10. Hukuk Dairesi 2014/20799 E. , 2015/3905 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, Kurum işlemlerinin iptali ile kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ...... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
.......... ve ...........’ne ait ... sicil numaralı işyerinden 11.07.2008 – 01.10.2009 döneminde davalı Kuruma tam gün üzerinden eksiksiz sigortalılık bildirimleri gerçekleştirilen davacıya 506 ve 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı üzerinden, 2829 sayılı Kanun uygulanıp hizmet birleştirmesi yapılarak, 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince 01.06.2010 günü itibarıyla yaşlılık aylığı bağlandığı, bildirimlerin gerçekleştirildiği işverene ait işyeri hakkında Kurumca yapılan denetim ve araştırma sonrasında düzenlenen 05.07.2012 tarihli Sosyal Güvenlik Denetmenlik Raporuna dayanılarak davacının anılan 441 günlük hizmetinin, sahte işyeri üzerinden fiili çalışmaya dayanmayıp gerçeğe aykırı olduğu belirlenerek bildirimlerinin ve tahsis koşullarını yitirmesi nedeniyle de aylığının iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu Kanuna göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 4. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler “işveren”, 5. maddesinde, anılan sigortalıların işlerini yaptıkları yerler “işyeri” olarak tanımlanmış, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 4/1(a), 11., 12. maddelerinde de benzer düzenlemeler yapılmıştır. Zorunlu sigortalılık niteliği, işveren ile çalışan arasında hizmet akdi (iş sözleşmesi) ilişkisinin kurulması ve çalışmaya/çalıştırılmaya başlanması ile kazanılmakta, yazılı olarak düzenlenen veya sözlü olarak kararlaştırılan akitle birlikte, sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli (fiili = gerçek) çalışma olgusunun varlığı da gerekmektedir.
Diğer taraftan anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddelerine dayalı bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
İnceleme konusu davada mahkemece yapılan yargılamada Kurum raporunun aksinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle istem reddedilmiş ise de toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirgindir. Bu bakımdan, Kurum tespit ve bulgularının aksinin aynı derecede somut, inandırıcı, gerçeklere dayalı delillerle kanıtlanması gereğinden hareketle, dava konusu hizmete ilişkin olarak varsa aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı olup sigortalılıkları Kurumca geçersiz sayılmayan kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar yöntemince belirlenerek ifadeleri alınmalı, Kurum görevlilerince düzenlenen ifade tutanakları getirtilip beyanları Kurum işlemine dayanak kılınan kişiler dinlenilmeli, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, işyerinin faaliyeti ve kapasitesi, çalışma şekli ve düzeni, davacının yaptığı işin ne olduğu, nasıl yerine getirildiği, günlük/haftalık çalışma saatleri saptanmalı, işyerine ait elektrik ve su faturaları ilgili kurumlardan, işverenin ödediği vergilerde esas alınan kazanç miktarlarını gösteren vergi kayıtları ilgili vergi dairesinden getirtilmeli, gerektiğinde bu kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak işyerinin fiilen faal olup olmadığı belirlenmeli, işyerinin ticari faaliyetinin kapsamına, ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre, çekişme konusu dönemde Kuruma bildirildiği kadar sigortalının bu işyerinde çalışıp çalışamayacağı irdelenmeli, ayrıca 10.07.2009 günü tasfiyeye giren işveren şirkete ait işyerinden bildirimlerin 01.10.2009 tarihine kadar nasıl gerçekleştirildiği üzerinde durulmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirilip fiili çalışmanın var olup olmadığı açıklıkla ortaya konulduktan sonra tahsis koşulları da irdelenerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 05.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.