3. Hukuk Dairesi 2015/3700 E. , 2016/2769 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı idare ile yapılan abonelik sözleşmesine konu .... numaralı tesisata ilişkin elektrik borcunu taksitlendirme yapılmasına rağmen ödeyemediğini, bunun üzerine idarece sayacının sökülerek götürüldüğünü, kaçak elektrik kullanmamak için kendisi saat taktırarak 2005 yılından 2009 yılına kadar elektrik kullandığını, tahakkuk eden elektrik bedelinin yanlış hesaplandığını belirterek, yaptığı fazla ödemenin hesaplanarak davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27.02.2012 tarih ve 2011/18829 Esas 2012/4561 Karar sayılı ilamı ile, tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle karar bozulmuş, yerel mahkeme tarafından, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının kaçak kullandığına dair yeterli bir belge bulunmaması, açılan ceza davasından beraat etmiş olması dikkate alınarak kaçak elektrik kullanım borcuna istinaden yapılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bu takip nedeniyle davacının ödemek zorunda kaldığı 7.379,32 TL"nin davalıdan tahsiline ve normal tüketim borcu nedeniyle yapılan icra takibine konu bedelden davacının sorumlu olduğu ve bedelin de ödenmiş olduğunun tespitine karar verilmiş, verilen bu karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK"nun 275 ve devamı maddelerinde; "bilirkişilik" müessesesi düzenlenmiş olup, anılan maddede mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. (...md.266 vd.) Ancak, bilirkişi seçimi yapılırken düşüncesine başvurulacak kişi veya kişilerin özel ve teknik bilgilerinin yeterli olup olmadığı üzerinde durulması gerekir.
Dava konusu olayda; her ne kadar bilirkişi görüşüne başvurulmuş ise de; mahkemenin hükmüne esas aldığı raporu düzenleyen bilirkişi serbest muhasebeci mali müşavir olup, uyuşmazlık konusunda uzman olmadığından, raporuna itibar edilemez.
Ayrıca;
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde; "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka, ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." denilmektedir. Aynı düzenleme, yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Somut olaya gelince; davacı aleyhine .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/804 Esas 208/995 Karar sayılı sayılı ceza davasında suçun davalı tarafından işlendiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat kararı verilmiştir.
Bu olgu ve yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında,BK.53(TBK74.) maddesine göre; ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşacağından söz edilemez.
O halde mahkemece; öncelikle idarece yapılan tahakkuka dayanak kaçak elektrik tespit tutanaklarının ve .... İcra Müdürlüğünün 2007/10319 ile 2007/12815 Esas sayılı takip dosyalarının dosya içerisine celbi istenmeli, uzman elektrik veya elektrik elektronik mühendisi olan bilirkişi veya bilirkişi kurulundan davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği normal tüketim ve kaçak elektrik bedelinin tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelik gereğince yayınlanan usul ve esaslarda açıklanan yönteme göre hesaplanması için rapor alınması, davacının sorumlu tutulabileceği bedelinin duraksamasız belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.