(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2017/4778 E. , 2020/5736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ... ve arkadaşları ile ... ve arkadaşları, Alanya İlçesi Payallar Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1981 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın farklı bölümleri hakkında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Yargılama sırasında davalı ..., çekişmeli taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, 14.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda (A1) ve (A2) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin davacı ... ve arkadaşları adına, (B1) ve (B2) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin ise davacı ... ve arkadaşları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A1), (A2), (B1) ve (B2) harfleri ile gösterilen bölümlerinde davacılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 24.03.2015 havale tarihli ziraatçi bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın (A1) ve (B1) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin eski tarım toprağı olmayıp, 6-7 yıl önce teraslamalar yapılarak tarım yapmak için uygun hale getirildiği, taşınmaz bölümlerinin imar- ihyasının 7-8 yıl önce tamamlandığı açıklanarak, bu bölümlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gereken yerlerden olduğu, (A2) ve (B2) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin ise eski tarım toprağı olup, imar ihyalarının 35-40 yıl önce tamamlandığı ve özel mülkiyete konu olabilecekleri belirtilmiş; 08.07.2015 tarihli ziraatçi bilirkişi kurulunun ek raporunda, (A1) ve (B1) harfleriyle gösterilen yerlerde teraslama ile zeminin doğal yapısının bozulduğu, bu yüzden üzerinde kesildiği belirtilen dip köküne rastlanmadığı, bu bölümlerde ekilemeyen şev alanlarının arazi toplamına oranının %50’ den fazla olduğu ifade edilmiş; 14.01.2016 havale tarihli ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda ise, (A1) ve (B1) alanlarının %28 civarında şev alanı olduğu, terasların içinde 10-15 yaşlarında kapama zeytin bahçesi, kenarlarında ve şev alanlarında badem ve incir ağaçları bulunduğu, şev alanlarında 30 yaş üstü badem kökleri olduğu, taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığı günden dava tarihine kadar olan son 30- 35 yıla kadar hububat, badem ve zeytin yetiştirmek suretiyle kullanıldığının mahalli bilirkişilerce beyan edildiği, (A1) ve (B1) kısımlarında bulunan kök kalıntılarının ve badem ağaçlarının arazinin (A2) ve (B2) ile gösterilen taşınmaz bölümleri ile bütün olduğunu gösterdiği, (B2) kısmında (A1) ve (B1’)e ulaşım için yol açıldığı, taşınmazlar üzerinde imar- ihyanın dava tarihinden 30- 35 yıl önce tamamlanıp zilyetliğin devam ettiği bildirilmiş olup, böylelikle raporlar arasında açık çelişki oluşturulmasına rağmen bu çelişki üzerinde durulmamış ve dava konusu taşınmaz bölümleri üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ve imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı konularında birbiriyle çelişen ziraatçi bilirkişi raporlarıyla yetinilmiş; taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı ve taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiş; davacıların aynı kadastro çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla edinebilecekleri taşınmaz miktarı kesin olarak belirlenmemiş; bir taşınmazın niteliğinin, imar-ihya edilip edilmediğinin, edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığının ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünün belirlenmesinde en önemli delil olan hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış, bu kapsamda dava tarihinden ya da taşınmaz dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamındaysa imar planının kesinleşme tarihinden 20-25 yıl öncesi döneme ilişkin farklı evrelerde çekilmiş en az 3 adet hava fotoğrafı üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı eliyle inceleme yaptırılması gerektiği halde, tek hava fotoğrafı üzerinde bu konuda uzmanlığı bulunup bulunmadığı anlaşılamayan orman mühendisi bilirkişi tarafından yapılan incelemeyle yetinilmiş; TMK"nın 713. maddesi gereğince yaptırılan gazete ilanındaki miktar ile hükme esas alınan bilirkişi raporundaki miktar farklı olmasına rağmen bu durum gözardı edilmiş; Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyası ile aynı bölgede bulunduğu ifade edilen taşınmazla ilgili açıldığı belirtilen tescil davasına ilişkin dosya getirtilip, dava konusu taşınmazın daha önce tescil edilip edilmediği belirlenmemiş; daha önce tescil edilmemiş ve birbirlerine sınır konumda iseler önceki davaya neden konu edilmediği üzerinde durulmamış; yetersiz orman bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve komşu parsel tutanak ve dayanaklarından usulünce yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın neden tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü’nden, imar planı kapsamında olup olmadığı İlçe Belediye Başkanlığı ile ..."ndan sorulup, varsa imar planının onay tarihi belirlenmeli; çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile varsa tespitine esas kayıtlar Kadastro Müdürlüğünden, hükmen kesinleşenlere ilişkin dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli; dava konusu taşınmaz imar planı kapsamındaysa ve imar planının onay tarihi dava tarihinden önce ise imar planının onay tarihinden, aksi halde dava tarihinden 20-25 yıl öncesine ilişkin 3 ayrı dönemde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü’nden getirilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, orman mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmaz imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların yönünü ne okuduğu belirlenmeli; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyası ile aynı bölgede bulunduğu ifade edilen taşınmazla ilgili olarak açıldığı belirtilen tescil davasına konu taşınmazın dava konusu yerle aynı yer olup olmadığı belirlenmeli; sözkonusu dava dosyasına konu taşınmaz daha önce tescil edilmemiş ve dava konusu taşınmazla birbirlerine sınır konumda iseler hangi sebeple önceki davaya konu edilmediği davacı taraftan sorulup açıklığa kavuşturulmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli, komşu parselleri de gösterir şekilde krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içerir, önceki ziraatçi bilirkişi raporlarını irdeleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; orman mühendisi bilirkişiden taşınmaz bölümlerinin Orman Yasasına göre durumlarını belirleyen ve taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığını açıklayan rapor düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı ve böylelikle taşınmazın imar planı kapsamında kalması halinde, imar planının onay tarihi dava tarihinden önce ise bu tarihe kadar, aksi halde dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasa"nın 14. ve 17. maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeli; davacılar adına aynı kadastro çalışma bölgesi içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı işleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak varsa, bu şekilde tespit edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosyasına konulmalı; TMK"nın 713/4-5. maddeleri gereğince yapılması zorunlu bulunan yasal ilanlar da yöntemine uygun şekilde yapılmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.