın 5510 sayılı Yasanın 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.