13. Hukuk Dairesi 2018/2648 E. , 2020/3145 K.
"İçtihat Metni".. vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 15/04/2015 tarih ve 2012/263-2015/184 sayılı hükmün Dairemizin 20/03/2018 tarih ve 2015/25802-2018/3329 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı; davalının eşinden kalan ... ili, ... ilçesi, 309 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 nolu meskeni ... 4. Noterliği 04.09.2003 tarihli, 21057 yevmiye numaralı gayrimenkul satış sözleşmesi ile davalıdan satın aldığını, ancak taşınmazın kendisine devredilmediğini, taşınmazın devri için davalı ve dava dışı diğer mirasçılar aleyhine tapu iptal ve tescil davası açtığını, sözleşme konusu taşınmazın iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, ilgili kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiğini, dava konusu taşınmazı teslim aldığında oturulacak durumda olmadığını, taşınmaza birçok masraf yaptığını, ayrıca evini kaybetmesi sebebiyle elem ve keder içerisinde olduğunu ileri sürerek, satış bedeli olarak ödediği 15.000,00 TL ile taşınmaza yaptığı masraf bedeli olan 12.650,00 TL’nin denkleştirci adalet kurallarına göre tespit edilecek değerinin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile ayrıca 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile maddi tazminat talebini 91.835,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı taraf karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davacı eldeki dava ile iştirak hükümlerine tabi bir taşınmazı davalıdan geyrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, davalının taşınmazı kendisine devretmediğini, davalıya ve diğer mirasçılar aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, sözleşme konusu taşınmaza birçok masraf yaptığını, ayrıca evini kaybetmesi sebebiyle manevi zararının olduğunu ileri sürerek, ödediği satış bedeli ile yaptığı masrafların denkleştirci adalet kurallarına göre tespit edilecek bedeli ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; mahkemece dava konusu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olan bir taşınmaza ilişkin olması sebebiyle geçersiz olduğu, ayrıca davacının anılan taşınmazda fiilen ikamet ettiği, davacının taşınmazda fiilen ikamet etmesi nedeniyle denkleştirici adalet kuralları gereğince ödediği 15.000,00 TL"nin dava tarihindeki güncel değeri baz alınarak karar verilmesinin mümkün olmadığı, davacının yaptığı masraflara ilişkin dosyaya delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı, 04.09.2003 tarihli noterde akdedilmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile sözleşme konusu taşınmazı davacıya satmayı vaad etmiş olup, taraflar arasında yapılan sözleşme geçerlidir. Ne var ki, sözleşme konusu taşınmaz üzerindeki iştirak hali çözülmediğinden sözleşmenin ifa olanağının doğmaması sebebiyle tapu iptal tescil davası reddedilmiştir. Bu durumda geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacının taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerini talep etmesi mümkündür. Ancak davacının dava dilekçesinde ödediği bedelin denkleştirici adalet kurallarına göre tespit edilecek davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, açıklanan hususlarla birlikte davacının davalıya ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncel değerini talep ettiği de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 20.03.2018 tarih ve 2015/25802 Esas, 2018/3329 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin Karar Düzeltme talebinin kabulü ile, Dairemizin 20.03.2018 tarih ve 2015/25802 Esas, 2018/3329 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.